İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/275 E. 2025/807 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/275
- Karar No
- 2025/807
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/275 Esas KARAR NO : 2025/807 DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 18/04/2024 KARAR TARİHİ : 11/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile kredi borçlusu -------Ş. arasında Genel Kredi sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmeye ------- ve -------- müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine borçlu ve kefiller aleyhine -------- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün -------- E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takip başlatıldığını, -------- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün -------- E. sayılı dosyası ile açılan icra takibine --------Ş., -------- ve --------- mükerrer takiplere, asıl alacak ve faize, diğer ferilere itiraz edildiğini, ancak borçlu tarafından sözleşmede belirlenen yükümlülükler yerine getirilmediğinden borçluya 15.04.2022 Tarihinde ------ Noterliği'nin --------- yevmiye numaralı ihtarname gönderilmiş, mevcut borçların yasal süresi içinde ödenmesi ve aksi takdirde tüm alacağın tahsili için yasal yollara başvurulacağı bildirildiğini, davalının haksız ve mesnetsiz itirazlarının, tamamen takibi sürüncemede bırakmak amacını taşıyan kötüniyetli itirazlar olduğunu, borca yapılan itiraz nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı da ödenmesi gerektiğini takibin devamına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı aleyhine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında gerçekleştirilen Genel Kredi Sözleşmesi 12.07.2011 tarihinde imzalandığını, TBK m.146 gereğince her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 13 yıl geçtiğini, konu asıl borcun zamanaşımına uğradığını, müvekkilerinin bahse konu borcu davacı bankaya ödemiş olup taraflar arasında mevcut, geçerli bir borç ve geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, davacının mevcut olmayan bir borç ve geçerli olmayan bir kefalet sözleşmesi nedeniyle başlatmış olduğu icra takibi kötüniyetli olduğunu, ikame edilen işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz davasının hakkın kötüye kullanılması nedeniyle esastan reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.-------- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün --------- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 23/03/2023 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz + gider vergisi+ masraf toplamı 201.916,45 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçlu --------- ve şirkete 05/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlular vekilince 06/04/2023 tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. --------- İcra Müdürlüğü'nün --------- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; 22/08/2013 tarihinde davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine asıl alacak + işlemiş faiz + gider vergisi+ masraf toplamı 38.343,73 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik taşınır rehninin paraya çevrilmesi ile yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçlu -------- ve şirkete 29/08/2013 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. --------- İcra Müdürlüğü'nün -------- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine senede dayalı kambiyo yoluyla yapılan icra takibi olduğu görülmüştür. Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiş, uyuşmazlığın çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup raporda özetle; davacı banka ile davalı kredi lehtarı (asıl borçlu) ---------Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi diğer davalı/kefillerin de müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, bahse konu sözleşme kapsamında ticari nitelikli taksitli kredi kullandırılmış olduğunu, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalılardan aşağıda tespit edilen alacaklarını talep edebileceği kanaatinin edinildiğini, Davalı/Kefilin Kefalet Limiti ve Sorumlu Olduğu Miktar: Davalı Kefilin/lerin kefalet limitinin 500.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarının 34.744,16 TL olduğu, hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kendi temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı, borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebilineceği (Lütfen bkz: TBK 589 m. Mülga B.K 490.m'nın sayın yargı makamınca değerlendirilebilineceği) Mahkememizce raporun benimsenmesi halinde; fazlaya ilişkin 86.753,40 TL (201.916,45-115.163,05 -) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 34.744,16 TL'sı tamamen ödeninceye kadar yıllık %20,70 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bunun 5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte tahsilde tekerrüe olmamak kaydıyla istenilebileceğini beyan etmiştir. TBK'nın kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 583. maddesinin ilk fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmü getirilmiş ve kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından şekli koşullar öngörülmüştür. Somut olayda; kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Kefalet kabul beyanı sözleşmenin zorunlu unsuru değildir. Bu itibarla, kefaletin şekil şartlarının yerine getirilip getirilmediği hususunda esas alınamaz.TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.". Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; davalı --------Ş. ile davacı banka arasında 12/07/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalıların müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiği, davalılar ------- ve -------- vekilinin davacı ile davalı asıl borçlu şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalet imzasına yönelik bir inkarları bulunmadığı, davalı kefillerin kefaletlerinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga BK'nun 484. maddesinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu, davalılar -------- ve --------- kefalet sözleşme tarihi olan 12/07/2011 tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanununda kefalet süresine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, kefalet sözleşme tarihinden sonra, dava tarihinden önce, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunun da kefalet için azami süre belirlendiği, bu sürenin belirlendiği TBK'nun 598/3. Maddesinde "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar.", 598/3. maddesinde de "Kefalet, 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir." denilmek suretiyle gerçek kişiler yönünden kefalet süresinin azami 10 yıl olacağı hükme bağlanmıştır.Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2. maddesi ise "Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zaman aşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak 1 yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmünü içermektedir. Somut olayda, davalı gerçek kişi -------- ve --------- kefalet tarihinde yürürlükte bulunan kanunda yer almadığı halde, kefalet tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun ile azami kefalet süresi getirilmiştir. Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2. maddesi uyarınca da, davalı -------- ve --------- kefalet tarihi 12/07/2011 olup, 10 yıllık kefalet süresi 12/07/2021 tarihinde sona ereceğinden, Türk Borçlar Kanunu ile ilk defa öngörülmüş olan 10 yıllık kefalet süresi yasanın yürürlüğe girdiği tarihte sona ermiş durumda değildir. Bu durumda Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2. maddesinde yer alan 1 yıllık ek süre somut uyuşmazlıkta uygulanamayacaktır. Davalı kefillerin kefalet tarihi 12/07/2011 olup, işbu itirazın iptali davasına konu takip tarihi 23/03/2023 olduğu, fakat aynı alacak hakkında 2013 yılında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip, 2013 yılında kambiyo takibi başlatılmış olduğu, bu nedenle alacak hakkında işleyen zamanaşımı süresinin kesildiği, +10 yıllık sürede ise tekrar dayanak ilamsız takibin başlatıldığı ve bu haliyle davalı tarafın zamanaşımı definin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. İlintili rehin sözleşmesinin incelenmesinde davalı kefillerin borcuna teminat olduğuna dair ibare olmadığının anlaşıldığı, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyası olan-------- İcra Müdürlüğü'nün -------- sayılı takip dosyasında satış/ tahsilat bulunmadığı, aynı alacak hakkında hem rehin hem de kıymetli evrak teminatı bulunmakla alacaklının biri hakkında talepte bulunabileceği, aksi durum gerçekleşmiş olmakla davalı/ borçlular tarafından İcra Hukuk Mahkemesinde sonra açılan takibin iptalini istenebilecek iken istenmediği, --------- esas sayılı dosyasında dosyamız davalıları tarafından son işlem tarihinden itibaren 3 yıllık sürede takip işlemi yapılmadığından İİK 33/a maddesi gereği icranın geri bırakılması talep edildiği, Mahkemece İİK 71/2 ve 33/a maddeleri kapsamında icranın geri bırakılmasına karar verildiği, dayanak takibin tahsilde tekerrür etmemek üzere başlatıldığı, ipoteğin paraya çevrilmesi takibinde tahsilat bulunmadığı, takibin kesinleşmediği bu nedenle ilamsız takip yapılmasında engel hal bulunmadığı, davacı banka tarafından kullandırılan kredilerin davalılar tarafından ödenmediği, davacı bankanın bakiye alacağının denetime elverişli bilirkişi raporu ile toplam 115.163,05 TL olarak tespit edildiği, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından, açıklanan gerekçeler ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile; -------- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı takibine davalılar/ borçlular tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile; takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 20,70 oranında faiz işletilmek suretiyle, 34.744,16 TL asıl alacak, 72.969,32 TL işlemiş faiz, 3.648,47 TL BSMV ve 3.801,10TL masraf üzerinden devamına, aşan istemin reddine, Hükmolunan alacağın %20 si icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli karar harcı 7.866,78 TL’den peşin olarak yatırılan 3.448,23 TL'nin mahsubu ile 4.418,55 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 3.448,23 TL peşin harç/harcın davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 488,40 TL ilk dava masrafı, 7.500,00 TL bilirkişi, 1.142,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 9.130,40 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%57,03 kabul) 5.206,83 TL' sinin davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinden bırakılmasına, 5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 8-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre (%57,03 kabul) 2.167,14 TL' sinin davalılardan müştereken müteselsilen, (%42,97 Ret) 1.632,86 TL'sinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 10-Karar kesinleştiğinde dosya arasında bulunan ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- sayılı takip dosyasının iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı ve davalılar vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/11/2025