İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/1367 E. 2025/692 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1367
- Karar No
- 2025/692
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1367 Esas - 2025/692
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2024/1367 Esas KARAR NO : 2025/692
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/11/2024 KARAR TARİHİ: 19/06/2025 K. YAZIM TARİHİ: 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında klavuz, pafta alım satımından kaynaklanan ticari ilişki olduğunu ve davalı şirketinin satın alınan malların bedelini belli aralıklarda .../.../... tarihinde 100.000,00-TL, .../.../... tarihinde 30.000,00-TL 'yi davacı hesabına göndererek ve .../.../... tarihinde .../.../... vade tarihli 200.000,00-TL bedelli çek ile kısmi ödeme yaptığını, ancak müvekkil şirkete hesaplamalar sonucunda kalan borç tutarı olan 81.072,78-TL'nin ödenmediğini, bu durumu davalı şirket ile çok defa görüşmüş olmasına rağmen davalı şirketin ... Enstitüsünden ihale alamadığı gerekçesiyle ödeme yapamacağını bildirdiğini, bildirilen ödemeler dışında davalı tarafça başka ödeme yapılmadığını, bu sebeple müvekkilince kalan borç bakiyesi olan 81.072,78-TL bedelli borçların tahsili amacıyla ... ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itirazının kötü niyetli olduğunu, ödemelerin eksik yapılmasının banka hesaplarıyla açıkça görüldüğünü, davalı tarafın düzenlenen faturalara ilişkin TTK m.21/2 gereği itirazda bulunmadığını tüm bu nedenlerle ... ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı icra takibine davalı borçlu şirket tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itirazın iptaline karar verilmesini, davalının haksız ve kötü niyetle yaptığı itiraz nedeniyle İİK. m.67 uyarınca hükmolunacak alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : ... ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, faturalar, vergi dairesi kayıtları, BA-BS formları, 31/05/2025 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, faturadan kaynaklı başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkememizce davacının tacir olup olmadığının tespiti amacıyla yapılan araştırma sonucu ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün .../.../... tarihli cevabi yazısında; davacının .../.../.... tarihinde metallerin makinede işlenmesi işi ile ilgili olarak faaliyete başladığı, halen mükellefiyetinin devam ettiği, bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirilmiş, dolayısıyla tacir sıfatına haiz olduğu anlaşılmıştır. ... ... İcra Müdürlüğünün .../... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine ../../... tarihli ödeme emri ile 71.718,00 TL asıl alacak, 9.354,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 81.072,78 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya .../.../... tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin .../.../... tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın .../.../... tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturadan kaynaklanan toplam 81.072,78 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır. Taraflara ticari defter kayıtların dosyaya sunumu veya bulundukları yerin bildirilmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulundukları adres bildirilmiş, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar dosyaya sunulmadığı gibi bulundukları yerle ilgili olarak da herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Dosyaya kazandırılan 31.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Raporda davacının 2024 yılı defterleri incelenmiş olup açılış ve kapanışlarının zamanında yapılmış olduğu görülmüş olup, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, dava konusu işlemle sınırlı olarak yapılan incelemede, usul yönünden bir aykırılığın olmadığı ve ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, faturaların usulüne uygun olarak kayıtlara alınmış olduğu, dava konusu faturalara ait dava tarihi itibariyle davalı firmanın 71.718,00.-TL bakiyesinin bulunduğu, taraflar arasında yapılan bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, icra tarihine kadar hesaplamalar sonucu 71.718,00.-TL tutarın 12.717,99.-TL temerrüt faiz ile birlikte toplam 84.435,99.-TL olduğu, icra tarihine kadar hesaplamalar sonucu 71.718,00.-TL tutarın 11.923,12.-TL merkez bankası TL mevduatına 1 yıla kadar devlet bankalarınca ödenen azami faiz oranı ortalaması ile birlikte toplam 83.641,12.-TL olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Uyuşmazlık, davacı yanın takip çıkışı kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2024 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. Davalıya verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından ve bulundukları yerin adresi de bildirilmediğinden davacı yanın defter ve kayıtları ile mahkememiz dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı yan faturadan kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunu iddia etmiş, incelenen davacı yan defter ve kayıtları ile tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarındaki bildirimlerinin örtüştüğü görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla davacı adına uyuşmazlık dönemine ilişkin 2 adet fatura karşılığı mal alım bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır. Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik:22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamaktadır. Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 71.718,00TL kadar alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, temerrüte düşürücü bir belge dosya kapsamında bulunmadığından işlemiş faiz talebi yönünden davanın reddine, ... ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın belirtilen miktar üzerinden iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; Davalının ... ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin 71.718,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-71.718,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 4.899,06 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.384,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.514,53 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.000,00 TL'nin, 2.653,84 TL sinin davalıdan, 346,16 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 1.384,53 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.872,93 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 113,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 5.113,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 4.523,47 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/06/2025
Katip ... Hakim ... e-imza e-imza