İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/52 E. 2025/564 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/52
- Karar No
- 2025/564
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/52 Esas KARAR NO: 2025/564 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/01/2024 KARAR TARİHİ: 03/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ------aralarında --- bulunduğu 10 dan fazla ülkede üretim tesisi olan merkezi---- bulunan bir şirket grubuna mensup ve sprey valfleri imalatı ve ticareti alanında son derece saygın bir şirket olduğunu, davalı firma ile aralarında akdedilen -------- başlıklı sözleşmenin 2. Sayfasının ilk paragrafında (ödeme koşulları başlıklı maddesi altında) vade aşımı durumunda müvekkili firmanın aylık 63 vade farkı uygulama hakkı olduğunun belirtildiğini, bu kapsamda 01.10.2018 ila 19.06.2020 arasında davalıya kesilen çok sayıda faturanın bedellerinin tamamının geç ödendiğini,yani belirlenen vadenin (ve her halükarda TIK. Md. 1530 hükümlerinde yer alan azami vadenin ise fazlasıyla) aşıldığı tespit edildiğini, kanuni vade sınırına ilişkin müvekkilin hakları saklı kalmak kaydı ile akdi olarak belirlenen vade tarihlerine bu vade farkı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu oluşan alacak 14.04.2021 tarihi itibari ile (sonraki dönem için işleyen-işleyecek faiz hakları da ayrıca mahfuz) 55.239,34 EURO olduğunu, müvekkili davacı şirketin davalı ile olan ticari ilişkisinde üretim ve teslimat anlamında kendi edimlerini son derece özenli bir şekilde ifa ettiğini, alacağın dayanağı olan ilgili dönemdeki faturaların EUR üzerinden tanzim edildiğini, ancak davalı tarafın satın aldığı malların ödemelerinin sürekli geciktirdiğini, davalı tarafın ödemelerinin geciktirmesinin dayanılmaz hale gelmesi üzerine her bir fatura için vade farkından doğan alacak bakiyesi (55.239,34 Euro) hesaplandığını, ve müvekkili şirkete Beyoğlu 31. Noterliğindenn 02.08.2023 tarihli 27313 yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin gönderildiğini, vade farkı dikkate alınarak hesaplanan faiz alacağının muaccel hale geldiği ve hesabın kat edildiği bildirilerek tutarın ödenmesinin istendiğini, borçlu davalı şirketin verdiği cevapta 15.11.2017 tarihli sözleşmenin şirket yetkilisince imzalanmadığı için geçersiz olduğunu, vade farkı istenemeyeceğini, borçlarının olmadığını belirttiklerini, bu davaya konu olan faturalar hakkında eksik ödemeler, kur farkı ve faizden kaynaklı taleplerle ilgili olarak görülen ------ davada mahkeme tarafından talepleri için davanın kabulüne karar verildiğini, taraflar arasında gerçekleşen satış işlemlerine dair sözleşmede; fiyatların döviz olarak belirlendiği, ödeme günündeki ------kurlarının dikkate alınacağı ve tarafların kur farkından sorumlu olacağı ve aylık 03 vade farkı uygulama hakkının olduğu hususlarının belirtildiğini, davalı tarafça bu belgenin şirket yetkilisince imzalanmadığı belirtilmiş ise de ------ tarihli sözleşmenin davalı tarafça kabul edilerek uzun zamandan beri uygulanmış olduğunu, bu sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından akdedildiği kabul edilse dahi davalı kabul etmek ve uygulamaya koymak suretiyle bu sözleşmeye onay verdiğinden TBK.m.46/1 uyarınca bu sözleşmenin davalıyı bağladığını, davalı şirket sözleşme kapsamında işlem ve ödemeler yapmışken, sonradan bu kişilerin yetkisiz olduğunun öne sürülmesinin ne hukuk ne de iyi niyetle bağdaşmadığını, müvekkilinin davalı hakkında ------- Esas numaralı dosyasından davaya konu alacak için icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından ------- tarihinde borcun tamamına itiraz edildiğini, icra takibinin durması üzerine ------arabuluculuk başvurusu yapıldığı, anlaşmaya varılamadığı, bu nedenle iş bu davayı açma gereği hasıl olduğunu beyanla arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak şartıyla müvekkilinin davalı borçludan toplam 55.239,34Buro olan alacağı hakkında fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik HMK 109 gereği kısmi dava olarak 5.000,00EURO alacağa karşı davalının haksız olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;------- sayılı dosyası üzerinden davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine vade farkı borcundan dolayı ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını, söz konusu takibe ilişkin ödeme emrinin müvekkili şirkete tebliğ edildiğini akabinde takibe karşı taraflarınca süresinde itiraz edilerek takibin durduğunu, bu nedenle davacı tarafından bu davanın açıldığını, davacı tarafın kur farkı ve faizden kaynaklı talepler için ------ Sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, ve davanın kabulüne karar verildiğini belirtse de ilgili mahkeme kararına karşı taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, dosyanın henüz kesinleşmediğini, müvekkili şirket ile davalı arasında yıllardır süren bir ticari ilişki olduğunu, müvekkili şirketin takip tarihi itibari ile herhangi bir eksik bakiye borcu bulunmadığını, yapılan yazışmaların, kesilen faturaların iddialarını kanıtlar nitelikte olduğunu, taraflar arasında tahsilatta vade farkı veya kur farkı ödenmesi konusunda bir sözleşme bulunmadığını, alım satım ilişkisinde vade farkı istenebilmesi için yazılı bir sözleşme yapılması ve sözleşmede bu yönde açıkça bir hüküm bulunmak zorunda olduğunu, 4 yıllık ticari ilişki sürecinde taraflar arasında ilk ödemeden itibaren (25.01.2017) vade farkı anlaşmasında delil olabilecek resmi faturalaşma sisteminin bulunması veya bu yönde ödemelerin yapılmış olması gerektiğini, bu zamana kadar böyle bir ödeme yapılmadığı gibi, bu yönde mutabık kalınmış bir faturalaşma sistemi de bulunmadığını, süre gelen ticari ilişki içerisinde kesilen fatura içeriklerine “vade farkı alacağı” olarak alacak kaleminin işlenmesi ve borçlu yan tarafından bu fatura içeriklerine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi hali dahi, vade farkının taraflar arasında yerleşmiş bir uygulama olduğu sonucuna varmak için yeterli olmadığını, Yargıtay uygulamasına göre teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerektiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan -------- koşullarına ilişkin sözleşmedeki imzanın her ne kadar ----- tarafından atılmış gözükse de sözleşmede şirketin kaşesinin dahi olmadığını, ve ----- şirkete ait imza sirkülerinde görüleceği üzere imza yetkisi bulunan yetkili bir temsilci olmayıp üstelik müvekkili şirketle daha önce husumeti olan ve şirkete karşı açılmış davaları bulunan eski bir çalışan olduğunu, müvekkili şirket ile davacının çalışmaya başladığı cari hesap ilişkisinin başlama tarihinin ----ancak davaya mesnet gösterilen sözleşmenin tarihinin ---- tarihi olduğunu, --- işe başlama tarihinin------ olduğunu, işten çıkış tarihinin ----- olduğunu, yaklaşık 8 ay çalıştığını, dolayısı ile müvekkil şirkette işe başladıktan sonra “1 ay gibi kısa bir sürede müvekkili şirketin çalışma şartlarını ve alım-satım ilişkilerini tüm ticari işlem prensiplerine yönelik bir sözleşmenin | aylık bir personel tarafından imzalanarak yürürlüğe girmesinin kesinlikle mümkün olmadığını, keza ----- müvekkili şirkette 8 ay çalışmış olup, satın alma uzmanı olduğunu,dolayısı ile müvekkili şirkette böyle bir sözleşmeyi imzalama yetkisini geçin böyle bir sözleşmeyi inceleme, değerlendirme, görüş bildirme yetkisi olabilecek bir pozisyonda da olmadığını, şirketten nizalı şekilde ayrılan müvekkil şirket aleyhine dava ikame eden, fakat kazandığı davanın sonuçlarına uygun hareket etmeyen davet yazısı gönderilmesine rağmen tekrar işe başlamayan , müvekkili şirketten hiçbir tazminat alamayan -------- hiçbir imza temsil yetkisi olmadığını, keza stin alma uzmanı olarak işe başladıktan 1 ay sonra bağlayıcı unsurları yüksek olan bir sözleşmeyi imzalama yetkisinin olamayacağının açık olduğunu, eğer imza gerçekten ---- ait olsa bile müvekkili şirketi bağlamayacağını, taraflar arasında böyle bir sözleşmenin var olamayacağının diğer kanıtlarının ise ekte yer alan ------- tarihli cari hesap mutabakatları olduğunu, bu formlarda taraflar arasında mutabakat olduğu davacı firmanın yetkililerince imzalı ve kaşeli olarak bildirildiğini, davacı tarafın vade farkı veya kur farkına yönelik alacak talebi var ise bu formları neden imzaladıklarını, hiçbir basiretli tacirin ve müvekkili şirket gibi uzun yıllardan beri ticari faaliyet yürüten firmaların sözleşmede aylık 03 gibi bir faiz oranını kabul etmeyeceği gibi böyle bir sözleşmenin şirketin finansal durumunu tehlikeye atacağını bilerek böyle bir sözleşmeyi kabul etmeyeceğinin açık olduğunu, taraflar arasında ticari ilişkinin sürdüğü 4 yıl içerisinde toplam 112 adet fatura kesildiğini, müvekkili şirket tarafından da 58 adet ödeme gerçekleştirildiğini, hiçbir zaman vade farkı işlemi gerçekleşmediği gibi davacı tarafça da bu yönde bir talep iletilmediğini, 112 adet faturaların “TL” para birimi olarak kesildiğini, davacı tarafın uzun yıllardır süren ticari ilişki boyunca alacağını yapılan tahsilatlarda vade farkından doğan fazlaya ilişkin hakkını saklı tuttuğunu bildirmediğinden 4 yıl boyunca yapılan tüm satımlara ilişkin geriye dönük toplu şekilde vade farkı talep etmesinin TMK. M.2 gereği dürüstlük kuralına aykırı olduğunu beyanla açıklanan tüm hususlar dikkate alınarak gerek -------- koşullarına ilişkin sözleşmenin şirket yetkililerince imzalanmadığından kabul edilmemekte olduğunu, tahsilatta kur farkı ve vade farkı konusunda taraflarca kabul edilmiş bir sözleşme bulunmadığından, müvekkili şirketin cari hesap borçlarını çek ile ödeyerek itirazsız olarak kapatmış olduğundan, ve davacı tarafın uzun yıllardır süren ticari ilişki boyunca alacağını yabancı para üzerinden isteme hakkına sahipken tercih hakkını Türk lirası üzerinden kullandığını, ve yapılan tahsilatlarda kur farkından ve vade farkından doğan fazlaya dair hakkını saklı tuttuğunu bildirmediğinden 4 yıl boyunca yapılan tüm satımlara ilişkin geriye dönük toplu şekilde vade farkı talep etmesinin yasa ve kurallara aykırı olduğunu beyanla açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak üzere haksız ve dayanaksız davanın reddine, alacaklı/davacının icra takibinin iptali ve davacı tarafın %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, vade farkı faturasına dayalı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67. vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarında ------sözleşmesi kapsamında ticari ilişkinin bulunduğunu, sözleşme ile yabancı para cinsi üzerinden ödeme ve ticaret yapılması hususunda anlaşma yapıldığını, davalı tarafça ödemelerin sözleşmede kararlaştırılan vadesinde ödenmediği, geç ödeme sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan vade farkı için icra takibine geçildiğini, davalının haksız bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, taraflar arasında sözleşme olmadığını, davacı tarafça iddia edilen sözleşmenin şirketi temsile yetkili olmayan ---- tarafından imzalanmış olduğunu, sözleşmenin davalı şirketi bağlamadığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, -----sayılı ----- üzerinden dosya içerisine alınıp incelenmiş, ---- tarafların--- kayıtları celp edilmiş, ---- ve mersisten tarafların ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, ----- tarihli bilirkişi raporu alınmış, ---- tarihli bilirkişi heyeti ek/kök raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen ------tarihli raporunda özetle, "...Ayrıntıları yukarıdaki bölümlerde arz edilen davacı ve davalı tarafından ibraz edilen---------- yıllarına ait ticari defterler ile tüm dosya muhteviyatı belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde ; Davacı ve davalı şirket tarafından sunulan, ticari defterlerinin TIK.m.64 ve müteakip maddelerinde ve HMK.m.222 de belirli kanuni şartları taşıdıkları sabit olmakla davacı lehinde delil olma ve ispat kuvvetine sahip bulundukları, dava dosyası içerisinde------ adresindeki müşteri ile----------arasında gerçekleşen satışa konu olan ürünlerin hangi şartlar dahilinde yapılacağını düzenlemek amacı ile hazırlanmış 15.11.2017 tarihli --------- sözleşmesinin bulunduğu, sözleşmenin son sayfasında davacı ----- kaşesi üzerinde satış müdürü ---- imzasının, davalı --------- imzasının bulunduğu görülmüş olup, bu sözleşmenin davanın konusu ile ilgili maddelerinde ; Ödeme Koşulları : Nakit ödemeler ----- faturasında yer alan hesap numaralarına yapılır. Kıymetli evrak ile yapılan ödemeler tahsilat makbuzu karşılığında hesaba kaydedilir. Bu tip ödemelerde müşteri evrak çıkış kaydından sorumludur----evrakı teslim aldığına dair tahsilat makbuzunu e-mail veya kargo yolu ile müşteriye teslim eder. Anlaşılan ödeme vadesi aşımı durumlarında ----aylık 63 vade farkı uygulama hakkını saklı tutmaktadır. ------ cinsinden belirlenir. Vade sonunda kurumlar birbirine karşı kur farkından mesuldür. Ödeme günü ------- kurları alış/satış muhasebe kuralları çerçevesinde hesaplanır. Hükümlerinin yer aldığı, Davalı tarafından bu sözleşmeye davaya cevap dilekçesinde “sözleşmede şirketin kaşesinin dahi olmadığını, ve--------- şirkete ait imza sirkülerinde görüleceği üzere imza yetkisi bulunan yetkili bir temsilci olmayıp eski bir çalışan olduğu” belirtilerek itiraz edildiği, sözleşmenin kabulünün Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olduğu, Davacı tarafından davalı adına tanzim edilmiş Faturalar ile bu faturalara karşılık davalı tarafından yapılan ödemelerin incelenmesinde davacı tarafından davalı adına tanzim edilmiş faturalarda Döviz ve TL. tutarlarının yazılı olduğu, bu faturalara karşılık davalı tarafından davacıya TL. çeklerle ödeme yapıldığının görüldüğü. Sayın Mahkemeniz tarafından davacının davalıdan vade farkı talep edebileceğinin kabulü halinde ; Bu konu ile ilgili olarak tüm fatura ve ödeme belgelerinin-çeklerin ve davacı tarafından tanzim edilmiş ihtarname ekinde davalıya gönderilmiş vade farkı hesaplama tablosunun incelenmesinde davalıdan alınan çeklerin ödeme gününde tahsil edildiği tarihte davacı tarafından davalı adına tanzim edilmiş faturaların çek miktarı ile kapatıldığı, çeklerin ödeme vadelerinin faturaların ödeme vadelerinden sonra (90 gün aşması) halinde ödeme vadesi ile ödeme tarihi arasında geçen süre ile ilgili olarak aylık 3 (yıllık 036) üzerinden vade farkı hesaplandığı, hesaplanan vade farkının ödeme tarihindeki kura bölünmesi ile vade farkının Euro karşılığının bulunduğu, buna göre vade farkı hesaplamasının usulüne uygun olarak yapıldığı, yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan 55.239,34 EURO alacaklı olduğu hususlarını..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 31.05.2025 tarihli ek/kök raporunda özetle, "...Davacının varlığını iddia ettiği 15.11.2017 tarihli sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından imzalanmış olduğu, davalının bu sözleşmeye icazet vermemiş olduğu, herhangi bir vade farkı ödemesi yapmamış olduğu ya da vade farkı faturasını defterine kaydetmemiş olduğu, dolayısıyla vade farkına ilişkin sözleşmenin kesin hükümsüz olduğu, aynı sözleşmede kur farkına ilişkin bir düzenlemede yapılmış olup, huzurdaki davanın konusu vade farkı olduğu için bu konuda heyetimizce bir değerlendirme yapılmadığı, Sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde, sözleşmede geç ödemelerde vade farkı ödeneceği kararlaştırılmış olduğunun bunun temerrüt faizi niteliğinde olduğu, temerrüt faizinin asıl borcun ifası sırasında saklı tutulması gerektiği, aksi halde TBK m. 131 uyarınca sona erdiği, bu nedenle davacının bir irade ortaya koymaksızın, sonradan vade farkı (somut olayda nitelik olarak temerrüt faizi) talep etmesinin mümkün olmadığının değerlendirildiği..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın iptali davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı ile bu ilişki kapsamında davacının satışını yaptığı malları davalıya teslim ettiği ve buna karşılık davalının da davacıya ödeme yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının vade farkı alacağı talep hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Bir ticari ilişkide vade farkı, kur farkı vb.isim adı altında karşı taraftan talepte bulunulabilmesi için sözleşmede bunlara ilişkin hüküm bulunması, sözleşmede vade farkı veya kur farkının ödeneceği konusunda bir kayıt olmamasına rağmen bunların ödeneceğine dair ticari teamülün olması halinde vade farkı veya kur farkı talebinde bulunulması mümkündür. --------Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflara arasında ------- sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşmede vade farkı alacağının kararlaştırıldığı ve davacı tarafın vade farkına ilişkin alacağının saklı tutulduğunun açık bir şekilde kararlaştırıldığı, dosya kapsamında alınan kök bilirkişi raporu gereğince davalı tarafından talep konusu edilen faturaların sözleşmede kararlaştırılan sürede ödenmediği, sözleşme gereğine davacının talep edebileceği vade farkı miktarının 55.239,34-Euro olduğu, taraflar arasındaki sözleşme hükmü dikkate alındığında davacının vade farkı alacağı talep etmesinin mümkün olduğu anlaşılmış, anılan gerekçelerle davanın kabulüne, davalının ------ esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 55.239,34-Euro asıl alacak ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Euro cinsinden para miktarına takip tarihinden talebi aşmayacak şekilde yabancı paralara uygulanacak faizi üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.Her ne kadar, davalı taraf dava konusu sözleşmedeki imzanın şirketi temsile yetkili olmayan ----- ait olduğunu, sözleşmeye onay verilmediğini ve sözleşmenin geçersiz olduğunu beyan etmekte ise de; taraflar arasındaki kur farkı alacağına yönelik-------dosyasında da belirtildiği üzere 15.11.2017 tarihli sözleşmenin taraflar arasında uzun yıllar uygulandığı, TTK 18/2 maddesi gereğince basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olan davalının sözleşmeyi uzun yıllar uygulamış olması sebebiyle artık yetkisiz temsile ilişkin itirazını ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, --------sözleşmesinin TBK 46/1 maddesi gereğince geçerli olduğu değerlendirilmiş, aksi yöndeki davalı itirazlarına ve bilirkişi ek raporundaki tespitlere mahkememizce itibar edilmemiştir. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen vade farkı, temerrüt faizi niteliğinde değildir. Vade farkı alacağına faiz işletilmesi mümkün iken, bileşik faizin yasak olması sebebiyle temerrüt faizine, faiz işletilmesi mümkün değildir. Bu itibarla ek bilirkişi raporunda vade farkı alacağının temerrüt faizi niteliğinde olduğuna ilişkin tespitlere mahkememizce itibar edilmemiş, anılan tespitler hükme esas alınmamıştır. İtirazın iptali davalarında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması şarttır.----- Dosyaya konu alacağın cari hesap ilişkisi/faturaya dayanması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu anlaşıldığından, hükmedilen asıl alacağın takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak değeri--------------- üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -Davalının --------- esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 55.239,34-EURO asıl alacak ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Euro cinsinden para miktarına takip tarihinden talebi aşmayacak şekilde yabancı paralara uygulanacak faizi üzerinden takibin DEVAMINA, 2-Hükmedilen asıl alacağın icra takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak değerinin %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli karar harcı 124.089,75-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 31.321,89-TL olmak üzere toplam 31.749,49-TL'nin mahsubu ile bakiye 92.340,26-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 31.321,89-TL olmak üzere toplam 31.749,49-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvuru harcı, 60,80-TL vekalet harcı, 399,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.887,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.120,00-TL arabuluculuk ücreti davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 259.822,46-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----------Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.03/07/2025