İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/710 E. 2025/771 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/710
Karar No
2025/771
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/710 KARAR NO : 2025/771

DAVA :İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 04/11/2024 KARAR TARİHİ : 23/10/2025

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/640 Esas 2024/627 Karar sayılı 07/11/2024 tarihli Görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzii edilen ve yukarıdaki esasta görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...' in davalı bankanın mudisi olduğunu ve davalı banka nezdindeki ....iban no.lu vadesiz hesap ve ... iban no.lu vadesiz hesabın sahibi olduğunu, Müvekkilinin 74 yaşında olduğunu, çocuklarının hissedar oldukları şirket olan .... Şti. adına kayıtlı olan ... no.lu hat ile birlikte ... (imei no: ...) marka telefon cihazı kullandığını, müvekkilinin bu hat ve telefon cihazı ile davalı bankanın internet bankacılığı sistemine kayıt yaptırdığını, ancak hafta sonu olan ... Cumartesi günü, internet bankacılığına hiçbir şekilde girmemiş olan müvekkilinin ... no.lu bu hattına saat 18.04 den itibaren davalı bankadan “hesabınızdan para çıktı” şeklinde mesajlar gelmeye başladığını, bunun üzerine müvekkilinin, davalı bankanın çağrı merkezini aradığını, yetkili kişinin bağlanmasını bekleyene kadar, birçok havale ve FAST bildirimleri de geldiğini, Müvekkilinin çıkan banka yetkilisine sorununu anlatmasına rağmen, “hesaplar bölümüne mi güvenlik birimine mi aktarma mı istersiniz?” gibi gayri ciddi bir soruya maruz kaldığını, müvekkilinin kendisine “ben size derdimi anlatıyorum, böyle bir durumda nereye bağlamanız gerekiyorsa, oraya bağlayın” demesine rağmen, geçen dakikalar içerisinde müvekkilinin davalı bankanın güvenlik birimine hesaplarını bloke ettirene kadar peyderpey müvekkilinin hesaplarından toplam 2.037.237,37 TL yetkisiz üçüncü kişiler tarafından tanımadığı “...” isimli şahsın farklı hesaplarına havale ve FAST yolu ile aktarıldığını, Müvekkilinin ... isimli kişiyi tanımadığını, hiçbir satış işlemi de yapmadığını, bu suretle müvekkilinin vadesiz hesaplarından fast ücretleri dahil toplam 2.037.237,37 TL yetkisiz üçüncü kişiler tarafından tanınmayan ... isimli üçüncü kişinin hesaplarına aktarıldığını, müvekkilinin sonrasında 29/07/2024 Pazartesi günü hesap ekstrelerini almak için davalı bankanın ...şubesine gittiğinde, davalı banka görevlisi kendisine ... no.lu telefonun kendisine ait olup olmadığını sorduğunu, müvekkilinin bu telefonun kendisine ait olmadığını, kendisinin davalı bankada kayıtlı telefonunun ... no.lu hat olduğunu söylediğini, müvekkilinin banka görevlisine... no.lu telefonun kendisine ait olmadığı halde banka sistemini nasıl girmiş olabileceğini sorduğunda, tatmin edici bir cevap alamadığını, sonrasında müvekkilinin kullanmakta olduğu ... no.lu telefon numarası davalı bankanın sistemine kaydedilmek suretiyle bu durumun düzeltildiğini, ancak müvekkilinin aynı gün e-maillerini incelediğinde; davalı banka tarafından 27/07/2024 tarihinde saat 18:01 de, yani hesaplarından yetkisiz 3 kişiler tarafından bahsi geçen paralar aktarılmadan önce, davalı bankanın kendisine bir e-mail gönderdiğini ve içeriğinde “işcep uygulaması için ...cihazla yapmış olduğunuz telefon tanımlama aktivasyonunuz iptal edilmiştir.” yazdığını gördüğünü, müvekkilinin böyle bir talepte hiçbir zaman bulunmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin 29/07/2024 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın halen ... Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim ve Dolandırıcılık Soruşturma Bürosu’nun ... soruşturma no.lu dosyası ile devam ettiğini, yine müvekkilinin 31/07/2024 tarihli dilekçesi ile davalı bankaya başvurarak davalı bankanın otomasyon ve çağrı merkezinin devre dışı kalması nedeniyle zararının tazminini istediğini, ancak davalı bankanın uzun süre cevap vermemesi üzerine 04/09/2024 tarihinde davalı banka aleyhine söz konusu haksız fiil ile uğradığı zararın ferileriyle birlikte karşılanması için ... 24. İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiş, ancak davalı bankanın 11/09/2024 tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmek suretiyle takibi durdurduğunu, davalı bankanın, müvekkilinin bilgilerinin üçüncü kişilerin eline geçmesini önleyici tedbir almadığı, müvekkilinin bankanın sistemine kayıtlı telefon numarası ile kullandığı telefon cihazının müvekkilinin rızası ve haberi olmaksızın değiştirildiği, söz konusu para aktarma işlemleri için müvekkilinin fiilen kullandığı telefona onay kodu gönderilmediği, arka arkaya yüklü miktarların müvekkilinin hesaplarından çıkmasına rağmen güvenlik amacıyla müvekkilinin aranmadığı, müvekkilinin durumu öğrendikten sonra davalı bankanın çağrı merkezini araması üzerine dakikalarca yetkili birime bağlanmadığını, güvenlik birimi hesapları bloke edene kadar müvekkilinin hesabından yetkisiz üçüncü kişilerce para aktarımlarının tamamlandığını ve bu suretle davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin toplam 2.037.237,37TL zarara uğratıldığını bu nedenlerle davanın kabulünü itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının bankanın müşterisi olduğunu, davacının kendisine özel olan ve 3.kişilerle paylaşmaması gerektiği kişisel ve bankacılık işlem bilgilerini 05.07.2024 tarihinde dijital bankacılık şifresinin ve davacının bankada kayıtlı gsm hattına gönderilen anlık işlem işlem şifrelerinin bilgilerini, 05.07.2024 tarihinde güvenlik birimleri ile gerçekleştirdiği görüşmede kendisini bankamız adına aradığını iddia eden kişilerle dijital bankacılık kullanıcı bilgilerini paylaştığını, müvekkilinin dolandırıcılığa konu işlemlerin gerçekleştirilmesinde herhangi bir kusur yada ihmali bulunmadığını bu nedenle taraf sıfatının da olmayacağını, davanın husumet yokuluğu nedeniyle reddini, internet ve mobil bankacılığı sistemlerinde güvenlik önlemlerini eksiksiz almış olan müvekkili bankanın, dava konusu işlemlerin gerçekleşmesinde herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, itiraza konu 27.07.2022 tarihli işlemlerin bu şahısların yönlendirmesi ile davacının kendisi tarafından mobil onay kodunun paylaşılması ile gerçekleştirildiğini, bu durumun bankanın görüşme kayıtları ile sabit olduğunu, cihaz tanımlama uygulamasında iki faktörün doğrulamayı sağladığını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve BDDK tebliği hükümlerine de tamamen uygun olduğunu, dava konusu işlemler kapsamında, davacının zarara uğramasına müvekkil bankanın tedbirsizliğinin neden olduğunu ilişkin davacı yan iddialarının maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı bankanın kusuru olmasa bile mahkeme illaki bir gerekçe bulup bankaya kusur yükleyecektir yaklaşımı bu davaların açıldığını, müvekkili bankanın gerek içeriden gerek dışarıdan sistemdeki güvenlik zafiyetlerine karşı zafiyeti testinden geçtiğini, müvekkili banka sistemlerinde interaktif bankacılık müşteri şifrelerinin şifreli olarak saklandığını, şifresini unutan müşterilerin de yine ... telefon/çağrı merkezi bankacılığı sistemi yoluyla kendi şifrelerini kendilerinin belirlediğini, zarar doğurucu itiraza konu işlemlerin davacı yanın iddia ettiği gibi , müvekkili bankanın sistemine dışarıdan yapılan bir müdahale ya da sistem güvenlik zaafiyeti yada bankanın kusurlu işlemleri ile meydana gelmediğini, müvekkili bankanın sistemine girilerek davacılara ait verilerin elde edilmesi imkanı bulunmadığını, dava konusu işlemlerin müşteri tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda müvekkili bankanın ispat yükümlülüğü bulunmadığını, dolandırıcılık işlemlerinin 3. kişiler tarafından yapıldığı, davacının iddia ve kabulünde olduğu ve dijital bankacılık şifresini paylaştığından, dava dışı kişilerin haksız fiilleri nedeni ile illiyet bağının kesildiğini, tüm bu nedenlerle itirazlarımızın kabulü ile usul ve yasalara, hakkaniyete, iyi niyet kurallarına aykırı, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tüm talepler açısından reddine, davacı tarafın icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememize ait 08/07/2025 tarihli celse 1 nolu ara karar ile dosyanın miktar itibariyle heyete tevdine dair karar verildiği görülmüştür. DELİLLER: ... 24. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı' nın ... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, davacının cep telefonunun marka ve model bilgilerini gösteren fotoğraflar, hesap özetleri, telefon tanımlama iptali bildirim e-postası ekran görüntüsü, davalı bankanın ... şubesine yazılmış şikayet mektubu, davalı bankanın genel müdürlüğünden yanıtlanmış şikayet cevabı ve ayrıca arabuluculuk son tutanağı, davacı vekili tarafından... ve ... numaralı hesap özetleri, 05.07.2024 ve 27.07.2024 tarihli SMS kayıtları, aynı tarihlere ait bildirim listeleri, 05.07.2024 ve 27.07.2024 tarihli log kayıtları ve çağrı merkezi ses kayıtları, ... ve...'den gelen müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. ... 24. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı vekili tarafından ...Bankası Anonim Şirketi aleyhine 2.037.237,37 TL Asıl Alacak (İstenen: Yıllık TTK.1530. Madde Temerrüt Faizi) 104.485,16 TL 27/07/2024 tarihinden takibe kadar işlemiş temerrüt faizi olmak üzere 2.141.722,53 TL Toplam Alacak Talebiyle icra takibi başlatıldığı, 11/09/2024 tarihinde borçlu vekili tarafından takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu, itiraz üzerine duran takibin devamı için süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. ... Cumhuriyet Başsavcılığı' nın ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, şikayetçinin banka hesabına suç tarihinde internet üzerinden girip hesabında bulunan parayı başka hesaplara havale etmekten ibaret şüpheli eyleminin, eylemdeki kastı,müştekinin banka hesabında bulunan, taşınır nitelikteki parayı bilişim sistemini kullanmak suretiyle kendi banka hesaplarına geçirmeye, katılanın rızasına aykırı olarak malvarlığında azalmaya neden olmaya; başka bir anlatımla varolan veriyi başka bir yere göndermekten ziyade, bu verinin temsil ettiği parayı alarak mal edinmeye yönelik olmasına bağlı olarak,5237 sayılı TCK.nun 142/2-e maddesine uyan bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu, Banka kartı, banka hesap numarası ve şifrelerin kişilere özgü olduğu, bu nedenle bu bilgi ve hesapların ilgili kişi/sahibi tarafından kullanılmasının asıl olduğu cihetle,suç konu paranın gönderildiği banka hesabının şüpheliye ait olması hususu gözetildiğinde, açılan ve fiilen kendisi tarafından kullanılan banka hesabına sözkonusu paraların geldiğini geldiğini bilen ve banka hesabını kullanıma kapatmayan şüphelinin suça konu eylemleri gerçekleştirmek üzere söz konusu banka hesabını açıp kullandığının kabulünün gerektiği gibi bu paranın ilgisiz 3.kişilerce hesap sahibi şüphelinin bilgi ve desteği olmadan çekilemeyeceği hususları birlikte değerlendirilerek, kendisini suçtan kurtarmaya yönelik inkar yollu savunmasına itibar edilmeyeceği, gerekçeleriyle Müşteki ... 'e yönelik şüpheli ...'ın eylemine uyan; Bilişim sistemlerini kullanmak sureti ile zincirleme şekilde hırsızlık suçundan TCK'nun 142/2-e,43/1,53/1, Maddeleri uyarınca , suçu işlemesindeki rahatlık, işlendiği zaman ve yer,meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı,suça konu toplam paranın miktarı, kastın yoğunluğu ve amaç gözetilerek teştiden cezalandırılması talebiyle iddianame düzenlendiği, görülmüştür. Mahkememizce davacının hesabında izni ve bilgisi dışında işlem yapan IP numarasının kime ait olduğu, hangi hat üzerinden kullanıldığı, kullanılan bu hattın kime ait olduğunun araştırılarak, davalı bankanın ilgili şubesinden işlemin nasıl gerçekleştiği hususunun, kayıtlar üzerinde izlenebilmesi için işlem tarihine ait internet şubesi log kayıtları, SMS mesajlarına ilişkin kayıtların ( SMS logları ),... kayıtlarının incelenerek işlemin ne şekilde gerçekleştirildiğinin tesbit edilerek, havale yapılmadan önce davalı banka nezdinde davacı adına tanımlı olmayan cihazdan işlem yapılmak istendiğinin banka tarafından tespiti ve müşterinin işlem öncesi bilgilendirilmesinin yapılıp yapılmadığı ve mümkün olup olmadığı, davalı bankanın internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapı sağlanarak yeterli güvenlik önlemlerini alıp almadığı, tarafların kusur durumlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına dair karar verilmiş bu hususta hazırlanan 17/09/2024 tarihli bilirkişi raporu dosyamız içerisine alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulun 17/09/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Mahkemenin 26.8.2025 tarihli ara kararı ile görevlendirme kapsamında, davacının hesabından izni ve bilgisi dışında işlem yapan IP numarasının kime ait olduğu, hangi hat üzerinden kullanıldığı ve işlemlerin nasıl gerçekleştiği hususları incelenmiştir. Yapılan teknik analizde, 27.07.2024 tarihli dolandırıcılık işlemlerinin ... adresinden, ... Plus cihazı üzerinden gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. İşlemler için kullanılan ... numaralı hattın, ... kayıtlarına göre 27.07.2024 tarihinde saat 17:48:50'de yabancı uyruklu ... adına aktive edildiği, yani olaydan sadece 12 dakika önce temin edildiği belirlenmiştir. ... kayıtları, 27.07.2024'te davacının gerçek numarasına hiçbir SMS ulaşmadığını, 33 adet güvenlik bildiriminin dolandırıcıların hattına yönlendirildiğini doğrulamıştır. Davacı adına tanımlı olmayan cihazdan işlem yapılmak istendiği banka tarafından tespit edilebilir durumdayken, yeterli müdahale mekanizmalarının devreye alınmadığı görülmüştür. Telefon numarası değişikliği için güçlendirilmiş kimlik doğrulama yapılmaması, 30 dakikada gerçekleşen 10 yüksek tutarlı transferin engellenmemesi, sistemsel güvenlik eksikliklerini ortaya koymaktadır. Müşterinin işlem öncesi bilgilendirilmesi açısından, kritik güvenlik SMS'lerinin davacıya ulaşmaması ve telefon değişikliğinden 4 dakika sonra transferlerin başlaması, müdahale imkanını ortadan kaldırmıştır. Bankanın ... sistemlerinin organize dolandırıcılık desenini tespit edememesi, dinamik risk skorlamasının yetersizliğini göstermektedir. Davacının 05.07.2024'te güvenlik bilgilerini paylaşması kendi kusurunu oluştururken, bankanın ...Yönetmeliği'nde öngörülen güvenlik katmanlarını eksik uygulaması, özen yükümlülüğünün ihlalidir. İş Bankası içi 1.439.000 TL'lik transferlerde her iki tarafta kontrol imkanı varken müdahale edilmemesi, sistemin yetersizliğini kanıtlamaktadır. Bilirkişi heyeti olarak tespit ettiğimiz bulgular, davacının bireysel özen yükümlülüğündeki kusuru ile davalı bankanın sistemsel güvenlik eksikliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Tarafların kusur oranlarının belirlenmesi ve zararın paylaştırılması hususunda nihai karar mahkemenin takdirindedir. Yukarıda sunulan bulgular doğrultusunda, dava dosyası tarafımızca kapsamlı olarak incelenmiş ve bilirkişi görevlendirmesi kapsamında değerlendirmeler bağımsız şekilde Tamamlanmıştır." şeklinde görüş ve kanaatlerinin bildirildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının banka hesabında bulunan paranın, mobil ve telefon bankacılığı yoluyla rızası dışında üçüncü kişilerin hesabına havale edilmesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacı ... ile davalı ... Bankası Anonim Şirketi arasında davalı banka nezdinde ...IBAN numaralı vadesiz mevduat hesapları ve bu hesaba bağlı olarak davacının yatırım hesabı bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili, ... Bankası A.Ş. müşterisi davacının, 27.07.2024 tarihinde gerçekleşen toplam 2.037.237,37 TL tutarındaki para transferi işlemlerinin kendisinin bilgisi ve rızası dışında hesaplarından çekildiğini, bu işlemlerin dolandırıcılık yoluyla gerçekleştirildiğini ve davalı bankanın gerekli güvenlik önlemlerini almayarak özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia etmektedir. Davalı vekili ise savunmasında, davacının imzaladığı sözleşme ile banka kartı ve şifre numarasını özenle muhafaza edeceğini, bu bilgilerin kullanılması suretiyle gerçekleştirilen işlemlerin kendisi tarafından yapılmış sayılacağını taahhüt ettiğini, bu hükümlerin interaktif bankacılık uygulamalarında kullanılan müşteri numarası ve şifreler için de geçerli olduğunu, müvekkili bankanın sistemine girilerek davacılara ait verilerin elde edilmesi imkanı bulunmadığını, dava konusu işlemlerin müşteri tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda müvekkili bankanın ispat yükümlülüğü bulunmadığını, dolandırıcılık işlemlerinin 3. kişiler tarafından yapıldığı, davacının iddia ve kabulünde olduğu ve dijital bankacılık şifresini paylaştığından, dava dışı kişilerin haksız fiilleri nedeni ile illiyet bağının kesildiğini, tüm bu nedenlerle itirazlarının kabulünü talep etmiştir. Davacının davalı banka nezdindeki dijital bankacılık hizmetlerinden yararlandığı,...mobil bankacılık uygulamasını kullandığı ve internet bankacılığı sistemine kayıtlı olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu kapsamda taraflar arasındaki ilişkinin sadece klasik mevduat sözleşmesi ile sınırlı olmadığı, dijital bankacılık hizmetlerini de kapsadığı görülmektedir. Davacının ... numaralı telefon hattı ve ... cihazı ile davalı bankanın dijital bankacılık sistemine kayıt yaptırdığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BDDK'nın ilgili yönetmelikleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümleri, taraflar arasındaki dijital bankacılık hizmetlerine ilişkin hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde esas alınacaktır. Uyuşmazlık,...Bankası A.Ş. müşterisi davacının 27.07.2024 tarihinde gerçekleşen toplam 2.037.237,37 TL tutarındaki para transferi işlemlerinden kaynaklanmaktadır Yaptırılan bilirkişi incelemesinde kusur oranlarının belirlenmesi mahkememize bırakılmak üzere teknik değerlendirmede, işlemlerin 27.07.2024 günü saat 18.04 ile 18.34 arasında gerçekleştirildiği, davacının yatırım hesabından 1.498.100,19 TL fonun bozularak ... IBAN numaralı vadesiz hesabına, ardından bu hesaptan 1.500.000,00 TL tutarın ... IBAN numaralı diğer vadesiz hesabına aktarıldığı, müteakiben her iki vadesiz hesaptan "satış bedeli" açıklamasıyla ...'a farklı bankalardaki hesaplarına toplam on adet havale ve FAST işlemi gerçekleştirildiği, bu işlemler 99.000 TL ile 640.000 TL arasında değişen tutarlarda olup, ... Bankası, ..., ... ve .... Bankası hesaplarına yapıldığı davalı banka savunmasında, işlemlerin davacıya ait dijital bankacılık şifresi kullanılarak ve 05.07.2024 tarihinde bankanın sisteminde tanımlı duruma getirilmiş ... marka telefon cihazı üzerinden gerçekleştirildiğinin belirtildiği, banka kayıtlarına göre, davacının 05.07.2024 tarihinde saat 18.38'de mevcut dijital bankacılık şifresi ve ... numaralı GSM hattına gönderilen mobil onay kodu kullanılarak ... cihazının iptal edildiği, yerine ...cihazının tanımlandığı, 27.07.2024 tarihinde ise bu cihaz üzerinden işlemlerin gerçekleştirildiği, ayrıca 27.07.2024 tarihinde davacının telefon numarasının ...'den ...'a değiştirildiği ve e-posta adresinin güncellendiğinin banka kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiştir. Davacı, kendisine ait olmayan ... numaralı telefonun sisteme nasıl tanımlandığını bilmediğini, hiçbir zaman ... cihazı kullanmadığını, dijital bankacılık şifresini kimseyle paylaşmadığını ve işlemler sırasında kendi telefonuna mobil onay kodu gönderilmediğini ileri sürmektedir. Davacı ayrıca bankanın art arda gerçekleşen yüksek tutarlı işlemlere rağmen kendisini telefonla aramadığını, hesapların bloke edilmesi için çağrı merkezini kendisinin aradığını ve bankanın gerekli güvenlik önlemlerini almadığını belirtmektedir. Davalı banka ise işlemlerin iki faktörlü kimlik doğrulama sistemi kullanılarak gerçekleştirildiğini, davacının dijital bankacılık bilgilerini üçüncü kişilerle paylaştığını ve bankanın güvenlik sistemlerinin BDDK yönetmeliklerine uygun olduğunu savunmaktadır. Uyuşmazlığın esası, dijital bankacılık sistemlerinde gerçekleştirilen yetkisiz işlemlerde tarafların sorumluluklarının belirlenmesine ilişkindir. Temel anlaşmazlık noktası, davacının dijital bankacılık erişim bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesinde ve kullanılmasında tarafların kusur durumlarının tespiti konusunda toplanmaktadır. Teknik açıdan değerlendirildiğinde, işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli olan dijital bankacılık şifresi, mobil onay kodu ve tanımlı cihaz bilgilerinin tamamının kullanılmış olması, sistemin iki faktörlü kimlik doğrulama mekanizmasının aktif olduğunu göstermektedir. Davalı bankanın savunmasında belirttiği iki faktörlü kimlik doğrulamanın teknik olarak uygulandığı anlaşılmakla birlikte, BDDK'nın ilgili yönetmeliği sadece minimum güvenlik standardını. belirlemekte olup, bankaların risk bazlı yaklaşımla ek önlemler alması beklenmektedir. Özellikle yüksek tutarlı ve ardışık işlemlerde dinamik güvenlik kontrollerinin devreye alınması, müşteri ile teyit alınması veya işlemlerin geçici olarak askıya alınması gibi önlemler, güncel bankacılık uygulamalarının ayrılmaz parçasıdır. Bilirkişi heyeti, somut olayda davalı bankanın müşteri hesaplarında gerçekleşen olağandışı işlem desenlerini tespit edememesi, kritik güvenlik değişikliklerinde yeterli kontrol mekanizmalarını işletmemesi, yüksek tutarlı ve art arda gerçekleşen transferlerde müşteriyle teyitleşme veya işlemleri askıya alma gibi proaktif önlemleri zamanında almaması, risk yönetim sistemlerinin güncel dolandırıcılık yöntemlerine karşı yetersiz kalması nedenleriyle objektif özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğini; Davacının ise güvenlik bilgilerini üçüncü kişilerle paylaştığı dikkate alındığında zararın oluşumunda her iki tarafın kusurlu davranışlarının bulunduğunu belirtmiş olmakla kusur oranı değerlendirmesini mahkemeye bırakmıştır. Mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. TBK'nın 570. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nefi ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. İnternet ve mobil bankacılık sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Bu sorumluluk, olağan sebep sorumluluğu mahiyetinde olmakla, banka gerekli özeni göstermiş olsa bile zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi halinde, sorumluluktan kurtulabilir. Davacının, zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır (Yargıtay 11. HD'nin...E., ...K. Sayılı ve 10/01/2018 tarihli ilamı). İnternet bankacılığını müşterilerine özendiren bankalar, kendilerine emanet edilen mevduatı koruma özel yükümlülüğü gereğince; işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapıyı sağlayarak güvenli önlemlerini almak zorundadır (Yargıtay 11. HD'nin ...E.,... K. sayılı ve 09/09/2019 tarihli ilamı). Bu kapsamda sunulan deliller, tüm dosya içeriği, soruşturma dosyası ve alının bilirkişi raporu dikkate alındığında; davacının kayıtlı telefon numarası haricinde, cihazının da sistemde kayıtlı olduğu, işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli olan dijital bankacılık şifresi, mobil onay kodu ve tanımlı cihaz bilgilerinin tamamının kullanılmış olduğu, sistemin iki faktörlü kimlik doğrulama mekanizmasının aktif olduğu, bu itibarla davacının şifre ve kişisel bilgilerini güvende tutmadığı, davacının durumu anlayarak davalı bankayı bilgilendirmesinden evvel havalelerin yapılarak gönderilen paranın üçüncü kişilerce çekildiği, işlemin yapılış şekline göre, sadece davacının tasarrufunda olması gereken telefon ve şifre kullanılmak suretiyle gerçekleşen olayda davacının %70 kusurlu olduğu, davalının ise bankaların risk bazlı yaklaşımla ek önlemler alması gerekmesine rağmen, bankanın müşteri hesaplarında gerçekleşen olağandışı işlem desenlerini tespit edememesi, kritik güvenlik değişikliklerinde yeterli kontrol mekanizmalarını işletmemesi nedeniyle %30 kusurlu olduğu değerlendirilerek davanın kısmen kabulü ile, davalının ... 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile; 611.171,21 TL asıl alacak, 31.345,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 642.516,75 TL alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibine konu alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olmakla hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmiş,; reddedilen kısım yönünden ise davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının kötü niyet tazminat taleplerinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilerek, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-... 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile; 611.171,21 TL asıl alacak, 31.345,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 642.516,75 TL alacak üzerinden takip talebindeki şartlar ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 128.503,35 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının kötü niyet tazminat taleplerinin yasal şartları oluşmadığından reddine, 4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 43.890,32-TL'den, peşin alınan 427,60 TL peşin harç ve 32.917,73 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 33.345,33 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.544,99 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 33.833,73 TL (427,60 TL BH, 427,60 PH, 60,80 TL VH, 32.917,73 TL T.H. ) harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 30.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.112,50 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 31.112,50 TL yargılama gideri üzerinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan 9.333,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 100.377,51 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 221.888,81 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 3.600,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 1.080,00 TL'nin davalıdan, 2.520,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin (e-duruşma ile) ve davalı vekilinin ( e duruşma ) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/10/2025

Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/710, K. 2025/771, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-710-e-2025-771-k-7d940a145446