İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/196 E. 2025/142 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/196
- Karar No
- 2025/142
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/196 Esas - 2025/142
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/196 KARAR NO : 2025/142
DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/04/2024 KARAR TARİHİ : 21/04/2025 Yazıldığı Tarih : 14/05/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili firmanın 1972 senesinden beri faaliyet gösterdiği ofis mobilyaları sektörünün öncü firmalarından biri olduğunu, davalı yanın ... başvuru numarası ile işlem gören “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, Müvekkilinin ticari faaliyetlerini ... sayılı ... ibareli markaları ile yürüttüğünü, Dava konusu tescil edilmek istenen “...” markasının müvekkili firma tarafından ihdas edilen ... hakim unsurlu markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, kapsadığı emtiaların da aynı ve benzer olduğunu, Müvekkil Firmaya ait ... Şirketi ticaret unvanının 11.03.1994 tarihinde tescil edilerek ticaret sicile kayıt edildiğini, “...” ibaresinin yalnızca müvekkilin seri marklarının hakim ve ayırt edici unsuru değil aynı zamanda tescilli ticaret unvanın da hakim unsuru olduğunu, davalının müvekkili firmaya ait ticaret unvanının en belirgin kısmı olan “...” ibaresine benzer şekilde “...” ibaresini kullanmasının kanun maddesine aykırılık teşkil ettiğini, Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, müvekkili firmanın 25 yıldan uzun süredir kullandığı ticaret unvanı ve yine 20 yıldan fazla süredir kullanmakta olduğu tescilli markalarının varlığına rağmen, davalı yan tarafından müvekkili firma tarafından kullanılan emtialar/hizmetler kapsamında tescil müracaatına konu edildiğini, müvekkil Firmanın tescilli markası ile iltibas teşkil eden marka tescil müracaatının; müvekkil firma markasının tescilli olduğu emtia ve hizmetlerde gerçekleştirmiş olmasının kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu iddia ederek ... ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline ve tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına; ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın yargılama sırasında tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkil ev mobilyası üretimi ve satışı, davacının da ofis mobilyası üretim ve satışı işiyle iştigal ettiğini, müşteri kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin ortalamanın üzerinde olacağını, Davacının markalarının “..” ibarelerinden oluştuğunu, davacı marklarının esas unsurunu ... kelimesi olduğunu, Müvekkili markasının “...” ibarelerinden oluştuğunu, “...” kelimesinin bilinen bir anlamının bulunmadığını, İngilizce “...” ibaresi ise dilimizde “mobilya” anlamına geldiğini, markanın yazıldığı gibi veya İngilizce bilen tüketici tarafından “... ... ” şeklinde telaffuz edileceğini, Taraf markaları arasında görsel, anlamsal ve sesçil farklılıklar bulunduğunu, müvekkilinin, davacının “...” esas ibareli markalarına yanaşmadığını, tek başına “del” hecesinden ibaret sesçil benzerliğin karıştırma ihtimali için yeterli olmadığını ve üstelik iddia edilen bu durumun “markaları bölünmesi” suretiyle elde edildiği için toplu değerlendirme ilkesine de uygun olmadığını, ilgili tüketici tarafından markalarının farklı olduğunun algılayabileceğini, Müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, dosya içinde müvekkilinin marka tescil başvurusunu kötü niyetle yaptığına dair tek bir delilin bulunmadığını, Davacının SMK md.6/5 anlamında tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın "..." ibareli itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarfın 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği, dava dilekçesinde geçen kurum itiraz sürecinde ileri sürülmeyen SMK 6/6 maddesine bağlı ticaret unvanına dayalı olarak davacının hak iddiasının, davalı markasının tescili halinde yukarıdaki iddialarla birlikte (iltibas-tanınmışlık-kötü niyet) davalı markasının hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 27/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 29/04/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ..... Bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettiği unsurlar ve bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından kullanım ispatı incelemesine gerek görülmemiştir. ...Hükümden de anlaşılacağı üzere, 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesi, bir markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle başka bir markanın tesciline engel teşkil edebilmesini, bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabilmesi, markanın itibarına zarar verilebilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karekterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimallarine dayandırmaktadır. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda yukarıda belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. İtirazla ilgili işlemlerde yukarıda belirtilen durumların fiili olarak gerçekleşmesi zorunlu olmayıp, sayılan hallerin gerçekleşebilecek olması söz konusudur. Önceki markanın sahibi fiili ve mevcut zararı göstermek zorunda olmasa da, markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağına ya da markasının itibarına zarar verileceğine ya da markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin olarak gelecekteki (markanın tescil edilmesi veya kullanılması halinde) riske dair farazi (varsayımsal) olmayan ve aksi ispat edilmedikçe iddiayı ispata yeterli ve geçerli olan deliller ileri sürmek zorundadır. Buradan hareketle, itiraz sahibi yukarıda sayılan durumların, olayların olağan akışı içinde öngörülebilir olması bakımından gerçekleşmesi muhtemel olduğunu ortaya koymak zorundadır. Bu amaçla itiraz sahibi, markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller sunmalı veya en azından, mantıklı bir sav ileri sürmelidir. Somut olayda, itiraz edilen markanın kullanımının, önceki markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, markanın itibarına zarar vereceği ya da markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceği sonucunu destekler nitelikte yeterli olgu, argüman veya delil sunmamıştır. Bu nedenle somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapılmış olduğuna dair yeterli bilgi/belge itiraz ekinde sunulmadığından itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ...
Bilirkişi raporunda ÖZETLE;" Dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden, markaların aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları, Bununla birlikte rapor kapsamında ayrıntıları açıklanan gerekçelerle taraf markaları arasında işaretlerin iktisadi – idari anlamda ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik bulunmadığı, Somut uyuşmazlıkta 6/5 maddeleri kapsamında aranılan şartların oluşmadığı, Davacı yanın SMK m. 6/6 kapsamında “ticaret unvanından kaynaklanan” hak sahipliğine dayalı iddialarının davalı markasının tesciline bir engel olamayacağı, Davacı yanın kötü niyet iddialarının takdirinin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.
21/04/2025
Katip ... E-imza
Hakim ... E-imza