İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/441 E. 2024/1326 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/441
- Karar No
- 2024/1326
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/441 Esas KARAR NO : 2024/1326
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 15/05/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; cari hesap borcunu ödemeyen davalı aleyhinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca, takibe ve fer'ilerine itiraz etmesi üzerine takibin durmuş olduğunu, et, tavuk ve benzeri gıda ürünleri ticareti yapan müvekkili şirketin, davalı şirkete anılan ürünlerin satışından kaynaklanan ticareti nedeniyle cari hesap alacağı mevcut olup bu hususun, davalı şirkete düzenlenen irsaliyeli faturalar, tarafların ticari defter kayıtları, tarafların bağlı oldukları vergi dairelerinden istenecek BA ve BS kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile ispatlanacak olduğunu, davalı tarafın takibe itiraz etmesi kötü niyetli olup, süreci uzatarak borcun enflasyon karşısında değer kaybetmesini sağlamaya çalışmakta olduğunu, dava öncesi dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; davalının, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin devamına, davalı takibe kötüniyetli ve haksız olarak itiraz ettiğinden aleyhinde asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin de davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu icra takibinin dayanağı olabilecek bir borcu bulunmadığı için haksız açılan davanın reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında mevcut ticari ilişki kapsamında, davacı tarafından teslim edilen siparişlerin ödemesinin vadesinde yapılmış, lakin davacı tarafından müvekkiline teslimi gerçekleşmemiş siparişlerin icra takibine ve iş bu davaya konu edilmiş olduğunu, davacının müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı bulunmadığı gibi davacı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan uyuşmazlığın esası olan icra takibinin dayanağı olarak göstermiş olduğu faturaların içeriğindeki emtialarin da müvekkiline teslim edilmemiş olduğunu, teslimi gerçekleşmemiş malların bedelini talep eden davacının, iddiasını ispatla mükellef olduğunu, malın tesliminin ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece defter kayıtları ve fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamadığı gibi satıma konu malların tesliminin ispatı için de yeterli olmadığı gibi yazılı delillerle doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemeyeceğini, nihayetinde davacının dava dilekçesi ekinde yer alan faturalara konu emtiaları müvekkiline teslimini hukuken kabul edilebilir delillerle ispatla mükellef olduğunu, davacının iddia ve taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından takibe konu edilen alacak miktarı vadesi gelmeyen alacak kalemleri olmakla birlikte, davacının takip başlatmakta hukuki yararının olmadığının kabulü ile haksız davasının reddi gerektiğini, davacı yan her ne kadar müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmişse de, ortada likit bir alacak bulunmaması sebebiyle, davacının bu yöndeki talebinin davanın sonucunda tesis edilecek hüküm ne olursa olsun reddi gerektiğini, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklının, kötüniyetli kabul edilmesinden dolayı malları teslim etmediği halde takip başlatan davacının hukuken kötü niyetli olduğunun göstergesi olup, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyanla; davacının haksız ve kötü niyetli başlatmış olduğu icra takibi sebebiyle ikame edilen iş bu davanın reddine, alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarındadır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 150.882,90 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusunun vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 14/10/2024 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi .... 26/11/2024 tarihli raporunda özetle; davacı tarafın 2023 yılı Ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığının, defterlerin birbirlerini doğruladığının, usulünce kayıtların yapıldığının ve dolayısıyla, T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davacı şirketin Ticari Defterleri lehine delil teşkil ettiğinin kanaatine varılmış olduğunu, davalı tarafın 2023 yılı Ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, Ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığının, defterlerin birbirlerini doğruladığının, usulünce kayıtların yapıldığının ve dolayısıyla, T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davalı şirketin ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği kanaatine varılmış olduğunu, davacının ticari defter kayıtlarında; davacının davalıdan 150.882,90 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davalının ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya 150.808,99 TL borçlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacı ile davalının hesap bakiyeleri arasında (150.882,90-150.808,99 TL=) 73,91 TL fark olduğu bu farkın 2022 yılından 2023 yılı başına devreden bakiyeden kaynaklanan fark olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacının takipte talep ettiği tutarın ise 150.882,90 TL olduğunun görülmüş olduğunu, takdirin mahkememize ait olduğunu, davacı ....'un 2023 yılında 59 adet belge ile davalıya (KDV HARİÇ) 423.544,73 TL tutarında satış yaptığı yönünde BS beyanında bulunmuş olduğunu, davalının ise 2023 yılında davacıdan 59 adet belge ile (KDV HARİÇ) 423.544,73 TL tutarında alım yaptığı yönünden BA beyanında bulunmuş olduğunu, tarafların BA- BS bildirimlerinin mutabık olduğunu, davacının davalıya satış iddiasında bulunduğu tüm faturalarını BS formu ile satış olarak bildirdiğinin, aynı faturaları davalının da alış olarak bildirdiğinin tespit edilmiş olduğunu bildirmiştir. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası davalıya yapılan satışlardan kaynaklanan ve satışlardan dolayı düzenlenen fatura borçlarını ödemediği, bu nedenle cari hesap borcunun bulunmadığı hususlarına dayanmaktadır. Davalı tarafın savunması ise takipte belirtilen cari hesaba konu ürünlerin taraflarına teslim edilmediğine yöneliktir. Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile tarafların ticari defter ve belgelerine delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının davalı taraf defterlerinde yer alan ve yıl sonu devir işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılan 73,91 TL haricinde birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının cüzi fark haricinde takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura ve cari hesap alacaklarının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği, davalı defterlerinde yer alan 73,91 TL fark haricinde defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davalı defterlerinde yer alan fark yönünden dayanak belge sunulamadığı, buna göre 150.882,90 TL cari hesap alacağı yönünden davalı tarafın dava ve takip tarihi itibariyle borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanında her iki tarafın vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın cari hesabına dayanak olan 2023 yılına ait faturaların her iki tarafça ba-bs formlarıyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Her ne kadar davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda davacı ile aralarında dava konusu takip dosyasına dayanak fatura ve cari hesaptan dolayı borcunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, bu hususun her iki tarafın ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedelin usulüne uygun olduğu, bu hususların birbirini doğrulayan ticari defterler kayıtları, vergi dairesi kayıtları ve davalı tarafça herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan defterlere işlenmesi ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın iptali ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 30.176,58 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 10.306,81 TL harçtan peşin alınan 2.576,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.730,10 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 3.004,31 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 6.081,00 TL olmak üzere toplam 9.085,31 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/12/2024
Katip ... ¸
Hakim .... ¸