İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/541 E. 2025/352 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/541
- Karar No
- 2025/352
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO :... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ :... Mahkememize açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafa satışı ve teslimi gerçekleştirilen ürünlerin karşılığında müvekkili şirket tarafından bir kısım faturalar düzenlendiğini, düzenlenen faturaların davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir itirazda bulunulmadığını ancak fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli bir şekilde takibe ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, tamamen iyi niyetle hareket eden müvekkili şirketin davalı tarafça açıkça mağdur edildiğinden bahisle Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER: Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, ticaret sicili müdürlüğünün cevabi yazısı, takibe konu fatura örneği ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. ... Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla alınan 02/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın ticari defterlerini e-defter kapsamında tuttuğu, ticari defterlerin beratlarının oluşturulduğu, GIB imzalarının alındığı, defterlerin Vergi Usul Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Elektronik Defter Genel Tebliği ve Muhasebenin temel ilke ve kavramlarına uygun olarak eksiksiz ve tam olarak düzenlendiği, takibe dayanak olan faturalar ile ilgili cari dönemler ticari faturaların ve ödemeye ilişkin belgelerin ticari defterlerde kayıtlı olduğu, mal teslimin gerçekleştirildiği, irsaliyelerin düzenlendiği, taraflar arasındaki ticari ilişkiye esas cari hesap kayıtlarının ticari defter kayıtları ile uyumlu olduğu, işbu davanın açılmasından sonra davalı tarafça davacı tarafa herhangi bir ödeme yapıldığına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, dava tarihi itibariyle davacı ticari kayıtlarına göre davacı ...Teks. End. San. ve Tic. A.Ş.'nin davalı ... San. ve Tic Ltd. Şti'nden 203.693,34-TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, açık hesaptan kaynaklı alacaktan kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ...Tekstil ... A.Ş., borçlunun ... ... Ltd. Şti. olduğu, 203.693,34-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, borca itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğine ilişkin kaydın mevcut olmadığı, davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı). Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile davalı hakkında "ödenmeyen cari hesap alacağına istinaden 203.693,34-TL" dayanak gösterilerek ilamsız icra takibi başlattığı, davalının cevap dilekçesi sunmadığı, davacının dava dilekçesinde ticari defterlerinin yerinde incelenmesini talep ettiği, davalının ise ticaret sicilinde kayıtlı adresine yapılan tebligata rağmen ticari defterlerinin sunmadığı gibi inceleme talep ettiği adresi de bildirmediği, bu nedenle yalnızca davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırıldığı, her ne kadar takip cari hesaba dayalı olarak başlatılmış olsa da taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, açık hesap ilişkisi bulunduğu, bu nedenle taraflar arasındaki tüm faturaların ayrıştırılması gerektiği, alınan 02/03/2025 tarihli mali müşavir bilirkişi raporuna göre davacı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, birbirlerini doğruladıkları, sahibi lehine/aleyhine delil olma vasfını taşıdıkları, taraflar arasında 2023 yılının ocak ayından 2024 yılı nisan ayına kadar süregelen ticari ilişki bulunduğu, tüm faturalar ve yapılan ödemeler birlikte değerlendirildiğinde davacının takip tarihi olan 22/04/2024 itibariyle davalıdan 203.693,34-TL alacaklı olduğu, bilirkişi raporu denetime elverişli olduğundan ve davalı vekilinin 02/03/2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde somut bir itiraz sebebi bulunmadığından yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına ya da önceki bilirkişiden ek rapor alınmasına gerek görülmediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 203.693,34-TL alacaklı olduğu anlaşılmış olup davanın bu nedenle kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı ödeme emrinde TTK 1530/7 maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi talep etmiş ise de bu maddenin taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi bulunması halinde uygulanmasının söz konusu olabileceği, somut uyuşmazlıkta ise taraflarca böyle bir sözleşmenin sunulmaması nedeniyle takip konusu alacağa ticari temerrüt faizi uygulanmasının mümkün olmayacağı anlaşılmakla ödeme emrinde yazılı olan tutara takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir. (Bknz emsal Yargıtay 11. HD 2017/3266 Esas, 2018/4228 Karar) Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itiraza konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin ödeme emrinde yazılı tutar yönünden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, 2-İİK 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında (40.738,66-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 13.914,29-TL ilam harcından, tahsil edilen 2.460,11-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 11.454,18-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 2.460,11-TL peşin harç, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 572,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 6.460,21-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 32.590,93-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...
Katip ... e-imzalı
Hakim... e-imzalı