İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/41 E. 2025/94 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/41
- Karar No
- 2025/94
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/41 Esas KARAR NO : 2025/94
DAVA : Haksız Rekabet Nedeniyle Tazminat DAVA TARİHİ : 26/02/2024 KARAR TARİHİ : 21/03/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Haksız Rekabet Nedeniyle Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirket, yıllardır alanında saygın ve kaliteli eğitime önem veren bir kurum olarak faaliyetlerine devam ettiğini, eğitim ve öğretime katkısı, misyon ve vizyonu ile önde gelen eğitim kurumlarından olan müvekkili şirketin içerik olarak hazırladığı videoyu müvekkili şirketin resmi ... hesabı üzerinden, "...." bağlantı linki olmak üzere paylaşıldığını, akabinde, davalı tarafından işbu video alınarak, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz niteliğindeki ifadeler kullanılarak video üzerinde ses değişikliği yapılarak müvekkili şirket marka, telif ve eser hakları başta olmak üzere zarara uğratılmaya çalışıldığını, tüm bu nedenler ile tecavüzün ref'i, marka itibarının korunması ve maddi - manevi ve itibar tazminatı talepli işbu davayı açma zorunluluklarının hasıl olduğunu, müvekkili şirket aleyhine haksız bir şekilde kamuoyu oluşturulmaya çalışarak, müvekkili şirketin, fikri ve sinai hakları üzerinden haksız menfaat elde edilmeye ve müvekkilinin misyon ve vizyonunun karalanmaya çalışıldığını, tüm bu hususlara ilişkin olarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na .... soruşturma sayılı dosya ile şikayette bulunulduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin tescil edilmiş marka hakkına açıkça ve ısrarlı şekilde tecavüz ettiğini, söz konusu paylaşımlar nedeniyle müvekkili şirketin marka hakkından kaynaklı olarak maddi ve manevi zarara uğradığını, itibar tazminatı taleplerinin de bulunduğunu, açıklanan nedenlerle, sosyal medya hesapları üzerinden yapılan paylaşımların kaldırılmasına ve müvekkilinin sahip olduğu içerik videoya yönelik tecavüzün ref' ine, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın tecavüz ve haksız fiilin gerçekleştiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının uğramış olduğu itibar kaybı nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL itibar tazminatının haksız fiilin gerçekleştiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilemesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı dilekçesinde, müvekkili tarafından hazırlanan ve daha sonra üzerinde değişiklik yapılarak yayınlanan bir görüntüden bahsedildiğini, bu görüntüye ilişkin delilin gönderilmediğini, müvekkili sendikanın davacıya ait işyerinde örgütlenme ve sendikal çalışmalarda bulunduğunu, sendikların temel amaçlarının üyelerinin ve genel olarak çalışanların ekonomik hakları ile insan onuruna uygun çalışma koşullarının sağlanması ve buna yönelik faaliyetler olduğunu, davacının, müvekkiline atfettiği ve belirsizlik taşıyan itibarını zedeleme, marka hakkına tecavüz gibi ibarelerini kabul etmediklerini, genelleme dışında bir anlam taşımadığını, sendikanın, davacının kendisinin olduğunu iddia ettiği video görüntüsünün üzerinde oynandığı iddiası ve bu değişikliğin taraflarınca yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkili tüzel kişiliği yada herhangi bir organı bu tür bir işlemde bulunmadığını, davacının iddiasını kabul etmediklerini, davacının bahsetmiş olduğu görüntüyü, .... adlı sosyal medya hesabı tarafından haber değeri taşıması sebebi ile yönlendirme ve paylaşımı yapıldığını, müvekkilinin başka bir hesabın yapmış olduğu paylaşımı ve haberi yorumlayıp ve paylaştığını, videonun, değiştirilmediğini, içerik sağladığından video eser sahibi olduğunu belirten kişilerin, reklamın yapım şirketi, bu video üzerinde değişiklik yapıldığı ve bunun emek ve haklarına zarar verildiğini belirterek sendika ile irtibat kurduğunu ve bunun üzerine derhal paylaşımın kaldırıldığını, bu konuda da aynı yerde açıklama yapılıp duyuruda bulunulduğunu, sendikanın bu içeriğe sahip olmadığını, davacının marka hakkına yönelik ifadeler kullanılması iddiasını da kabul etmediklerini, davacının işveren olarak gerek üyelerine gerekse diğer çalışanlarına yönelik haksız, hukuk dışı ve adil olmayan davranış ve tutumlarının gerçek olduğunu, bu hususun yargılama sırasında kanıtlanacağını, davacının ilgili görüntünün kendisine ait olduğuna dair sunduğu bir delili bulunmadığını, eserin kime ait olduğunun belli olmadığını, davacının zarara ilişkin somut bir iddiası bulunmadığını, zarar iddialarını kabul etmediklerini, açıklanan nedenlerle, davanın reddi ile yargılama gider ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp olunmuştur. Dava dilekçesindeki netice-i talebin açık olmadığı, marka tecavüzü olarak nitelenen hususların markayı kötüleme kapsamında kaldığı, FSEK'ten kaynaklı haklara tecavüz iddiasının müphem, aynı şekilde netice-i talebin de açık ve anlaşılabilir olmadığı anlaşılmakla davacı vekiline HMK 119/1-ğ-2 kapsamında dava dilekçesini açıklamak üzere kesin süre verildiği, davacı vekili 22/01/2025 tarihli dilekçesi ile, müvekkili şirketin tanıtım videosu olarak hazırlanan videoya ses değişikliği yapan davalı tarafın müvekkili şirketin itibarını zedeleyen eylemlerde bulunduğunu, işbu paylaşımların müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, müvekkilinin ticari ilişkilerini ve itibarlarını olumsuz yönde etkilediğini, nitekim bir markanın itibarının, markanın tüketici nezdinde oluşturduğu saygınlık ve güven duygusunu ifade ettiğini, müvekkili şirketin bir eğitim- öğretim kurumu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ülke genelinde yüzlerce şubesi ve öğrencisi olan müvekkili şirket aleyhinde işbu içerik paylaşımların yapılmasının itibar zedeleyici nitelikte olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin uğramış olduğu itibar kaybı nedeniyle tahkikat sonucunda tam kesin olarak zararın belirlenebilir duruma geldiği anda artırmak üzere 6100 sayılı Kanunun 107. maddesi gereğince şimdilik 1.000,00 TL itibar tazminatının haksız fiilin gerçekleştiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini ve yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin yukarıda anılı dilekçesi doğrultusunda davacı firmanın tanıtım videosu ile ilgili iddiaların eserden doğan haklara tecavüz iddiası ve davası olarak nitelendirilemeyeceği, davacının, davalının genel olarak dava dilekçesindeki iddia oluna fiillerinin davacının itibar, ticari saygınlık ve marka değer ve itibarını zedeleyici eylemler olarak sunduğu, iddialarının eser ve marka tecavüzünü değil, ticari itibar ve faaliyetlerinin kötülenmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Buna göre somut olayda davaya konu iddiaların dayanağının başkalarına ait iş ürünlerini, faaliyetlerini gereksiz yere kötüleyici eylemlerde bulunmak fiili olduğu ve TTK 55/5 ve 59. md. Kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bunun yanında marka hakkına tecavüz sayılması gereken hallerin 6769 sy. SMK'nun 29.md'sinde düzenlendiği, söz konusu düzenlemeye göre başkasına ait iş ürünü hizmet kötülemek yahut yanlış-yanıltıcı haberler ile ticari itibarını zedeleyerek zarar vermek şeklindeki hareketlerin marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, münhasıran haksız rekabet olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Zira "Böyle bir eylem her ne kadar Borçlar Hukuku anlamında bir haksız fiil veya TTK anlamında bir haksız rekabet olarak kabul edilse de, bu tür kullanımlar, marka hukuku anlamında "markasal kullanım" olarak kabul edilmediğinden, kanaatimizce bu gibi kullanımlar nedeniyle marka hakkına tecavüzden söz edilmesi doğru değildir."(Uğur Çolak Türk Marka Hukuku s.591) Yargıtay ve istinaf uygulamalarında da benzer tespitlere yer verilmiştir. "6769 sayılı SMK'nda her ne kadar manevi tazminat ve itibar tazminatı adı altında iki ayrı tazminat talebi yer almakta ise de, bu hükümler, "markasal kullanım" ile ilgili hükümlerdir. Oysa markasal kullanım niteliğinde olmamakla birlikte, markanın imajını zedeleyen, ifade özgürlüğünü aşacak biçimde, marka sahibini inciten, küçük düşüren, hatta hakaret boyutuna varabilen gerçeğe aykırı bazı söz ve davranışların da, 6102 sayılı yeni TTK'nun 55/1-a-5 md. anlamında haksız rekabet oluşturması mümkündür. Zira bu madde hükmü gereğince, "bir işletmenin kendisinin, mallarının, iş ürünlerinin, faaliyetlerinin ,gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiye benzer yollardan öne geçirilmesi" eylemleri, birer haksız rekabet hali olarak kabul edilmiştir. Bu türden bir eylemin haksız rekabet olarak görülebilmesi için eylemin bir tacir tarafından yapılması da şart değildir. Bir tüketicinin dahi bu biçimdeki bir eylemi haksız rekabet olarak kabul edilebilir. Eylemin bir rakip tarafından yapılması da şart değildir. 2010 Yüksek Mahkeme önüne gelen bir olayda, ... marka otomobil sahibi bir kimsenin, servis tarafından kendisinden istenen yüksek ücret nedeniyle, bu markayı taşıyan aracının üzerine "...", "...." yazarak, bu firmaya ait yetkili servis önünde ve ayrıca marka sahibi firmanın genel merkezinin bulunduğu bina önünde basına da haber vererek eylem yapması biçimindeki eyleminin "haksız eylem niteliğinde olduğu, TTK ve BK kapsamında tüzel kişilerin mesleki, ticari kişiliklerinin zedelenmesinden dolayı tazminat talep edilebileceği" sonucuna varılmıştır. "Dava, TTK 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı, davalının facebook sayfasında kendi hizmeti ile davacı hizmetini kıyaslayarak, davacı hizmetini kötülediğini, ... sosyal medya paylaşımları ile yayınlanan reklamların haksız rekabete sebep olduğunu iddia etmiştir. Davada 556 sayılı KHK kapsamında kalan bir hukuki koruma talebi bulunmadığından, fikri sınai haklar hukuk mahkemesinin görev alanına giren bir dava olmayıp TTK. 4 ve 5. maddeleri uyarınca ticaret mahkemesi görevli olduğundan, mahkemece, fikri sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir."(Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 29/11/2017 tarih, ... E., ... K) "... İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalılardan ....'in sosyal medya hesabı ... kullanıcı adresinden, "Dikkat bu hikayede ürün yerleştirme bulunmaktadır" başlığı ile yayınladığı hikayesinde, davalılardan ...'nın sosyal medya .... kullanıcı adresi olan ....'yı etiketlemek suretiyle ... Sanayi A.Ş'nin marka sahibi olduğu "..." markalı ... (Takviye Edici Gıda) ürünü ile müvekkili şirketin marka sahibi olduğu "..." markalı ilacı karşılaştırarak "...." markalı ilacın yanına "Sporcu arkadaşlarım çoğunuz bunu içiyorsunuz ama hiçbir faydası yok", "NO" şeklinde paylaşımda bulunarak marka hakkına tecavüzde bulunulduğu iddiasıyla marka hakkına tecavüzün tespiti ile men'ine, maddi, manevi ve itibar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesi talep eedilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiasıyla ilgili olarak açılan hukuk davalarında bazı durumlarda eylem marka hakkına tecavüz kabul edilmemekle birlikte TTK'nun 54.vd. maddelerine göre haksız rekabet olarak kabul edilebilmektedir. Bu gibi hallerde marka hakkı sahibinin genel hükümlere göre talepte bulunma hakkı bulunmaktadır. ..."(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 24/03/2022 T., 2022/270 E., 2022/478 K.) Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın talep halinde görevli ve yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 2-6100 sayılı HMK'nun 20.maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtaratına, 3-HMK'nun 20.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne gönderilmesine, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2 maddesince bir karar verileceğinin ihtarına, 5-Harç, masraf ve vekalet ücretinin HMK'nun 323/1-ğ ve 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemesince değerlendirilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/03/2025
Katip ... ¸
Hakim ... ¸