İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/191 E. 2025/320 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/191
Karar No
2025/320
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/191 Esas - 2025/320

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/191 KARAR NO : 2025/320

DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 26/04/2024 KARAR TARİHİ : 08/09/2025 Yazım Tarihi: 29/09/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: ; Davacının görselli markanın tescili için davalı ... nezdinde dosyaladığı başvurunun, davalı firmanın itirazları neticesinde diğer davalı ...’in yaptığı değerlendirmelere göre, davalı firmanın itirazlarının nihai olarak reddedilmesine rağmen ... tarafından re’sen hareketle SMK m. 5/1(b) ve (c) hükümlerine istinaden kısmen de olsa reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira dava konusu edilen kararda belirtildiğinin aksine davacının markasındaki "..." kısaltmasının, su ve gaz borularında kullanılan ve boru çaplarına ilişkin bir terim olan "..." ifadesini temsil etmediğini, zira davacının kurulduğu 1989 yılından günümüze kadar kelepçeli borular ürün grubunda ve tüm yedek parçalarda monoblok (tek parça) üretimi alanında faaliyet gösteren, sektöründe tanınmış bir firma olduğunu, dava konusu edilen markayı (I)lgın (P)lastik (S)anayi kelime öbeğinin baş harfleri olmasından dolayı tercih ettiğini, zira davacının ticari faaliyetlerini Konya'nın Ilgın ilçesinde sürdürmekte olduğunu, davalı firmanın da SMK m. 6/9 hükmüne dayalı itirazlarının kötü niyetli olduğunu, davacının marka başvurusunun sadece kendi kullanım alanları ile sınırlı tutulduğunu, ayrıca davalı ...’in dava konusu edilen kararında markanın kısmen reddedildiği emtialarda “...” ibareli bir başka markanın, firmanın bulunup bulunmadığına yönelik herhangi bir değerlendirme de yapmadığını, dava konusu edilen kararın bu yönüyle de usule aykırı olduğunu, “...” ibaresinin “...” kelime öbeğinin kısaltması olduğu bir an için kabul edilecek olsa dahi ülkedeki ortalama tüketicinin mühendislik ve malzeme biliminde kullanılan bu terimden haberdar olmasının beklenemeyeceğini, ilgili alanlarda uzmanlaşmış kişiler dışında kalan ortalama tüketicinin “...” kısaltmasını gördüğünde zihninde “...” kavramının canlanması ihtimalinin bulunmadığını iddia ederek, ... ...’nın 27.02.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve davacının ... sayılı marka başvurusunun kapsamına giren tüm sınıf ve emtialar yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Her ne kadar dava konusu edilen ... kararı davalının davacının marka başvurusuna karşı dosyaladığı itirazlar üzerine verilmiş ise de davalının itiraz gerekçeleri arasında SMK’nın 5. maddesi hükümlerinin yer almadığını, yani dava konusu edilen kısmi red kararının ... tarafından re’sen hareketle verildiğini, dolayısıyla davalının huzurdaki davada taraf gösterilmemesi gerektiğini ve davanın husumet yokluğu nedeniyle esasa ilişkin incelemeye geçilmeksizin usulden davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı firmanın ... sayılı başvuru markasına yönelik davalı firmanın itirazı üzerine .... SMK 6/9 maddesine göre davalı itirazının kabulü sonrası davacının itirazı hakkında ... tarafından nihai olarak tesis edilen ... sayılı ... Kararının (SMK5/1-b-c maddelerine göre kısmen başvurunun reddi) iptalinin gerekip gerekmediği , davalı firmanın SMK 5/1-b-c maddelerine göre kısmen başvurunun reddi konusunda verilen kararda taraf olmaması gerektiği yönündeki itirazının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 27/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 26/04/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “..... tarafından başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin olarak sunulan iddiaların incelenmesi neticesinde, kötü niyet konusundaki iddiaların sadece “...” ibaresinin .... önceden yaptığı tescillere dayandırdığı görülmüştür. Her ne kadar "..." ibaresi yayına itiraz sahibinin çeşitli ülkelerde tescil ettirdiği markalarla benzer olsa da, markanın özgünlüğünün ve ayırt ediciliğinin çok yüksek olmadığı ve tertip tarzı ile bütün olarak da farklılık gösterdiği düşünülmüş ve sunulan belgeler ışığında marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaate varılamamış, bu kapsamda başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın kabulü gerekmiştir…..Bu kapsamda yapılan incelemede “..." ibaresinin "..." ifadesini temsil ettiği ve özellik su ve gaz borularında kullanılan ve boru çaplarına ilişkin bir terim olduğu görüldüğünden ibarenin "Sınıf Kodu 11: Sıhhi tesisat ürünleri: musluklar, duş takımları, klozet iç takımları, banyo-duş kabinleri, küvetler, klozetler, evyeler, lavabolar, musluklar için contalar, salmastralar (musluk iç takımı). Sınıf Kodu 17 Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul tarımsal sulama boruları. SINIF KODU : 21 Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar." malları için tanımlayıcı olduğu ve ayırt ediciliğinin bulunmadığı kanaatine varılmış ve başvurunun söz konusu mallar bakımından 5/1-(b) ve 5/1-(c) bentleri kapsamında re'sen kısmen reddi gerekmiştir. KARAR; 1. İtirazın kabulüne ve başvuru hakkında 6769 sayılı SMK madde 6(9) kapsamında verilen ret kararının kaldırılmasına; 2. Başvurunun kapsamındaki "Sınıf Kodu 11: Sıhhi tesisat ürünleri: musluklar, duş takımları, klozet iç takımları, banyo-duş kabinleri, küvetler, klozetler, evyeler, lavabolar, musluklar için contalar, salmastralar (musluk iç takımı). Sınıf Kodu 17 Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç) Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul tarımsal sulama boruları. SINIF KODU: 21 Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar." malları bakımından re’sen 6769 sayılı SMK madde 5/1-(b) ve 5/1-(c) kapsamında kısmen reddine; oybirliği ile karar verilmiştir.” ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir", 5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler", 5/1-c maddesinde " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler ", marka olarak tesçil edilemez SMK 5/1-b yönünden ; Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-c yönünden ; Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz. Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır. 11/06/2025 tarihli Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; A. Davacının ... Başvuru sayılı markasının kısmen reddedildiği emtialar bakımından soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme: Dava konusu edilen ... işareti, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette “...” ibaresi/kısaltması, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle yazılmıştır ve bir bütün olarak markanın esas/tek unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Bu harflerden oluşmuş olan kısaltmanın Türkçe’de yerleşik bir anlamı yoktur1; hatta İngilizce’de de yerleşik bir anlamı/karşılığı yoktur. (....). Her ne kadar dava konusu edilen ... kararında bu kısaltmanın/harflerin, Türkçe’de “demir boru boyutu” anlamına gelen "..." ifadesini temsil ettiği ve özellik su ve gaz borularında kullanılan ve boru çaplarına ilişkin bir terim olduğu ileri sürülmüşse ve dahi “demir boru boyutu” diye bir terimin varlığı teyit edilebiliyorsa da (....); kısaltmanın böyle bir anlama karşılık geldiğine herkesin, ya da ortalama bir tüketicinin hâkim olmasının beklenmesinin, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu kelime öbeğinin ve dahi İngilizce’deki kısaltmasının günlük konuşma dilinde yerleşmemiş, teknik bir terim olduğu düşünülmektedir. Diğer bir ifadeyle; bu markada geçen kısaltmanın ne anlama geldiğinin ortalama seviyedeki tüketici tarafından ilk bakışta kavranması ve ortalama tüketicide doğrudan bir algı uyandırması, bu algının da herkeste aynı olması ihtimalinin bulunmadığı değerlendirildiğinden, bu nitelikteki bir kısaltmanın ortalama tüketici tarafından doğrudan/ilave zihni bir çabaya gerek olmaksızın doğrudan anlamının bilinmesi mümkün olmadığından, markasal hüviyette soyut ve dahi kısmi redde konu edilen emtialar yönünden somut ayırt ediciliği haiz olduğu değerlendirilmiştir. Sonuçta; “...” kısaltmasının/harflerinin, marka başvurusunun reddedildiği emtialardan kavramsal açılardan bağımsız olması, esas/tek unsuru itibariyle bu emtiaların temel özelliğini/işlevini/fonksiyonunu gösteren bir işaret olmaması, esas/tek unsur olarak ihtiva ettiği kısaltmanın işareti gören herkesin zihninde oluşturduğu kavramsal algının aynı olmaması, markasal hüviyette kullanılmak istendiği emtiaları, aynı emtiaları piyasaya arz eden diğer ticari kaynakların/aktörlerin emtialarından ayırabilecek olması nedenleriyle, kısmen reddedildiği emtialar açısından marka olarak soyut ve somut ayırt edici niteliğe sahip olduğu kanaatine varılmıştır. B. Davacının ... başvuru sayılı markasının kısmen reddedildiği emtialar açısından tanımlayıcı/tasviri nitelikte olup olmadığı hususunda değerlendirme: Bu durumda; dava konusu “...” işaretinin, kısmen reddedildiği 11, 17 ve 21. Sınıflardaki emtialar açısından tanımlayıcı özelliği bulunup bulunmadığı irdelenmelidir. Bu durumda; dava konusu “” işaretinin, kısmen reddedildiği 11, 17 ve 21. Sınıflardaki emtialar açısından tanımlayıcı özelliği bulunup bulunmadığı irdelenmelidir. Yukarıda da değinildiği üzere, bir bütün olarak “...” harflerini/kısaltmasını esas/tek unsur olarak ihtiva eden bu işaretin, Türkçe’de “demir boru boyutu” anlamına gelen İngilizce “...” teriminin baş harflerinden oluştuğu görülse de, “...” şeklindeki bir kısaltmanın “...” terimini temsil ettiği, bunun da “demir boru boyutu” şeklinde, yerleşik bir anlamı olan bir terime karşılık geldiği, ortalama tüketici tarafından bilinebilecek olgular olmadığından ve sonuçta bu kısaltmanın, ortalama tüketicinin zihninde doğrudan uyandırdığı bir algı olmadığından, tescili kapsamına alınmak istenilen, “borular” ile ilintili emtialar açısından dahi cins, çeşit, vasıf, tür vs. belirttiğinin söylenmesi mümkün görülmemektedir. Nitekim Yargıtay içtihatlarında da ( .....nin 03.06.2014 tarih.... . sayılı kararı ) ; “.....anılan ibarenin özel bir zihni çabaya gerek olmaksızın, sıkı ilişkisi nedeniyle doğrudan ve münhasıran saat emtiası için karakteristik bir özellik belirten bir işaret olduğu sonucuna varılamaz....” demekle; “özel bir zihni çabaya gerek olmaksızın, sıkı ilişkisi nedeniyle doğrudan ve münhasıran bir emtianın karakteristik bir özelliğini belirten işaretlerin” marka olarak tescilinin mümkün olmadığına işaret etmiştir. Bütün bunlara göre; dava konusu edilen “...” işaretindeki kısaltmanın ortalama tüketici zihninde doğrudan sabit bir algı oluşturmadığı ve bu nedenle de “tanımlayıcı” bir işaret olarak algılanamayacağı kanaatine varılmıştır. KANAAT ve SONUÇ Yukarıda ayrıntılı olarak incelendiği ve değerlendirildiği üzere; işaretinin, kısmen reddedildiği emtiaların tamamı yönünden; 1)Marka olabilecek nitelikte soyut-somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, 2)Tanımlayıcı olmadığı," şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; 1)Davalı firmanın husumet itirazı; Davacı firmanın ... sayılı başvuru markasına yönelik davalı firmanın itirazı üzerine .... SMK 6/9 maddesine göre davalı itirazının kabulü sonrası davacının itirazı hakkında ... tarafından ... sayılı ... Kararı tesis edildiği, Davalı taraf itirazda bulunduğu andan itibaren bu davada taraf olduğu, kendisinin itirazının reddedilmesi, kurumun da başvuruyu mutlak red sebebi (SMK madde 5-1bc) açısından değerlendirmesi sonuca etkisi olmadığı, zira davacının marka başvurusuna .... daha önce mutlak red sebepleri açısından inceleme yapıp başvuru yayına çıkarıldığı, davalı itirazı üzerine kurum kararı tesis edildiğinden bu davada taraf olması gerektiğinden husumet itirazı haklı bulunmamamıştır. 2) 6769 sayılı SMK 5/1-b maddesi yönünden değerlendirme; "... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alıp da reddedilen 11, 17 ve 21. Sınıflar açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan/hizmetlerden ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu (nitekim benimsenen bilirkişi heyet raporunda bu husus özetle " “...” kısaltmasının/harflerinin, marka başvurusunun reddedildiği emtialardan kavramsal açılardan bağımsız olması, esas/tek unsuru itibariyle bu emtiaların temel özelliğini/işlevini/fonksiyonunu gösteren bir işaret olmaması, esas/tek unsur olarak ihtiva ettiği kısaltmanın işareti gören herkesin zihninde oluşturduğu kavramsal algının aynı olmaması, markasal hüviyette kullanılmak istendiği emtiaları, aynı emtiaları piyasaya arz eden diğer ticari kaynakların/aktörlerin emtialarından ayırabilecek olması nedenleriyle, kısmen reddedildiği emtialar açısından marka olarak soyut ve somut ayırt edici niteliğe sahip olduğu kanaatine varılmıştır.. " şeklinde de izah edildiği ) Bu açıdan .... tarafından davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olmadığı sonucuna varıldığı; 3) 6769 sayılı SMK 5/1-c maddesi yönünden değerlendirme: "... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alıp da reddedilen 11, 17 ve 21. Sınıflar açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanması gereken bir işaret olmadığı , (nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus özetle " .... bir bütün olarak “...” harflerini/kısaltmasını esas/tek unsur olarak ihtiva eden bu işaretin, Türkçe’de “demir boru boyutu” anlamına gelen İngilizce “...” teriminin baş harflerinden oluştuğu görülse de, “...” şeklindeki bir kısaltmanın “...” terimini temsil ettiği, bunun da “demir boru boyutu” şeklinde, yerleşik bir anlamı olan bir terime karşılık geldiği, ortalama tüketici tarafından bilinebilecek olgular olmadığından ve sonuçta bu kısaltmanın, ortalama tüketicinin zihninde doğrudan uyandırdığı bir algı olmadığından, tescili kapsamına alınmak istenilen, “borular” ile ilintili emtialar açısından dahi cins, çeşit, vasıf, tür vs. belirttiğinin söylenmesi mümkün görülmemektedir. Nitekim Yargıtay içtihatlarında da ( ..... HD.nin 03.06.2014 tarih .... sayılı kararı ) ; “.....anılan ibarenin özel bir zihni çabaya gerek olmaksızın, sıkı ilişkisi nedeniyle doğrudan ve münhasıran saat emtiası için karakteristik bir özellik belirten bir işaret olduğu sonucuna varılamaz....” demekle; “özel bir zihni çabaya gerek olmaksızın, sıkı ilişkisi nedeniyle doğrudan ve münhasıran bir emtianın karakteristik bir özelliğini belirten işaretlerin” marka olarak tescilinin mümkün olmadığına işaret etmiştir. Bütün bunlara göre; dava konusu edilen “...” işaretindeki kısaltmanın ortalama tüketici zihninde doğrudan sabit bir algı oluşturmadığı ve bu nedenle de “tanımlayıcı” bir işaret olarak algılanamayacağı kanaatine varılmıştır.." şeklinde de izah edildiği ) Bu açıdan 11, 17 ve 21. sınıflar açısından .... 'nın davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-c kapsamında mutlak red engeli oluşturduğu tespitinin yerinde ve doğru olmadığı sonucuna varıldığı;) Neticeden dava kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 22.300,00 bilirkişi ücreti, 806,50 tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 23.534,10 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine Dair verilen karar taraf vekilerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 08/09/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/191, K. 2025/320, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-191-e-2025-320-k-fc043012ef3b