İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/146 E. 2025/211 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/146
Karar No
2025/211
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/146 Esas KARAR NO : 2025/211

DAVA : MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ DAVA TARİHİ : 12/09/2024 KARAR TARİHİ : 13/11/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin kurucusu ... ülkemizin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan ve ... A.Ş. tarafından kurulmuş olan "..." isimli ticari işletmeyi ... 3.Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile ... A.Ş.'den devir aldığını, 1997 yılında ... tarafından alındığında ...'ta tek şuba olarak faaliyet göstermekte iken, 1999 yılında ... şubesi, 2000 yılında ... şubesi, 2002'de ... ikinci şube açıldığını, gün geçtikçe şube sayısının artıran ... günümüz itibari ile Türkiye genelinde 140 şubeye ulaştığını, ... eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 1997 yılında ... HZ. A.Ş.'yi, 2005 yılında ise müvekkili ... A.Ş.'yi kurduğunu, müvekkili şirket ... ¸,... numaralı ¸ ... numaralı ¸, ...numaralı ¸,...numaralı ¸, ...numaralı ¸, ... numaralı ¸, ... numaralı ¸,... numaralı ¸, ... numaralı ¸,... numaralı ¸, ... numaralı ¸,... numaralı ¸, ... numaralı ¸,... numaralı ¸ibareli markalarının sahibi olduğunu, işbu markalar ... 5.Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile ...HİZ. A.Ş. tarafından müvekkili şirkete devredildiği ve TÜRKPATENT'te de devir-tescil işlemlerinin tamamlandığı, markaları müvekkili şirkete devreden ... HİZ. A.Ş.'nin "..." markalarıyla gerçekleştirdiği eğitim ve öğretim hizmeti sunumu 1997 yılında dershanecilik hizmetiyle başladığı, daha sonra ... olarak devam ettiğini, ... esas unsurlu markalar 1997 yılından itibaren büyük emekler harcanarak ve büyük yaptırımlar yapılarak, yoğun ve yaygın kullanım ve tanıtım çalışmaları sonucu eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline geldiğini, müvekkili şirket de...esas unsurlu markaları devraldıktan sonra eğitim öğretim hizmeti alanında aynı şekilde kullanmaya devam ettiği, bu nedenle 1997 yılından bu yana gerçekleşen kullanımların da müvekkilinin kullanımlarına ekleneceğinin açık olacağını, müvekkili şirketi markaları ve kullanımlarını ... alan adlı internet sitesinde ve diğer sosyal medya hesaplarında da tanıttığını, müvekkiline ait tik işaretinin ¸ve ... ve ... ibarelerinin tüm basılı evraklarında ve tabelalarında kullanıldığı görüleceğini, örneğin 2001 tarihli ... Gazetesi ekinde verilen deneme kitapçığında bilim adamları şekil unsurunun kullanıldığı ve yine 2000'li yıllardan günümüze kadar medya takip şirketi tarafından yapılan medya taramalarında, 1997'den bu yana okul yıllıkları, dergiler ve faturalarda müvekkillerinin sürekli bu ibareleri kullandıkları ve kamuya duyurdukları, ayrıca tüm fatura ve basılı kağıtlarında söz konusu ibareleri markasal olarak kullanmakla iş mahsulü haline getirdikleri açıkça görüleceğini, müvekkili "..." ibaresini içeren markalarını gerek kendisine ait gereksi Türkiye'nin çok sayıda il ve ilçesinde lisans verdiği okul ve kurslarda tescilli marka olarak yoğn ve yaygın şekilde kullanmakta ve tanıttığını, iş ve tanıtım evrakında sürekli ve kesintisiz biçimde gerçekleşen kullanım sonucu kendisinin oluşturduğu "..." ibareli tanıtım işareti üzerinde korunması gereken bir hukuki durum kazandığını, müvekkilinin "..." ibareye ve biçimli markaları, 1997 yılından beri eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye'ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanıldığı, tanıtıldığı, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı marka haline gelmiş ve tanınmışlık vasfının kazandığını, bilindiği üzere bir markanın tanınmış sayılması için, Türkiye'de ilgili sektörde yer alan potansiyel alıcılar (tüketicilerden), bu alandaki iş çevreleri ve markanın kullanılacağı ürün veya hizmetlerin dağıtım kanallarında yer alan görevli kişiler tarafından bilinmesinin yeterliği olduğu, marka sahibinin kimliğinin bilinmesinin bile gerekle olmadığı, 2010 yılında ... Üniversitesi tarafından, 2015 yılında ... Üniversitesi tarafından ve 2020 yılında ... Üniversitesi tarafından yapılan "Marka Bilinirlik Araştırma Raporları" da müvekkili markalarının tanınmışlığının ispatlar nitelikte olduğunu, tanınmış markalar ayırt ediciliği yüksek seviyede olan markalar olduğundan müvekkilinin markasının sadece ...ibaresi bakımından dahi ayırt edicilik kazanmış olduğunun açık olduğu, müvekkilinin ,biçimindeki ... tescil numaralı markası ve tüm markalarında bulunan logosu 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/B,a, 4/I,6 hükümleri kapsamında hususiyet taşıyan estetik niteliği haiz bir sanat eseri niteliğinde olduğunu, FSEK m.12 hükmü uyarınca eser vasfındaki logo üzerindeki mali ve manevi hakları kullanma yetkisinin müvekkili şirketi ait olduğu, müvekkili "..." ibareli markanın gerçek ve öncelikle hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Türk Patent nezdinde tescilli markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca koruma altında olduğu şüphesiz olduğunun şüphesiz olduğu, davalı şirketin ... numaralı ve ¸ biçimli markası müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğinden hükümsüz kılınması şartları oluştuğunu, 6769 sayılı SMK'nın 6/1.maddesi hükmüne göre "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihde başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurusu reddedilir." Bu hükme aykırı olarak tescil edilen markaların SMK m.25 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiği, 6769 sayılı SMK gerçek hak sahipliği ilkesini benimsediği, gerçek hak sahipliği ilkesine göre, bir işareti ilk defa oluşturan bir mal veya hizmetle bağlantılı olarak ilk defa kullanan kişi markanın sahibi olduğu, müvekkili ... ibare ve biçimli markaların gerçek hak sahibi olduğu, müvekkili markaları TÜRKPATENT nezdinde tescil de ettirdiği, müvekkili TÜRKPATENT nezdinde esas itibariyle ,biçimindeki ...tescil numaralı marka ve ... numaralı ¸, ... numaralı ¸, ibare ve biçimli ...sınıf ürün ve hizmetlerini içeren ... sayılı markaların sahibi olduğu, davala da haksız biçimde "..." ibare ve ¸biçimli markayı adına tescil ettirdiği, davalı şirketi müvekkilinin...tescil numaralı ¸markası birebir aynısını kullanarak iktibas yarattığı, müvekkili markalarıyla davalı markasında, asıl ve ayırt edici unsurların her biri aynı şekilde göründüğü ve kavramsal olarak aynı algıya yarattığı, müvekkili markasıyla davalının markasının ,münferit unsurlardan ziyade bütün itibariyle bıraktıkları izlenim aynı olduğu, öncelik hakkına sahip olan tescilli müvekkili markaları ile davalının markası arasında iltibasın da ötesinde iktisabın gerçekleştiği izahtan vareste olduğu, müvekkilinin uzun süreli kullanımla kendisine bağladığı, somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfı yüksek bulunan ve hatta tanınmışlığı bulunan, önceye dayalı ve gerçek hak sahipliği kazandığı ¸ ve ¸, ibare ve biçimli tescilli markaları genel olarak.... Sınıflarda yer alan eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünlerini içermekte ve fiilen de anılan ürün ve hizmetlerin sunumunda kullanıldığı, davalının markası 41.sınıf ürün ve hizmetleri içerdiği, piyasa anlayışı benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları, sonu kullanıcıları, birbiri yerine ikame edilebilme ile rekabet etme olanaklarının bulunması, kullanım amaçları, birinin diğerini tamamlama imkanın olması, dağıtım kanallarının ortak bulunması, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimlerinin aynı olması, bunun yanında davalı tanıtım işaretinin asıl ve ayırt edici unsurlar edici unsurlar itibariyle özgün ve ayırt ediciliği yüksek olan müvekkilinin markası ile birebir aynı olması nedeniyle düşük düzeyli ürün benzerliğinin yüksek düzeyli marka benzerliği ile telafi edilebilir bulunması ve özellikle işletmesel bağlantılandırma ihtimalinin mevcudiyeti karşısında anılan ürün ve hizmetlerin aynı tür oldukları da aşikar olduğu, incelenmesi gereken tarafların mallarının ve hizmetlerinin birbiriyle karıştırılıp karıştırılmayacağı değil, bunun ötesinde ortalama alıcıların malların ve hizmetlerin aynı ticari kaynaktan geldiği inancına kapılıp kapılmayacağı olduğu ve dolayısıyla bu yönde gerçekleşmesinin kaçınılmaz nitelikteki bağlantılandırılma olasılığının varlığı için malların ve hizmetlerin mutlaka aynı vaya birbirleriyle rekabet edebilir doğada olmasının yahut aynı ticari kanallarla satılmasının gerekli bulunmadığı da bilimsel gerçeklik olduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş makul ölçüde dikkatli, davalının ....sınıf hizmetleri içeren "..." ibare ve ¸biçimli markası ile müvekkilinin kazandığı ¸ ve ¸, ibare ve biçimli tescilli markalarını aynı zamanda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı ....sınıf hizmetlerle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki aynı tür ürün ve hizmet alımlarında aynı markayı taşıyan ürün ve hizmetlerden yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki yararlanıcıların davalı markası ve müvekkili tescilli markasının farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, mümkün olsa dahi marka ve işaretin birbirleriyle idari ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunmalarının kaçınılmaz olacağı, bu karışıklık neticesinde davalının markasının toplumun dikkatini çekeceği ve müvekkilinin markasının temsil ettiği imaj ve güveni hiçbir masraf ve çaba harcamadan kendi markasını taşıyan hizmetlere devrini sağlayacağının da şüphesiz olduğu, davalı yanın "..." ibare ve ¸biçimli markaları, müvekkilinin ¸ve ¸ibare biçimli sektörde herkes tarafından bilinen ve tanınmışlık vasfı kazanan tescilli markasından doğan haklarını da ihlal ettiği, davalının bu eylemiyle müvekkilinin tanınmış markasının fiilen kullanıldığı ürün ve hizmetler için uyandırdığı "ani çağrışım" tehlike altına girdiği, davalının eylemleriyle müvekkili markasının kimliğinin ve halkın zihnindeki yerinin dağılması suretiyle "sulandırılması/dilution" durumunun mevcut olduğu, müvekkili merkezinin ayırt edici karakteri olumsuz biçimde etkilendiği, davalı yanın eylemleri, müvekkilinin markasının tanınmışlığına zarar verdiği, müvekkili markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerinin, tıpkı müvekkili markasında bulunan ürün ve hizmetlerin sunumunda tescil edilip kullanılması, müvekkili markasının halk nezdinde var olan "çekim gücünü" azaltma tehlikesi taşıdığı, davalı yan bu şekilde eylemleriyle müvekkili markasının tanınmışlığından ve ayırt ediciliğinden haksız yarar sağladığı, müvekkili markasının tanınmışlık ve ayırt edicilik nedeniyle sahip olduğu imajın, kendilerinin kullandığı tanıtım işareti ve sundukları hizmetlere transfer olması sonucunda müvekkili markasının tanınmışlığının yarattığı çağrışımdan istifade ederek daha kolay veya daha fazla müşteri bulabileceği, müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarını ihlal edeceği açık olduğu, davalı yanın "..." ibare ve ¸biçimli markasının 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5 ve 25.maddesi hükümleri uyarınca hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği, davalının müvekkilinin markalarıyla karışıklığa yol açacağı kesin olan ¸biçimli markası kötü niyetle tescil edildiğinden hükümsüz kılınması gerektiği, 6769 sayılı SMK’nın 6/9. Maddesi hükmüne göre " Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." Bu hükme aykırı olarak tescil edilen markaların SMK. 25 maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiği, esasen SMK'nın yürürlükten kaldırdığı 556 sayılı KHK'nın yürürlükte olduğu sırada da gerek bilimsel öğreti ve gerekse istikrar kazanan yargı kararları uyarınca kötü niyetli tescil bir hükümsüzlük nedeni olarak sayıldığı,4721 sayılı Türk Medeni kanunun 2. maddesi uyarınca "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır." Aksi davranışın müeyyidesi de aynı maddede gösterilmiştir." Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." Davalının ¸biçimli markayı tescil ettirme ve kullanım eylemleri tamamen kötü niyetli olup müvekkilinin ilk defa oluşturup uzun yıllardan bu yana yoğun ve yaygın olarak tanıtım faaliyetleri eşliğinde kullandığı markasından haksız yarar sağlama amacında olduğu, davalının markaları müvekkilinin 1997 yılından bu yana fiilen kullandığı ve ¸ ibare ve biçimli marka ve eser ile internet alan adına yönelik bilinçli, karışıklık yaratacak işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzerini ve aynısını tescil ettirmesi ve kullanması, tamamen haksız gelir elde etme ve müvekkiline zarar verme amaçlı olup bu davranış ticari dürüstlüğe aykırı olduğu, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi zorunlu olan davalı müvekkili eylemlerinden ve markasının varlığından haberdar olduğu, aksini savunmasının da hukuki ve fiili gerçekliğe aykırı olacağı, davalının bu davranışının, sunduğu ürün ve hizmetler için tanıtım işaretlerini seçme, seçtiği işaretlerini marka olarak tescil ettirme ve kullanma, onlardan normal bir şekilde yararlanma amacına aykırılık teşkil ettiği; ticari yaşamdaki dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğu açık olduğu, bu davranışı ile davalının tanıtım işaretini seçme hakkına haksız rekabet mücadelesinin bir aracı olarak kullandığı da izahtan vareste olduğu, davalının ticari yaşamdaki dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğu açık bulunan bu marka tescil ettirme eylemi, farklı tanıtım işaretleri ile aynı ürün ve hizmeti sunma yani meşru rekabet etme hakkını açık biçimde kötüye kullandığı, hakkın kötüye kullanılmasının müeyyidesi Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde gösterildiği: "Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." Açıkladıkları olgu ve hukuki dayanaklar karşısında davalının ibare ve biçimli, .... sınıf hizmetleri içeren ...sayılı markasının SMK 6/9. ve 25. Maddesi Hükümleri gereği hükümsüzlüğü ile sicilden terkini ne karar verilmesi gerektiği, bu nedenle davalı markası hükümsüz kılınması gerektiği, davalı şirketin ... numaralı markaları müvekkili Aleyhine Haksız Rekabet Yarattığından Hükümsüz kılınması gerektiği, müvekkilinin ¸ve ¸ibare ve biçimli ....sınıf ürün ve hizmetleri içeren TÜRKPATENT nezdinde tescilli ve tanınmış markaları ve eseri olduğu ve aynı sektörde ticari faaliyet gösteren davalının "..." ibare ve ¸biçimiyle ....sınıftaki ürün ve hizmetleri içerecek biçimde marka olarak tescil ettirmesi ve kullanması, iki işaret arasında karışıklık yarattığı, bu tescilin ayrıca müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, fikri mülkiyet haklarına tecavüz oluşturan davalı yan marka tescili ve eylemlerinin müvekkili davacı aleyhine “haksız rekabet” yaratacağı da açık olduğu, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar, bir kusur bulunmasa bile haksız rekabet olduğu, hukuka uygun,bozulmamış rekabet ortamına katılanlar, piyasanın rakipler ile mal/hizmet tedarik edenler dahil tüm aktörlerin dürüst davranış kurallarına göre hareket edeceğine güvenmek hakkını haiz olduğu, dürüstlüğe aykırılık güvene aykırılık sonucu doğurur ve haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabetin doğumu için taraflar arasında rekabet ilişkisinin varlığı, kusur ve tarafların yarar veya zarar elde etmiş olmalarının öneminin olmadığı, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açacak yöntemlere başvurulması haksız rekabet olduğu, karıştırma, malların dış görünüşleriyle ilgili yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılanmaya neden olmayı ifade ettiği, dış görünüş ibaresi ürünün takdimi, tanıtımı ve görselliğini de içerdiği, bu bağlamda fikri mülkiyet hakları da hüküm kapsamında olduğu, bu tür eylemler başkasının emeğinden, hiçbir çaba harcamadan yararlanmayı intaç edeceği, haksız rekabetin en çok rastlanan şekli karışıklığa meydan vermek suretiyle başkalarının emek ve masrafıyla elde ettiği haklı şöhrete ortak olacağı, karışıklığın varlığı için, genel olarak normal ve orta seviyedeki bir alıcının piyasaya sürülmüş malı veya hizmeti alırken aldanıp aldanmayacağının tespiti gerekeceği, haksız rekabet için karışıklığın fiilen gerçekleşmiş bulunması değil, aksine bunun tehlikesinin bulunması bile yeterli kabul edileceği, davalı yanın, müvekkilinin 1997 yılından bu yana fiilen kullandığı, 2002 yılında ticaret unvanı ve ilki 2009 yılında olmak üzere marka olarak tescil ettirip kullanımını devam ettirdiği, .... ibare ve ¸ biçimli marka ve eser ile internet alan adına yönelik bilinçli, karışıklık yaratacak işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzerini ve aynısını "..." ibare ve ¸biçimli markayı tescil ettirmesi ve kullanması, tamamen haksız gelir elde etme ve müvekkiline zarar verme amaçlı olduğu, bu davranışın ticari dürüstlüğe aykırı olduğu, davalı yanın bu eyleminin 6102 sayılı TTK'nın 55/(1)a, 4. Maddesinde yazılı “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulama olduğu açık olduğu, açıkladıkları olgu ve hukuki dayanaklar karşısında, müvekkilin 6102 sayılı TTK’nın 5.madde hükmü uyarınca davacının haksız rekabetinin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu cümleden olarak davalının 04.04.2024 tescil tarihli ...başvuru numaralı "özel amasya fen bilimleri eğitim kurumları" ibareli markalarının hükümsüzlüğünü talep etmesi yasal bir hak olduğu bu nedenle davalının sayılı markasının “haksız rekabetinin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması” talebine bağlı olarak hükümsüzlüğüne karar verilmesi şartlarının oluştuğu, neticeten açıkladıkları ve resen nazara alınacak diğer sebeplere binaen, müvekkilinin eser ile marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, kötü niyetli tescil ürünü davalıya ait 04/04/2024 tescil tarihli ...başvuru numaralı "..." ibareli ....sınıf ürün ve hizmetleri içeren markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı adına tescilli 04/04/2024 tescil tarihli ... başvuru numaralı "..." ibareli markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, tüm yargılama giderleri ve ücreti vekalet davalıya yüklenmesine karar verilmesini müvekkili şirket adına talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Dava dilekçesinde davacının kendisine ait "..." markası ile davalı müvekkili şirketin "..." olarak kullandığı işletme adının iltibas oluşturacak şekilde ticaret unvanıyla aynı alanda faaliyet gösterdiği iddia edilerek markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği hususların tamamının gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun olup davanın reddi gerektiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/1 gereği "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya öncelik tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescli edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere halk tarafından karaştırılma ihtimalinden (iltibas) bahsetmek için karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerektiği, davaya konu markalar ve işaretler arasında herhangi bir benzerliğin mevcut olmadığı, markalar arasındaki karşılaştırma, her bir markanın bir bütün olarak incelemek şeklinde yapılması gerektiği, bazı durumlarda bileşke markayı oluşturan öğelerden biri, bileşke markanın kamunun ilgili kesiminde yarattığı bütüncül algıda baskın konumda bulunabileceği, davacı tarafından "..." ibareli markasının gerekçe gösterilerek itiraz edilmiş ise de benzer olan tek kelime "..." kelimeler olduğu, "..." ibaresinin "..., doğa bilimleri veya fenni bilimler; insanların maddesel çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği teknolojik bilgileri kapsayan akademik disiplinler grubu" anlamına gelmesi sebebiyle düşük ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, bilim adı olduğu ve anlamı itibari ile davacının tekeline bırakılamayacağı değerlendirildiğinde ve bu kelime kamunun ilgili kesiminde yarattığı bütüncül algıda baskın konumda da yer almadığından davacının özellikle bu ibarelere dayanarak işbu davayı açmasının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kullanılacağı mal veya hizmetleri tanımlayan, betimleyen kelimeleri içeren işaretler, ayırt edici niteliği olmadığından marka olarak tescil edilemeyeceğini, 556 sayılı KHK'nin 7/1-c maddesinde "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren" işaretlerin marka olarak tescil edilmesinin mümkün olmadığı belirtildiği, bir mal veya hizmetleri tanımlayan, betimleyen kelimeleri içeren işaretler ayırt edici niteliği sahip olmadıkları için marka olarak tescil edilemedikleri, kullanılacağı bu mal veya hizmetler çağrıştıran işaretlerin marka olarak tescilinin mümkün olacağını, böyle bir marka ise ayırt ediciliği zayıf olduğundan bu markayı seçen kişinin, normalde iltibas teşkil edeceği benzerliklerinin başkası tarafından kullanılmasına katlanmak zorunda kaldığı, "...." ibaresinin "..., doğa bilimleri veya fenni bilimler; insanların maddesel çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği teknolojik bilgileri kapsayan akademik disiplinler grubu" anlamına gelmesi sebebiyle düşük ayırt edici niteliğe sahip olduğu, vasıf bildirici bir kelime olduğu ve anlamı itibari ile davacının tekeline bırakılamayacağı değerlendirildiğinde davacı bu kelimenin başkaca kullanımlarına katlanmak zorunda olduğu, markaların düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirildiğinde, örtüşmeyen bileşenlerin markanın genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanacağını, örtüşmeyen bileşenlerin farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınacağı, müvekkilinin kullanmış olduğu marka ismi "..." ismi eklenerek yazıldığı, davacının kullanmış olduğu marka isimlerinden böyle bir ek bulunmadığı, aralarında tamamen farklılıklarının mevcut olduğu, markaların genel anlamları birbirlerinden tamamen farklı olduğu, "..." ... Merkezde faaliyet gösterdiği anlamına geldiği, bu sebeple markalar arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde herhangi bir benzerlik bulunmadığı, markalar arasında kısmen sescil benzerlik olsa da, farklı kelime ve işaretlerin markayı görsel olarak farklılaştırdığını, davaya konu markaların ortalama tüketiciler nazarıyla bakıldığında ilk bakışta herhangi bir iltibas incelemesine gerek kalmayacak şekilde aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, ek kelimeler ve şekiller markaları ayırt edilemeyecek kadar benzer veya aynı olmaktan kurtardığı, bu itibarla 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi anlamında markalar arasında aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı açıkça anlaşılacağı, 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi kapsamında, markala ait mal ve hizmet listelerinde yer alan mal ve hizmetlerin "aynı veya benzer" olup olmadığının değerlendirilmesine, ham madde mamul ilişki, pazarlama koşulları, amaçları, satış sonrası servi ve onarım süreçlerinde ortaya çıkan müşteri çevresindeki ayniyet, piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirleri yerine ikame edilebilme ve rekabet edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, dağıtım kanalları, kullanım yöntem ve amaçları ile hedeflenen halk kesimleri gibi hususların dikkate alınması gerektiği, müvekkilinin açık şekilde yazılı adreste eğitim faaliyetleri hizmeti verdiği, davacı hiçbir şekilde davacının faaliyet gösterdiği illerde aynı isimle faaliyet göstermediği, davacı tarafından "..." isminin kendilerine ait marka olduğunun iddiasının kabul edilemez bir durum olduğu,... adı davacı şirkete özgün bir isim olmadığı, "..." geçmişte var olmuş, gelecekte de var olan bir isim olduğunu, davacı şirket tarafından kullanıldığı iddia edilen logo ise müvekkili şirketçe 20/03/2024 tarihinden bu yana kullanılmadığı, müvekkili şirketçe kullanılan logo dilekçelerinde belirttikleri, işbu logoya ilişkin olarak Türk Patent ve Marka Kurumundan alınan... sayılı ve 20/03/2024 tarihli belge dilekçe ekinde sundukları, işbu davanın davacı tarafından haksız ve kötü niyetli bir şekilde açıldığı, açıkladıkları ve izah ettikleri sebeple davacı tarafın haksız ve kötü niyetli açılmış davasının ve tüm taleplerinin öncelikle usulden ve mahkeme yargılamaya devam edecekse esastan reddi gerektiği, neticeten açıkladıkları ve mahkemece re'sen tespit edilecek hususlar kapsamında, öncelikle davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacının işbu haksız davasının ve tüm taleplerinin esastan reddine karar verilmesini, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 31/07/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı yanın dilekçelerinde tanınmış marka iddialarını; faturalar, gazete haberleri ve yazıları, ödüller, sertifikalar, kitap kapak görüntüleri, ...yazışmaları, ... markasına ait ... tarafından yapılan bilinirlik araştırma raporları, yargı kararlarına dayandırdığı, ancak yapmış oldukları incelemelerde her ne kadar davacı yan 16/09/2024 tarihli delil dilekçesinde ilgili evrakları sunduklarını bildirmişlerse de hem fiziki dosyada hem de UYAP kayıtlarında bu belgelerin yüklenmemiş/taranmamış olmasından dolayı inceleme yapılamadığı, ilgili evrakların incelenmesi sonucunda rapor içeriğinde detaylarıyla izah ettikleri koşulların sağlanması halinde davacı markasının tanınmış marka olarak nitelendirilmesi mümkün olup bu hususta takdir ve hukuki yorumun mahkemeye ait olduğu, davalı markasının davacı markalarının hem kelime hem de şekli unsurlarını aynen ihtiva etmesi karşısında markaya eklenen diğer unsurların markaya ayırt edici özellik katmadığı, bu kapsamda davalı markasının davacı markasının asli ayırt edici unsurlarını aynen içermesi, her iki markanın da aynı sınıfta faaliyet göstermesi göz önünde bulundurulduğunda ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği, davalı markasının davacı markası ile irtibatlı olabileceğinin düşünülebileceği ve bu durumun ayırt edilemeyecek derecede benzerlik teşkil edebileceği, böylece SMK 6/1 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı markasını kötü niyetli tescil ettiği iddialarının değerlendirilmesi hukuki yorum gerektiğinden bu değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı markasının davacı markasıyla ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede benzer olduğu görüş ve kanaatleri doğrultusunda davalının bu eylemlerinin davacı markalarına tecavüz teşkil ettiğinin değerlendirilebileceği, davalı yanın markasının karşı davacı yanın markalarına tecavüz teşkil edeceği görüşleri çerçevesinde davalı yanın markasal kullanımlarının nihai tüketiciyi yanıltabileceği göz önünde bulundurulduğunda ilgili kullanımların davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği ancak Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 14/03/2022 tarih, ... E.... K. sayılı kararı ile, markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı SMK hükümleriyle korunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1-a-4 bendinin "başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiillerini haksız rekabet olarak kabul ettiği ancak "ad, unvan ve marka" kavramlarına bilinçli bir şekilde yeni düzenlemede yer verilmediği, markaların SMK kapsamında korunması sebebiyle bunların bir kez de yeni TTK'nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağı şeklindeki içtihat değişikliği karşısında nihai takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatlerine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava: TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir. Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar. 6769 sayılı SMK'nın 5.maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez: a) 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler. b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler. c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. ç) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler. d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. (3) Bir marka başvurusu, önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin Kuruma sunulması hâlinde birinci fıkranın (ç) bendine göre reddedilemez. Muvafakatnameye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. 6769 sayılı SMK'nın 6.maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. 6769 sayılı SMK'nın 25.maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. (6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. (7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır. Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. SMK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu raporu ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde: TPMK nezdinde..., ..., ... numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu, TPMK nezdinde ... numaralı markanın davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davalı markasının davacı markalarının hem kelime hem de şekli unsurlarını aynen ihtiva etmesi karşısında markaya eklenen diğer unsurların markaya ayırt edici özellik katmadığı, bu kapsamda davalı markasının davacı markasının asli ayırt edici unsurlarını aynen içermesi, her iki markanın da aynı sınıfta faaliyet göstermesi göz önünde bulundurulduğunda ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği, davalı markasının davacı markası ile irtibatlı olabileceğinin düşünülebileceği ve bu durumun ayırt edilemeyecek derecede benzerlik teşkil edebileceği, böylece SMK 6/1 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı markasının davacı markasıyla ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede benzer olduğu görüş ve kanaatleri doğrultusunda davalının bu eylemlerinin davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılarak davanın kabulü ile TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı .... Sınıf ürün ve hizmetleri içeren markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-DAVANIN KABULÜNE; -TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı ... Sınıf ürün ve hizmetleri içeren markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, -Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine, -... tescil numaralı markanın 3. şahıslara devrinin önlenmesine yönelik verilen tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar aynen devamına, 2-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yaptığı; 427,60 TL başvuru harç, 427,60 TL peşin harç, 320,00 TL posta, tebligat ve müzekkere masrafı, 12.000,00 bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.175,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/11/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/146, K. 2025/211, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-146-e-2025-211-k-c5e578f90632