İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/374 E. 2025/514 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/374
Karar No
2025/514
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/374 Esas - 2025/514

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/374 KARAR NO : 2025/514

DAVA : Marka ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 09/09/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Yazım Tarihi: 06/01/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili Banka’nın davalı kurum nezdinde bir kısmı son derece tanınmış olan 600 adetin üzerinde başvuru konusu edilen ve tescilli markası bulunduğunu, ayrıca, “...” ve “...” markalarının da davalı kurum nezdinde tanınmış marka statüsünde olduğunu; dava konusu markanın, Müvekkil, Banka'nın ... nezdinde tanınmış marka kabul edilen ... başvuru numaralı "..." markası başta olmak üzere tescilli markaları ile ayniyet derecesinde benzer ve aynı sınıfları kapsadığını; markalar arasında iltibas bulunduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin son derece yüksek seviyede olduğunu, dava konusu markaya herhangi bir unsur eklenmediğini ve ayırt edicilik katılmadığını; müvekkili Bankanın ayrıca tanınmış markasına eklediği ilave unsurlar ile de seri markalar oluşturduğunu; Müvekkili adına 37 ve 39. ve diğer sınıflarda kayıtlı, “...” ibaresinden oluşan, uzun yıllardır markasal olarak kullanılan markalara ilişkin bilgilerin davalı kurum nezdinde çoğaltılabileceğini; bu haliyle davacının davasına mesnet markaların kullanıldığı ürün ve hizmetlerin bankacılık hizmetlerinde, 19 milyon müşteriye sunulduğunu; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ..... şeklindeki 6/5 madde ve fıkrası hükmü gereği, tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kastın, önceki markanın tanınmışlığından dolayı sahip olduğu reklam değerini, tüketiciler nezdindeki olumlu imajı, hukuka aykırı bir şekilde transfer ettiğini, iptali talep edilen ... kararının konusunun “... ...” ibareli markanın tescil edilmesi halinde müvekkile ait “...” ibareli tanınmış seri markalarının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yarar sağlanması, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, markanın itibarına zarar verilmesi ihtimalinin çok yüksek olduğunu;Müvekkilinin “...” ibareli markalarının, artık müvekkille özdeşleşir hale geldiğini, tüm dünyada artık ürün ve tanıtıcı işaretlerinin tanınmışlığına delalet eden en önemli verilerden birinin de arama motorlarındaki çıkan sonuç olduğunu, ... adlı arama motorunda “...” yazılarak basit bir arama yapıldığında dahi 30.100.000 sonuç elde edilmekte ve ilk sırada Müvekkil’e ait “... ...” olduğunu; müvekkili Bankanın “...” seri markalarının uzun yıllardır Türkiye’de tescilli olup 37. ve 39. ilişkili sınıflarda yer alan hizmetlerde bizzat aktif olarak ve yaygın ve ciddi biçimde markasal olarak kullanıldığını; uyuşmazlığa konu markaların esas unsurlarının aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olması nedeniyle dava konusu markanın, müvekkile ait tanınmış marka ile ekonomik bağlantı içinde olduğu izlenimi vermek suretiyle tanınmış markanın ayırt edici karakterinden faydalanması ve bu suretle markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceğinin de sabit olduğunu, dava konusu “...” şeklindeki markanın tescil edilmemesi gerektiğini, buna rağmen davalılardan ...'nin ... kararıyla Müvekkili Bankanın itirazının ret edilmesinin hukuka aykırı olduğunu; Taraf markalarının tüketici hedef kitlesinin de aynı olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu; -Taraf markalarının bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin ve çağrışımın da benzer olduğunu; -Reklam, kullanım ve bilinirlik gücüne haiz Müvekkil Banka’nın “...” ibareli markaları zihinlerde yer etmiş olduğundan; “...” ibareli marka; ilgililer nezdinde bir çağrışım yapmakta olduğunu ve müvekkilin markaları ile karıştırılma ihtimali yarattığını;-Taraf markalarının 6769 sayılı SMKnın 6/6 madde ve fıkrası uyarınca da benzerlik arz ettiğini; .....hükmü gereği; davalı şirketin marka tescil başvurusuna yapılan itirazın red olunmasının hukuka aykırı olduğunu;-“Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” şeklindeki SMKnın 6/9 madde ve fıkrası uyarınca davalı şirketin kötüniyetli olduğunu; Davalının; Müvekkil bankanın çok tanınmış ... markasını, farklı unsurlarla birlikte dahi olsa adına tescil ettirmesi ve kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek dava konusu davalı ... 'nun ilgili kararın iptali ile dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Taraf markaları arasında bütüncül anlamda iltibas tehlikesinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, ... ibaresinin tek başına yaygın olarak kullanılan bir ibare olduğundan markalar arasındaki farklılıkların markaları ayrıştırmak için yeterli olduğunu; Markalar arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken, özellikle “...” gibi günlük dilde sıkça kullanılan bir ibare bakımından, markaların genel izlenim ve bütünsel iltibasın gözetilerek inceleme yapılması gerektiğini; bu hususun gerek ... gerekse mahkeme kararlarıyla da sabit olduğunu; Müvekkilinin markasının bir bütün olarak “... ...” ibaresinden meydana geldiğini ve benzerlik değerlendirmesinde de bu şekilde ele alınması gerektiğini, müvekkiline ait dava konusu markaların kullanımları da göz önünde bulundurulduğunda, ... markalı arabalar için ... yıla kadar ... hizmeti (“... ”) vermekte olduğunu, dava konusu markada yer alan her iki ibarenin de kavramsal olarak da müvekkilin verdiği hizmetlerle örtüştüğünü, bu anlamda, müvekkilinin markasının sonunda yer alan “...” (Yani sayıyla 10) ibaresinin bile müvekkilinin hizmetleriyle özdeşleştiği ve bu anlamda da davacıya ait markalardan ayrıştığının görüldüğünü; Davacıya ait “...” markasının ise davacı tarafından bankacılık sektöründe çatı markası olarak kullanıldığını; “...” markasının, davacının bankacılık sektöründeki ana markası olduğunu ve davacı marka portföyü ve davaya mesnet markaların da “...” ibaresine ek olarak davacının bankacılık faaliyetlerinin uzantısı olarak verdiği hizmetleri niteleyen ek unsurlardan oluştuğunu; “...” ibaresinin kullanıldığı sektöre göre farklı algı yaratacağının aşikar olduğunu; “...”, bir ürünün veya verilen hizmetin ... süresini, koşullarını ifade edebileceği gibi, tıpkı davacı markalarında olduğu gibi “...” anlamında da kullanılabileceğini, “...” ibaresiyle karşılaşan tüketicinin ise, farklı anlamlarda ve kavramlara işaret edilerek kullanıldığını derhal anlayacağını; müvekkiline ait dava konusu markada yer alan “...” ibaresi sahiden de müvekkiline ait hizmete ilişkin bir algı yaratırken, davacıya ait markalarda yer alan “...” ibaresinin, doğrudan davacının esas markasının, yani “... ” algısı yarattığını; bu noktada ilgili tüketici kesiminin dikkat seviyesinin de dikkate alınması gerektiğini, zira değeri yüksek ürünler olan otomobiller için tüketiciler özellikle üretici garantisinin sona ermemesi için büyük önem göstermekte ve servis hizmeti aldığı istasyonları da özenle seçtiğini, gerçekten de hassas bir konu olarak özellikle garantisi devam eden araçlar açısından, araca yetkisiz bir müdahale halinde üretici/distribütör tarafından sağlanan garantinin geçersiz kalması söz konusu olabileceğinden, servis hizmetlerinin yetkili servislerden alınmasının büyük önem arz ettiğini; böyle bir ortamda ... markalı bir araç sahibinin en büyük önem vereceği konu aracını yetkili serviste bakıma sokmak olduğunu, dikkatle aradığı servis sağlayıcının da ... yetkili servisi olacağını, zorunlu ... süresi biten ancak müvekkilinin sunduğu 10 yıllık ... ... hizmetinden yararlanacak bir kullanıcının, göstereceği yüksek dikkat seviyesi neticesinde dava konusu markaları karıştırmasının söz konusu olamayacağını, diğer bir ifade ile zaten tüketicinin aradığı ... tarafından sağlanan ... hizmeti iken, ... dışında bir taraftan hizmet almaya çalışması hayatın olağan akışına aykırı olacağını; markalar arasında karıştırma ihtimali oluşmayacağı, müvekkile ait markanın kullanıldığı hizmetlerin niteliği, kullanım metodu, hedef aldığı kitle, dağıtım kanalları gibi hususlar dikkate alındığında, davacının haksız iddialarının nazarı itibara alınamayacağını, Davacının “...” ana markasını bankacılık hizmetleri üzerinde kullandığını, davacıya ait internet sitesi incelendiğinde dahi “...” ve ... markaların 37. ve 39. sınıftaki hizmetlerde aktif olarak kullanmadığının açıkça görüleceğini, bu durumun davacının iltibas iddialarının yersiz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, MK m.2’de belirtildiği üzere, hakkın kötüye kullanılmasının hukukumuzda himaye edilmediğini, bu nedenle dahi huzurdaki davanın reddinin gerektiğini savunarak haksız ve mesnediz açılan davanın bütünüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı bankanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı bankanın itiraz mesnedi markaları açısından SMK 19/2 kapsamında gerek kurum işlem dosyasına sunulan deliller, gerekse dava aşamasında sunulan delillere göre kullanım ispatını yerine getirip getirmediği, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre ünvan ve isim hakkı SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının ve ayrıca SMK 5/1-ç maddesine göre aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı ... ... Sayılı ... Kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 10/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 09/09/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "...Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi ... sayılı markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 31/03/2022 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ...'nın "kullanımın ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı" değerlendirmesinde bulunduğu ve bu çerçevede, kullanım ispatı talebine konu markalar bakımından SMK m. 6(1) kapsamındaki itirazı reddettiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, ... kararına göre, anılan markalar yönünden SMK m. 6(1) kapsamındaki yayına itirazın reddedilmesinin temel gerekçesi, "markaların benzer olmaması" değil, bu markaların kullanıldıkların yeterli delillerle ispatlanamamış olmasıdır. Kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (... nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6(1)) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...'nin kullanımın ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu ... sayılı markaların kullanımının ispatlanamadığı sonucuna varılmış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, söz konusu markalara dayalı olarak SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir. 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi gereğince bir başvurunun reddedilebilmesi için, itiraza mesnet markanın ülkemizde tanınmış bir marka haline geldiğinin kanıtlanması ve bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğabileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda yukarıda belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Önceki markanın sahibi fiili ve mevcut zararı göstermek zorunda olmasa da, markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağına ya da markasının itibarına zarar verileceğine ya da markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin olarak gelecekteki (markanın tescil edilmesi veya kullanılması halinde) riske dair farazi (varsayımsal) olmayan ve aksi ispat edilmedikçe iddiayı ispata yeterli ve geçerli olan deliller ileri sürmek zorundadır. Buradan hareketle, itiraz sahibi yukarıda sayılan durumların, olayların olağan akışı içinde öngörülebilir olması bakımından gerçekleşmesi muhtemel olduğunu ortaya koymak durumundadır. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6(5) maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. ... Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli ... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Son olarak, itiraz sahibinin diğer fikri haklar veya kişi hakları gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde söz konusu iddianın ispatlanamamış olması nedeniyle haklı bulunmamıştır....... " ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, ..., kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

... (...) ...+...

23/06/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; "Dava konusu davalı şirkete ait ... numara ile tescilli ''... ...'' unsurlu marka ile davacı şirketin davasına mesned aldığı ''...'' esas-asıl unsurlu markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik arz etmediği, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı; Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/5, 6/6 ve 6/9 madde ve fıkraları koşullarının oluşmadığı; Taraf markalarının 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç madde ve fıkrası uyarınca aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı; Dava konusu davalı ...'in 09.07.2024 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olduğu; şeklinde; 30/09/2025 tarihli Bilirkişi EK Raporunda ÖZETLE; "Dava konusu, diğer davalı ...'in 09.07.2024 tarihli ... sayılı ... kararında belirtilen davacı şirketin ...numaralar ile tescilli ... markaları ile ilgili SMK 19/2 maddesi kapsamında gerek kurum marka işlem dosyasına sunulan delil ve belgeler, gerekse dava dosyasına sunulan delil ve belgelere göre kullanımın ispatına tabi markalar açısından kullanımın ispatının yerine getirilmediği (kullanıldığını ispatlayan yeterli belge ve delilin mevcut olmadığı); bu meyanda, davalı ... kararının yerinde ve doğru olduğu; Davacı şirketin Bilirkişi Raporuna karşı Beyan ve İtirazlarının tetkikinden, Asıl-Kök Rapor'daki tespit ve değerlendirmelerimizi değiştirecek herhangi bir hususa gerek olmadığı; ezcümle; Asıl-Kök Rapordaki görüşlerimizi değiştirecek yeni bir hususa ya da belgeye rastlanmadığı, bu nedenle, asıl-kök rapordaki görüşlerimizin aynen geçerli olduğu," şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... +..." ibareli tescilli markaları arasında ... ibaresinin ayırt ediciliği zayıf olması yanında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak benzerlik oluşmadığı , Başvuru markasının kapsamındaki emtialar ( 37/39 sınıf) açısından hedef tüketicilerde taraf markalarını karıştırma ihtimali oluşmayacağı; Yani markaların farklı ticari kaynaklardan gelen markalar olduğu kanısı oluşacağı; Ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Diğer yönden (ayrıca) bilirkişi heyet raporunda"Dava konusu, diğer davalı ...'in 09.07.2024 tarihli ... sayılı ... kararında belirtilen davacı şirketin ... numaralar ile tescilli ... markaları ile ilgili SMK 19/2 maddesi kapsamında gerek kurum marka işlem dosyasına sunulan delil ve belgeler, gerekse dava dosyasına sunulan delil ve belgelere göre kullanımın ispatına tabi markalar açısından kullanımın ispatının yerine getirilmediği (kullanıldığını ispatlayan yeterli belge ve delilin mevcut olmadığı); " şeklinde geçtiği üzere SMK 19/2 maddesine göre davalının ileri sürdüğü "kullanmama def" üzerine bu konuda ispat külfetinde olan davacının başvuru markasınının kapsamında olup da itiraz mesnedi bu markaları açısından kullanım ispatını yerine getirmediğinden SMK 19/2 maddesi göndermesi ile 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağı, kanundaki deyimi ile "itiraz yapılmamış " şeklinde değerlendirme yapılması gerektiğinden bu markalara bağlı davacının SMK 6/1 maddesindeki iltibasa dayalı iddiası kabul görmediği; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.24/12/2025 Katip ... Hakim ... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/374, K. 2025/514, T. 24.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-374-e-2025-514-k-e63480c6be0b