İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/735 E. 2026/67 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/735
Karar No
2026/67
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : ... KARAR NO : ...

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... - ... ... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ :... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ :... Mahkememize açılan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkili ...’ın ilgili ünitesi Doğal Gaz İletim III. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Sivas Kompresör Birim Başmühedisliği Personel Çalıştırılmasına Dayalı Genel Temizli Zırai Ve Yangına Karşı Otla Mücadele Hizmet Alımına Ait İş kapsamında çıktığı ihaleleri dönemsel olarak davalı firmanın aldığını, davalı ile müvekkili idare arasında ihale üzerine akdedilen sözleşme gereği hizmet alımı gerçekleştirildiğini, bu kapsamında dava dışı işçi ...'ın davalı yüklenici tarafından çalıştırıldığını, ödenmeyen işçilik alacaklarının Sivas 1. İş Mahkemesinin ... Sayılı dosyasında hüküm altına alındığını, ilama dayalı alacaklarının tahsili amacıyla Sivas İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, müvekkili idare tarafından icra dosyasına 11/01/2021 tarihinde 17.148,74 TL ödeme yapıldığını, davalı yüklenicinin dönemine isabet eden tutarın 13.803,02 TL olduğunu beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 13.803,02 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini " talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı taraflara usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı, duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliği edilmesine rağmen duruşmalara katılmamış, herhangi bir cevap dilekçesi de sunmamış, yargılama yokluğunda yapılıp bitirilmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. SGK Kayseri İl Müdürlüğü'ne ve Enerji Tabii Kaynakları Bakanlığı'na müzekkere yazılarak dava dışı ...'ın kıdem tazminatına ve toplu iş sözleşmesi farkı ve ihbar tazminatına esas şahsi dosyasının celp edildiği görüldü. Davacı kuruma müzekkere yazılarak dava dışı ...'ın iş alımına ilişkin sözleşme ve şartname örneklerinin ve özlük dosyasının celp edildiği görüldü. Sivas İş Mahkemesi ...Esas sayılı ve Sivas İcra Dairesi'nin ... dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Mahkememizce ... İç Ve Dış Ticaret Pazarlama Ltd. Şti. terkin edildiği anlaşılmakla ihya davası açmak üzere davacı vekiline süre verildiği, davacı vekili tarafından Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında ihya davası açtığı dosyanın karara çıktığı, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için davalı ...'nın görevlendirildiği, mahkememizce tebligat işlemlerinin yapıldığı görüldü. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Tüm deliller toplandıktan sonra mahkememizce dosyanın nitelikli hesap uzmanına bilirkişiye tevdi ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Hesap Bilirkişisi ...'ün 23/06/2025 tarihli raporunda özetle; Tüm hukuki nitelendirilmesi ve takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalı yüklenicilerin rücuen sorumlu olabileceği işiçilik alacağının 13.803,02 TL olduğu, söz konusu tutardan 11/01/2021 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı işverene karşı sorumlu olacağı hususlarında hazırlanan iş bu raporumu Sayın Mahkemenin takdirlerine saygı ile sunarım. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklı asıl işverenin alt işverenden rücuen alacak istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira uyuşmazlık ticari niteliktedir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibariyle 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır. Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır. Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve eki şartnameler gereği, davacı tarafından çalışan işçilere ödenen tazminat bedellerinin davalılara rücu edilip edilemeyeceği, edilecek ise davalıların hangi miktarda sorumlu olduğuna ilişkindir. Taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığından davanın TBK hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Öncelikle, konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. 6098 sayılı TBK'nun müteselsil borçluluk başlıklı 162. maddesinde, "Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar." hükmü bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nun iç ilişki başlıklı 167. maddesinde, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler." hükmü bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nun alacaklıya halef olma başlıklı 168. maddesinde, "Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır." hükmü bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Asıl işveren ile alt işverenin işçileri arasında bir hukuki ilişki bulunmamasına rağmen, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesiyle asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı kanundan veya iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur. Kanundan doğan bu müteselsil borç ilişkisinden dolayı dava dışı işçiye ödemede bulunmuş olan davacı idare, ödediği tutarı aralarındaki iç ilişkiye göre davalı alt işverenlere rücu edebilir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim yukarıda açıkça yazılan TBK'nun 167. maddesinde de müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2019/2270 Esas ve 2020/4363 Karar sayılı ilamı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1394 E. 2021/2540 K. Sayılı ilamı ve yerleşik içtihatları uyarınca işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. Somut olayda, davacı taraf dava dışı işçi ...'a ödemiş olduğu 17.148,74 TL'den davalının sorumlu olduğu 13.803,02 TL'nin davalıdan rücusunu talep etmiştir. Mahkememizce alınan 23/06/2025 tarihli yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde düzenlenen bilirkişi raporu ve sözleşmeler incelendiğinde dava dışı işçinin davalı nezdinde toplam 1124 gün çalıştığı, davalının davacı tarafından yapılan ödemenin 13.803,02 TL'sinden sorumlu olduğu anlaşılmakla ödeme tarihi olan 11/01/2021 tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KABULÜ ile; 13.803,02-TL'nın 11/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İç ve Dış Ticaret Pazarlama Personel Temizlik Sosyal Hizmetler Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 942,88-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL 'nin mahsubu ile eksik 515,28-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 4.835,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 13.803,02-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı tarafın yokluğunda, miktar itibarıyla KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/01/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/735, K. 2026/67, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-735-e-2026-67-k-6faf0291c89f