İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/514 E. 2026/152 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/514
Karar No
2026/152
Karar Tarihi

T.C. ...2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/514 Esas - 2026/152 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/514 Esas KARAR NO : 2026/152

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/07/2024 KARAR TARİHİ : 03/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında... .... .... yerleşkesi kampüs alanında bulunan 1000 kişilik öğrenci yurdu için 14 adet asansörün teslim ve temini için 02.06.2022 yürürlük tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının bir kısım ödeme yapmasına rağmen borcunu tamamen ödemediğini, Beşiktaş 14.Noterliğince düzenlenen 17.04.2024 gün ve 2699 yevmiye nolu ihtarname ile davalıya borcunun ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının 24.04.2024 de temerrüde düşerek borcunu ödemediğini, ...1.Genel İcra Dairesinin 2024/31818 esas sayılı dosyasında yapılan icra takibine davalının itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, açıklanan nedenlerle davalının haksız itirazının iptal edilerek en az %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep ve beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirket ile aralarında imzalanan sözleşmeler uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak müvekkil şirketin sözleşmeden kaynaklı borcunu eksik ödediğini, ödeme yapılmaması üzerine ihtarname çekildiğini, ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından takibe itiraz edilmesiyle durdurulan takibin devamı için arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiğini belirterek, öncelikle huzurdaki davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zamanaşımı ve husumet itirazlarının bulunduğunu, uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk sürecine tabi olması sebebiyle usulüne uygun arabuluculuk başvurusu bulunmaması halinde davanın açılmamış sayılması gerektiğini, esas yönünden ise davacı yanın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve müvekkilinin borçlu bulunduğunu kesinlikle kabul etmediklerini, davacı tarafından sunulan 02.06.2022 yürürlük tarihli Satış Sözleşmesi'nin "Ödeme Şartları" başlıklı maddesinde Euro ve Türk Lirası olarak ödeme yapılacağının hükmedildiğini, ancak 13/09/2018 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile döviz cinsinden veya dövize endeksli ödeme kararlaştırılmasının yasaklandığını, bu yasağa rağmen sözleşmenin kesin hükümsüzlük sonucunu doğurmayacağını, aksine hakkın kötüye kullanılmasına yol açacağını, bu itibarla sözleşmenin ayakta tutulabilmesi amacıyla kanuna aykırılığın ortadan kaldırılması için sözleşme yürürlük tarihindeki T.C. Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru baz alınarak TL cinsinden uyarlanması ve bedelinin yeniden hesaplanması gerektiğini, müvekkil tarafından davacıya 16.06.2023 keşide ve 20.08.2023 vade tarihli çek ile 829.484,00-TL ödeme yapıldığını, müvekkil şirket defter ve cari hesaplarında davacıya borcu bulunmadığını, bilakis alacaklı konumunda olduğunu, davacının talep ettiği 4.165,71 Euro + 1.770,00 TL bedelin fahiş olduğunu, sözleşme uyarlanmadığında dahi Euro ile ödeme hükmünün kanuna aykırılık sebebiyle hükümsüz kalacağını, bu durumda da müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, yapılan ödemenin talep edilen tutarın çok altında kalacağını, son hizmet olan yeşil etiket ücretinin Euro ile ödeneceğine ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, davanın hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunu, davacının alacak talebinin haksız olduğunu, alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, kötüniyetle dava açan davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ederek davanın reddini savunmuştur. 04/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalı arasında “Çubuk Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Kampüs Alanı" adresinde bulunan Çubuk 1000 Kişilik Öğrenci Yurdu İkmal Yapım İşi projesinde 14 adet asansörün temin, teslim ve montajı hususunda 02.06.2022 yürürlük tarihli Satış Sözleşmesi (Eser Sözleşmesi) imzalandığı, bu konu teknik bilirkişinin konusuna girmekle birlikte, Takdir Mahkemede olmak üzere genel hatları ile dava dosyası ve eklerinden, 20/09/2022 tarihli Asansör Teslim Tutanağından, Yeşil etiket ve Asansör Tescil Tutanağından ve sunulan delillerden tamamlandığı ve hizmetin verildiği kanaati oluştuğu, Euro ile ödeme yapılmasının kanuna uygun olup olmadığına dair inceleme sözleşmeden kaynaklanan ödemelerin Türk Lirası ile yapılması zorunludur ve davalı ödemelerini bu şekilde gerçekleştirdiği, bununla birlikte, sözleşmede Euro olarak belirlenen bedelin, sözleşme tarihindeki döviz satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi gerektiği, ayrıca her bir ödeme, ödemenin yapıldığı günün döviz alış kuru dikkate alınarak Türk Lirası olarak yapılması gerektiği, davacı ve davalının, sözleşmede Euro ile ödeme yapılması konusunda anlaştıklarını, ancak ödemelerin Türk Lirası ile yapılması zorunluluğunun, taraflar arasında anlaşmazlık yarattığını, sözleşme bedeline ilişkin 20/09/2022 tarihli TKE2022000007472 Nolu fatura ile 28.000 Euro + KDV Karşılığı 567.345,20 TL'lik fatura kesildiği, Asansör Teslim tutanağı ile aynı tarihte kesilen bu fatura VUK Mevzuatına göre 7 gün içinde düzenlenmesi gerekir ki buna uygun olduğu, sözleşmede efektif satış kuru alınacağı belirtildiği, 19.09.2022 Günü Saat 15:30'da Belirlenen Gösterge Niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kurları Efektif Döviz Satış Kur'un18,28730 TL olduğu, fatura üzerindeki kurun 18,28730 olduğu, faturanın sözleşmeye ve yasaya göre uygun kesildiği, bakiye alacağın bulunup bulunmadığı konusunda eser sözleşmesinin bedeli KDV dahil 31.024,00 Euro (28.000 Euro + KDV) olduğu, davalının, 829.484 TL tutarındaki çek ile 28.204,92 Euro karşılığı ödeme yaptığı, damga vergisi tutarının 1.327,20 Euro olduğu, ayrıca, TL cinsinden düzenlenen faturalardan kaynaklanan 1.770,00 TL bakiye bulunduğu, netice itibari ile; davacının 21.08.2023 tarihi itibari ile davalıdan 4.146,28 Euro + 1.770,00 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. 01/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalı arasında Yıldırım Beyazıt üniversitesi Çubuk Yerleşkesine 14 adet asansör teslimi için 28.000 Euro+KDV bedelli sözleme imzalandığı, davacının edimlerini yerine getirdiği, fatura bedeli 31.024,00 Euro asansör bedeli, sözleşmeden kaynaklanan 1.327,20 Euro Damga Vergisi alacağı olduğu, davalının 28.204,92 Euro ödeme yaptığı, 4.146,28 Euro alacak kaldığı, davacının davalı adına 590,00 TL den 3 adet fatura düzenlediği, faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğu, ödendiğine dair delil olmadığı, yukarıda hesaplama ayrıntıları verildiği üzere, davacının ...1. GİD 2024/31818 Sayılı Dosyası kapsamında; TL alacak için 1.770,00 TL asıl alacak, (24.04.2024 - 16.05.2024 tarihleri arası işlemiş) 25,96 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.795,96 TL talep edebileceği, taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde, 1.770,00 TL asıl alacak, 23,28 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 1.793,28 TL talep edebileceği, Euro alacak için 4.146,28 Euro asıl alacak, (24.04.2024 - 16.05.2024 tarihleri arası işlemiş) 22,80 Euro temerrüt faizi olmak üzere toplam 4.169,08 Euro talep edebileceği, taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde, 4.146,28 Euro asıl alacak, 19,43 Euro temerrüt faizi olmak üzere toplam 4.165,71 Euro talep edebileceği, inkar tazminatı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. 04/02/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davalının itirazlarının dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyuşmadığı, davalının temerrüt tarihine yapılmış itirazlarının da taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde hesabı değiştirir nitelikte bulunmadığı, kök raporda herhangi bir değişikliğe gidilmediği bildirilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı takip nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın, eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen sözleşme bedeline ilişkin olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemli olduğu, taraflar arasında; 14 adet asansörün temin, teslim, montaj ve bakım ve onarımı hususlarında eser sözleşmesi düzenlendiği, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu, davacı tarafça işin yapılıp teslim edildiği ve buna ilişkin düzenlenen sözleşme bedelinin davalı tarafça bakiye kısmının ödenmediğinin ileri sürüldüğü, davalı tarafça ise, ticari ilişkinin kabul edilmediğinin, işe ilişkin tüm ödemelerin yapıldığının, Euro ile ödeme yapılacağına ilişkin düzenlemenin kanuna aykırı olduğunun öne sürüldüğü, buna göre taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesine göre sözleşme bedelinin davalı tarafça ödenip ödenmediği, bakiye alacağın bulunup bulunmadığı hususunda ihtilaf bulunduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. HMK’nın 222. maddesine göre; ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. ( Yargıtay 11.HD'nin tarih ve 2020/2505 E. - 2022/2800 K. sayılı ilamı ) Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak, sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Lakin; adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse artık bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.( Yargıtay 11. HD'nin 19.12.2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. sayılı ilamı ) Bir başka ifade ile faturanın davalının ticarî defterlerinde kayıtlı olması bu fatura içeriği malları teslim aldığına dair karine oluşur.(Yargıtay 19. HD'nin 14.10.2019 tarih ve 2018/29 E. - 2019/4749 K. Sayılı ilamı) Bu açıklamalar ışığında alınan, olaya ve denetime uygun olduğu cihetiyle Mahkememizce de itibar edilen bilirkişi kök ve ek raporlarına göre takipteki asıl alacak ve işlemiş faizin ticari defterlerin incelenmesi sonucu hesaplanan tutar ile uyumlu olduğu cihetiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Alacak likit olduğundan asıl alacağın yüzde yirmisine tekabül eden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜNE, davalının ...1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/31818 esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, 2-Alacağın likit olması sebebi ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 29.460,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 10.084,93 TL harçtan peşin alınan 1.782,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.301,94 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.782,99 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 29.333,40 TL ( ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/514, K. 2026/152, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-514-e-2026-152-k-e3ac6b1565e6