İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/306 E. 2024/306 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/306
- Karar No
- 2024/306
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/306 Esas - 2025/1050 T.C. ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2024/306 Esas KARAR NO: 2025/1050
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/03/2024 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 K.YAZIM TARİHİ : 21/12/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; müvekkili tarafından, davalı taraf aleyhine başlatılan Kocaeli İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında; "fatura ve cari hesap ekstresine göre bakiye alacağın borçlu şahıstan faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş olup; davalı tarafın yetki itirazında bulunarak, icra takibine ve borca haksız şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın yetki itirazı akabinde yetkili icra dairesi olan Kahramankazan İcra Dairesi .... E. Sayılı dosyası ile davalıya tekrar ödeme emri tebliğ edilerek "fatura ve cari hesap ekstresine göre bakiye alacağın borçlu şahıstan faiziyle birlikte tahsili” talep edilmiş olup; karşı tarafın, icra takibine ve borca haksız şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, söz konusu uyuşmazlık için taraflarınca arabuluculuk başvuru yoluna gidilmiş olup, Kahramankazan Arabuluculuk Büro Dosya No: .... Arabuluculuk No:... numaralı Arabuluculuk dosyasından da anlaşılacağa üzere sürecin anlaşmama olarak sonuçlandığını, davalı tarafından müvekkili şirket ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturaya itiraz edilmemiş olup, icra dosyasına konu edilen alacaklarının likit ve muayyen olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında mevcut ticari ilişki sonucu mal ve hizmet alım satımı yapılmış olup, bunlara istinaden ekte de sunulan ... numaralı faturanın düzenlendiğini ve faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini beyan ederek, fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü beyan, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, davalının Kahramankazan İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, icra takibine ve borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalının en az %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; işin bedelinin sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belge olduğunu, fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerektiğini, faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerektiğini, faturanın sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olmasının akdi ilişkinin varlığını ispatlamadığını, akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı olmadığını, her ne kadar davacı tarafın dava dilekçesinde alacağını müvekkili şirket adına kesmiş olduğu faturalara dayandırsa da yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süreyi geçirmiş olmasının da tek başına fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığını, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulmadığını, dolayısıyla davacı tarafından müvekkili adına kesilen faturanın, müvekkili şirket aleyhine delil teşkil etmeyeceğini ve borcun varlığının ispatı olamayacağını, davacının müvekkili şirketle arasında akdettiği bir sözleşme sunamadığı gibi, müvekkili şirketle anlaşılan tutarın da ispatını yapamadığını, bununla birlikte, davacının edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini ortaya koyamadığını, faturanın kesilmesine sebebiyet verecek olan (mal ve/veya hizmetin) edimini yerine getirildiğine dair ispata yarayan herhangi bir somut bilgi ve belge sunamadığını, müvekkili şirketçe, davacının ifa etmediği iş için başkaca firmalar ile anlaşılmış ve başkaca firmalara ödeme yapılmak durumunda kalındığını, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete....fatura numarası ile Komple Raf Sistemi açıklamasıyla 53.100,00 USD bedelinde fatura kesilmişse de, 31.03.2018 tarihinde müvekkili şirket tarafından .... fatura numarası ile iade faturası kesildiğini ve fatura içeriğinin kabul edilmediğini, davacının müvekkili şirketin iade fatura kestiği fatura için aynı tutarda kötü niyetli bir şekilde tekrar fatura kestiğini, davacı şirket tarafından kötü niyetli bir şekilde aynı tutarda ..... kesilen faturaya karşı müvekkili şirket tarafından iade fatura kesildiğini, bu hususta müvekkili şirket tarafından davalı şirkete Ankara .... Noterliğinin 02428 yevmiye numaralı 24.01.2022 tarihli ihtarnamesi çekildiğini ve raf sistemlerinin tamamlanmaması, eksikliklerin giderilmemesi, gizli ayıpların varlığı nedenleriyle müvekkili tarafından ekstra masraf yapıldığının davalıya ihtar edildiğini, bu hususta davacının yerine getirmediği edimler nedeniyle müvekkili şirket tarafından başka bir firmaya ödeme yapılması durumunda kalındığını, ayrıca, bahse konu ihtarnamede müvekkili şirket tarafından iyi niyetli bir şekilde 35.000,00 USD ödeme yapılmasına rağmen, bu ödemeye ilişkin davacı şirket tarafından fatura kesilmesi için bildirimde bulunulsa da, davacı şirket tarafından 03.02.2022 tarihinde fatura kesilmeyeceğinin beyan edildiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından davacı şirket hakkında bağlı olduğu vergi dairesine bildirimde bulunulduğunu ve ilgili birim tarafından taraflarına gerekli iş ve işlemlerin yapılması hususunda geri dönüş yapıldığını, Sayın Mahkemeniz tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı Tepecik Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak yapılan denetimin akıbetinin öğrenilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından icra takibinin doğrudan Türk Lirası olarak başlatıldığını, bu durumda alacaklının, yabancı para cinsinden alacağını tahsil etmek için Vade tarihindeki kur üzerinden Türk lirası olarak ya da Fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk lirası olarak olmak üzere seçimlik haklara sahip olduğunu, ancak mahkemenizce de takdir edileceği üzere, davacı tarafından icra takibi başlatılırken alacağın yabancı para cinsi olduğuna ve tahsil edilmesi halinde de yukarıda yer alan seçimlik haklardan birini kullanacağına ilişkin herhangi bir talepte bulunmadığını, dolayısıyla kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın kabul edilmesi halinde müvekkilinin sadece takipte kesinleşen miktar ile sorumlu tutulması gerektiğini, beyanla öncelikle haksız ve mesnetsiz davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davacı tarafın iş bu davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olmasından bahisle davacı yana %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Kocaeli İcra Dairesinin .... esas sayılı ve Kahramankazan İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyaları, tarafların ticaret sicil kayıtları, tarafların 2017-2018-2019 tarihli BA BS formları, sevk irsaliyeleri, tarafların ticari defter ve kayıtları, 15/12/2024 tarihli bilirkişi raporu, 18/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporu ile tüm dosya kapsamı. Bilirkişi raporunda, dosya kapsamı, davacıya ve davalıya ait ticari defter kayıtları ve belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre davalı taraftan 22/02/2023 takip tarihi itibariyle bakiye 18.100,00-USD (22.02.2023 TCMB Efektif Satış Kuru'na göre 18.100x18,9129= 342.323,49TL) asıl alacaklı olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda, dosya kapsamı, davacıya ve davalıya ait ticari defter kayıtları ve belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; ticari defter kayıtları üzerinden yapılan incelemeye göre davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre davalı taraftan bakiye 18.100,00-USD asıl alacaklı olduğu, 18.100,00-USD asıl alacağın takip tarihi itibariyle yapılacak ödemede 10.04.2019 tarihli ödeme emrinin dikkate alınması halinde 18.100*5,6914=103.014,34TL; takip tarihi itibariyle yapılacak ödemede 22.02.2023 tarihli ödeme emrinin dikkate alınması halinde 18.100*18,9129- 342.323,49TL olarak ödenmesi gerektiği, sevk irsaliyeleri, kantar fişleri, eksik işin yapılması neticesinde başka şirket tarafından davalı şirkete kesilen fatura delilinin incelenmesi için raf sistemi yapımı konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınması gerektiği belirtilmiştir. GEREKÇE : Dava; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında faturaya ve cari hesaba dayalı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 28.02.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 03.03.2023 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Her ne kadar davalı yan davanın süresinde olmadığını beyan etmişse de yetkisiz icra dairesinde başlatılan takipte yetki itirazının alacaklıya tebliğine ilişkin tebliğ şerhi bulunmadığı, yetkili icra dairesine dosya geldikten sonra borca itiraz talebinin alacaklıya 19/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın da 05/03/2024 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığından davalı yanın itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı yan, davalı ile aralarında ticari mal alım satımından kaynaklı ticari ilişki olduğunu, bu ilişki kapsamında fatura tanzim ettiğini, fatura ve cari hesaptan kaynaklı bakiye alacağının ödenmediğini iddia ederek davalının takibe vaki itirazının iptalini talep etmiş, davalı yan ise, mahkememizin yetkisine itiraz ederek davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, faturaya süresi içerisinde itiraz edilerek iade edildiğini, davacıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Takibe konu alacağın dayanağının 13/092018 tarihli 53.100,00 USD tutarlı faturadan ve cari hesaptan kalan 18.100,00 USD cari hesap alacağı ve 932,78 USD işlemiş faiz alacağı olduğu anlaşılmıştır. Davalı yan mahkememizin yetkisine itiraz etmişse de HMK madde 6 kapsamında davalının yerleşim yerine göre ticari davalar yönünden Kahramankazan mahkememize bağlı olduğundan bu itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2018 - 2019 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. İncelenmesinde; davacı tarafça davalı adına 2 adet belge karşılığında KDV hariç 468.279,00TL tutarında mal/hizmet satışı bildiriminde bulunulduğu, davalı tarafça ise herhangi bir bildirimde bulunulmadığı bildirimlerin örtüşmediği tespit edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları ile mahkememiz dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Düzenlenen rapora yapılan itiraz üzerine itirazları karşılar ek rapor alınmıştır. Dava konusu alacak, faturadan kaynaklı bakiye cari hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. İddia ve savunma, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı yan davalı ile aralarında birtakım malzemelerin satışı konusunda ticari ilişki bulunduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise ticari ilişkiyi kabul etmemiştir. Davacının alacağın varlığından önce taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Bu hususta ispat yükü davacı üzerindedir. Dosyada sunulu bulunan fatura tek başına taraflar arasında iddia olunan şekilde ticari ilişki olduğunu ispat için yeterli değildir. Sunulan sevk irsaliyelerinin de tarihleri gözetilerek uyuşmazlık konusu fatura dönemine ait olmadığından uyuşmazlık konusu faturayla ilişkilendirilememiştir. Uyuşmazlık konusu fatura davalı tarafça kabul edilmeyerek iade edilmiş, vergi dairesine bildirimi de yapılmamıştır. Davalının kısmi ödemesi bulunduğu görülmüşse de bu ödemenin alınan sipariş avansı hesabına borçlandırıldığı tespit edilmiştir. Davacı defterlerinde kayıt bulunmasının da yine tek başına hukuki ilişkiyi ispatlar nitelikte olmadığı, bu itibarla dosyada davacı yanın iddialarını ispata yarar delil bulunmadığı, davacı yanın dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı görüldüğünden, davacının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ispat edemediğinden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, takibin kötüniyetli başlatıldığı sabit olmadığından koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine, 3-Alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcının peşin alınan 9.689,25TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.073,85TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.340,00TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen 500,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 95.840,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/11/2025
Katip.... e-imzalı Hakim ... e-imzalı