İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/487 E. 2026/53 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/487
Karar No
2026/53
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/487 KARAR NO : 2026/53

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 30/05/2024 KARAR TARİHİ : 22/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verdiği 30/05/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili .....’nın müflis şirketten iflas tarihi itibariyle toplam 4.150.000,00 TL alacağının bulunduğunu, müflis şirket iflas masası tarafından müvekkilinin alacağa halef olamayacağından bahisle alacak kaydının reddedildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelere ilişkin dekontların dosyaya sunulduğunu belirterek müvekkilinin sıra cetveline kabul edilmeyen 4.150.000,00 TL tutarındaki alacağının işlemiş faiziyle birlikte sıra cetveline kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Dava dilekçesi ile eklerinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235'nci maddesi uyarınca, iflas idaresince kabul edilmeyen alacağın müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir. İflâs Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevaptan, müflis ... İNŞAAT MALZEMELERİ TAAHHÜT NAKLİYAT VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.'nin Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2021 tarih ve .... esas sayılı ilamı ile 16/12/2021 tarihinde iflâsına karar verildiği, iflâs tasfiye işlerinin ... iflâs sayılı dosyasında yürütüldüğü, iflâs idaresi tarafından düzenlenen cetvelin 17/05/2024 tarihinde Sözcü gazetesinde ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davacının posta masrafı yatırması nedeniyle sıra cetvelinin davacıya 14/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişiler Prof. Dr. ... ve .... tarafından mahkememize sunulan 22/05/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalı Müflis ... İnşaat Malzemeleri Taahhüt Nakliyat ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64, 65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; davacı ....’nın sıra cetvelinin tebliği için gerekli gider avansını iflas dosyasına depo ettiği, bu nedenle davacı yönünden sıra cetveline itiraz davası için Kanun’da öngörülen 15 günlük sürenin sıra cetvelinin kendisine tebliği tarihinden itibaren işlemeye başladığı, somut olayda sıra cetveli ilanı ve ret kararlarının davacıya 18/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, bu nedenle 30/05/2024 tarihinde açılan derdest davanın süresi içerisinde açılmış olduğu, davacı ...’nın müflis şirket iflas masasına ... Yönetim A.Ş ve ... Yönetim A.Ş.’ye yapmış olduğu ödemelerden kaynaklı olarak 34 kayıt numarasıyla 4.150.000,00 TL tutarında alacak kayıt talebinde bulunulduğu, davacının, dava dışı .... Yönetim A.Ş.’ye yapmış olduğu ödemenin 19.01.2023 tarihli Protokol’e; dava dışı ..... Yönetim A.Ş.’ye yapmış olduğu ödemenin ise 29.12.2023 tarihli Alacak Devir ve Temlik Sözleşmesi’ne dayandığı; bu bağlamda, davacının alacak kayıt talebinin iki ayrı akdi ilişki çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, davacı ..... ile dava dışı ... Yönetim A.Ş. Arasında imzalanan 19.01.2023 tarihli Protokol hükümleri incelendiğinde, protokolde 3.250.000,00 TL tutarındaki ödemenin yapılması halinde, tarafların karşılıklı olarak birbirlerini ibra etmiş olacaklarına dair bir düzenleme bulunduğu; söz konusu protokol hükümlerinin, davacı .....’nın dava dışı ..... Yönetim A.Ş.’ye yapmış olduğu ödemelerden kaynaklı alacak kayıt talebinin yerinde olmadığını gösterdiği, davacının 29.12.2023 tarihli Alacak Devir ve Temlik Sözleşmesinden kaynaklı alacak kayıt talebinin yerinde olup olmadığının; - İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. (Eski Esas: ...), - İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyalarının incelenmesine; bu alacağın varlığı ve miktarının banka alacağı hesaplamaları konusunda uzman bir bilirkişi tarafından tespit edilmesine; tespit edilen tutarın ise heyetimiz üyesi mali konularda uzman bilirkişi tarafından müflis şirkete ait ticari defter kayıtlarıyla karşılaştırılmasına bağlı olduğu, dosya kapsamında mevcut belgeler arasında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. (Eski Esas: ...) ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyalarının bulunmadığı; temlik konusu alacağın niteliği “banka alacağı” olmasına rağmen heyetimizde banka hesaplamaları konusunda uzman bir bilirkişinin mevcut olmadığı; hal böyle iken, davacı .....’nın ..... Yönetim A.Ş.’ye yaptığı ödemelerden kaynaklı alacak kayıt talebinin yerinde olup olmadığına yönelik bir tespitte bulunulamadığı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Bilirkişiler Prof. Dr. .... ve .... tarafından mahkememize sunulan 28/11/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Davacının, dava dışı ..... Yönetim A.Ş.’ye yapmış olduğu ödemenin 19.01.2023 tarihli Protokol’e; dava dışı ..... Yönetim A.Ş.’ye yapmış olduğu ödemenin ise 29.12.2023 tarihli Alacak Devir ve Temlik Sözleşmesi’ne dayandığı; bu bağlamda, davacının alacak kayıt talebinin iki ayrı akdi ilişki çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, 19.01.2023 tarihli Protokol hükümleri incelendiğinde, protokolde 3.250.000,00 TL tutarındaki ödemenin yapılması halinde, Protokol’ün taraflarının karşılıklı olarak birbirlerini ibra etmiş olacaklarına dair açık bir düzenleme bulunduğu; ilgili düzenlemeye göre, davacı .....’nın dava dışı ..... Yönetim A.Ş.’ye yapmış olduğu ödemelerden kaynaklı alacak kayıt talebinin yerinde olmadığı, buna bağlı olarak davacı vekilinin itirazları çerçevesinde kök raporumuzda ..... yönünden yapılan tespit ve değerlendirmelerde değişikliğe gidilmesini gerektirebilecek herhangi bir hataya rastlanmadığı, heyet üyesi banka alacağı hesaplamaları konusunda uzman bilirkişinin tespitlerine göre, davacı .....’nın dava dışı ..... Yönetim A.Ş.’ye yapmış olduğu ödemeden kaynaklı olarak müflis şirketten iflas tarihi itibariyle talep edebileceği alacak tutarının toplam 2.895.232,48 TL olarak hesaplandığı, bu durumda, davacının 2.895.232,48 TL tutarındaki alacağının sıra cetveline 4. sıra (adi alacak) olarak kaydedilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. İİK m. 235’te, sıra cetveline itirazın yöneltileceği kişi veya kişilere göre farklı bir ayrım yapılmaktadır. Buna göre, alacağı iflâs idaresi tarafından tamamen veya kısmen reddedilen ya da tenzil edilen alacaklının açacağı dava, iflâs masasına (dolayısıyla iflâs idaresine) karşı yöneltilir. Buna karşılık, bir alacaklı başka bir alacaklının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa, bu durumda husumet doğrudan itiraz edilen alacağın sahibi alacaklıya yöneltilmelidir. Bu ayrım, dava konusu uyuşmazlığın taraflarını doğru biçimde belirlemeye yönelik olup, usul hukuku bakımından husumetin yanlış yöneltilmesi hâlinde davanın reddi sonucunu doğurabilecek niteliktedir. Sıra cetveline itiraz davası, öğretide ve uygulamada kabul edildiği üzere, niteliği itibarıyla bir eda davasıdır. Zira bu dava ile alacaklı, iflâs idaresinin alacağını haksız biçimde reddettiğini veya eksik kabul ettiğini ileri sürerek, alacağının iflâs masasına kaydedilmesini ve tasfiye sonunda kendisine pay verilmesini talep etmektedir. Uygulamada bu dava türü sıklıkla “kayıt kabul davası” olarak adlandırılmakta; dava dilekçesinde alacaklı, alacağının varlığının tespitiyle birlikte sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini istemektedir. Bu yönüyle dava, salt bir tespit davası olmayıp, alacağın tasfiye sürecinde hüküm ve sonuç doğurmasına yönelik bir eda talebini de içermektedir. Kayıt kabul davasında husumet, iflâs masasını temsil eden organa yöneltilir. Adi tasfiyede bu temsil yetkisi iflâs idaresine, basit tasfiyede ise iflâs dairesine aittir. Müflisin bizzat bu davayı açması mümkün değildir; zira müflis, iflâs ile birlikte malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini kaybetmiş olup, sıra cetveline ilişkin uyuşmazlıklar yalnızca alacaklılar ve iflâs masası arasında cereyan eder. Bu durum, iflâs hukukunun temel ilkelerinden biri olan tasarruf yetkisinin masaya geçmesi ilkesinin doğal bir sonucudur. İspat hukuku bakımından, sıra cetveline itiraz davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıya aittir. Alacaklı, masaya yazdırılması gereken geçerli ve gerçek bir alacağının bulunduğunu somut delillerle ortaya koymak zorundadır. Yalnızca bir alacak belgesinin (örneğin bono, fatura veya cari hesap ekstresi) ibrazı, her durumda alacağın gerçekliğini ve geçerliliğini ispat için yeterli kabul edilmemektedir. Mahkeme, alacaklı ile müflis arasındaki temel hukuki ilişkiye inerek, alacağın dayanağını oluşturan sözleşme ilişkilerini, ifa durumunu, karşı edimleri ve varsa alacağın sona ermesine yol açan sebepleri (ödeme, takas, zamanaşımı vb.) değerlendirmek durumundadır. Bu kapsamda, tanık beyanları, ticari defterler, yazılı sözleşmeler ve sair deliller birlikte ele alınarak alacağın gerçek varlığı tespit edilir. İİK m. 235’te ayrıca, itirazın yalnızca sıraya ilişkin olması hâli özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, itiraz alacağın esası veya miktarına değil de yalnızca sıra durumuna ilişkin ise, bu tür itirazlar dava yoluyla değil, şikâyet yolu ile icra mahkemesine yapılır. Bu ayrım, yargı yollarının doğru belirlenmesi bakımından son derece önemlidir. Zira sıraya ilişkin itirazlar, iflâs idaresinin işlemine yönelik bir hukuka aykırılık iddiası niteliği taşıdığından, icra mahkemesinin denetimine tabidir; buna karşılık alacağın varlığı veya miktarına ilişkin uyuşmazlıklar, maddi hukuk ihtilafı niteliğinde olup genel mahkemelerin görev alanına girer. Son olarak, bir alacağın terkini istemiyle açılan davanın kazanılması hâlinde ortaya çıkacak sonuçlar da madde metninde açıkça düzenlenmiştir. Buna göre, terkine konu alacağa ayrılmış olan pay, dava masrafları da dâhil edilmek suretiyle ve sıraya bakılmaksızın, alacağı oranında itiraz eden alacaklıya verilir; artan bir miktar bulunması hâlinde ise bu tutar, diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Bu düzenleme, haksız şekilde kabul edilen bir alacak nedeniyle mağduriyet yaşayan alacaklının zararının telafi edilmesini ve iflâs masasındaki dengenin yeniden kurulmasını amaçlamaktadır. Sonuç olarak, İİK m. 235 hükmü, iflâs tasfiyesinde alacaklılar arasında adaletli bir dağılımın sağlanması, hukuki belirliliğin korunması ve iflâs idaresinin işlemlerinin etkin bir yargısal denetime tabi tutulması bakımından merkezi bir öneme sahiptir. Yukarıda yapılan genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; Dava; müflis .... İnşaat Malzemeleri Taahhüt Nakliyat ve Dış Tic. Ltd. Şti. hakkında yürütülen iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline/ret kararına karşı, davacı ..... tarafından açılan İİK m. 235 kapsamında sıra cetveline itiraz (kayıt ve kabul) davasıdır. Davacı; iflas masasına sunduğu alacak kaydı dilekçesiyle 34 kayıt numarasıyla 4.150.000,00 TL alacağın masaya kaydını talep etmiş; ancak iflas masası/ret kararlarıyla alacağın tamamı reddedilince işbu dava ikame edilmiştir. Davacı alacak iddiasını iki ayrı hukuki işleme dayandırmıştır: (i) ..... Yönetim A.Ş. ile yapılan 19.01.2023 tarihli Protokol kapsamında yaptığı ödemeler, (ii) ..... Yönetim A.Ş. ile yapılan 29.12.2023 tarihli Alacak Devir ve Temlik Sözleşmesi kapsamında temlik aldığı “banka alacağı” ve buna ilişkin ödemeler. Dolayısıyla uyuşmazlık; davacının, anılan iki işlem nedeniyle müflis şirket iflas masasına karşı alacaklı sıfatını kazanıp kazanmadığı; kazanmış ise alacağın varlığı, kapsamı ve miktarının ne olduğu; ayrıca bu alacağın sıra cetvelinde hangi sırada kayda alınacağı noktalarında toplanmaktadır. Davacının alacak iddiasının bir kısmı, ..... Yönetim A.Ş. ile imzalanan 19.01.2023 tarihli Protokol kapsamında yaptığı 3.250.000 TL ödemeye dayanmaktadır. Kök raporda Protokol metni ayrıntılı incelenmiş; Protokol’de, toplam 3.250.000 TL ödeme yapılması akabinde “alacaklı ve borçlu arasında herhangi bir hak ve alacak kalmayacağı” ve tarafların karşılıklı ibra edileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine Protokol’ün 5. maddesinde, “ödemeyi yapanlar tarafından herhangi bir ad altında istirdat/menfi tespit davası açılmayacağı” ve bunun “gayri kabulü rücu” ile kabul, taahhüt ve ibra edildiği hüküm altına alınmıştır. Bu tür kayıtlar, ödeme yapanın alacaklıya halef olarak borçluya rücu etmesi yönündeki iradenin bertaraf edildiğini, başka bir ifadeyle nihai yükün ödeme yapan üzerinde bırakıldığını gösterir. Nitekim ek raporda da; Türk hukukunda halefiyetin ancak kanunda öngörülen hallerde ve rücu amacı var oldukça söz konusu olacağı; rücu hakkının kanun, sözleşme veya ifa edenin iradesiyle kaldırılabileceği; rücu hakkını ortadan kaldıran sözleşmelerde halefiyet sonucunun doğmayacağı ilkeleri açıklanmıştır. Somut olayda Protokol, davacıyı “Protokol Borçlusu 3. Şahıs” olarak tanımlamakta; ödemelerin yapılması halinde borçlu–alacaklı ilişkisinin tasfiyesi ve karşılıklı ibra hükmü getirmekte; ayrıca açık biçimde “gayri kabulü rücu” ifadesiyle ödeme yapanın sonradan rücu/geri alma iddiasını dışlamaktadır. Bu nedenle .....’a yapılan ödemelerden hareketle, davacının müflis şirkete karşı iflas masasında ileri sürebileceği bir alacak doğduğu kabul edilemez. Kök raporda da bu nedenle ..... ödemesine dayalı alacak kayıt talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla davacının toplam 4.150.000,00 TL’lik iddiası içinde, ..... Protokolü kaynaklı kabul edilebilir bir alacak kalemi bulunmadığından, bu kısma isabet eden talebin reddi gerekmiştir. Davacı, ..... Yönetim A.Ş. ile 29.12.2023 tarihli Alacak Devir ve Temlik Sözleşmesi imzaladığını; temlik konusu alacak için temlik edene toplam 900.000,00 TL ödeme yaptığını; temlik edilen alacağın müflis şirketten tahsil edilemeyen “banka alacağı” olduğunu ileri sürmüştür. Kök raporda; temlik edilen alacağın “banka alacağı” niteliğinde olduğu, kapsamın İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyası ile sınırlı olduğu, İstanbul .... İcra Müdürlüğü’ndeki rehnin paraya çevrilmesi takibinden doğan hakların temlik dışında bırakıldığı tespit edilmiştir. Bu aşamada belirleyici husus; temlik edilen banka alacağının, iflas tarihi itibarıyla ne miktara ulaştığının teknik hesapla saptanmasıdır. Ek raporda, banka alacağı hesaplamaları konusunda uzman bilirkişi tarafından; kredi ilişkisinin dayanağı, hesap kat tarihi (15.01.2019), ihtarname, takip tarihi (15.02.2019) ve takip tarihine kadar işleyen faiz/BSMV/masraf bileşenleri ayrıntılı tablolarla gösterilmiştir. Özellikle takip tarihi itibarıyla toplam alacağın 2.217.716,62 TL olarak belirlendiği; takip tarihi ile raporda esas alınan döneme kadar tahsilat bulunmadığı; bu suretle iflas tarihi itibarıyla talep edilebilir toplamın 2.895.232,48 TL olduğu açıkça ifade edilmiştir. Ek rapordaki hesaplamada; anapara kalemleri (kredi kartı + KMH, kurumsal kredi, muhtelif alacaklar, borçlu cari hesaplar vb.) ile bunlara ilişkin faiz ve vergiler ayrıştırılarak gösterilmiş; böylece 2.895.232,48 TL rakamının soyut bir takdir olmayıp, tarihlendirilmiş ve bileşenlerine ayrılmış teknik bir hesap sonucunda elde edildiği ortaya konulmuştur. Mahkememizce, dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarının tutarlılığı birlikte değerlendirildiğinde; .....’tan temlik alınan “banka alacağı” yönünden davacının iflas masasına karşı ileri sürebileceği alacağın var olduğu, ancak bunun miktarının bilirkişi tarafından hesaplanan 2.895.232,48 TL ile sınırlı bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu alacağın sıra cetvelinde adi alacak (ek raporda 4. sıra/adi alacak olarak kaydedilebileceği değerlendirmesi) niteliğiyle kayda uygun olduğu belirtilmiştir. Davacı, iflas masasına toplam 4.150.000,00 TL kaydı talep etmiştir. Ancak: ..... Protokolü bakımından; Protokol hükümleri gereği “karşılıklı ibra” ve “gayri kabulü rücu” kabul edildiğinden, ödeme yapan davacı lehine müflise rücu edilebilir/halefiyete konu bir alacak doğduğu ispatlanamamıştır. Bu kalem yönünden talebin reddi gerekir. ..... temliki bakımından; temlik edilen banka alacağı yönünden teknik hesap sonucu, iflas masasına karşı ileri sürülebilecek alacak 2.895.232,48 TL olarak saptanmıştır. Bu nedenle bu tutar yönünden kayıt-kabul gerekir. Bu itibarla; davacı talebinin, 2.895.232,48 TL’yi aşan kısmı (davacının fazlaya ilişkin kısmı) bakımından, dosya kapsamı ve bilirkişi tespitleri itibarıyla ispatlanamadığı/yerinde olmadığı anlaşılmakla fazlaya ilişkin talebin reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan tüm olgular, bilirkişi raporları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:Davacının, ..... Protokolü kapsamındaki ödeme nedeniyle halefiyet/rücu iddiasını destekleyen bir sözleşmesel düzenleme bulunmadığı; aksine Protokol’de ibra ve gayri kabulü rücu hükmü yer aldığından, bu kalem yönünden iflas masasına karşı ileri sürülebilecek alacak doğmadığı, .....’tan temlik alınan banka alacağı yönünden ise uzman bilirkişi hesaplamasıyla iflas tarihi itibarıyla talep edilebilir tutarın 2.895.232,48 TL olduğu; bu tutarın masaya kaydının mümkün ve gerekli bulunduğu,bu miktara ilişkin alacağının varlığının davacı tarafından ispat edildiği anlaşıldığından davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 2.895.232,48 tl alacağın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla iik m.235/1 uyarınca müflis şirketin iflas masasına kayıt ve kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 2.895.232,48.-TL alacağın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müflis ... İnşaat Malzemeleri Taahhüt Nakliyat ve Dış Tic.Limited Şirketinin iflas masasına İİK'nun 235/1. Maddesi uyarınca KAYIT VE KABULÜNE, 2- Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,

3-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalı iflas idaresinden alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından ödenen 427,60 TL Başvurma Harcı ile 427,60 TL Peşin Harç, 60,80 TL vekalet harcın davalı iflas idaresinden alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan 9 adet tebligat+posta ücreti 122,00-TL, iki bilirkişi inceleme ücreti 30.000,00 TL olmak üzere toplam 30.122,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 21.014,50-TL'nin davalı iflas idaresinden alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalı iflas idaresinden tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı,davalının yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 22/01/2026

Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪

"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/487, K. 2026/53, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-487-e-2026-53-k-d37a8b7f231b