İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/693 E. 2025/825 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/693
- Karar No
- 2025/825
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2024/693 KARAR NO : 2025/825
HAKİM :... ... KATİP :... ...
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/10/2024 KARAR TARİHİ : 18/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin gıda alanında toptan ve perakende satış yapan bir ticari işletme olup, davalı borçlu ... ile de ticari ilişki içerisinde olduğunu, taraflar arasında bugüne kadar düzenli ticari ilişkinin devam ettiğini ve birçok kez mal alım satım işlemi olduğunu, davalı şirketin toplamda 566.266,27TL'lik borcunu ödemediğini ve bu nedenle davalı borçlu aleyhine 22.08.2024 tarihli .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin 28.08.2024 tarihinde takibe haksız şekilde itiraz ettiğini ve bu nedenle icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin itirazında "Müvekkilin, alacaklı olduğunu iddia eden şirkete böyle bir borcu bulunmamaktadır." şeklinde iddiada bulunmuşsa da davalı şirketin söz konusu iddiasının somut bir olaya dayanmayan ve hukuki dayanaktan yoksun bir iddia olduğunu, davalı şirketin borca itiraz ederken de borcun ödendiğine ilişkin hiçbir somut belge ya da delil sunamadığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, .... sayılı dosyasına yapılan itirazın davalı- borçlu yönünden iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava dilekçesinde, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve takibe konu fatura ve malların davalı şirkete teslim edildiği iddia edilmişse de, bu iddiaların taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği bakiye rakamın ve bakiyede yer alan faturaların maddi ve hukuki bir dayanağı bulunmadı olarak fatura düzenlenmiş olmasının alacağın varlığına karine teşkil etmeyeceğini, davacının mal ve fatura teslimini yazılı veya kesin bir delille ispatlamak durumunda olduğunu, nitekim kabul anlamına gelmemekle birlikte, ortada bir ticari ilişkinin varlığının net bir şekilde tespit kaynağı ve ilişkisi ispat edilmeksizin yalnızca tek taraflı edilebilmesi için, fatura konusu malların taraflar arasındaki anlaşmaya uygun, ayıpsız ve eksiksiz olarak karşı tarafın uhdesine geçirilmiş olması gerektiğini ancak, davacı tarafça mal ve fatura teslimine ilişkin yazılı bir delil sunulamadığını, anlatılan nedenlerle, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun taleplerini içerir davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava, ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, tarafların sunmuş oldukları deliller toplanmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur. ( .... sayılı emsal ilamı) Uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirmekte olduğundan mali müşavir bilirkişi aracılığıyla tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. 09/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tarafların 2023-2024 yılına ait ticari defterlerinin e defter olduğu ve yasal süresi içerisinde beratlarının alındığı, bu kapsamda delil niteliğine haiz oldukları, davacının kayıtlarına göre yapılan ödemeler mahsup edildiğinde icra takip tarihi itibariyle davalıdan 566.266,27TL tutarında alacaklı olduğu, davalının kayıtlarına göre ise davalının takip tarihi olan 22/08/2024 itibariyle davacıya 534.224,02TL borçlu olduğu mütala edilmiştir. Aradaki uyuşmazlık ise 31/01/2024 tarihli 32.042,25TL tutarlı faturadan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça anılan faturanın davalıya elektronik ortamda e fatura sistemi üzerinden tebliğ edildiği beyan edilmiştir. Bu kapsamda alınan ek bilirkişi raporunda davacı şirket vekilince dosyaya kazandırılan LOG kayıtlarından 32.042,25TL tutarlı faturanın davalıya başarı ile tebliğ edilmiş olduğu mütala edilmiştir. Mahkememizce bilirkişi kök ve ek raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilerek benimsenmiştir. Toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu ile davacının taraflar arasındaki satım sözleşmesi uyarınca takip tarihi itibariyle davalıdan 566.266,27TL tutarında alacaklı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenle anılan tutar üzerinden başlatılmış icra takibine yönelik itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın faturaya dayalı olup belirgin nitelik taşıdığı anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı istemi de yerinde görülmüş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Davalının .... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynı koşullarda devamına, 2-Asıl alacağın %20 si tutarındaki 113.253,25TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 38.681,64TL karar ve ilam harcından peşin alınan 6.839,09TL harcın mahsubu ile kalan 31.842,55TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir yazılmasına, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60TL başvuru harcı, 6.839,09TL peşin harç, 8.000,00TL bilirkişi ücreti, 330,00TL tebligat, posta masrafı olmak üzere toplam 15.596,69TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-AAÜT uyarınca belirlenen 90.602,60TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 6-Dava öncesi zorunlu ara buluculuk gideri olan 3.600,00TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına, 7-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememize .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/11/2025
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza