İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/557 E. 2026/269 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/557
- Karar No
- 2026/269
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/557 Esas KARAR NO : 2026/269
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/04/2015 KARAR TARİHİ : 16/04/2026
Mahkememizin 2015/352 esas sayılı dosyasında görülmekte iken verilen tefrik kararı neticesinde davalı Olcay Bozkurt aleyhine açılan dava yukarıda yazılı 2024/557 esas sırasına kayıt edilmiş olup yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Davacılardan ... ile ...'nun bazı şirketlerde ortak olduklarını, davalılardan ...'ın ise davacı ...'e faizle para veren kişi olduğunu, diğer davalı ... ile davalı ...'ın eşi ve ayrıca ... 2 Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesinden anlaşılacağı üzere davaya konu senetleri davalı...'dan devir ve temlik alan kişi konumunda olduğunu, davacılardan ...'in tüm malvarlığını tefecilikle aldığı ve alacağı paraların teminatı olarak davalı ... ve onun talimatıyla yakınlarına vermesi üzerine davacı ... aynı zamanda İbrahim'in ortağı bulunan ...devreye girmesiyle tefecilik ilişkisine karşın davacı ...'in verdiği mal varlıklarının tamanını kurtarmak amacıyla davalı ile protokol düzenlendiğini ve bu protokolde bahsi geçen senetler düzenlenerek kendisine verildiğini, taraflar arasında 06/08/2012 tarihli iş tasfiye sözleşmesi tanzim edildiğini, taraflar arasındaki bu protokolden önceki tircari ilişkilerin karşılıklı olaran sonlandırıldığından bahsedildiğini, oysa taraflar arasında her hangi bir ticari ilişki bulunmadığını, sadece davacılardan ... ile davalı ... arasında tefecilik olarak nitelendirilen borç para ilişkisi mevcut olduğunu, davacı ...'in sahibi olduğu tüm şirketlerdeki hisseler ile taşınmazların davalı ve adamlarının üzerine aktardıldığını, olayın ayrıntılarının .... C.Başsavacılığının ... sayılı soruşturma dosyası ile açıklandığını, davacılardan müşterek ve müteselsil borçlu olarak protokolde ve protokolde bahsi geçen senetlerde adı yer alan davacı ..., başkaca ilişkilerde ortağı olduğu diğer davacı İbrahim'in bu tefe ilişkisi içinde olduğu davalıya olan borcu nedeni ile kendine ait bazı maddi değerleri iş tasfiyesi sözleşmesinden önce davalıya teminat olarak bırakın ve yine iş tasfyesi sözleşmesi ile arkadaşı ve ortağı bulunduğu davacı İbrahim'in davalı ve gösterdiği şahıslara geçen maddi değerlerini kurtarmak için olaya müşterek ve müteselsil borçulu sıfatı ile katılan kişi olduğunu, Ödünç para vermeye işinin yasal düzenlemelerle ancak lisans alanlar tarafından yapılabileceğini, bunun dışında ödünç para verme işlerini yapanların tefeci sayılacağını, davaya konu alacak borç ilişkisi BK anlamında bir borç niteliğinde olmayan, TCK 204 anlamında su yani tefecilik sayılan bir eksik borçlardan olduğunu, her iki davacının da sözleşmeye göre borçlu ve müşterek borçlu sıfatı ile verdiği kambiyo senetleri ile davalıya bir borcunun bulunmadığı gibi bu kambiyo evraklarının da yasa dışı bir eylemi hukuki boyuta taşımaya dair suç aletleri olduğunu, bu nedenlerde davacıların davalılara bir borcunun bulunmadığını, kambiyo senetleri bedelsiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bir borç ilişkisinin kabulünde dahi bu borç, genel hükümler çerçevesinde eksik borç olarak sayıldığında icra yolu ile tahsili mümkün olamayacağını, sözleşme ile sözleşmede bahsi geçen diğer senetler ile icra takibine karşı dava açma hakkı saklı tutulmak kaydı ile tanzim tarihi 06/08/2012, 01/08/2013 vade tarihli 2.500.000 TL bedelli alacaklısının davalı ... olduğu, bahsi geçen ihtarnamede son cirantasının diğer davalı ... bulunduğu, müşterek ve müteselsil borçluların davalı İbrahimAygın ile ... olan ve yetkili yer mahkeme ve icra dairelerinin İstanbul olarak belirtildiği senetten dolayı davalılara borçlu bulunmadıklarının saptanmasına karar verilmesi için iş bu davanın açıldığını, 01/05/2013 vade tarihli senete karşı açmış oldukları dava ... 18 ATM sinin ... esas sayılı dosyasıyla derdest bulunmduğunu ve İhtiyati Tedbir kararı verildiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle İİK nun 72. Maddesi gereğince dilekçede bahsi geçen kambiyo senetlerine dayalı olarak davacılar aleyhine icra takibine geçilmesi ihtimaline karşı İhtiyati Tedbir Kararı verilmesini, sunulan nedenler ve yargılama esnasında ortaya çıkabilecek sait tüm nedenlerle davanın kabulü ile, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedi ileride açılacak icra takibi tehdidiyle ödemek zorunda kalmamak için bu bedellerin davalılardan ödeme tarihinden itibaren en yüksek banka faiziyle istirdatına, sözleşme gereği verilen senetlerin iptaline, yüzde 20'den az olmamak kaydı ile İİK na göre kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa yargılama aşamasında usulünce tebligat yapılmış olup esasa karşı beyanda bulunulmamıştır. Dava, 06/08/2012 tarihli iş tasfiye sözleşmesi uyarınca 01/08/2013 vade tarihli senede bağlanmış olan 2.500.000,00-₺ bedelli alacağın 01/08/2013 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinden ibarettir. Mahkememizin ... E.K. sayılı 16/01/2025 tarihli kararıyla "...A)1-Asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına...B)1-Birleşen davanın reddine..." karar verilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E.K. sayılı 15.01.2026 tarihli ilamıyla "... Mahkemece asıl davaya ilişkin bozma ilamına uyularak asıl davada uyuşmazlığın 01.08.2013 vadeli 2.500.000,00 TL bedelli, alacaklısı davalı ..., borçluları davacılar ... ve ..., cirantası davalı ... olan bonodan kaynaklandığı, davacı vekilinin beyanları doğrultusunda asıl dava yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulduğu, davacı vekilinin sunduğu beyan dilekçesinde dava açıldıktan sonra ödeme yaptığını belirttiği, davanın konusuz kalması halinde yargılama giderlerinin dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karara bağlanması gerektiği, davalıların dava açılmasında kusuru olmadığı anlaşıldığından davalı vekili lehine yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği, yargılama gideri hesaplanırken, davacının konusuz kalma beyanının ön inceleme duruşmasından önce sunulduğu hususu dikkate alınarak hesaplanan vekalet ücretinin yarısına hükmedildiği, birleşen davada, asıl davanın davacılarının, kendilerine sahte senet iade etmek suretiyle senet bedelini ödemekten kurtuldukları belirtilerek 06.08.2012 tarihli iş tasfiye sözleşmesi uyarınca 01.08.2013 vadeli senede bağlanmış olan 2.500.000,00 TL alacağın faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, bu durumda bu iddianın ispat külfetinin davacı tarafın üzerinde olduğu, davalıların, söz konusu iddiayı kabul etmediği, anılan sahtelik iddiasına ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve ... E., ... K. sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı, anılan yargılama sonucunda sahtecilik eyleminin gerçekleştiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, beraat kararının yargısal denetimden geçerek kesinleştiği, ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda senetteki ciro imzasının ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, ceza yargılamasında uyuşmazlık konusu senedin sahte olarak tedavüle sokulduğu iddiasının ispatlanamadığı yönündeki maddi vaka tespitinden ayrılmayı gerektirir mevcut uyuşmazlık dosyasında farklı bir yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava menfi tespit, birleşen dava alacak istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. SONUÇ: Asıl davada davalı ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA..." karar verilmiştir. Yargılamanın on yılı aşkın süredir devam ettiği gözetilerek adil yargılanma ve makul sürede yargılamanın sona erdirilmesi ilkesi uyarınca 18/09/2024 tarihli ara karar ile yurt dışı adresine tebligat yapılamayan davalı ... aleyhine açılan dava ...esas sayılı dosyadan tefrik edilerek yargılamaya yukarıda yazılı ...esas sırası üzerinden devam edilmektedir. Birleşen davada davacılar; asıl davanın davacılarının kendilerine sahte senet iade etmek suretiyle senet bedelini ödemekten kurtulduklarını belirterek 06/08/2012 tarihli iş tasfiye sözleşmesi uyarınca 01/08/2013 vade tarihli senede bağlanmış olan 2.500.000 TL bedelli alacağın 01/08/2013 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. HMK'nin 190. maddesi uyarınca, kanunda özel bir düzenleme bulunmayan hallerde, kural olarak herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarı içermesi nedeniyle ispat külfeti bakımından istisna bulunmakta olup, ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden alacaklıya aittir. Somut olayda ilk bakışta davacıların 06/08/2012 tanzim, 01/08/2013 vade tarihli, 2.500.000,00-₺ bedelli senet yönünden alacaklı olduklarını ispat için dava açtıkları görülse de uyuşmazlığın esasının birleşen davacıların elindeki senedin taraflar arasındaki protokole konu senet olmadığı, kendilerine azledilen vekilleri aracılığıyla farklı bir senet teslim edildiği ve böylelikle alacaklarının kambiyo takibi yoluyla tahsili imkanının ortadan kalktığına ilişkindir. Bu durumda, az evvel belirtildiği üzere, HMK'nin 190. maddesi uyarınca, bu iddianın ispatı külfeti davacıların üzerindedir. Davalılar, söz konusu iddiayı kabul etmemiştir. Anılan sahtelik iddiasına ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarihli ve ... E., 2022/55K. sayılı dosyası üzerinde devam eden yargılama uzun yıllar boyunca mahkememizce bekletici mesele yapılmış; anılan yargılama sonucunda sahtecilik eyleminin gerçekleştiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir: "...her ne kadar tüm sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ve ayrıca sanıklar ... ve ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 23/12/2021 tarihli genişletilmiş uzmanlık raporunda; inceleme konusu senedin arka yüzündeki ".. emrine ödeyiniz" yazısı ve altında atılı imza ile ...'ın mukayese imza ve yazıları arasında yapılan incelemede uygun benzerlikler saptandığı, söz konusu yazının ve imzanın ...'ın eli ürünü olduğunun belirtilmiş olması, senet alacaklısı olarak görünen ve duruşmada tanık olarak dinlenen ... beyanında; senet alacaklısı olup kendisinin ciro imzasının bulunduğunu belirterek söz konusu senedin eşi ile yaşadığı sorunlar nedeni ile eşinden ayrılmasından sonra eşi ...'e kendisine ciro ederek verdiğini beyan ettiği, dolayısıyla söz konusu senedin sanıklara tahsil için verildiği andan önce mi yoksa verildikten sonra mı sahte olarak düzenlendiğinin tam olarak tespit edilemediği, ayrıca sahte senedin en başta sanıklara verilen senet mi olup olmadığı konusunda şüphe oluştuğu, dosya kapsamında aldırılan Adli Tıp raporlarında suça konu senedin ön ve arka yüzündeki imza ve yazıların sanıkların eli ürünü olduğuna dair herhangi bir tespitin de bulunmadığı, senette ...'ın ciro imzası bulunması nedeniyle sanıklar tarafından senedin sahte olarak düzenlenmesi halinde senetteki ciro imzasının ...'a ait olmaması gerektiği, zira ...'ın orjinal senetlerdeki ciro imzasının kendisine ait olduğunu beyan ettiği, dolayısıyla sanıkların katılanlar vekili ...'ya teslim ettiği senedin sahte olduğunun iddia edildiği, bu senedin sahte olduğu kabul edildiğinde senetteki ciranta imzasının da sahte olması gerektiği, oysa ciranta imzasının ...'a ait olduğunun Adli Tıp raporu ile tespit edildiği, senet sahte olsa dahi bu senedin ilk verildiği anda sahte olarak düzenlenmiş olarak tanık ...'a verilip onun da ciro etmiş olması gerektiği, bu nedenle sanıkların...'ya sahte senet teslim ettikleri hususunda iddia dışında kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, ..." Anılan beraat kararı yargısal denetimden geçerek kesinleşmiştir. Ceza muhakemesi tarafından uyuşmazlık konusu senedin sahte olarak tedavüle sokulduğu iddiasının ispatlanamadığı yönündeki maddi vaka tespitinden ayrılmayı gerektirir mevcut uyuşmazlık dosyasında mevcut farklı bir yazılı delil bulunmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL başvuru harcı ile 732,00-TL maktu karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 1.464,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca davacı tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/04/2026
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza