İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/152 E. 2026/50 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/152
Karar No
2026/50
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/152 Esas KARAR NO : 2026/50

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/08/2024 KARAR TARİHİ : 17/02/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;HMK 403. maddesi uyarınca davanın esasına girilmeden ve dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden evvel; Davacıya ait önceki tarihli tanınmış “...” markasının davalı yan tarafından izinsiz olarak kullanıldığı dilekçelerinde sıralanan internet siteleri/sosyal medya hesaplarının bilirkişi marifetiyle incelemesini. ... ... ... ... ... Üçüncü kişiler adına kayıtlı site ... davacıya ait önceki tarihli ve tanınmış “...” markasının tabelada, reklam vasıtalarında, broşürlerde, kataloglarda, tanıtım vasıtalarında, araç-gereçlerde, her türlü tanıtım materyallerinde ve ticari faaliyetlerde kullanılıp kullanılmadığını, kullanılıyor ise bahsi geçen kullanımların ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat yazısı yazılarak, dosyaya atanacak fotoğrafçı bilirkişi marifetiyle tespitini, kullanımların fotoğrafının çekilmesine ve Davacının ''...'' İbareli markasına davalılarca gerçekleştirilen marka hakkını ihlal eyleminin tespiti ve haksız rekabet eyleminin tespiti, durdurulması önlenmesi ,ihtiyeti tedbire karar verilmesinin talep ve dava edildiği anlaşılmıştır. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, süresi içinde davaya cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; Davacının ''...'' İbareli markasının davalı yanca gerçekleştirildiği iddia edilen ihlal kapsamında delil tespiti ile birlikte ihtiyati tedbir marka hakkı ve ihlal eyleminin tespiti ve haksız rekabet eyleminin tespiti, durdurulması önlenmesi kapsamında açıldığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalılara tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda: "Davacı tarafından tespiti için bahsi geçen karşı tarafın ilgili “....” isimli ... sosyal medya hesabının profil “...” sayfası incelendiğinde; hesap adının “...”, açık adresinin “...”, internet adresinin“...” olarak belirtildiği ve hesabın “Hakkında” detaylarına bakıldığında hesap oluşturma tarihinin “Aralık 2023” olduğu, ayrıca bahse konu sosyal medya içeriklerinde tespite konu belirtilen “ …” ibareli paylaşımların yapıldığı ve güncel olarak yayında olduğu, davacı tarafından tespiti için bahsi geçen karşı tarafın ilgili “...” isimli ... sosyal medya hesabının profil “...” sayfası incelendiğinde; hesap adının ...”, açık adresinin “...”, iletişim numarasının “...” olarak, mail adresinin “...”, internet adresinin “...” ... linki olarak belirtildiği, ayrıca bahse konu sosyal medya içeriklerinde tespite konu belirtilen “ …” ibareli paylaşımların yapıldığı ve güncel olarak yayında olduğu, davacı tarafından tespiti için bahsi geçen karşı tarafın ilgili “...” isimli ... sosyal medya hesabının profil “...” sayfası incelendiğinde; hesap adının “...”, açık adresinin “...” olarak belirtildiği, ayrıca bahse konu sosyal medya içeriklerinde tespite konu belirtilen “ …” ibareli paylaşımların yapıldığı ve güncel olarak yayında olduğu" bildirilmiştir. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 21/03/2025 tarihli talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda "Tespit işlemi tarihi olan 07/02/2025 tarihi itibariyle, tespit işlemine konu ... adresinde “...” kavramının kullanıldığı tabela altında cafe işletmesinin olduğu ve kafenin faal olarak çalıştığı, tespit işlemi tarihi olan 07/02/2025 tarihi itibariyle, tespit talebinde bulunmuş tarafça tespite konu iş yeri olarak gösterilen ya da beyan edilen işletme (...) adının “...” adlı ... olduğu ve iş yeri tabelasında “...” markası değil, tespit tarihi itibarıyla “...” kavramının kullanıldığı hususu bildirilmiştir. Türk Patent ve Marka Kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiştir. Davaya dayanak ... markalarının ... unvanlı firmadan, ... firmasına devredilmiş olduğu, marka tescil belgesi ve davacı yanca sunulu beyan dilekçesi ve eklerinden anlaşılmıştır. Bilişim uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 02.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda, davalıya ait sosyal medya hesaplarında “...” ibareli kullanımların bulunduğu ( ...” kullanıcı adlı hesabın profilinde işletme adı “..." olarak yer almakta; adres bilgisi ise ...şeklinde belirtilmiştir. Raporda "....” ibareli çok sayıda paylaşımın bulunduğu içeriklerin halen yayında olduğu , ...: “...” adlı hesapta da aynı adres bilgisinin yer aldığı, iletişim numarası ve mail adresinin davaya konu işletmeye ait olduğu, ...: “...” kullanıcı adıyla açılmış hesapta da "...” adı ve aynı fiziki adresin yer aldığı anlaşılmıştır. Davalının dava tarihinden sonraki süreçte ...'da bulunan adresindeki ... ibareli kullanımlarını kaldırdığı, faaliyetine başka bir isimle devam ettiği anlaşılmaktadır. Ancak davanın açıldığı tarihte davalının ... markasını ticari faaliyetlerinde kullandığı yapılan delil tespiti ve davacı yanca sunulu görseller kapsamından anlaşılmıştır. MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET İDDİALARININ İNCELENMESİ : Toplanan deliller, davacının tanınmış markası, marka tescil belgesi, davacının beyan dilekçesinde markanın ... tarafından devir alındığına dair sunduğu belgeler kapsamına göre , markanın ve sunulu diğer marka tescillerinin sahibinin unvanının davacı yanca sunulu Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına göre markanın yeni hak sahibinin .... olduğu, dava tarihi itibarıyla davacının da hak sahibi olduğu anlaşılmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumu marka kurumundan marka devri yapılmadan önce gönderilen kayıtlara göre; .... firması adına :... başvuru tarihli ... nolu markanın ... Sınıf için tescilli olduğu, ... nolu markanın 1996 tarihinde ... Sınıf için tescil edildiği, ... nolu u.arası markanın ....sınıf için 2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı yanca sunulu deliller kapsamında içinde ... esas unsuru barındıran 20 adet seri markanın muhtelif tarihlerde ağırlıklı olarak ... Sınıf başta olmak üzere ... Sınıflarda tescil başvurularında bulunulduğu/tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. 6769 sayılı SMK ‘nun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Haksız rekabet iddiası yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. SOMUT OLAYDAKİ DELİLLER İNCELENDİĞİNDE;Davalılardan ... adına ...nolu ... ibareli başvuru aşamasında( ... Sınıf) markasının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı adına tescilli ... esas unsurlu markalar ağırlıklı olarak ... markanın emtia sınıflarında tescilli olduğu, ayrıca davacının sunduğu delil listesi ekinde ... esas unsurlu ... nolu markanın ... Sınıf içinde davacı adına tescilli olduğu, davacının sunduğu delil listesi ekindeki ulusararası tescil belgeleri kapsamından da davacınnı markasının geniş bir emtia sınıfında tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ... ibareli kelime markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, aynı zamanda bu ibarenin davacının ticari unvanının esaslı unsuru olduğu, davacının ... Sınıfta yer alan “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); kıymetli madenler, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar, saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil).” İle ... Sınıfta yer alan “Parfümeri ve kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler” emtialarında TANINMIŞ MARKA olduğu, Davalının sosyal medya hesaplarında, cafe hizmetlerinde sunumu yapılan emtialar üzerinde ... ibaresinin esas unsur olarak MARKASAL olarak kullanıldığı, söz konusu hizmetler ile mallar arasında benzerlik olmadığı, ancak davacının tanınmış ... markasının yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu, sadece o mal veya hizmetin ticareti ile uğraşan kişiler ya da ilgili alıcılar tarafından değil; üçüncü kişiler tarafından da biliniyor olduğu ve uzak çağrışımlarda bile söz konusu mal ve hizmetlerin hitap ettiği orta düzeyde tüketici kitlesinin tanınmış markayı hatırlamasına, işareti onunla ilişkilendirmesine neden olacağı, davalının kullanımlarının davacının yüksek tanınmışlığa sahip markasından haksız yararlanılması, markanın itibarına zarar vereceği, davacının uzun yıllara yayılan tanınmış markasından davalının hiçbir çaba sarf etmeden imaj trasferi yoluyla yararlanacak oluşu , bu durumun ise tanımış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesine neden olacağı, markanın tanınmış marka olmasının karıştırılma tehlikesini artırdığı, bu nedenle davalının eyleminin SMK ‘nun 7 inci maddesinin c. Bendinde” Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.” Halinde kullanımların davacının tescilli tanınmış markasından doğan haklarına tecavüz eder mahiyette olduğu anlaşıldığından : Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabete neden olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Somut uyuşmazlık da davacı eylemin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerin haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiği hususunda bir tartışma yoktur. Ancak Davacı hem bu özel hükümlere de dayandığından tescilli marka koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağına ilişkin uygulamada BAM daire kararları arasında farklı uygulamaların bulunduğu, 11,HD’nin daha önceki verdiği bazı kararlarında her iki hükmün uygulama alanının bulunduğunu bildirmesi, son uygulamalarda ise , SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı yönünde kararlar verildiği, ancak daire içindeki görüş ayrılığının içtihadı birleştirme yoluyla halen giderilmemiş oluşu, bu durumun ihlal edenleri cesaretlendirdiği gözetilerek mahkememizce haksız rekabetin varlığının da kabul edilmesi gerekmiştir. Zira Kümülatif koruma ilkesi “mevzuattaki birden fazla hükümle korunabilme” anlamına gelmektedir. Bu durumda, bir kişinin gerçekleştirdiği fiilin birden çok hükmün koruma kapsamında olması halinde, hak sahibinin bu hükümlerden dilediğine başvurabilmesine kümülatif koruma denilmektedir. Kümülatif koruma ilkesinin söz konusu olduğu hallerde hak sahibi seçme zorunluluğuna tabi olmayıp şartlarını taşıması koşuluyla hukuki sebeplerden birine, birkaçına veya tamamına bu ilke kapsamında dayanarak dava açabilmektedir. Özel kanunun genel kanunu bertaraf edebilmesi için hem konusunu eksiksiz düzenlemiş hem de genel kanundan daha kapsamlı ve üstün koruma sağlamış olması gerekir . 6769 sayılı SMK’nun haksız rekabet korumasını bertaraf edeceğinin kabulü halinde var olan bir haktan mağdur olan tarafın yararlanamaması söz konusu olacağından bu durumun adil yargılanma yönünden de eşitsizliğe neden olacağı bilinmektedir. Korumanın şartları mevcut olduğu takdirde davacı gerek haksız rekabet hükümleri gerekse SMK hükümleri uyarınca talepde bulunma hakkına sahiptir. TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesi, mehaz İsviçre hukukundan aynen aktarılan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaya ilişkin TTK m. 55/1.a.4’tür. Bu hükümle, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır. Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır. Öte yandan AB hukukunda da kümülatif koruma ilkesi açıkça kabul edilmiştir. Yönerge ve Tüzük Tasarısı‟ndaki düzenlemelerde tasarımların marka, patent, faydalı model gibi Topluluğun fikri mülkiyet mevzuatı ile korunmasının üye ülke hukuklarındaki fikri mülkiyet mevzuatına göre ayrıca korunmalarına engel olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, kümülatif olarak koruma üye ülke mevzuatlarına bırakılmış olup, ilkenin nasıl uygulanacağı gösterilmemiştir. Sınai Mülkiyet Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, Sınai mülkiyet haklarının kanunla düzenlenme ihtiyacı yanında, uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatıyla uyumun arttırılması ve daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu çerçevede marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model haklarına ilişkin önemli yenilikler getiren düzenlemelerin yapıldığı, mevcut sistemde yer almayan geleneksel ürün adı korumasının sisteme dahil edildiği ve düzenlemelerde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS), Paris sözleşmesi, yeni ... sayılı Avrupa Birliği (AB) Marka Direktifi ve...sayılı AB Marka Tüzüğü, Patent kanunu anlaşmasına (PLT) uygun olarak kanunun hazırlandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla kümülatif koruma AB müktesabına da uygundur. Dolayısıyla somut olayda da davalı ...’in eylemi hem 6769 sayılı SMK hükümlerine göre marka hakkını ihlal teşkil ettiğinden, aynı zamanda haksız rekabete de neden olduğundan eylemlerin tespiti, durdurulması ve önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Huzurdaki dava her ne kadar 2 davalı hakkında açılmışsa da;... VD.’nin 17.10.205 tarihli yazıları ekinde ... nolu vergi mükellefinin ... olduğu, davacı yanca alınan hizmet karşılığı verilen slipde işletmeci olarak ... adının yer aldığı, dolayısıyla huzurdaki diğer davalının marka başvurusu dışında davacının marka hakkını ne şekilde ihlal ettiği yönünde dosyada bir delil olmadığı, davalı ...’in marka başvurusunda bulunmasının ise tek başına marka ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, davalılardan ...’in ise işyerini ... esas unsuru ile işleten sıfatıyla sorumlu olduğu, sosyal medya hesaplarındaki adresin ise bu davalının işlettiği adres olduğu gözetilerek; Davalı ...’in eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,durdurulmasına, önlenmesine, Davalı ... hakkındaki davanın reddine, Mahkememizin 12.6.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE -Davalı ...’in eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,durdurulmasına, önlenmesine, -Davalı ... hakkındaki davanın reddine, -Mahkememizin 12.6.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına, -732,00 TL ilam harcının yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına, -Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 427,60-TL peşin harcı, 427,60-TL başvurma harcı 3.172,50-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 11.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.027,70-TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, -Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, -Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı , davalıların yokluklarında, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.17/02/2026

Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/152, K. 2026/50, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-152-e-2026-50-k-c238af8f7bcb