İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/55 E. 2024/480 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/55
Karar No
2024/480
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/55 KARAR NO : 2024/480

DAVA : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/01/2024 KARAR TARİHİ : 10/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında uzun yıllara dayalı birden fazla şirket ortaklıklarının mevcut olduğunu, tarafların bu kapsamda ..., ..., ... de bulunan ortaklıklarını ayırma kararı aldıklarını, bu kapsamda tarafların karşılıklı uzlaşarak bahse konu üç şirketin de ortaklık durumu protokoller doğrultusunda yeniden oluşturduklarını ve karşılıklı ortaklık paylarını bu koşullarda birbirlerine devretmek suretiyle ortaklıklarını sona erdirdiklerini, tarafların bu ortaklıklardaki hak ve alacaklarının devrinin ne şekilde yapılacağını kendi aralarında düzenledikleri ... tarihli, ... tarihli ve son olarak ta ... tarihli protokollerle şekillendirdiklerini, ilgili protokoller incelendiğinde protokoller kapsamında her iki tarafın da üstlendiği edimlerin bulunduğu görüldüğünü, davalının ... tarihli ilk protokolün ... Maddesinde açıkça belirtildiği üzere taraflar arasında tasfiyeye konu edilen şirkete ait alacakların takibinin üstlendiğini, ve bu işlemi düzenli olarak yapıp, bu konuda müvekkil ...'ın her üç ayda yazılı olarak bildirileceği hususunda anlaşma yapıldığını, bu anlaşma ile alacaklısı davalı ... Olan mevcut icra takiplerinde yapılacak tahsilatlara dair esaslar belirlendiğini, bu kapsamda şirketin ... ve ...'den olan alacaklarına dair açılan icra takiplerinde tahsil edilen bedelin ... TL si, ...-... firmasından tahsil edilecek bedelin ise ... TL'sinin davalıya ait olacak kalan tahsilatın ise taraflar arasında eşit oranda paylaşılacağının kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki protokolün ... Maddesinde bu alacakların açıkça belirtildiğini ve protokolün ... Sayfasında ise müvekkile bakiye alacağın yarısının verileceği kararlaştırıldığını, ancak davalının bu dosyalara dair yapılan işlemler ve dosyaların akıbeti hakkında herhangi bir bilgi vermediği gibi ilgili dosyaları tahsil etmesine rağmen yine müvekkile bu tahsilatlardan haberdar etmediğini ve müvekkile payını ödemediğini, bu kapsamda protokolde yazılı alacaklara ilişkin olarak; borçlusu ... olan Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E (Eski Esas: Antalya ... İcra Müdürlüğü ... E) sayılı ... TL ve ... Euro takip çıkışlı icra dosyasının davalı yanca haricen tahsil edilerek icra dairesine ... tarihinde haricen tahsil bildirimi yapıldığı, böylece dosya borcunun tamamının tahsil edildiği, borçlusu ... olan Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E (Eski Esas: Antalya ... İcra Müdürlüğü ... E) sayılı ... Euro takip çıkışlı icra dosyasının davalı yanca haricen tahsil edilerek icra dairesine ... tarihinde haricen tahsil bildirimi yapıldığı, böylece dosya borcunun tamamının tahsil edildiği, borçlusu ... olan Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E (Eski Esas: Antalya ... İcra Müdürlüğü ... E) sayılı ... Euro takip çıkışlı icra dosyasının davalı yanca haricen tahsil edilerek icra dairesine ... tarihinde haricen tahsil bildirimi yapıldığı, böylece dosya borcunun tamamının tahsil edildiği, borçlusu ... olan Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E (Eski Esas: Antalya ... İcra Müdürlüğü ... E) sayılı ... TL ve ... Euro takip çıkışlı icra dosyasının davalı yanca haricen tahsil edilerek icra dairesine ... tarihinde haricen tahsil bildirimi yapıldığı, böylece dosya borcunun tamamının tahsil edildiği; taraflar arasında akdedilen protokolde "... - ..." olarak yer alan Borçluları ..., ..., ..., ..., ..., ... Olan ... İcra Müdürlüğü ... E (Eski Esas ... İcra Müdürlüğü ... E) sayılı ... USD asıl alacak istemli icra takibinin ise borçluların itirazı üzerine itirazın iptali davası açıldığı ve ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) ... E, ... K sayılı kararı ile itirazın ... USD alacak üzerinden kısmen iptaline karar verildiği, sonrasında bu alacağın üçüncü kişi ... Firmasından tahsil edilerek Antalya ... Noterliği ... Tarih ... Yevmiye numaralı sözleşme ile tüm alacak ve dava haklarının bu firmaya devir ve temlik edildiğinin tespit edildiği; görüleceği üzere davalının protokol kapsamında tasfiyeye konu edilen alacakları tahsil etmesine rağmen süreçten müvekkile hiçbir şekilde bilgi vermediğini ve tahsilatları bildirmediğini, böylece bu tahsilatlardan müvekkilin davalılardan olan alacak hakları ödenmediğini ve protokole aykırı davranıldığını, yukarıda yer alan dosyaların kapanış tarihi itibari ile toplam bedelleri tespit edilip akabinde davalının protokolle kararlaştırılan alacak kısmının mahsubu ile kalan kısmın %50'sinin müvekkile verilmesi gerektiğini, buna ilişkin ihtarlar çekildiğini beyan ederek; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, ilgili icra takiplerindeki protokol kapsamında müvekkile ödenmesi gereken kısma dair türk lirası alacaklar için ... TL, euro alacaklar için ... Euro ve Amerikan doları alacakları için ... USD bedelin icra dosyalarının tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan sözleşmeden kaynaklı her türlü maddi manevi tazminat ve cezai şart alacaklarımıza ilişkin fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutarak müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olduğunu, davacı ...'ın, müvekkil ... aleyhine bir şekilde haksız ve dayanaktan yoksun talepler ile işbu davayı açtığını, Müteveffa ... ve ... arasında ... , ..., ...' de bulunan sermaye ortaklığını feshetmek üzere protokoller akdedildiğini, işbu protokoller uyarınca taraflar ortaklıklarını sona erdirdiklerini, bugüne kadar Müteveffa ...'in üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirdiğini ve protokoller kapsamında yapması gerekenleri özverili bir şekilde yaptığını, İmza edilen protokoller uyarınca her iki tarafa da sorumluluk yüklenmesine karşın davacı ...'ın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, yükümlülükler bakımından da hem yazılı hem de sözlü olarak davacı tarafa bilgi verilip yükümlülüklerini yerine getirmesini aksi halde yasal işlemlerin başlatılacağı ihtar edilmiş olmasına rağmen davacı tarafça hiçbir işlem yapılmadığını, esasen yükümlülüklerini yerine getirmeyenin taraf olmasına rağmen haksız bir şekilde işbu davayı açan davacının taleplerinin hepsinin reddedilmesi gerektiğini, esasen taraflar arasındaki ilişkide alacaklı olan tarafın müvekkil olduğunu, zira fesih prokolleri imza edilmiş olmasına rağmen şirketlerin alacak verecek işleri halihazırda halen daha devam etmekte ve her türlü borç ödemelerine davacının hiçbir katkısı ya da katılımı bulunmadığını, protokoller uyarınca eşit sorumluluk olduğunu, ancak davacı tarafın hiçbir ödemeye katılmadığını ve davacı tarafın sorumluluklarında kaçmakta ve müvekkilden haksız taleplerde bulunduğunu, ... tarihli Sermaye Ortaklığı Fesih Mutabakat Protokolü ile bu protokole ek olarak yapılan ... tarihli ve ... tarihli protokoller uyarınca müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, daha önce davacı tarafa müteveffa ... tarafından gönderilmiş olan ihtarnamelerde özellikle yükümlülüklerini yerine getirmesi istenmesine rağmen davacı bu konuda hiçbir işlem yapmadığını, taraflarca imzalanmış protokol gereğince bu ödemelerin taraflarca eşit olarak paylaşılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin zaman içerisinde derdest olan dava ve işlerle ilgili olarak ödemelere devam ettiğini, davacı da sorumlu olmasına rağmen bugüne kadar ödemelerin hiçbirine katılım sağlamadığını, buna rağmen haksız ve mesnetsiz bir şekilde davacı alacak talebinde bulunduğunu, esasen davacıdan alacaklı taraf olmaları nedeniyle halihazırda derdest dosyalar ile süreç işletildiğini, alacakları olduğunu ve buna ilişkin dava haklarını saklı tuttuklarını, davacının, protokol kapsamında tasfiyeye konu edilen alacakları müvekkillerin tahsil etmesine rağmen süreçten davacıya hiçbir şekilde bilgi vermediği ve tahsilatları bildirmediği şeklindeki beyanlarının asılsız olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan/YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren sözleşmeler, her ne kadar TTK m. 19/2 uyarınca diğer taraf için de ticari sayılırsa da, bu durum TTK m. 4/1'e göre davanın, nispi ticari dava sayılmasını gerektirmez.(ARKAN, SABİH., Ticari İşletme Hukuku, 25. Baskı, Ankara 2019, s.115) Yani, TTK m. 19/2 hükmüne dayanarak, davaya ticari dava nitelemesi yapılamaz. Somut dosyaya bakıldığında; davada, mutlak ticari dava olarak nitelendirilecek bir husus yoktur. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması/her iki tarafın tacir olması gibi bir durum da söz konusu değildir. Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin bir dava da söz konusu değildir. Şirket ortaklıklarının sona ermesinde hukuki bir ihtilaf yoktur. Davacı taraf aralarındaki protokoller gereği davalılardan alacaklı olduğunu ileri sürmektedir. Taraflar arasında bir ticari ilişki de mevcut değildir. Protokoller gereği incelenecek, taraf yükümlülükleri ve yerine getirilip getirilmediği irdelenecektir. Anlatılan nedenlerle, dosyada mahkememiz görevli değildir. HÜKÜM/ Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına 3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2024

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/55, K. 2024/480, T. 10.07.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-55-e-2024-480-k-e408d91f0ea8