İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/414 E. 2026/289 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/414
- Karar No
- 2026/289
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/414 Esas KARAR NO : 2026/289 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/06/2024 KARAR TARİHİ : 12/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket --------- Şti. ile karşı taraf --------- arasında "---------Noterliği'nde yapılan 13.03.2017 tarihli, --------- yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" akdedildiğini, bu sözleşmeye göre "-------- Ada --------- Parsel sayılı, -------- İli, -------- İlçesi'nde" yapılacak olan --------- Projesinde --------- Blok ---------- Katta yer alan ----------- nolu bağımsız bölümleri satmayı taahhüt ettiğini, müvekkili şirkete satışı gerçekleştiren --------- firmasınca, anılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi haricinde imza altına alınan Taahhütname başlıklı metnin 2. Maddesine göre; "Depo alanı, uygulama projelerinin sonlanmasına yakın bir zamanda depo durumları netleşeceğini, mülkiyeti alınan ofis katına ait depo alanı --------- yönetim planında tahsis edileceğini, depo alanı ile --------- ait otopark alanı mümkün olan en yakın mesafede tahsis edilmesi için yüklenici gereken gayreti gösterecektir." denildiğini, ancak, müvekkili şirkete taahhütnamede belirtilen tahsis edilmesi gereken depo alanlarının teslim edilmediğini, taraflar arasında 04.07.2023 tarihli teslim tesellüm tutanaklarının tanzim edildiğini, tutanakların 4. Maddesinde, taahhütnamenin 2. Maddesine vurgu yapılarak bahsi geçen depo alanlarının müvekkili şirkete tahsis edilmediği beyan edildiği ve teslim sırasında ayıplarla ilgili dava hakkının saklı tutulduğunun belirtildiği, 6098 sayılı TBK’nın “Borcun İfa Edilmemesi” başlığı altındaki 112. Maddesi; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” hükmünün havi olduğu, bu noktada davalı tarafın imza altına alınan taahhütnameye aykırı davrandığı, depoyu müvekkil şirkete teslim etmediği ve sözleşmeyi gereği gibi ifa etmeyerek müvekkili şirketi mağdur ettiğini, ayrıca müvekkili şirketin, sözleşmeye göre yaklaşık 1 yıl önce teslim alması gereken depo alanını teslim alamamış olmasından dolayı başka bir depo alanı kiralamak ve buraya fazlaca kira bedeli ödemek zorunda kaldığını, emsal depo kiralarının da gözetilmesi suretiyle müvekkili şirketin depodan yoksun kaldığı zamanın hesaba katılarak hakkaniyet ve nesafete uygun bir zarar hesaplaması yapılması gerektiği, fazlaya ve başkaya ilişkin tüm talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüyle, taahhütnamenin 2.maddesi hükmü delaletiyle müvekkilin maliki olduğu ofis katına ait depo alanının müvekkile tahsisi ve teslimine, sözleşmenin (Taahhütnamenin) gereği gibi ifa edilememesinden dolayı depo bedeli ve deponun müvekkile teslim edilmemesi dolayısıyla müvekkilin yapmış olduğu masraf ve giderler için fazlaya ve başkaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tüzel Kişiliği bulunmayan Adi Ortak adına dava açılması mümkün olmadığından, davanın husumetten reddine karar verilmesinin gerektiğini, --------- Şirketi'nin maliki olduğu taşınmazlar üzerinde "gelir paylaşımı" esası ile proje geliştirilmesi ve inşaatın yapılması işini, düzenlediği ihale neticesinde, müvekkil şirketler, "---------Ş", "---------Ş." ve "----------Ş."nin oluşturduğu, ---------- verdiğini, müvekkili ---------Ş. ile ---------Ş. , --------- bünyesinde birleşmiş ve 30.11.2021 tarihi itibariyle birleşme, tescil ve ilan edilerek müvekkil şirket ---------Ş., tasfiyesiz infisah olduğunu, müvekkili şirketin bütün aktif ve pasifinin Türk Ticaret Kanununun 153. maddesi uyarınca kendiliğinden --------- geçtiği, --------- unvanın da 08.12.2021 tarihinde, tescil edilen genel kurul kararı uyarınca, "---------- Şirketi" olarak değiştirildiğini, adi Ortaklık niteliğindeki, ---------- ortakları artık ---------Şirketi ve --------- Şirketi olduğunu, Adi Ortaklık niteliğindeki, ------------ ortakları; --------- Şirketi ve --------- Şirketi olduğu, Davacını da bunu bilmekte olduğu, arabuluculuk tutanağında adi ortaklığı oluşturan şirketlerin unvanlarına açıkça yer verildiğini, ancak davacının, bu hususu dikkate almadan, tüzel kişiliği bulunmayan, ---------- davalı olarak göstererek davayı ikame ettiğini, bu nedenle, ortak girişimin tüzel kişiliği olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davanın, niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olarak kabul edilemeyeceğinden, davanın hukuki yarar şartı yokluğu sebebiyle usulden reddinin gerektiği, davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesinin hukuka ve hakikate aykırı olduğu, müvekkili şirketlerin, davacıya depo tahsis etme borcu bulunmadığını, davacının taleplerinin, taraflar arasındaki Sözleşmeye aykırı olduğunu, ---------- ile davacı arasında ----------numaralı bağımsız bölümün satışı için ----------Noterliğinde, 13.03.2017 gün ve---------- yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi", ----------- numaralı bağımsız bölümün satışı için ---------- Noterliğinde, 13.03.2017 gün ve ---------- yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi", ---------- numaralı bağımsız bölümün satışı için --------- Noterliğinde, 13.03.2017 gün ve --------- yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi",--------- numaralı bağımsız bölümün satışı için ---------- Noterliğinde, 13.03.2017 gün ve --------- yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi", --------- numaralı bağımsız bölümün satışı için --------- Noterliğinde, 13.03.2017 gün ve -------- yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi", --------- numaralı bağımsız bölümün satışı için --------- Noterliğinde, 13.03.2017 gün ve--------- yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" imzalandığını, satış vaadi sözleşmelerinin imzasından sonra, davaya konu 17. kattaki bağımsız bölümlerin numaralarının projesinde diğiştiği, mevcut durumda bağımsız bölüm numaralarının ---------- olduğunu, sunulan Bağımsız Bölüm Teslim Tutanakları ve Tapu Senetlerinde bu hususun açıkça görüldüğünü, bağımsız bölümlerin satışı için akdedilen Sözleşmeler incelenecek olursa, sadece satışa konu bağımsız bölümlerin tanımlandığı, bağımsız bölümler dışında, depo tahsis edileceğine ilişkin sözleşmede herhangi bir düzenleme bulunmadığı, sözleşmeye ekli teknik şartnamede de depoya ilişkin bir detaya yer verilmediği, davacıya depo alanı tahsis etme borcunun bulunmadığını, bağımsız bölüm malikleri/Sakinlerinin depo kullanım taleplerinin; ilgili Yönetim tarafından belirlenen kullanım esaslarına uygun olarak ve ilgili Yapı Grubuna ait kullanılabilir durumdaki mevcut depo alanları göz önünde bulundurularak değerlendirileceğini, bununla birlikte ilgili Yapı Grubunda bulunan Bağımsız Bölüm Malikleri/Sakinleri, konut yapı grubu ve ofis yapı grubunda depo olarak kullanılabilecek alanların tüm bağımsız bölümlerin ihtiyacını karşılamayabileceğini, bu nedenle Bağımsız Bölüm Malikleri/Sakinlerinin bir kısmının depo alanlarını kullanamayabileceklerini bildiklerini peşinen kabul ettiklerini, bu esaslar doğrultusunda ilgili Yönetimlerin, söz konusu depoları belirleyecekleri makul bir ücret karşılığında kiralayabileceklerinin düzenlemesinin yer aldığı, uygulamada da, depo alanları, ilave bir aidat/ücret karşılığında, talep eden, bağımsız bölüm maliklerine kullandırıldığı, davacının da diğer kat malikleri gibi, yönetime başvurarak, depo alanı tahsisi talep etme ve bedelini ödeyerek kullanma hakkının bulunduğunu, davacının depo alanı tahsis edilmemesi nedeniyle maddi zarara uğradığı iddiasının asılsız olduğu, tüm kat maliklerinin hak sahibi olduğu ortak alanlar üzerinde, müvekkili şirketlerin herhangi bir bağımsız bölüm malikine, hukuka aykırı şekilde ortak alanlarda yer tahsis etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketlerin, vermiş oldukları taahhütname ile, davacıya, bedeli karşılığında, yönetim planına uygun şekilde, depo alanı kullanım hakkı bulunacağını taahhüt ettiklerini, bu nedenlerle; davanın usulden reddine, davanın esasına girilmesi halinde, müvekkili şirketlerin sorumluluğu bulunmadığından davanın esastan reddine, tüm yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Taraflar arasında imzalanan satış vaadi sözleşmesine ek taahhütnamenin 2. Maddesinde düzenlenen; "Depo alanı, uygulama projelerinin sonlanmasına yakın bir zamanda depo durumları netleşecektir. Mülkiyeti alınan ofis katına ait depo alanı -------- yönetim planında tahsis edilecektir. Depo alanı ile-------- ait otopark alanı mümkün olan en yakın mesafede tahsis edilmesi için yüklenici gereken gayreti gösterecektir." hükmü kapsamında davalının davacıya ait depo alanı ile otopark alanının birbirine olabilecek en yakın mesafede olup olmadığı ,bağımsız bölümler dışında, depo tahsis edileceğine ilişkin sözleşmede herhangi bir düzenleme bulunup bulunmadığı bulunmadığı, sözleşmeye ekli teknik şartnamede depoya ilişkin hususların düzenlenip düzenlenmediği, davalının işbu taahüdüne uygun davranıp davranmadığına ilişkindir. --------- Noterliğine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Davacı vekili 06/03/2026 tarihli dilekçesi ile özetle ; Davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını, mahkemece bu yönde karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 10/03/2026 tarihli dilekçesi ile özetle ; davacı taraf davadan feragat ettiğiniden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, mahkemece bu yönde karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ve davalı vekilinin vekaletnamesinin denetlenmesinde davadan feragat yetkisinin olduğu görülmüştür.HMK'nun 307 - 309 ve devamı maddeleri gereğince feragat davayı kesin hüküm gibi sonuçlandıran, karşı taraf ve mahkemenin muvafakatına bağlı olmayan taraf işlemi olmakla, davacı yanın feragati nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın Feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan harçtan 60,40-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine, 5-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ------------ Arabulucuk Başvuru Nolu dosyada taktir olunan 3.800,00-TL ücretin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, Dair, davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2026