İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/157 E. 2025/28 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/157
Karar No
2025/28
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/157 Esas - 2025/28

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/157 KARAR NO : 2025/28

DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 02/04/2024 KARAR TARİHİ : 29/01/2025 Yazım Tarihi : 11/02/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalının ...başvuru numaralı “...” ibareli marka tescil başvurusunun ilanına, dilekçesinde yer verilen markalara dayanılarak Sınai Mülkiyet Kanunu’nun(SMK) 6. maddesi kapsamında itiraz ettiğini, ... ...’nın ... sayılı ve 21.06.2023 tarihli kararı ile SMK’nın 6/1 ve 6/5. maddeleri çerçesinde itirazlarının reddildiğini, konu karara yapılan itirazın da ... (...) 30.01.2024 tarihli ve ... sayılı kararı ile reddedildiğini belirtilmiştir. Ancak söz konusu kararın haksız olduğu ve iptali gerektiği ifade edilerek; Davalı başvuru sahibinin “...” ibareli markasının “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri “ emtialarını kapsayan 43. Sınıfta tescili talep edilmiş olup, müvekkili şirketin, dava konusu markaları listeyerek, markaları ile davalının 43. Sınıfta tescili talep edilen “...” ibareli markası karşılaştırıldığında taraf markalarının aynı mal ve hizmet sınıflarında yer aldığı ve aynı emtiaları bünyesinde barındırdığının sabit olduğunu, davalı “...” ibareli markasını müvekkili şirketin seri markalarının bulunuduğu aynı/benzer hizmet sınıflarında tescil ettirmek istediğini, bu yönden SMK 6/1 koşulunun somut uyaşmazlıkta mevcut olduğunun sabit olduğunu, davalı tarafından tescili talep edilen marka ile müvekkili şirketlere ait markaların son derece benzer olduğu bu nedenle markalar arasında karıştırılma/iltibas ihtimalinin mevcut olduğunu, davalının tescilini talep ettiği “...” markası ile davacının “...” seri markalarının birebir aynı olan “...” ibaresini içerdiğini, dolayısıyla “...” ibaresinin markalar arasındaki asıl unusuru oluşturduğunu, davalının “...” ibareli markasında yer alan “...” ibaresinin, İngilizce’de “benim” manasına gelen, ayırt edici niteliği olmayan bir ibare olduğunu, ... ibaresinden sonra gelen “...” ibaresinin davalı markasını davacı markalarından farklılaştırmaya yetmediğini, “...” markasından türetilmiş olan bir kelime izlenimi yaratmakta olup davalı markasının davacı müvekkili markası olan “...” ibareli seri markaları etrafında oluşturulduğunu, davacının markalarında “...” ibaresinin yanındaki “...” vb. ibarelerin ise tali unsur niteliği taşıdığını, dolayısıyla da davalı markasının önündeki “...” ibaresinin birlikte kullanıldığı “...” ibaresi ile bütünleşerek kavramsal ve anlamsal olarak ayrı bir kelime meydana getirmesinin söz konusu olmayıp iş bu ibare taraf markalarını ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler kapsamı dışına çıkaracak yeterlilikte olmadığını, davacı müvekkili şirketin “...” ibareli markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulması ve karıştırmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, “ses görselden önce gelir, ses görselden yüksek sesle konuşur” ilkesi çerçevesinde markaları fonetik açıdan yakınlaştırdığını ve davalı markasında şekil unsurundan ziyade kelime unsurunun akılda kaldığını, taraf markaları esas sözcük unsurları itibari ile karşılaştırıldıklarında birebir aynı olan “...” kelimesini içerdiklerinden görsel anlamda da aralarında güçlü bir dizilim benzerliğinin olduğunu, davalının tescilini talep ettiği markanın, davacı müvekkili şirketin markalarının serisi olarak algılanacağını, davacı seri markalarının uzun yıllara dayalı aktif kullanım ile yapılan etkili tanıtım ve reklam çalışmaları sonucu ülke ve dünya çapında birden fazla sektörde mal ve hizmet sınıfında oldukça tanınmışlık kazandığını, davalının da davacı markasına çok benzeyen “...” ibareli markasını tescil ettirmek isteyerek davacı markalarının tanınmışlığından faydalanmak gayretinde olduğunu, ayrıca davacının markalarını aktif ve yoğun bir şekilde kullandığını gösterir her türlü belgenin mevcut olduğunu, yargı kararlarının da bu açıklamaları destekler nitelikte olduğunu, müvekkilin, tüm Türkiye’de bilinirliğe ulaşmış ve “...” ... Holding çatısı altında inşaat, turizm, tekstil bir çok sektörde faaliyet gösteren çok yönlü bir şirket olduğunu bilen ortalama tüketicinin, davalının markası ile karşılaştığında, markanın müvekkile ait olduğunu düşüneceğini böylece davalının, davacı şirket markası üzerinde haksız menfaat sağlayacağını, hiçbir suretle kabul ve ikrar anlamına gelmemek kaydı ile somut uyuşmazlıkta SMK 6/1 yönünde benzerlik bulunmadığı kanaatine varılması ihtimalinde dahi, 6/5 hükmüne göre davacı müvekkil şirketin grup şirketleri ile birlikte farklı sektörlerde, ülke çağında ulaştığı tanınmışlık düzeyi nazara alındığında “...” ibareli marka başvurusunun reddi gerektiğini, davacının şirket çatısı altında gerçekleştirmiş olduğu projeler göz önünde bulundurulduğunda sektörde lider ve halka arz edilmiş olması yanısıra ...’nde, “Türkiye’nin en büyük 100 Şirketi” arasına girmiş olduğunu ve dünya çapında da “...” ibaresinin geçmiş olduğu bir çok hotel işletmesinin varlığı ve bu alanda alınan bir çok ödül dikkate alındığında ... ilçesinde faaliyet gösteren 5 yıldızlı ... otelinin sahibi/malikinin davacı ... olduğunu, söz konusu otelin işletmesinin ise ... tarafından yapıldığını, ...'in % 99 oranında hissedarının ... olduğunu, bir başka ifade ile ( ...) aynı grubun (...'in) içerisinde yer alan bağlı/kardeş şirketler olduğu belirtilerek, ... İşletmeleri A.Ş "... " markasını ... sayı ile tescil ettirdiğini, yine ... kapsamında markanın yurtdışı tescilleri de ... tarafından yapıldığını, ... ile özdeşleşen "..." ibareli seri markalar müvekkiller tarafından yoğun şekilde kullanılmakta olup hem yurtiçinde ve yurtdışında bilinir olduğunu, müvekkil şirketin ... seri markaları ile ilgili huzurdaki davaya emsal teşkil eden .... sayılı kararını sunduklarını ifade ederek davanın kabulü ile ... ...’nın 30.01.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline, yargılama devam edereken markanın ... nezdinde tescili halinde davalının tescile konu markasının tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ...başvuru sayılı markası ile davacı tarafın ... ibareli tescilli markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 05/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 02/04/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "...başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ...... sayılı "...", .... "...", .....ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. .....Başvuru ile itiraz gerekçesi marka arasındaki belirgin görsel, işisel ve bütünsel farkılıkları dikkate alan Kurul; "..." ibareli başvuru ile ....sayılı "...", "..... ibareli itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşmıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından, kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesine dair iddialar yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddeye dayalı itirazlar haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

...

23/12/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; "1-Dava konusu marka kapsamında bulunan tüm emtialar ile davacı tarafa ait mesnet markalar arasında emtia benzerliğinin oluştuğu, 2- Karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, 3-Buna göre dava konusu markalar arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 4-Somut uyuşmazlık açısından SMK m. 6/5’in uygulanma koşullarının olmadığı, 5-Dava konusu ... sayılı ... kararının yukarıdaki değerlendirmeler ile uyumlu olduğu, 6-Davacının hükümsüzlük talebinin bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının"..." ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ..." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Tüm bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,8‬0 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 29/01/2025 Katip ... Hakim ... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/157, K. 2025/28, T. 29.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-157-e-2025-28-k-f31846a54443