İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/72 E. 2025/126 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/72
- Karar No
- 2025/126
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/72 Esas KARAR NO : 2025/126 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 13/12/2024 KARAR TARİHİ : 17/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun ... tarihinde ... karar numarasıyla alınan ve ... tarihli ve ... sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen kararı ile müflis...Bankası Anonim Şirketi İflas İdaresi'nin kontrolüne el koyduğunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 71. maddesi uyarınca müflis ...Bankası Anonim Şirketi İflas İdaresi'nin yönetim ve denetimini ...’na devrettiğini,... tarihli ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan; BDDK’nın ... tarihli ve ... sayılı Kararı ile ...’nun ... tarihli ve ... sayılı yazısında yer alan talebi üzerine, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107. maddesinin son fıkrası hükmü çerçevesinde müflis ...Bankası Anonim Şirketi İflas İdaresi'nin faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildiğini, ... tarafından açılan ve ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyasıyla işlem gören iflas davasında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 106. maddesi uyarınca müflis ...Bankası Anonim Şirketi İflas İdaresi'nin iflasına, iflasın 16.11.2017 tarihi ve saat 15.28 itibariyle açılmasına, iflas tasfiyesinin ... tarafından yerine getirilmesine karar verildiğini kararın temyiz incelemesi sonucunda kesinleştiğini, hâlihazırda müflis ... Bankası Anonim Şirketi İflas İdaresi'nin tasfiyesinin ... 1. İflas Müdürlüğü'nün...iflas sayılı dosyası üzerinden devam etmekte olduğunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 106/3. maddesi düzenlemesi doğrultusunda müflis ... Bankası Anonim Şirketi İflas İdaresi'nin, ... tarafından iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkileri kullanılarak tasfiye edilmekte olduğunu, borçlu aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı borçlunun haksız ve mesnetsiz olarak takibe itiraz edip takibi kötü niyetli olarak durdurduğunu, davalının itirazlarının usul ve yasaya aykırı olup, itirazın iptalinin gerekmekte olduğunu, ... tarihli ve ... yevmiye ile tanzim edilen temlikname ile dava dışı ...Şirketinin ... adi ortaklığından olan 2.198.000,00-EUR tutarlı alacaklarının temlik alındığını, bu temliknameler kapsamında müflis bankanın alacağının varlığını sürdürmekte olduğunu, alacağın tahsili için ... 1. İcra Müdürlüğünün...E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, bunların yanı sıra, müflis banka tarafından... Ortaklığı'na hitaben temlik alınan alacağın bildirilmesine, alacak üzerinde takyidat olup olmadığının sorulmasına ve temlik konusu alacağın bankaya ödeneceğinin teyidine ilişkin düzenlenen, ... tarihli ve ... sayı numaralı yazı yazı üzerine,...Ortaklığı yetkilisi tarafından, söz konusu temlik bedeli üzerinde herhangi bir takyidat bulunmadığının derc edildiğini, şirket yetkilisi tarafından imzalandığını, davalı borçlunun icra müdürlüğüne sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde, söz konusu temliknamenin bilgileri dahilinde olmadığının ileri sürüldüğünü, ancak bu ifadenin gerçekliğinin bulunmamakta olduğunu, davalı borçlunun yalnızca alacağı sürüncemede bırakmak maksadıyla icra takibine itiraz ettiğini, adi ortaklığın bir tüzel kişiliği olmadığı için ortakların, ortaklık borçlarından şahsen sorumlu olduklarını, adi ortaklıkta ortakların, ortaklık borçlarından birinci dereceden ve kendi mal varlıkları ile sorumlu olduklarını, bu halde, takibe itirazda bulunan davalı borçlunun da temlik konusu borçtan sorumlu olduğunu, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ... 1. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptalini, takibin devamını ve asıl alacak miktarı üzerinden %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Dava, dava dışı... Şirketinin, ...'ndan olan alacağını temlik alan davacı müflis banka tarafından, adi ortaklığa dahil olan davalı şirket aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğünün...E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır. ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi...E. ...K. ve 17/12/2024 Tarihli kararında: "5411 Sayılı Bankacılık Kanunun 142/1. maddesi gereğince, Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve süresi içerisinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul 1, 2. Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Davacı İflas İdaresi'nin 19/06/2009 tarihli temlikname ile dava dışı şirketin ... adi ortaklığından olan alacaklarının temlik alınması, bu kapsamda temlik nedeni ile devam eden alacağın ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin dava açıldığı tartışmasızdır. Tartışma ise iddia olunan temlik belgesi çerçevesinde, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, hangi tutarda alacaklı bulunduğu, buna göre alacağa esas olan temlik belgesi ile ilgili belgenin düzenlendiği tarihte geçerli olan 818 sayılı Borçlar Kanununun m.162 ve devamı (Yeni TBK m.183 ve devamı) hükümleri çerçevesinde, davacının temlik yani devir sözleşmesine konu etmiş olduğu alacağın olup olmadığı, bu alacağın temliki yani devri sonucunda davacı tarafından iktisap edilebilecek bir alacak olup olmadığı, alacağın temlikine engel bir kanun, sözleşme veya işin niteliğinden doğan bir hal olup olmadığı, devir yasağının söz konusu olup olmadığı, alacağın devrinde kanun koyucunun aramış olduğu yazılı şekil şartının gerçekleşmiş olması durumunda ise sözleşmeye dayalı bir tasarruf işleminin geçerli bulunup bulunmadığı, devir sözleşmesine konu olacak şekilde doğmuş bir alacağın var olup olmadığı, davacının eski alacaklı yerine, temlik yani devir sözleşmesine konu alacak ile ilgili takip yapma ve dava açma açısından sıfatının bulunup bulunmadığı, buna göre davacının söz konusu temlik sözleşmesi yani devir sözleşmesi ile takip takibi itibariyle alacaklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Bu noktada Mahkememizin görevli olup olmadığı irdelenmeden önce, görevsizlik kararı veren Mahkeme yerine, Mahkememizin görevli olup olmadığı noktasında dayanak yasal hükümlerin tarihsel süreç dahi gözetilerek irdelenmesi gerekir. Esasen hükmün amacı dikkate alındığında, hem amaçsal yorum hem de tarihsel yorum metodu ile görev ile ilgili usuli sorun açıklığa kavuşturulmuş olacaktır. 1) Şöyle ki 4389 sayılı Bankalar Yasasının 14/5-d maddesi 12.05.2001 gün ve 4672 sayılı ve daha sonra 12.12.2003 ve 5020 sayılı Yasalarla değiştirilerek, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 19/10/2005 tarihinde kabul edilmek suretiyle yürürlüğe girmiştir. “Bankalar ile fon ve bankaların iflas idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılır. O yerde, birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde bu davalar (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görülür....” hükmü mevcut iken madde metnindeki “bankalar” ifadesi 4672 Sayılı Yasa ile eklendiğinden bankalar ile fon ve bankalarının iflas idaresi tarafından açılacak hukuk davalarının çözüm yerinin yasada belirtilen ticaret mahkemeleri olacağı kabul edilmişse de daha sonra yürürlüğe giren 19.10.2005 gün ve 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 142. maddesi; “Fon, Fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemesinde bakılır, o yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde, bu davalar (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görülür” hükmünü getirmiştir. 5411 Sayılı Bankacılık Yasası ile “4672” sayılı Yasa ile eklenen “bankalar” sözcüğü yasa metninden çıkarıldığına göre, yasa koyucu ihtisaslaşma sağlanarak hükümlerde doğruluk ve yargılamaya hız kazandırmak istemiş olduğu anlaşılmakla, sadece “Fon, Fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına birden çok asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 1 ve 2. Asliye Ticaret Mahkemelerinin” bakacağı sonucuna ulaşılır. (Yargıtay 20. HD ...E. ...K.sayılı ve benzeri kararları.) Kaldı ki dava tarihi 2005 sonrasına aittir. (İstanbul BAM 37.HD ...E....K.sayılı kararı) Burada önemli olan (1) ve (2) asliye ticaret mahkemelerinin görevinin kapsamıdır. Yukarıda anılan kanun hükümleri ile amaçlanan ise tarihsel süreçten de anlaşılacağı üzere (1) ve (2) asliye ticaret mahkemelerinin adı geçenler tarafından açılacak tüm hukuk davalarına bakması değil ancak ve sadece Bankalar Yasasının uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar ile ilgili istisnai şekilde görevli olduğuna esasen görev maddesinin yer aldığı 5411 sayılı Kanunun tam adının dahi "Bankacılık Kanunu" olduğu bu noktada dikkate alınmalıdır. Anlaşılacağı üzere uyuşmazlık konusu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan değil, temlik sözleşmesi düzenlenmiş olduğu tarihte yürürlükten olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun "temlik" hükümlerine göre devredilen ve en önemlisi eser sözleşmesinden doğduğu belirtilen bir alacak iddiasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda müflis banka iflas idaresinin davasının kabulünün gerekip gerekmediği, ancak dava dışı şirket ile Sembol-Taca-Adi Ortaklık arasında yapıldığı iddia olunan eser sözleşmesinden doğan bir alacağın yani yüklenici ile iş sahibi arasında sözleşmeden doğan bir alacağın olup olmadığı, var ise bu alacağın davacı bankaya temlik sözleşmesi ile devri sonucunda bir alacağın var olup olmadığı tartışmasını gerektirmektedir. Açıklanan tüm bu hususlar karşısında devre esas alan temel ilişkinin, Bankacılık Kanunun'dan doğan bir uyuşmazlık olmadığı anlaşılmaktadır. 2)O hâlde 5411 sayılı Kanunun m.142/f.1 hükmünde belirtilen davacılar tarafından açılacak hukuk davaları, bu Kanunun kapsamı ile ilgili ve sınırlıdır. Aksi halde ve somut olayda olduğu gibi faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas tarihi öncesi kurmuş olduğu kira ilişkisinden kaynaklı kira alacak davalarının Türk Borçlar Kanunu'ndaki kira hukukuna ait hükümlerin tartışılacak olması nedeniyle "Sulh Hukuk Mahkemesi" yerine Mahkememizde açılması, yahut iflas tarihi öncesi davacının 2004 sayılı İİK'dan kaynaklı ve takip hukuku çerçevesinde tartışılmasını gerektiren hususların, "İcra Hukuk Mahkemesi" yerine Mahkememizde açılması, yahut davacının iflas tarihi öncesi fikri ve sınai mülkiyet ilişkisinden kaynaklı alacak davalarının, adı geçen hususların özel olarak düzenlendiği kanuni hükümlerin tartışılacak olması sebebiyle "Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi" yerine Mahkememizde tartışılması ve yine m.142 hükmünde belirtilen davacıların iflas tarihi öncesi faaliyet izni kaldırılan banka aleyhine gerçekleştiği iddia olunan muvazaya dayalı yolsuz tescil nedeniyle gerçek kişi aleyhine açılacak bir tapu iptal ve tescil davasında TMK ve TBK hükümlerinin tartışılacak olması nedeniyle "Asliye Hukuk Mahkemesi" yerine Mahkememizde dava açılması ve yine aynı davacının iflas tarihi öncesi sunmuş olduğu tüketici sözleşmesinden kaynaklı alacaklarının, tüketici hukukuna dair hükümlerin tartışılacak olması nedeniyle, "Tüketici Mahkemesi" yerine Mahkememizde açılması sonucu doğacaktır. Gerek amaca göre yorum gerek tarihi yorum metotları dikkate alındığında ve hatta Kanun adı dahi dikkate alındığında, kanun koyucunun belirtilen düzenleme ile somut olayda olduğu üzere faaliyet izni kaldırılan bankanın iflas ve tasfiye idareleri tarafından açılacak her türlü hukuk davalarının (1-2) numaralı Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesini amaçladığı herhalde kabul edilemez. 3)5411 sayılı Kanun m.142 hükmünden önce bu hükmün muadili olan 4389 sayılı Bankalar Kanunu ... tarih ve ... sayılı ve nihayet ... tarih ... sayılı Kanunlarla değişik 14/5-d maddesi: "Bankalar ile Fon ve bankaların iflas idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemeleri tarafından bakılır. O yerde, birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde bu davalar (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görülür." şeklindeydi. Adı geçen bu hükmün içerik itibariyle kanunda belirtilen kurumlar tarafından "açılacak hukuk davalarına" asliye ticaret mahkemeleri tarafından bakılması gerekir. O yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde, bu davalar "(1 ve 2) numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür." şeklinde olup bu hüküm halihazırdaki Bankacılık Kanunu m.142 ile birebir aynı hükümdür. Adı geçen görev hususu maddelerde aynı içerikte düzenlenmiştir. Kanun maddesine ait Yargıtay uygulamasının yeni Kanun maddelerinin yorumunda geçerliliğini sürdürmesine engel bir hal yoktur. Nitekim eski Kanun döneminde adı geçen hükümde belirtilen kurumların taraf olduğu her türlü hukuki uyuşmazlığın bu kapsamda kalıp kalmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda tartışma konusu olmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda yapılan tartışmalar sonucunda bu hükmün "çok geniş bir yoruma tabi tutulmaması gerektiği, buradaki hükmün; sadece, Bankalar Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda uygulama yeri olduğu", bu çerçevede davanın hukuksal dayanağının İcra İflas Kanunu m.277 ve devamı maddelerinden kaynaklanması durumunda hukuki uyuşmazlığın Bankalar Kanunun'dan kaynaklanmaması nedeniyle İstanbul (1 ve 2) numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli bulunmadığı yönündeki görüşü benimsemiştir. (Yargıtay HGK. 13/10/2004 T. ..., aynı doğrultuda HGK. ..., 15. HD., ..., ..., YKD, Ağustos 2005, sh. 1248; HD. ..., YKD, Nisan 2005, sh. 583.- Prof. Seza REİSOĞLU, Bankacılık Kanunu Ankara 2015 sayfa 2143.) O halde dava dışı olup alacağı temlik eden şirket ile davalı şirket arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı olduğu belirtilen alacağın temlik sözleşmesi ile sonradan müflis bankaya devredilmiş olduğu iddiası belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndaki eser sözleşmesine ve alacağın temlikine dair hükümlerin tartışılması gerektiği, davanın temel dayanağının adı geçen hükümlerden kaynaklandığı görülmektedir. Buna göre yukarıda atıf yapılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay daire uygulaması karşısında davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanmadığının kabulü zorunludur. Esasen hakim HMK 33. madde uyarınca kanun hükümleri dahil Türk Hukukunu yargısal makam olarak yorum türlerini ve ilkelerini gözeterek uygulamak durumunda olup bu uygulama ise kişilerin hak arama özgürlüğüne üstünlük tanınması ile ancak gerçekleşebilecektir. 4)Kaldı ki iflas eden bir bankanın on binlerce borçlusu olan tacirler ile ilgili açılacak her türlü ticari davanın İstanbul (1) ve (2) ATM nezdinde açılacağının kabulü fiili gerçekliklere aykırı olacaktır. Zira, halihazırda ve Kanunun ilk yürürlüğe girdiği tarihten günümüzde kadar olan dönem içinde bir ticaret mahkemesine gelen yıllık olarak iş sayısı, iş dağılımı, mahkeme sayısı karşısında açılabilecek on binlerce davanın İstanbul (1) ve (2) ATM'de açılacak olması, bir ticaret mahkemesine yıllık olarak ortalama bin dava gelmesine karşı bu mahkemelere binlerce dava gelmesi sonucunu doğurur. Bu davalara İstanbul (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemelerince bakılması gerektiğini kabul etmek kanun koyucunun amacının dahi ortadan açıkca kaldırılması sonucunu doğurur. Bir başka deyişle, bir mahkemenin İstanbul ilindeki ortalama derdest sayısı ve halihazırda bin civarı iken İstanbul (1) ve (2) ATM'nin derdest sayısının bir anda onbinlerce dava dosyasıyla karşılaşması Kanunun amaçladığı bir hal olamaz. O halde aksi yönde yapılacak yorumun, gerek kanun koyucunun amacı ve gerekse yukarıda atıf yapılan kararlardan da anlaşılacağı üzere ihtisaslaşmanın sağlanarak yargılamaya hız kazandırılması amacı ile çelişeceği ise açıktır. Kanun koyucunun amacına aykırı yorum bu açıdan dahi kabul edilemez. 5)Yine taraflara arasındaki uyuşmazlığın, davacı olan ve Fona devredilen bankaca temlik sözleşmesine dayalı olarak alacağın tahsili talebinden kaynaklı itirazın iptali ve takibin devamı davasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen bu alacağın, dava dışı temlik eden şirket ile davalı arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı bir alacak olduğu yukarıda dahi irdelenmiştir. "Bu durumda temlik alan bankanın ise dava dışı olan ve temlik veren şirketin tüm hak ve borçlarına sahip olduğu, onun yerine geçtiği, bu temel ilişkinin hiçbir şekilde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun uygulanmasından doğan bir ilişki olmadığı, bu nedenle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.144 kapsamında bir davanın dahi olmadığı, temlik sözleşmesine konu olan alacağın dayandığı temel ilişkiye göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği, bu açıdan genel görevli asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu değerlendirilmiştir." (İstanbul BAM 37 HD. 2024/1495E. 2025/116K.sayılı kararında atıf yapılan Yargıtay kararları) Sonuç olarak taraflar arasındaki uyuşmazlığın, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanmış olduğu üzere 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda yer alan eser sözleşmesi ve alacak temlikine dair hükümlerden kaynaklandığı, müflis bankanın alacak iddiasına konu olan ve temlik sözleşmesine konu edilen temel ilişkinin bu hükümlerden kaynaklandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda yer alan hükümlerin ise herhangi bir şekilde tartışılmasının gerekli olmadığı, kanun koyucunun amacı ve diğer yorum metodları karşısında aksi yorumun mümkün olmadığı gibi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yorumunun dahi bu yönde olduğu, aksi yorumun ise bu mahkemelerin kurulması ile amaçlanan hızın sağlanmasını dahi fiilen imkansız hale getireceği, böylelikle istisnai olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıklar nedeniyle sadece Mahkememizin istisnai olarak görevli kılındığı, yorum ilkeleri gereği ise geniş yorum yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu noktada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun dahi yorumunun bu açıdan Mahkememizce benimsendiği ifade olunmalıdır. Yapılan açıklamalar karşısında Mahkememizin "ihtisas mahkemesi olarak" bu davada özel görevli bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114 hükmü uyarınca davanın usulden reddine, dava dosyasında görevli olan mahkemenin ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, mahkememizce verilen karara yönelik istinaf yoluna başvurması halinde ilgili daire tarafından; istinaf yoluna başvurulmaması durumunda ise HMK m.22 hükmü uyarınca davaya bakacak mahkemenin tayini için taraflardan birinin yargı yeri belirlenmesi amacı ile Bölge Adliye Mahkemesine başvurması halinde ilgili dairece görevli mahkemenin belirlenmesine, istinaf kanun yoluna başvurulması durumunda, bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep olunmasına; aksi halde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine dair karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin "ihtisas mahkemesi olarak" bu davada özel görevli bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114 hükmü uyarınca davanın usulden reddine, 2-Dava dosyasında görevli olan mahkemenin ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, 3-Mahkememizce verilen karara yönelik istinaf yoluna başvurması halinde ilgili daire tarafından; istinaf yoluna başvurulmaması durumunda ise HMK m.22 hükmü uyarınca davaya bakacak mahkemenin tayini için taraflardan birinin yargı yeri belirlenmesi amacı ile Bölge Adliye Mahkemesine başvurması halinde ilgili dairece görevli mahkemenin belirlenmesine, 4-İstinaf kanun yoluna başvurulması durumunda, bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep olunmasına; aksi halde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 5-Karardan sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerinin o mahkemece hükmedilmesine; karardan sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise davanın açıldığı mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılamaya giderlerine mahkum olunmasına, Dair, verilen karara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ve bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 17/02/2025 Başkan Üye Üye Katip