İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/442 E. 2024/760 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/442
Karar No
2024/760
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/442 Esas KARAR NO : 2024/760

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/05/2024 KARAR TARİHİ : 03/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05.09.2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ile davalı arasında düzenlenmiş 23.02.2024 tarihli ve .... seri numaralı proforma faturaya göre; davacı .... kodlu, .... adlı ham maddeden 20.000 kg’sini yurtdışında temin ederek davalıya teslim için hazır hale getireceğini, buna karşılık olarak davalı da söz konusu ham madde için davacıya 48.000,00-usd ödeme yaparak malı teslim alacağı hususunda anlaştıklarını, davacı , proforma faturaya konu malı davalı taraf için yurtdışında temin (ithal) ettiğini ve malı teslime hazır olduğunu belirtmesine rağmen davalı kendileri için ithal edilen malı teslim almadığını davalı için özel olarak ithal edilen işbu malın iç piyasada alıcısı bulunmadığını söz konusu mal davacının elinde kaldığını ve dolaysıyla davacı büyük bir zarara uğradığını icra takibi yetkili icra dairesinde yapıldığını bu nedenle davalının icra dairesinin yetkisine itirazı yerinde olmadığını eavalının takibe ve borca itirazı hukuki dayanatan yoksun olduğunu itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini davaya konu alacak, bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olduğundan ve söz konusu alacak 6102 sayılı yasanın 5/a maddesi ve yine aynı yasanın 4. maddesi uyarınca huzurunuzdaki dava ticari dava olarak kabul edildiğinden itirazın iptali davası açılmadan önce tarafımızca arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de .... arabuluculuk dosyasında düzenlenen 03.05 2024 tarihli arabuluculuk son tutanağına göre davaya konu alacağın ödenmesi hususunda taraflar anlaşamadığını arabuluculuk son tutanağı ile davacı müvekkili dava şartına dair yükümlülüğü olan dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yükümlülüğünü yerine getirdiğini, açıklanan nedenlerle, davalı takibe haksız olarak itiraz ettiğini, bu nedenle davalı-borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptalini ve likit olup ödenmeyen 4.800,00-usd üzerinden %20'dan az olmamak kaydı ile davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. açıklanan nedenlere dayalı olarak; davalı-borçlunun itirazının iptali ile takibin bu miktar ile sınırlı olmak üzere devamına, takip miktarı olan 4.800,00-usd’nin %20'’si oranında davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa(davalı tarafa) tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle : Davaya konu proforma fatura üzerindeki imzalar müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin daha önce atmış olduğu imzaların ve yine mahkeme huzurunda oturarak ve ayakta atacağı imzaların bilirkişi marifetiyle tetkikinden de dava konusu yapılan proforma fatura üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilin imza sirküleri incelendiğinde çıplak gözle dahi imzalar arasındaki farklılık hemen dikkat çektiğini, bu sebeple huzurdaki davaya esas alınan dayanak proforma faturadaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını beyan ettiklerini, imzayı ayrıca ve açıkça inkâr ettiklerini, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını davacı tarafça alacağını ispat eder nitelikteki hiçbir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığını, davacı tarafından proforma faturaya konu siparişin dahil taraflarından verildiği ispat edilemediğini, herhangi bir sipariş dahi olmadığını proforma fatura düzenleyerek müvekkili şirketin borç altına sokulmaya çalışılması hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde sözleşme sunulmadığını. taraflar arasında akdedilen geçerli bir sözleşme mevcut olmadığını. davacı tarafından gerçekte var olmayan borçların haksız yere tahsiline çalışıldığını. taraflar arasında hesap mutabakatı dahi sunulmadığnı. takibe konu alacak likid alacak olmadığını icra inkar tazminatı talebi hukuka uygun bir nitelik arz etmediğini, açıklanan sebeplerle; davacı tarafından ticari hizmet alacağı olduğundan bahisle gerçekte varolmayan borçların haksız yere tahsil edilmeye çalışıldığını davacının haksız kazanca yönelik bu iddialarını kabul etmediklerini, keza davacının işbu kötü niyetli iddiasını ispata yarar sözleşme ve mutabakat mektubu da dahil olmak üzere hiçbir ispata yarar somut delil sunmadığını ve müvekkili şirketin davacıya ticari hizmet alacağından kaynaklı borcun bulunmadığını, arz ve izah edilen ve mahkemece re'sen gözetilecek sebeplere binaen; davanın tümden reddine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, haksız ve kötüniyetli icra takibi yapan davacı alacaklı aleyhine icra iflas kanunu 67 /2 maddesi kapsamında %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.. Dava dilekçesi, taraf beyanları, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava cezai şart alacağına istinaden davacı tarafından başlatılan Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından yasal süresi içerisinde yetkiye ve borca itiraz üzerine takibin durdurulduğu, davacı tarafından Bakırköy İcra Daireleri'nin takibe konu belgeye istinaden taraflar arasında yetki sözleşmesi yapılmış olması gereğince yetkili olduğu ve davalı tarafından borcun ödenmediği iddiaları ile itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı Mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; takibe dayanak faturadaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını belirtmiş ve yetki itirazını tekrarlamıştır. Davacı vekili ise Mahkememize sunduğu 24.06.2024 tarihli beyan dilekçesinde taraflar arasındaki ticari teamül gereği proforma fatura üzerinden ticari ilişkinin yürütüldüğü, proforma faturanın imza işlemlerinin davalının satın alma yetkilisi tarafından imzalandığını belirterek davalının iddialarına karşı çıkmıştır. Mahkememizce davacı ve davalıya ait ticaret sicil kayıtları celp edilerek delil olarak incelenmiş olup, davalı şirketin Anonim Şirket niteliğinde olduğu, takibe dayanak fatura tarihinde yetkili temsilcisinin Yönetim Kurulu Üyesi .... Holding A.Ş. Adına .... olduğu ve şirketi münferiden temsile yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK gereğince anonim şirketler kendi hak ve fiil ehliyeti olan tüzel kişiler olarak düzenlenmiş olup, tüzel kişiler doğası gereğince fiil ehliyetlerini yetkili organları aracılığı ile kullanmaktadır. Anonim şirketin temsil yetkisinin kullanılması ve temsil şekli, yapılacak iş ve işlemlerde TTK’nın 372. maddesine göre temsile yetkili kişilerin şirket unvanı altına atacakları imza ile gerçekleştirilecektir. Anonim şirketin ticaret unvanı ile bu unvan altına imzaya yetkili kişilerin attıkları imza ile anonim şirketin temsili gerçekleştirilebilecektir. Temsil yetkisi TTK’nın 370. maddesine göre esas sözleşmede aksinin kararlaştırılmamış olması ve yönetim kurulunun tek kişiden oluşması hali hariç olmak üzere kural olarak çift imza suretiyle kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Buna karşılık 6102 sayılı TTK gereğince anonim şirket tarafından esas sözleşmeye konulacak hüküm ve alınacak karar ile şirketin temsili murahhas üye ve/veya murahhas müdüre devredilebilecektir. Bu kapsamda murahhas üye veya müdür tayin edilmesi durumunda ise şirketin temsili söz konusu murahhas üye ve/veya murahhas müdür tarafından gerçekleştirilecek olup, şirketin üçüncü kişilere karşı temsili ve temsil yetkisi kapsamında şirket adına üçüncü kişiler nezdinde iş veya işlem tesis etme görev ve yetkisi söz konusu temsilcide olacaktır. Şirket tarafından tayin edilen murahhas üye ve/veya murahhas müdür haricinde 6102 sayılı TTK'nın 371. Maddesinin 7. Fıkrası uyarınca atanacak sınırlı yetkili temsilciler de sınırlı yetkileri kapsamında ve ayrıca ticari temsilci, ticari vekil gibi bağımlı tacir yardımcıları eliyle de şirketin temsili şirket tarafından verilen temsil yetkisi kapsamında gerçekleştirilebilecek olup, şirket üçüncü kişiler nezdinde fiil ehliyetini ve söz konusu fiil ehliyetine bağlı olarak hak ehliyeti ile hak ve borçlarını ancak bu şekilde kullanabilecek ve söz konusu temsilciler tarafından temsil yetkisi kapsamında yapılan işlemler ile şirketin bağlı olduğu söylenebilecektir. Şirketin üçüncü kişiler nezdinde temsili ve fiil ehliyetine ilişkin bu açıklamalar sonrasında davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından Mahkememize sunulan 24.06.2024 tarihli dilekçe ile takibe dayanak proforma faturadaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı, faturadaki imzaların davalı şirketin satın alma yetkilisi olan .../.... isimli kişilere ait olduğu beyan ve ikrar edilmiştir. Bu noktada davacı tarafından takibe dayanak belgedeki imzaların ait olduğu belirtilen davalı şirketin satın alma yetkililerinin niteliği değerlendirilmelidir. Bilindiği üzere bağlı tacir yardımcıları ticari temsilci, ticari vekil ve pazarlamacı olarak kanunlarımızda düzenlenmiştir. Davacının satın alma yetkilisi olarak belirttiği kişilerin ticari temsilci olmadığı dosya kapsamındaki belgelerle sabittir. Zira davalının ticaret sicil kayıtları incelendiğinde söz konusu kişilerin ticari temsilci olarak atandıkları, ticaret siciline tescil ve ilan edilmemiştir. Nitekim davacı tarafından da söz konusu kişilerin tescil edilmemiş olsa dahi ticari temsilci olduk ve davalı şirket tarafından söz konusu kişilere verilen yetkilerin ticari temsilcinin yetkilerini kapsadığına dair herhangi bir vekaletname sunulmamış olup, bu kişilerin ticari temsilci oldukları ispat edilememiştir. O halde ilgili kişilerin ticari vekil olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira pazarlamacı da işletme dışında aracılık ile görevli olup, davacı söz konusu kişilerin satın alma yetkilisi olduğunu beyan ettiğinden pazarlamacı olarak kabul edilemeyecekleri de sabittir. Bilindiği üzere ticari vekillerin temsil yetkisi ticari temsilciden daha olarak düzenlenmiş olup, ticari işletmenin günlük rutin işlerini yapmak ticari vekillerin yetkileri dahilindedir. 6098 sayılı TBK'nın 551. Maddesinde ticari vekilin temsil yetkisinin ticari işletmenin alışılmış bütün işlerini kapsadığı açık bir şekilde belirtilmiştir. Nitekim ticari vekillerin ticari temsilciler gibi tescil ve ilanına da gerek bulunmamakta olup, taraflar arasındaki sözlü yetki bildirimi, vekaletname ya da 6102 sayılı TTK'nın 371/7. Maddesi gereğince sınırlı yetkili temsilci olarak ticaret sicilde ilan ile ticari vekilin yetkileri üçüncü kişilere bildirilebilecektir. Davacı taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı şirket adına satın alma yetkilisi olan ..../.... isimli kişiler ile muhatap olduklarını ve önceki işlemlerin de bu kişilerin teyiti ile yapıldığını beyan ve ikrar etmiş olup bu kişilerin ticari vekil oldukları Mahkememizce kabul edilmiştir. Ancak söz konusu kişilerin temsil yetkisinin kapsamına dair davacı tarafından herhangi bir vekaletname sunulmamış olup, davalıya ait ticaret sicil kayıtları incelendiğinde söz konusu kişilerin sınırlı yetkili temsilci olarak davalı şirket tarafından tayin edildiğine dair herhangi bir tescil ve ilan da bulunmamaktadır. O halde yukarıdaki açıklamalar bir bütün halinde değerlendirildiğinde; takibe dayanak belgedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığının davacının kabul ve ikrarında olduğu ancak davacı tarafından söz konusu imzaların davalı şirketin satın alma yetkililerine ait olduğunun iddia edildiği, satın alma yetkililerinin ise bağımlı tacir yardımcılarından ticari vekil olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 551. Maddesi gereğince ticari vekiller ticari işletmenin alışılmış, olağan işleri hususunda yetkili olup, şirket adına yetki sözleşmesi yapmak tacirin olağan, alışılmış günlük işlerinden olarak kabul edilemeyecektir. Bu bağlamda takibe dayanak belgedeki yetki sözleşmesinin ticari vekillerin temsil yetkisi kapsamında olduğundan söz edilemeyecek olup, yetkisiz temsile davalı şirketin onayının bulunmadığı, davalı tarafından inkar edildiği anlaşılmakla yetkili temsilci tarafından imzalanmamış şirketler arasındaki yetki sözleşmesinin 6100 sayılı HMK uyarınca geçerli kabul edilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda davalının icra dairesinin yetkisine itirazı değerlendirildiğinde; bilindiği üzere 2004 sayılı İİK'nın 50. Maddesi ve 6100 sayılı HMK gereğince borçlunun yerleşim yeri genel yetkili olup, davalının yerleşim yerinin Gebze olduğu bu suretle Gebze İcra Daireleri'nin takipte genel yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Davacı alacaklının yerleşim yeri ise Başakşehir olup bu suretle para alacağı söz konusu olduğundan ve para alacağı götürülecek alacaklardan olduğundan Başakşehir ilçesinin bağlı olduğu Küçükçekmece İcra Dairesi'nin takipte yetkili olduğu, Bakırköy İcra Daireleri'nin yetkili yerlerden hiçbiri olmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında, usulüne uygun bir takibin mevcudiyeti, dolayısıyla takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel dava şartı olup, davalı/takip borçlusu tarafından yasal süre içerisinde sunulan itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz edildiğinden ve yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığı anlaşıldığından davanın yetkili icra dairesinde takip yapılmasına ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nun 114/2 ve 115/2. Maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, 6100 sayılı HMK'nun 114/2 fıkrası gereğince icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle özel dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 fıkrası gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.880,27-TL peşin harçtan mahsubu ile 1.452,67-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE,

-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalı tarafa VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı şirket müdürünün yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/09/2024

Katip ... ¸e-imza

Hakim .... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/442, K. 2024/760, T. 03.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-442-e-2024-760-k-b509c83e4c0a