İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/363 E. 2025/533 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/363
Karar No
2025/533
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/363 Esas KARAR NO : 2025/533

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/04/2019 KARAR TARİHİ : 02/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 5. ATM ...esas sayılı dosyasındaki ara karar gereği iş bu dosyada yazılı çekler (...A.Ş. ... Şubesi, keşidecisi ... Ltd. Şti. olan, lehtarı ... Tic. A.Ş. olan, ... - 31.01.2019 ve 10.000,00 TL miktarlı ... seri nolu çek ile ... A.Ş. ... Şubesi, keşidecisi ...Ltd. Şti. olan, lehtarı ... A.Ş. olan, Konya - 28.02.2019 ve 10.000,00 TL miktarlı ve ...seri nolu 2 adet çekin) keşideciden müvekkil şirkete kargo yoluyla gönderilirken şirkete ulaşmadan kaybolduğu; çeklerin şirkete ulaşmadan rıza dışı elinden çıktığı; çekler üzerinde müvekkil şirket yetkilisinin imzasının olmadığı, ciro silsilesinin kopuk olduğu, müvekkil şirket aleyhine çeklerin ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları üzerinden icra takibine konu edildiğini, bahse konu çeklerin çek vasfına haiz olmaması nedeniyle müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine, ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ...Esas sayılı icra takibinin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartlarından biri olan hukuki yarar şartı gerçekleşmediğini, dava konusu çekler ayrı ayrı icra takibine konu edildiğini, ancak icra borcunun tamamı dava dışı keşideci ....Şti tarafından ödendiği ve 15.10.2019 tarihinde icra dosyaları infaz edilerek, icra takipleri işlemden kaldırıldığını, her ne kadar her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilecek ise de bunun tek istinası “dava şartı” olduğunu, dava şartı yargılamanın her aşamasında varlığını korumak zorunda olacağını, davadan sonra icra dosyaları dava dışı keşidecinin ödemesi nedeniyle infaz edildiğinden, ortada menfi tespit davasının konusu ve hukuki sebebi kalmadığını, icra takipleri sona erdiğine göre davacıyı tehdit eden durum sona erdiğini, icra borcunu ödeyen keşideci olduğunu, davacı ise lehtar şirket olduğunu, bu nedenle borcu ödeyen keşidecinin davacıya sonradan rücu etme imkanı olmadığını, buna göre davacıyı tehdit edebilecek tehlike ve savsaklamalara karşı onu koruma gereksinmesi, ortadan kalktığını, bu nedenle davacının bu davayı yürütmesinde hukuki bir yararı kalmamış olduğundan, dava şartı yokluğu nedeniyle davanı reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, 2004 sayılı İİK m.72/3 kapsamında icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın (tefrik öncesi ... Esas sayılı dosyada), dava konusu edilen senetlerin (çek) rıza dışı elden çıkmış olmasına rağmen davalı ... tarafından ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası üzerinden ve ...Esas sayılı dosyaları üzerinden icraya konulmuş olması nedeniyle davacı şirketin takip dayanağı belgelerden dolayı rıza dışı elden çıkma ve takip dayanağı belgelerdeki imzanın davacı şirket temsilcisine ait olmaması nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti ile takiplerin iptali noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 2019/677 Esas sayılı dosyasında 04/06/2024 tarihli ara kararı ''Mahkememizin işbu sayılı dosyasında davaya konu ... A.Ş. ... Şubesi ... çek seri numaralı ...Tic A.Ş. emrine düzenlenen, keşidecisi ...Tic Ltd Şti, keşide yeri Konya olan, keşide tarihi 28.02.2019 olan 10.000,00-TL bedelli çek aslı bulunamadığında işbu ÇEK YÖNÜNDEN DOSYANIN TEFRİKİ ile mahkememizin başka bir esasına kaydedilmesine'' şeklinde karar verilmiş ve işbu çek yönünden davanın işbu esasa sırasının kaydı yapılmıştır. Mahkememiz 18/09/2024 tarihli duruşma ara kararı ile tefrik kararı öncesi mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında “Mahkememizin işbu dosyasında 03/04/2024 tarihli duruşma ara kararı gereği icra müdürlüğü müzekkere cevabında ...A.Ş. ... Şubesi ... çek seri numaralı ...Tic A.Ş. emrine düzenlenen, keşidecisi ...Tic Ltd Şti, keşide yeri Konya olan, keşide tarihi 28.02.2019 olan 10.000,00-TL bedelli çek aslı bulunamadığından bahisle cevap verildiği anlaşılmakla” ... CBS davaya konu iş bu çekin kaybolması nedeniyle ilgili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamından yapılan değerlendirmede davalı tarafından ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında 28.02.2019 keşide tarihli 10.000,00-TL bedelli çekte yer alan imzanın davacıya ait olmadığından bahisle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacının imzaya itiraz etmesi nedeniyle davaya çek aslının celbine karar verildiği ancak dosya kapsamında yazılan müzekkereler kapsamında çek aslı bulunamadığı; çek aslının davalı alacaklı vekili tarafından icra müdürlüğü dosyasına ibraz edildiği; icra katibinin el yazılı isim ve sicili ile "çek aslını savcılığa verilmek üzere teslim aldım" ibaresinin bulunduğu anlaşılmıştır. Çek aslının davalı alacaklı tarafından icra dosyasına alındıktan sonra kaybedilmesi nedeniyle ilgili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu; ... CBS Denetim Bürosu tarafından ... soruşturma nolu dosya ile soruşturma başlatıldığı, soruşturmanın katip hakkında çekin kaybedilmesine ilişkin olduğu anlaşılmakla iş bu menfi tespit davası kapsamında bekletici mesele yapılmasına yer olmadığı anlaşılmıştır. Dava dosyasında yer alan takip dosyası kapsamında çek fotokopisi bulunsa da fotokopi belge üzerinden imza incelemesi yapılamayacağından, çek üzerinde imza incelemesi yapılmadan iddiası ispat olunamayacağından, davalı tarafından usule uygun şeklide takip dosyasına sunulan ve davalının kusurundan kaynaklı olmayacak şekilde icra müdürlüğünde çek aslının kaybedildiği anlaşılmıştır. Yargıtay HGK ... Esas ... Karar sayılı ilamında"... 14. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. 15. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). 16. Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845) 17. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). 18. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi; “(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir” Aynı Kanun’un “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi; “(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir” HMK’nın “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise; “ (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”.şeklinde düzenlemeler içermektedir. 19. Buna göre, HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde “...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir...” şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. 20. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.09.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da benimsenmiştir. 21. HMK’nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur (Pekcanıtez, H./ Özekes, M./ Akkan, M./ Korkmaz, H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1795 ). 22. Diğer taraftan adlî bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adlî grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir."davaya konu senet aslı bulunamaması nedeniyle imza incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Davaya konu çekin kargo ile gönderilirken kaybolması nedeniyle ciro silsilesinden kopukluk olduğundan bahsedilmiş ise de TTK'nın 677. maddesinde düzenlenen imzaların istiklali prensibine göre çek üzerindeki imzaların geçersizliği diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Kambiyo senedinde her imza bağımsız olup hamil, imzaların istiklali prensibi gereğince çeke şeklen bakarak sahip olur. Şeklen geçerli bir ciro silsilesine göre çeke hamil olan davalı bu hali ile yetkili hamil konumunda bulunduğundan davalı tarafın çekin kaybolduğunu bildiği ve bu hususu bilerek çeki iktisap ettiğini kanıtlar delil elde edilemediği, dava konusu çekin çalındığı ve cirantanın kaşe ile imzasının sahte olarak atıldığı iddiası uyarınca açılan kamu davası bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/07/2025

KATİP ... ¸e-imzalıdır

HAKİM ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/363, K. 2025/533, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-363-e-2025-533-k-7da379c652d8