İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/495 E. 2025/903 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/495
- Karar No
- 2025/903
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/495 KARAR NO : 2025/903
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 18/07/2024 KARAR TARİHİ : 25/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından, ---- no'lu ----- Poliçesi ile sigortalı ------ Şirketi'nin taşıması süresince çeşitli rizikolara karşı sigortalı bulunan konfeksiyon malzemesi emtiasının-----yarı römork) plakalı vasıta ile ----- nakliyesi gerçekleştirilirken, davalı/sürücünün----- adresinde kain aktarma alanında, hiçbir güvenlik önlemi içermeyen ara sokaktaki istirahati esnasında 04.05.2023 tarihinde 06.30 sıralarında park halindeyken hırsızlık hadisesi vuku bulduğunu ve araçta bulunan malların çalınması ile sigortalı şirketin zarara uğratıldığını, Fili taşımayı gerçekleştirmekte olan davalı sürücünün vuku bulan hadisede aracını güvenli bir park alanında tutmak yerine ara sokakta park halinde iken arka koltukta uyku molası verdiğini, olayda davalının ihmali ve kusuru bulunduğunu haksız fiil hükümleri dairesinde meydana gelen zararı tazminle mükellef olduğunu, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu, sigortalının %20 oranındaki iştirak payı düşülerek 11.07.2023 tarihinde, sigortalıya 176.128,00 TL hasar ödemesi yapıldığını ve TTK.m.1472 hükümleri gereğince sigortalının haklarına halef olunduğunu, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, CMR Konvansiyonu kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahisili için açılan ----. İcra Müdürlüğünün ------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; " Dosya eki belge/bilgi ve 2023 yılı yapılan piyasa araştırması ile çalınan 34 koli 2052 adet kız çocuk elbisesi cinsi eşyalar için ekspertiz tarafınca tespit edilen 232.660,00 TL hasar değerinin ek faturalar ve piyasa rayiçlerine uygun olduğu, davalı ve dava dışı sigortalı taşıyıcının ödemesi gereken tazminat tutarının 232.660,00 TL ile sınırlı olduğu gözetilerek, davacının sadece sigortalısı taşıyıcının sorumluluğunu sigorta teminatına alan sorumluluk sigortacısı olduğu, TTK m.1481 gereği davalının rücu sorumluluğunun toplam zarardan ziyade davacının ödeme tutarı ile sınırlı olduğu, ödeme tutarı aşılmamak üzere kusur ve sorumluluk oranına göre hesaplanacak zararı davalının tazmin etmesi gerektiği, meydana gelen hırsızlık zararından asıl rücu sorumlusunun dava dışı hırsız veya hırsızlar olduğu, ancak hırsızlık oluşmasında kusur durumu bakımından dava dışı sigortalı ve davalının da ağır kusuru olduğu, davalının tali kusurlu, dava dışı sigortalı taşıyıcının asli kusurlu olduğu, davalıya %25 kusur verilecek olursa tazminat sorumluluğunun 58.165,00 TL hesaplanabileceği, bu miktar ya da daha az veya daha çok rücuen tazminat değerlendirmesi bakımından nihai takdirin yüce mahkemeye ait olacağı, hükmedilecek tazminat için haksız fiil sorumluluğuna uygun yasal faizin tazminat faizi olarak talep edilebileceği " şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle; "KÖK Rapor sonuçlarını değiştirecek yeni bir sonuç ve kanaate ulaşılmadığı, KÖK rapor sonuçlarının değişmediği, sigortalı taşıyıcının asli kusurlu, davalı şoförün tali kusurlu olduğu değerlendirmesi ve davalıya %25 oranında kusur atfi bakımından müterafik kusur değerlendirmesinde nihai takdirin yüce mahkemeye ait olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ----- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 t. ve-----. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.Somut olayda davacı ... şirketinin dava dışı sigortalısına dava konusu taşıma sırasında meydana gelen hırsızlık olayı nedeni ile sigortalısını yapılan ödeme nedeni ile sigortalısının haklarına halef olduğu, eldeki davayı açmakta aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.TTK'nın 875/1. maddesine göre: taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. TTK nun 876. Maddesi ile; zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.TTK nun 879-(1)maddesi" taşıyıcının kendi adamlarının ,taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin ,görevlerini yerine getirmeleri sırasında ki fiil ve ihmallerinden ,kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur."şeklinde düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanunu'nun 857. Maddesi hükmü uyarınca, taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde uğradığı ziya ve hasardan sorumludur. Anılan maddeye göre taşıyıcının sorumluluğu ispat yükü tersine çevrilmiş kusur sorumluluğudur. Taşıyıcı ziya ve hasarın kendi kusurundan doğmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. (Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin ------Karar sayılı kararı) Davaya konu somut olayda, davalı araç şoförü, aracını bekçisi olan park yeri gibi güvenli bir yere bırakması gerekirken kontrolsüz, herhangi bir güvenlik önlemi olmayan firmanın bulunduğu sokak üzerine bırakmıştır. Davalı araç şoförünün içinde mal yüklü bulunan güvenliği olmayan sokak üzerine bırakması karşısında, söz konusu eylemi taşıma akdinin kendisine yüklediği taşınan malın korunması konusunda göstermesi gereken dikkat ve özen borcuna aykırılık nedeniyle kusurlu davranış oluşturduğundan, davalının en yüksek özeni gösterdiği halde hırsızlığın ve zararın vuku bulduğu ispatlanamadığından taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmayacağı ,davalı sürücünün haksız fiil hükümlerine göre sorumlu bulunduğunun kabulü gerekmektedir. ----- BAM ---HD----- BAM ----. HD. -----. HD. ------. Sayılı Kararları da aynı yöndedir. Hal böyle olunca davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davalı sürücü ve dava dışı taşıyıcı için ayrı ayrı kusur değerlendirmesi yapıp davalının kusuruna denk gelen zarar miktarını hesaplamış ise de davalı sürücü olayın meydana gelmesinde %25 kusurlu olsa da dava dışı taşıyıcı ve davalı zarar görene karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından ve kusur oranları iç ilişkideki rücuda dikkate alınacağından davanın tam kabulüne karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Eldeki davada alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜNE, 1-Davalının ----. İcra Müdürlüğünün------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, 2-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Karar harcı 12.566,94-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.221,89-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.345,05-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 2.221,89-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 1.794,29-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan 822,00 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 11.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.822,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.