İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/370 E. 2026/380 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/370
Karar No
2026/380
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/370 Esas - 2026/380 T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/370 KARAR NO : 2026/380

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

DAVACILAR : 1- ... - 2- ... - VEKİLLERİ : Av. Av. ... - DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 2- ... - 3- ... - DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) DAVA TARİHİ : 16/01/2020 KARAR TARİHİ : 21/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; davalılar ... ve ..., davalı ... Çimento San. Tic. A.Ş ile kendi aralarında 27/04/5016 ve 16/05/2016 tarihlerinde müvekkili murisi müteveffa ...'e ipotek sözleşmesi imzalattığını, müteveffa'nın birçok arsası üzerinde davalı lehine ipotek tesis ettiğini, müteveffanın 1 mayıs 1940 doğumlu olduğunu, ipotek belgesini imzaladığı tarih de 76 yaşında olduğunu, müteveffanın söz konusu ipotek tarihinde ileri derecede alzheimer hastası olduğunu ve 26/05/2019 tarihinde alzhemier tanısı ile vefat ettiğini, işbu ipoteğe konu olan taşınmazların müteveffanın kendi mülkü olduğunu, müvekkiline düşecek paylar da dahil, müteveffanın malvarlığının diğer mirasçıları Zahit Baer ve ... ve davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak tasarruf işlemine konu edildiğini, ipoteklerin davalılar yararına kullanıldığını, müvekkillerinin mağdur edildiğini, işbu taşınmazların 08/03/2019 tarihinde icra takibine konu olduğunu, Kayseri 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4017 sayılı takibinde Kayseri İli, ... İlçesi, 43 Pafta, 1445 Ada, 15 parselde bulunan 1/8 hissesine müteakip 225.625,00-TL bedelli ipotek, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mah. 43 Pafta, 1428 parsel ile Kayseri İli ... İlçesi, ... Mah. 43 pafta, 1443 parsel de bulunan 1/8 hissesine müteakip 247.968,75-TL bedelli ipotek aynı Müdürlüğün 2019/4018, Kayseri İli ... İlçesi Yukarı ... Mah. 48 pafta, 2292 parselde bulunan 3/32 hissesi oranında 138.750,00 TL bedelli ipotek ile aynı müdürlüğün 2019/4019 dosya esas numaralarını aldığını, müvekkilinin icra takiplerinden haberdar olmadığını, işbu icra takiplerinden 28/08/2019 tarihinde 14/07/2019 tarihli satışa hazırlık aşamasında bilgi sahibi olduklarını, tasarruf tarihinde temyiz kudretine sahip olmayan müteveffa ...'in hisselerine konan ipoteğin butlanla batıl olması nedeniyle fekkini ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan Kayseri 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4017, 2019/4018 ve 2019/4019 esas sayılı dosyası ile icra takiplerinin müteveffa yönünden tedbiren durdurulmasını ve ardından iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği hususların doğru olmadığını, davacıların annesi olan müteveffa ... ile müvekkili şirket arasında kendisinin de yakın zamana kadar yönetim kurulu üyesi olduğun bir ticari şirketin borçlarının ödenmesinin teminatı kapsamında 16/05/2016 tarihinde gayrimenkul ipotek sözleşmesi tesis edildiğini, müvekkilinin şirketin çok büyük oranlı alacaklarının zamanında ödenmemesi üzerine uzlaşma görüşmeleri gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin o tarih itibariyle 6.000.000,00 TL anapara alacağına haiz alacaklarını yeni bir ödeme takvimi üzerinden yapılandırıldığını, bunun üzerine aralarında müteveffa ...'in de bulunduğu borçlu şirket ve yakınları tarafından gayrimenkul ipotekleri tesis edildiğini, davacıların iddia ettiklerini tam aksine söz konusu işlemlerin yapılması ve ipotek sözleşmesinin imzalanması için müvekkili şirkete bizzat başvuru yapıldığını ve görüşmelerde yer alan müteveffa ...'in vaki vefatı sonrası ve bir kısım davacılar tarafından açılan işbu davanın kabul edilebilir olmadığını, müteveffa ..., diğer ortakların ve yöneticilerin de evlatları olduğu şirketin müvekkili şirkete yaklaşık 6.000.000,00-TL ana para tutarlı borçlarını ödemediklerini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/928 esas sayılı dosyası üzerinden iflas ertelenmesi talebinde bulunulduğunu, iflas erteleme davasının sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine müvekkili şirketin ticari ve hukuki haklarının korunması adına 08/03/2019 tarihinde Kayseri 2. İcra Dairesi'nin 2019/4017 - 2019/4018 - 2019/4019 esas sayılı dosyası ile icra takiplerini başlatıldığını, ancak taşınmazların satışına ilişkin bir işlem yapılmadığını belirterek, davacıların kardeşlerinin ve özellikle davacılardan ...'in de ortağı olduğu şirketin müvekkili şirkete olan borçlarının ye bir ödeme takvimiyle yapılandırılmasını sağlayan ipotek işlemlerinin geçersizliğine yönelik işbu haksız ve geçersiz, aynı anda her türkü hukuki dayanak ve iyi niyetten uzak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Kayseri Özel Memorıal Hastanesi'ne, Kayseri Erciyes Üniversitesi Hastanesi'ne, Kayseri Şehir Hastanesi'ne, SGK Kayseri İl Müdürlüğü'ne, Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, ... Tapu Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerelere cevap olduğu görüldü. Kayseri 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4017, 2019/4018 ve 2019/4019 esas sayılı takip dosyaları celp edilmiştir. Mahkememizce ölen ...'in tedavi evrakları dikkate alınarak ipoteğin verildiği 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihleri itibari ile yaptığı işlerin anlam ve sonucunu kavrayacak idaresi ve temyiz kudretinin olup olmadığı hususlarında rapor alınması için dosya Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmiştir. Mahkememizce alınan 24/07/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu raporundan özetle; Görülmekte olan ipotek (ipoteğin kaldırılması) davası nedeniyle ipoteğin verildiği, 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihleri itibariyle yaptığı işlerin anlam ve sonucunu kavrayacak idaresi ve temyiz kudretinin olup olmadığı, sorulan Mustafa kızı, 1940 doğumlu, 26/05/2019 tarihinde ölen ... hakkında düzenlenen tıbbi belgeler, davacı-davalı ifadeleri ile dava dosyasının tüm olarak değerlendirilmesinde; Kayseri Şehir Hastanesi’nin 10/10/2016 ve 04/04/2017 tarihlerinde baş ağrısı tanısıyla nöroloji muayene kayıtlarının olduğu, Erciyes Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 17/08/2015 tarihli raporunda ginko ekstresi yazıldığının, akit tarihinden 19 ay sonra 24/11/2017 tarihinde “Alzheimer Hastalığı” tanısı ile rapor çıkarılmış ve bahsedilen hastalıkta yaygın kullanılan “memantin ve donepezil” isimli ilaçların reçete edildiği ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün reçete kayıtlarından sonrasında ilaçları kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, 17/08/2015 ve 24/11/2017 tarihli tıbbi kayıtlarda ayrıntılı muayene kayıtları olmaması sebebi ile Kurulumuzca kişinin işlem tarihlerinde fiil ehliyeti hususunda tıbbi bir kanaate varılamadığı, bu duruma göre; ... 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığı hususunun bilinemeyeceğini kabulünün uygun olduğu yönünde rapor edilmiştir. Mahkememizce verilen 06/02/2024 tarih ve 2020/65 Esas - 2024/98 Karar sayılı karar Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 03/04/2024 tarihli 2024/751 Esas - 2024/845 Karar sayılı ilamı ile; ''Taraflar davanın başında, dilekçeler aşamasında somutlaştırma yükümlülüğü uyarınca, tanıkları hangi vakıa için dinletmek istediklerini açıkça belirtmek zorundadırlar. Hakim, tanıkların hepsini dinleyebilir veya vakıa hakkında yeterli derecede bilgi edinmiş ise, geri kalan tanıkları dinlemeden hüküm verebilir (Umar Bilge, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2011 s. 727.). Bu husus “Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi" başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241 inci maddesinde "Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Bazı tanıkların dinlenmesi ile, yeter derecedeki bilgi ile vakıa aydınlanmış ise, diğer tanıkların dinlenmesine gerek kalmayacaktır. Somut olaya gelince; davacılar vekili tarafından mütevaffanın fiil ehliyetinin olmadığı iddiaları hususunda tanık doktor Recep Sağlam,Paşa Mehmet Talaslıoğlu, Muammer Akdoğan dinlenmesi talep edilmiştir. Ancak sonraki duruşmalarda tanık dinlenmemiştir. Taraflarca ilgili tanığın dinlenmesinden feragat edilmemiştir. Fakat tanık Recep Sağlam ve Paşa Mehmet Talaslıoğlu'nun Müteveffanın doktoru olması, genel durumunu bilmeleri sebebiyle somut olayın aydınlatılması yönünden tanığın dinlenmesinin gerekli olduğu kuşkusuzdur. O halde mahkemece tanıklar dinlenip tanık beyanlarından sonra davacı yanın Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu'nun raporuna yönelik itirazlarını da karşılar nitelikte ipotek tesis tarihinde murisin fiil ehliyetinin olup olmadığı yönünde Adli Tıp Genel Kurulu'ndan (üst kurul) rapor alınarak hüküm tesisine gidilmesi gerektiği'' gerekçesi ile kaldırılmakla yeniden esasa kaydı yapılarak 2024/370 sırasına kaydı yapılarak işbu dosya üzerinden yargılamaya devam edilmiştir. Mahkememizce davacı Recep Sağlam, Paşa Mehmet Talaslıoğlu, Muammer Akdoğan'ın beyanları alınmıştır. Davacı tanığı Recep Sağlam beyanında: Ben Aralık 2020 tarihine kadar Fevzi Çakmak aile sağlığı merkezinde aile hekimi olarak görev yaptım, burada görev yaptığım zaman zarfında bana sormuş olduğunuz ... benim hastamdı, 12 yıl boyunca kendisinin aile hekimliği görevini ben üstlendim, bu zaman zarfında akıl sağlığından şüphelendirecek herhangi bir husus sözkonusu olmadı, Aralık 2020 tarihinde ben ... ilçesinde bulunan başka bir aile sağlık merkezine geçtim, bu tarihten sonra Gülşen hanımı hiç görmedim, bahsettiğim tarihten sonraki sürece ilişkin bir bilgim yoktur, dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu: Dosyanız kapsamında olduğu bildirilen Erciyes Üniversitesinin Alzaimere ilişkin bir bilgim yoktur, Ginko adı altındaki ilaç genelde üniversiteye hazırlanan gençlere ve yaşlılara hafızayı güçlendirmek için verdiğimiz ilaçlardır, bu ilacı ancak nöroloji ve pskiatri uzmanları yazabilmektedir, bizim bir yetkimiz yoktur, şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Davacı tanığı Paşa Mehmet Talaslıoğlu beyanında: Muris ... benim anneannem olur, kendisi ve biz Kayseri merkezde yaşamaktaydık, annemle olan bağı nedeni ile de sık sık görüşüyorduk, 2015 yılında benim çocuğumun 1. Yaş gününde anneannemin Form avm içerisinde kaybolduğunu çok net hatırlıyorum, o dönem kullanılan ilaçlar belki hastalığın kabullenişine ilişkin süreç olması hasebiyle daha düşük doz ilaçlar olmuş olabilir, ancak anneannemin sağlık sıkıntıları artarak devam etmiştir, zaten alzemıer teşhisi ile vefat etmiştir, vefatından önceki 4-5 yıl dayım ile birlikte yaşadı, ancak yukarıda bahsetmiş olduğum 2015 yılındaki hadisenin cereyan ettiği dönemde tek yaşıyordu, anneannem Allah korkusu çok olan bir kadındı bu nedenle çocukları arasında ayrım yapacak bir karar verebilecek bir kadın değildi, şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Davacı tanığı Muammer Akdoğan beyanında : Ben 2015-2017 yılında ... Grupda muhasebeci olarak çalıştım, ...'i ismen tanıyorum ancak taşınıklığım yoktur, şirkette çalıştığım dönem şirket ortaklarından ... ile yapmış olduğumuz sohbetlerde annesinin unutkanlığına ilişkin şikayetlerinden bahsediyordu, buna ilişkin ufak tefek muzdarip olduklarını ifade ediyordu, ancak benim Gülşen hanımla herhangi bir diyaloğum olmadı, şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Mahkememizce dosyanın Dosyanın İstanbul ATK Üst Kurulu'na gönderilmesine, dosya kapsamındaki tedavi evrakları ve tanık beyanları dikkate alınarak muris ...'in tedavi evrakları dikkate alınarak ipoteğin verildiği 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihleri itibarı ile yaptığı işlerin anlam ve sonucunu kavrayacak idaresi ve temyiz kudretinin olup olmadığı, hukuki işlem ehliyetinin olup olmadığı hususunda rapor tanzimi için dosya ATK Üst Kurulu'na gönderilmiştir. Öncelikle dosyanın 10. İhtisas kuruluna sevk edildiği, mahkememizce alınan 01/12/2025 tarihli Adli Kurumu 10. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan mütalaadan özetle; açılan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davası nedeniyle; “tedavi evrakları dikkate alınarak ipoteğin verildiği 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihleri itibarı ile yaptığı işlerin anlam ve sonucunu kavrayacak idaresi ve temyiz kudretinin olup olmadığı, hukuki işlem ehliyetinin olup olmadığı” sorulan Mustafa kızı, 1940 doğumlu, 26/05/2019 tarihinde ölen ... hakkında düzenlenen tıbbi belgeler, davacı-davalı ifadeleri ile dava dosyasının tüm olarak değerlendirilmesinden; muris hakkında işlem tarihlerinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıkların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihlerinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, Bu duruma göre ...'in, işlem tarihleri olan 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu yönünde rapor edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 10. İhtisas Kurulunca mütaalanın hazırlanması sonrasında dosyanın Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinden alınan 12/03/2026 tarihli ATK raporundan özetle; Açılan “İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))” davası nedeniyle, “tedavi evrakları dikkate alınarak ipoteğin verildiği 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihleri itibarı ile yaptığı işlerin anlam ve sonucunu kavrayacak idaresi ve temyiz kudretinin olup olmadığı, hukuki işlem ehliyetinin olup olmadığı” hususunda Birinci Üst Kurul tarafından rapor düzenlenmesi istenen Mustafa ve Nazife kızı, 01/05/1940 doğumlu, 26/05/2019 tarihinde vefat eden ... hakkında düzenlenen tıbbi belgeler ile dava dosyası ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların tüm olarak 10/03/2026 tarihinde Adli Tıp Birinci Üst Kurulunda değerlendirilmesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; muris hakkında işlem tarihlerinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıkların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihlerinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...'in, işlem tarihleri olan 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu, yönünde rapor edilmiştir. Mahkememizin 18/03/2025 tarihli ara kararı doğrultusunda dosyasının ATK 1. Üst Kuruluna gönderildiği, Adli Tıp Kurumunca raporun ibraz edildiği, 12/03/2026 tarihli fatura düzenlendiği, 12/03/2026 tarihli ATK faturasının dosyada masraf bulunmadığından gönderilemediği, bu hususta fatura ekli olarak davacı vekiline eksikliğin giderilmesi hususunda ihtarlı davetiye çıkarıldığı, ancak yatırılmadığı, mahkememizce 16.200,00-TL fatura giderinin suç üstünden karşılanması hususunda Kayseri İdari İşler Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı ipoteğin fekki isteğine ilişkindir. Davacılar eldeki davada, davalılar ... ve ...'in davalı ... Çimento San. Tic. A.Ş. arasında 27/04/2016 ve 16/05/2016 tarihlerinde imzalanan ipotek sözleşmesi ile davacıların murisi ...'in Kayseri İli ... İlçesi 43 Pafta 1445 Ada 15 Parselde bulunan 1/3 hissesine müteakip 225.625,00 TL bedelli ipotek, Kayseri ili ... İlçesi ... Mah. 43 Pafta 1428 Parsel ile Kayseri İli ... ilçesi ... Mah. 43 Pafta 1443 Parselde bulunan 1/8 hissesine müteakip 247.968,75 TL bedelli ipotek ile Kayseri İli ... İlçesi Yukarı ... Mah. 48 Pafta 2292 Parsel'de bulunan 3/32 hissesine konan 138.750,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ipotek tesis edildiğinde müteveffa ...'in alzheimer hastası olması nedeniyle fiil ehliyetinin bulunmadığını, bu nedenle ipoteklerin fekkini talep etmiştir. Davalı taraf davanın reddini talep etmektedir. Dosya kapsamında yer alan veraset ilamı incelenmekle davacılar ile davalılar ... ve ...'in ... mirasçıları olduğu, murisin 26/05/2019 tarihinde vefat ettiği görülmektedir. Kayseri 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/777 E. 2019/1117 K. Sayılı ilamı incelenmekle; ... tarafından 21/05/2019 tarihinde annesi ...'e ilişkin vesayet ihbarında bulunulduğu ancak kısıtlı adayının 26/05/2019 tarihinde vefat etmesi nedeniyle vasi tayini hususunda karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir. Tapu Sicil Tüzüğü'nün 19. Maddesi uyarınca müdürlük istem sahibinin ifade, tavır ve davranışlarından fiil ehliyeti bulunup bulunmadığı hususunda şüpheye düşerse resmi veya özel sağlık kuruluşundan ilgilinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı konusunda sağlık raporu istemektedir, anılan madde gözetilerek ... Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ...'in ipotek işlemlerine ilişkin sağlık raporu alınıp alınmadığı sorulmuş olup 04/11/2020 tarihli cevabi yazıda ilgili taşınmazlarda hissedar malik olan ... adına bildirilen ipotek işlemine ilişkin ilgili ...'in müdürlüğe bizzat müracaat ettiği ve işlemleri bizzat gerçekleştirdiği ve akli melekelerinin yerinde olduğu ve sağlık raporuna ihtiyaç duyulmadığı belirtilmiştir. Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.06.1941 tarih 4/21) Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 282. maddesinde belirtildiği gibi bilirkişinin “oy ve görüşü” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2 maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür. Bu ilkeler itibariyle somut olay değerlendirildiğinde; müteveffa ... tarafından 27/04/2016 tarihinde ... Mah 1445 parseldeki 1/8 payı yönünden ... Çimento San. Tic. A.Ş. lehine ipotek tesis edildiği, müteveffa ... tarafından 09/05/2016 tarihinde ... Mah 1450 parseldeki 1/8 payı aynı yer 2292 parseldeki 1/8 payı ve 4 ada 6 parseldeik 1/8 payı yönünden ... Mühendislik şirketinden alacağı olan ... Çimento San. Tic. A.Ş. lehine ipotek tesis edildiği, yine müteveffa ... tarafından 16/05/2016 tarihinde ... Mah 1428 parseldeki 1/8 payı ve aynı yer 1443 parseldeki 1/8 payı yönünden ... Mühendislik şirketinden alacağı olan ... Çimento San. Tic. A.Ş. lehine ipotek tesis edildiği tespit edilmiş olup öncelikle belirtmek gerekir ki eldeki davanın ipotek alacaklısı olan ... Çimento San. Tic. A.Ş. dışında müteveffanın çocukları ... ve ...'e de yöneltildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere birkısım ipotekler ... Mühendislik Şirketi lehine verilmiş ise de Tasfiye Halinde ... Mühendislik ve İnşaat Anonim Şirketi'ne husumet yöneltilmeyip şirket ortakları olan ... ve ...'e karşı dava açılması isabetsiz olup bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. İpotek alacaklı ... Çimento San. Tic. A.Ş. yönünden yapılan incelemede ise; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi'nden ... hakkında 27/04/2016 ve 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine sahip olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi'nin 21/07/2023 tarihli raporunda; "Kayseri Şehir Hastanesi’nin 10/10/2016 ve 04/04/2017 tarihlerinde baş ağrısı tanısıyla nöroloji muayene kayıtlarının olduğu, Erciyes Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 17/08/2015 tarihli raporunda ginko ekstresi yazıldığının, akit tarihinden 19 ay sonra 24/11/2017 tarihinde “Alzheimer Hastalığı” tanısı ile rapor çıkarılmış ve bahsedilen hastalıkta yaygın kullanılan “ memantin ve donepezil” isimli ilaçların reçete edildiği ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün reçete kayıtlarından sonrasında ilaçları kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, 17/08/2015 ve 24/11/2017 tarihli tıbbi kayıtlarda ayrıntılı muayene kayıtları olmaması sebebi ile Kurulumuzca kişinin işlem tarihlerinde fiil ehliyeti hususunda tıbbi bir kanaate varılamadığı, bu duruma göre; ... 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığı hususunun bilinemeyeceğini kabulünün uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde kanaat bildirilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda Adli Tıp Birinci Üst Kurulu'ndan rapor alınmış olup Adli Tıp Birinci Üst Kurulu'nun 10/03/2026 tarihli raporunda ise " muris hakkında işlem tarihlerinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıkların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihlerinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...'in, işlem tarihleri olan 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde tespitte bulunulduğu görülmekle davacı tarafın işlem tarihinde ...'in fiil ehliyeti olmadığına yönelik iddiasını ispatlayamadığı gözetilerek davalı ... Çimento San. Tic. A.Ş. yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davalılar ... ve ...'e karşı dava açılan davanın husumet nedeniyle reddine, 2-Davalı ... Çimento San. Tic. A.Ş.'ye açılan davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından dava başında yatırılan10.457,29-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 9.725,29-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde yatıran davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... Çimento San. Tic. A.Ş. tarafından yapılan 150,00-TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak işbu davalıya verilmesine, 6-Davalı ... Çimento San. Tic. A.Ş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 97.851,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... Çimento San. Tic. A.Ş'ye verilmesine, 7-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, 8- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 9- İstanbul 1. İhtisas Dairesi'nin 12/03/2026 tarihli fatura giderinin suç üstü ödeneğinden karşılandığı gözetilerek 16.200,00-TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye Gelir Kaydına, Dair, davacı vekili ile davalı ... Çimento San. Tic. A.Ş vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/04/2026

Başkan ¸E-imzalıdır Üye ¸E-imzalıdır Üye ¸E-imzalıdır Katip ¸E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/370, K. 2026/380, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-370-e-2026-380-k-c6525b6a835f