İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/233 E. 2026/200 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/233
Karar No
2026/200
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/233 Esas KARAR NO: 2026/200 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/03/2024 KARAR TARİHİ: 17/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yurt içi ve yurt dışında traktör yan sanayi yedek parçaları konusunda hizmet veren bir anonim şirket olduğunu, davalı ----- tarihleri arasında müvekkil şirkette çalıştığını, davalının kariyeri boyunca finans sektöründe çalışmış olduğunu, traktör yedek parça sektöründe ilk olarak ---- tarihinde; müvekkil firmada İhracat Satış departmanında çalışmaya başladığını, bu sektörde ilk ve tek iş deneyiminin müvekkil firmada olduğunu, sektördeki tüm bilgi birikimini; ürün, tedarikçi, müşteri vb. tüm iş süreci ile ilgili gerekli tecrübesini müvekkili firmada kazandığını, müvekkili firmada ilk kez---- tarihinde işe başlayan davalının, --- tarihinde evlilik nedeniyle işten ayrıldığını, devamında---- tarihinde kendisi ile tekrar anlaşılarak ---- olarak yeniden çalışmaya başladığını, bu zaman aralığında da, aynı sektörde başka bir şirkette çalışmasının olmadığını, görev tanımının “Satış ve pazarlama politikaları çerçevesinde pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi ve yönetilmesi, portföy geliştirme ve yeni pazar araştırma süreçlerinin uçtan uca yönetilmesi, pazarlama stratejisinin oluşturulması ve yönetilmesi, potansiyel kurum ziyaretlerinin, etkinlik organizasyonlarının ve özel günler, projeler ile ilgili kampanyaların uçtan uca yönetilmesi, pazar araştırması, rakip analizi, fiyat performans analizi çalışmalarına öncülük edilerek yönetilmesi, yurt dışı seyahatlerinin ve müşteri ziyaretlerinin yönetilmesi, yıllık pazarlama bütçesinin oluşturulması ve üst yönetime raporlanması” şeklinde olduğunu, önemli görev ve sorumluluklarının olduğunu, taraflar arasında gelişen işçi işveren ilişkisine, güven bağına ve sadakat borcuna binaen ve görev tanımı gereğince işini yerine getirebilmesi adına tüm müşteri listeleri, müşteri iletişim bilgileri, ürün fiyat listeleri, tedarikçi datası vb. gibi birçok dataya erişiminin açılmış ve kendisine işi kapsamında sınırsız yetki verildiğini, davalının görev tanımı gereğince gerçekleştirdiği seyahatlerin tüm organizasyonunun müvekkil firma tarafından yapılmış olduğunu, davalının ihracat alanındaki deneyiminin bu sayede oluştuğunu, genişlediğini, bu iddianın müvekkili firma nezdinde tutulan elektronik veri (log) kayıtları (database) ile ispat edilebilir durumda olduğunu, log kayıtları ile, davalının sistemde açtığı tüm evrakların kayıt altına alındığını, kayıtların müvekkil şirkette mevcut olduğunu, davalı ile aynı departmanda çalışan mesai arkadaşlarının da davalıya sunulan bilgi ve imkanlara aşina olduğunu, tanık olarak dinlenilmeleri halinde iddiaların doğrulanacağını, davalı işçinin kişisel nedenler öne sürerek işten ayrılmak istediğini belirttiğini ve istifa ederek ----- tarihinde müvekkile ait iş yerindeki işinden ayrıldığını, ayrılışı anına kadar ortada ve taraflar arasında herhangi bir problem olmadığını, müvekkilinin davalı ile arasındaki güvene ve iyi ilişkilere itimat ederek, davalı nezdindeki ticari sırlar, bilgi ve portföyünün davalı tarafından zararına kullanılmayacağını düşündüğünü, ancak davalının taraflar arasındaki güveni ve “rekabet yasağı” hükmünü yerle bir ederek----- aynı sektörde ve aynı şehirde faaliyet göstermekte olan ------ çalışmaya başladığını, anılan şirketin, traktör yedek parça sektöründe müvekkil ile aynı faaliyeti gösterdiğini, iş ağı, müşteri portföyü ve pazardaki durumu açısından tarafların, rakip iki firma konumunda olduğunu, davalı işçinin çalıştığı süre boyunca iş tanımı gereği müvekkili şirkete, pazara, satış stratejilerine, verilere ve kayıtlara, müşteri ağına, ürün tedarik zincirine, iş ortaklarına, sektör bileşenlerine, firmanın iç işleyişine ve piyasadaki yerine dair tüm verilere sınırsız şekilde erişerek elde ettiğini, elindeki tüm bu bilgi ve verileri alıp, sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmüne rağmen müvekkilin sektördeki en büyük rakiplerinden birine taşıdığını, bu durumun, rakip firmayı önemli ölçüde öne geçirecek, aynı zamanda müvekkil şirkete fevkalade zarar verecek, satış ve karlılık oranlarını doğrudan ve önemli ölçüde etkileyecek mahiyette olduğunu, sözleşmenin özellikle 7.2., 7.2.4 ve 7.2.6 maddelerinde açıkça: davalının yaptığı iş dolayısıyla işverenin işine ait tüm detayları, ticari sırları ve müşteri çevresini öğrenmiş olduğunu, iş yerine ait tüm ticari sırlara ve teknik bilgilere erişebilecek pozisyon ve durumda olduğunu, işten ayrıldığı tarihten itibaren 2 yıl içerisinde bu bölgede ve bu sektörde çalışan rakip şirketlerle iş ilişkisine girmeyeceği, aksi halde 24 aylık brüt ücreti kadar tazminat ödemeyi kabul ettiğini, işverenin bu ihlal nedeniyle daha fazla zarara uğraması halinde genel hükümler nezdinde ayrıca tazminat talep edilebileceğinin belirtildiğini, davalının son 24 aylık brüt ücrete tekabül eden cezai şart tutarının -----olduğunu, somut olay bakımından işçinin iş tanımı, çalışma süresi boyunca elde ettiği bilgi ve imkanlar, rakip firmanın ve müvekkil firmanın sektördeki konumları ve müvekkil şirketin ekonomik geleceğinin tehlikeye düştüğünün açık olduğunu, sözleşme maddesinde sürenin 2 yıl ile sınırlı tutulduğunu, konunun ve bölgenin sınırlandırıldığını, cezai şartın önceden belirlendiğini ve makul olduğunu, koşullar yönünden edim dengesini bozan, hakkaniyete ve hukuka aykırı bir yön olmadığını, müvekkili şirketin önemli iş ortaklarından birisi olan ----- menşeli şirketi yöneticisinin müvekkili şirkete ulaştığını, kendisine davalının başka bir şirket çatısı altından ulaştığını ve fiyat teklif ettiği bilgisini paylaştığını, davalı tarafın haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğini, müvekkili zarara uğrattığını, müşterilerini ayartmaya çalıştığını ve yeni şirketine bu yolla haksız kazanç sağladığını ortaya koyduğunu beyanla taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesi uyarınca 940.000,00 TL cezai şart alacağının, davalının ihlal tarihi olan rakip firmada işe girdiği tarihten itibaren asıl alacağa işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iş sözleşmesinin sebepsiz feshedildiğini iddia ettiğini, oysa ki; müvekkilinin pazarlamacı olarak çalıştığı şirketteki iş akdini sürdürmeyi defaatle denemiş olduğunu, son çare olarak işten ayrılmak zorunda kaldığını, müvekkilinin uzun yıllar davacı işverende çalışmadığını, son çalışma döneminin ----- arası yalnızca 10 aylık bir dönem olduğunu, rekabet yasağını haklı kılacak herhangi bir gerekçenin olmadığını, davacı tarafça ispatlanmış bir zarar olmadığını, rekabet yasağının sona ermesi başlıklı TBK m. 447 uyarınca yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararın olmadığını, iş akdinin işverenin tutum ve davranışları neticesinde müvekkili tarafından sonlandırıldığını, rekabet yasağı sona erdiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 444/2. maddesinde, rekabet yasağı sözleşmesinin yapılabilmesi için işçinin, işyerinde elde ettiği bilgileri kullanmasının işvereni önemli bir zarara uğratacak nitelikte olması koşulunun söz konusu olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette pazarlamacı olarak ve davacı tarafça sunulan iş sözleşmesine bağlı şekilde yalnızca 10 ay süreyle çalıştığını, traktör yedek parça pazarında herkes tarafından bilinen, referans ile ulaşılabilen hatta günümüzde tedarikçilerin dahi direkt ulaşarak satış yaptıkları 150 kadar firma bulunduğunu, satılan ürünlerin de herkesçe bilinen ve pek çok firmadan tedarik edilebilen ürünler olduğunu, müşterilerin de gizli olmadığını, bu ürünleri alabilecek hacimde şirketlerin belirli olduğunu, bunun sektördeki herkesçe de bilinmekte olduğunu ve ürün satışı gerçekleştirildiğini, müvekkilin halihazırda çalışmakta olduğu -----şirketinin birçok ünlü markanın bayiliğini yapan, 100'den fazla ülkeye ihracatı olan kapsamlı büyük bir şirket olduğunu, müvekkilinin müşteri ağı olarak, ne ürün bilgisi olarak önceden çalıştığı/davacı şirketteki bilgilere ihtiyacı dahi bulunmadığını, satılacak ürünlerin pek çoğunun, ------markaların bayiliğini elinde bulunduran müvekkilin şu anda çalıştığı büyüklükteki bir şirkette, ne bir pazarlamacının ne de çalışmakta olduğu -----şirketinin, dışarıdan gelecek bir satış bilgisine ihtiyacı olacağı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davacının dilekçe ekinde sunduğu mail nedeniyle bir zarara uğramadığını, söz konusu ----- şirketle müvekkilinin halihazırda çalışmakta olduğu şirket arasında daha önceki yıllarda ticaret geliştirilmiş olduğunu, davacı şirketin ticaretine zarar verme gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dava tarihi ile iş akdinin sonlandığı tarih arasında da yaklaşık 7 aylık bir süre olduğunu, davacı şirketin bu sürede uğramış olduğu iddia edilen zarardan, varsayımlarla sonuç elde edilmeye çalışılan ve yukarıda aksi ispat edilen bir e-posta dışında herhangi bir şekilde bahsedilemediğini, müvekkilin halihazırda çok daha önceki tarihlerde zaten müşterisi olan bir firmayla olan mailleşmesinin delil olarak sunulmaya çalışıldığını, dava konusu rekabet yasağına ilişkin kanun maddeleri TBK m. 44 vd. uyarınca olası basit bir zararın rekabet yasağına aykırılık teşkil etmeyeceğini, kanun koyucu tarafından bilinçli bir tercih ile önemli bir zararın varlığının arandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının iddiaları arasında yer verdiği gibi ticaret yaptığı binlerce müşteri arasından bir iki adedini kaybetmesi ya da belirli ürünlerde belki iskonto oranının artması gibi ihtimallerin, davacı gibi büyük hacimlerde ticaret yapan şirketler açısından önemli bir zarar olarak kabul edilemeyeceğini, kanun koyucunun önemli bir zarar olarak ifade ettiği hususların ancak, üretim yapan bir şirkette belirli bir teknik ürünün formülü, gizli bir yazılımın detayları, şirketlerden birini diğerinin önüne geçirecek teknik bir bilgi ya da satışlarını önemli şekilde etkileyecek bir bilgiyi ifade ettiğini, müvekkilinin davacı şirketteki tek görevinin pazarlamacılık olduğunu, ürünün temini, maliyetleri, kalite bilgileri, marka ve bayilik ilişkileri ve sair hiçbir satış öncesi kısım ile müvekkilinin ilgilenmediğini, aynı ürünün çoğu zaman pek çok satıcı tarafından satılabildiğini, ticari hayatın gereği olarak, alıcı/müşteri açısından ise fiyat ve güvenilirlik olarak uygun bir konumda bulunan şirket ile ticaret sürdürüldüğünü, piyasadaki alıcıların herkesçe bilindiğini ve ticaret yapıldığını, müvekkilinin davacı şirket yönünden herhangi bir ticari sır niteliğindeki bilgiye sahip olmadığını, önemli bir sırrı açıklaması yahut büyük bir zarara sebebiyet vermesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı şirkette ----- çalıştıktan sonra işten ayrıldığını, dava konusu rekabet yasağı maddesini içerir iş sözleşmesine bağlı olarak 10 aylık çalışmasının olduğunu, rekabet maddesinin geçersizliğinin yanı sıra 10 aylık süreyle pazarlamacı olarak çalışan müvekkilinden cezai şart olarak 24 aylık brüt maaşı tutarında cezai şart istenilmesinin son derece fahiş, hakkaniyete ve kanun koyucunun amacına aykırı olduğunu, davanın reddi gerekmekle birlikte, cezai şartın çalışma özgürlüğünü kısıtlamayacak düzeyde indirilmesi gerektiğini, iş sözleşmesinde yer alan dava konusu rekabet yasağının, geçerli ve davacı şirket açısından haklı bir menfaat barındıran bir madde olmadığını, müvekkil tarafından davacı şirket içerisindeki çalışanların saygı sınırlarını aşan tutum ve davranışları nedeniyle uyarılması ve önlem alınması gerekliliğinin defaatle gerek yönetime gerekse de şirket içerisinde ilgili çalışanlara iletildiğini, yatay mobbinge maruz kalan müvekkilinin işvereni tarafından işten ayrılmaya adeta zorlandığını, yapılan sözlü uyarıların yanı sıra ----- tarihinde yaşanan bir kısım olaylar e-posta yoluyla yazılı şekilde davacıya iletildiğini, sözlü ve mail yoluyla yapılan yazılı uyarılara karşın şirket yönetimi tarafından hiçbir önlem alınmadığını, geri dönüş dahi yapılmadığını, çalışma döneminde müvekkilim tarafından gidilen iş seyahati planlamalarında, “seyahatlere erkek erkeğe gidilmesin”, “o müşteriye kadın pazarlamacı gitsin” gibi ayrımcı ve gurur kırıcı söylemlerin söz konusu olduğunu, son olarak fuarda, pazarlama müdürü olduğu ifade edilen müvekkiline kapı önünde hoşgeldin hostesi görevi verilmesinin iş tanımının tümüyle dışına çıkan onur kırıcı davranış olduğunu ve cinsiyetçi yaklaşımın devam ettiğini gösterdiğini, bu tavır ve davranışların artık dayanılamaz hale geldiğini, fuar sonrası da tüm bu gerekçelerle müvekkilim iş akdini feshettiğini, işten ayrılırken de tüm bu hususları yazarak ayrılmak istemiş ancak istifa metnine bu hususların yazılmasına izin verilmeyerek şablon bir metin üzerinden istifa etmesinin sağlandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, rekebet yasağı ve gizlilik sözleşmeleri ile karalaştırılan iş akdinin feshinden sonra işçinin rekabet etmeme yasağına aykırı davranışları iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili talebine ilişkindir.Davacı, davalının davacının yanında pazarlama pozisyonunda çalıştığını, şirketin gizli bilgilerine vakıf olduğunu, iş sözlemesinde rekabet yasağı hükümlerinin düzenlendiğini, rekabet yasağına aykırılık halinde yıllık brüt maaşı kadar cezai şart ödeyeceğini kabul ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra rakip firmada aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, sözleşme gereğince cezai şart bedelinden sorumlu olduğunu, cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,-----davacının ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, davalının nüfus kaydı dosya arasına alınmış, davacı şirketten ve---- davalıya ait şahsi özlük dosyaları celp edilmiş, taraf tanıkları dinlenilmiş,----- tarihli bilirkişi heyeti raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ---tarihli raporunda özetle, "...Davalı ------ tarihinde imzalanan sözleşmede rekabet etmeme borcu olmasına rağmen farklı firmada çalışmanın -----olumsuz etkilemediği, davalının sözleşme sırasında edindiği müşteri bilgisinin genel ve matuf bilgi olduğu, TBK m. 444 uyarınca rekabet etmeme borcunun geçerli olması için işçinin işverenin müşteri çevresi hakkında bilgi edinme imkânına sahip olması gerektiği, ancak bunun tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda işçinin bu bilgilerin kullanılmasının, işvereni önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması gerektiği, davalının çalıştığı sektör nazara alındığında işçinin çalıştığı konumda sadece davacının müşteri bilgisini edinme imkanına sahip olduğu, bunun ise genel ve matuf bir bilgi niteliğinde olduğu, sözleşmedeki rekabet etmeme borcunun TBK m. 444 uyarınca geçerli olmadığı..." yönünde görüşlerini bildirmiştir. Taraflar arasında ---- tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi bulunmaktadır. Sözleşmeye göre davalı (pazarlama pozisyonunda) olarak göreve başlamış olup --- tarihinde istifa ile işten ayrıldığı görülmüştür.Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir.Bu durumda düzenlenecek sözleşmede, TBK 445. maddede belirlenen şekli kısıtlamaların var olması aranacaktır. Bunlardan ilki, rekabet yasağının belirli bir yer ile sınırlandırılmasıdır. İkincisi, rekabet yasağının belirli bir süre için geçerli olması ve üçüncüsü ise işverenin çalışma alanı geniş olabileceğinden hangi işlerle sınırlandırıldığının açıkça belirlenmesidir. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının, davacının müşteri çevresi hakkında bilgi sahibi olduğu hususu sabittir. Ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporundaki teknik bilirkişi görüşleri nazara alındığında davalının işi sebebiyle öğrenmiş olduğu müşteri bilgisi “yazılım, dizayn, ------ gibi konulara ilişkin olmayıp genel ve matuf bilgi niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Başka bir deyişle davalının vakıf olduğu bilgiler ticari sır mahiyetinde değildir. Bu itibarla müşteri bilgisine vakıf olunması halinde bu durumun davacı şirkete önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması gerekmektedir. Davalının vakıf olduğu bilgilerin genel bilgi niteliğinde olduğu tespit edildiği, başka bir deyişle piyasada bulunan herhangi bir kişinin kısa bir araştırma ile elde edebileceği bilgi mahiyetinde olduğundan davalının bu bilgileri öğrenmesi sebebiyle davacının önemli ölçüde zarara uğrama ihtimalinin bulunmadığı, anılan hususun dosya kapsamında yöntemince ispat edilemediği değerlendirilmiş, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar harcı 732,00-TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 16.052,85-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 15.320,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 350,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.600,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13. maddesindeki esaslara göre belirlenen 147.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/02/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/233, K. 2026/200, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-233-e-2026-200-k-537f06dd20ec