İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/134 E. 2024/325 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/134
- Karar No
- 2024/325
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/134 Esas - 2024/325 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/134 KARAR NO : 2024/325
DAVA : Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ : 20/03/2024 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2024
TALEP: Davacı vekili 20/03/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin .... (...) nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... yayınlanması üzerine davalı şirketin .... sayılı ve "...", "... ..." ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ... (...) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının benzer olmadıklarını, fonetik olarak farklı olduklarını, "..." markası için her ne kadar her iki marka arasında yalnızca bir harf farklı gibi görünse de kelime, sonunda mevcut olan "o" harfi ile fonetik olarak önemli bir farklılık kazandırdığını, markaların görsel olarak da farklı olduklarını, müvekkili markasında sarı bir fonun yer aldığını, markalardaki “i” harflerinin farklı tasarlandıklarını, aralarında hiçbir bağlantı olmadığını, ...'ın ...'da bulunan bir şehrin ayrıca İran'da bulunan bir eyaletin adı olduğunu , ... ise araştırıldığında spesifik bir anlamının bulunmadığını, müvekkili markasının zaten 30. sınıfta tescilli olduğunu, 35. sınıfta da tescil koruması almak istediğini, davalı yanın markalarının 30. sınıfta tescilli olmadığını, ileri sürerek ...’in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı Kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirkete dava dilekçesi ve diğer belgeler usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davaya cevap vermemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR: Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı iddiasının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 21/02/2024 Olduğu, 20/03/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ: Dava konusu ... ibaresinin 35. sınıf hizmetleri kapsar şekilde 27.06.2022 tarih ve ... sayı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 13.07.2022 tarih ve 400 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği görülmüştür. Anılan karara karşı davalı tarafça önceki tarihli markalarına dayalı olarak itirazda bulunulduğu, ...’nın 17.04.2023 tarihli kararı neticesinde, davalı itirazlarını haklı gördüğü ve başvurunun reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Bu karara karşı davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine ... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun.... sayılı ve "...", "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Bilindiği üzere 6769 s. Kanun'un 6 ncı maddesi (1) inci fıkrası "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmüne amirdir. Bu bağlamda, bahsi geçen hüküm anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer/ilişkili mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Yargıtay içtihatları ve doktrince de benimsendiği üzere, 6769 s. Kanun'un ilgili hükmü anlamında markaların benzerliğini markanın bütünü itibariyle orta düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırt edici niteliğini ön plana çıkaran unsurlarında aramak gereklidir. Dolayısıyla, benzerlik değerlendirmesinde markanın sadece benzer olan unsurlarını ön plana çıkarıp bu unsurlara vurgu yaparak değerlendirme yapılması kadar, ön planda yer alan asli unsurların göz ardı edilerek farklılıklara vurgu yapılması da markanın temel fonksiyonlarına ve maddenin ruhuna aykırıdır. Bu nedenle, değerlendirmenin, markaların asli ve tali unsurlarının her biri dikkate alınarak, bu unsurların marka üzerindeki fonksiyonları ve hedef tüketici kitlesi üzerindeki etkileri dikkatli bir şekilde değerlendirilerek ve nihai olarak markanın bu unsurların tamamı ile birlikte ve bütünü itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki dikkate alınarak yapılması gerekir. Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ve bilgileri yukarıda verilen markaların benzer oldukları ve aynı/aynı tür/ilişkili malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiş olduğundan markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu kanaatine varılmış ve ... kararı yerinde görülmüştür. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Başvuru Markası Davalı Markaları "..." "...", "... " (...) (....) 35. sınıf. 35. sınıf.
Bilirkişi heyetinden alınan alınan 13/08/2024 havale tarihli raporda özetle; "- Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35.sınıf hizmetlerin tamamının, davalı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında yer alan hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, - Ayrıntıları rapor kapsamında açıklandığı üzere taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunduğu, bu haliyle ... neticesinde ulaşılan kanaate heyetimizce de varıldığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A. Mal/Hizmet Benzerliği Kapsamında Yapılan Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve ... sayılı davacı başvurusu 35. Sınıfta reddedilen hizmetler şunlardır: "(35-1) Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. (35-2) Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. (35-3) İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. (35-4) Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır. İtiraza dayanak .... sayılı davalı markalarının kapsamında 35. Sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin bulunduğu gözlenmektedir. Bu doğrultuda, dava konusu başvuru kapsamında reddedilen 35. sınıf 01-04 alt grubunda yer alan hizmetlerin tamamının davalı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamında aynı sınıf ve alt grupları içerir şekilde mevcut olan hizmetler ile aynı - aynı tür ya da benzer olarak değerlendirilebilecek hizmetler olup bu bağlamda taraf markalarının kapsamları itibariyle ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın birbiri ile doğrudan rekabet halinde, birbirlerini tamamlayıcı, benzer tüketici gruplarına benzer satış yöntemleri ile sunulan türden mal ve hizmetleri kapsadıkları değerlendirilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 35. Sınıf 1-4 alt grubunda yer alan ilgili hizmetlerin profesyonel iş yaşantısı akışında ihtiyaç duyulan ve profesyonel işletmeler tarafından tüketiciye sunulan nitelikteki muhasebe, iş yönetimi, reklamcılık, ithalat – ihracat vb. sanal ortamda pazaryeri sağlama vb. hizmetlere ilişkin olduğu, tüketicilerin bu hizmetlerden sık ve rutin olarak yararlanmadığı, çoğu zaman muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak ve araştırma yaparak hizmeti sunacak olan işletmeyi belirlediğinden ilgili hizmetler bakımından alıcıların bilinç düzeyi daha yüksek tüketicilerden oldukları değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Taraf markaları incelendiklerinde; dava konusu davacı başvurusuna esas "..." ibaresinin sarı fon üzerine siyah renkte yazılmış bir sözcük markası olduğu, “...” ibaresinin Türkçe bir sözcük olmadığı, ülkemiz tüketicisi tarafından bilinen bir anlamının bulunmadığı, yazımına en uygun şekilde “...” olarak telaffuz edilecek olduğu, markadaki tek asli unsurun bu kelime olduğu değerlendirilmiştir. Davalı yana ait redde gerekçe markalar ise "..." ve "... ..." ibareli markalardır. Her iki markanın da hiçbir figüratif unsur taşımaksızın düz siyah renkte yazılmış sözcük markaları oldukları, ... markasında başkaca hiçbir ek unsurun yer almadığı, “i” harfinin noktasının olağanın dışında bir şekilde yukarı yerleştirilmiş olunmasının marka bütünlüğüne hiçbir katkısı olmadığı, “...” kelimesinin Türkçe olmadığı, ülkemiz tüketicisi tarafından bilinen bir anlamının bulunmadığı, anılan ibarenin Kosovada veyahut İran’da bir şehir ya da eyalet ismi olmasının ülkemiz tüketicisi açısından bir sonuç doğurmayacağı, anılan ibarenin ülkemizdeki tüketiciler tarafından bilinen bir coğrafi yer adını temsil etmediği, davalı yanın diğer markası olan "... ..." şeklindeki markada ise ek olarak yer alan “...” kelimesinin İngilizce “yapmak” anlamına gelmekle birlikte mezkur kullanımda “... yapımı” gibi bir anlamı verme amacıyla kullanıldığı anlaşılmıştır. Redde gerekçe her iki markanın da münhasıran asli unsuru “...” kelimesidir. Bu bağlamda tespiti gereken husus, taraf markalarının bütünsel algıları itibariyle yukarıda tespit edilen tüketici grubu nezdinde, iltibasa yol açacak bir benzerlik taşıyıp taşımadıklarıdır. Taraf markaları esasen görsel anlamda karşılaştırılabilir figüratif unsurlar taşımamaktadır. Dava konusu markanın sarı bir fon üzerindeki yazımı marka bütününe herhangi bir ayırt edicilik sağlamamaktadır. Bununla birlikte markaların esas unsurları olan “...” ve “...” kelimeleri, harf dizilim açısından beş ortak harfi birebir aynı sıralamada taşımaktadır ki bu durum kelimelerin bütünsel algılarını güçlü düzeyde benzer kılmaktadır. Zira dava konusu marka altı harften oluşmaktayken davalı yanın redde gerekçe markaları, ortaklığı tespit edilen beş harfin diziliminden oluşmakta, başka bir ifadeyle dava konusu marka, davalı markalarını bütün olarak ihtiva etmektedir. Dava konusu markanın son harfi olan “o” harfi bu algıyı değiştirmemektedir. Bununla birlikte dava konusu markada yer alan bu “o” harfi, markanın “...” şeklinde telaffuzuna yol açarken, davalı markaları “...” şeklinde telaffuz edilmektedir. Taraf markalarının son ses itibariyle işitsel olarak nispeten farklılaştıkları, iki ve üç heceli olarak telaffuz edildikleri görülmekte ise de bu durum kelimeleri benzer olmaktan çıkaracak düzeyde değildir. Karşılaştırılan işaretlerin kavramsal açıdan ise ülkemiz tüketicisi nezdinde bir anlam ifade etmeyeceği, tüketicinin işaretleri yabancı ya da uydurulmuş sözcükler gibi algılayacağı düşünülmektedir. Bu çerçevede taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan karşılaştırılmalarında güçlü bir benzerlik ilişkisi içerisinde oldukları, davalı yanın önceki tarihli markalarının esas unsuru olan “...” kelimesinin, uyuşmazlık konusu hizmetler önceliğinde ayırt edici vasfı yüksek, akılda kalıcı ve ticaret hayatında sıkça karşı karşıya kalınabilecek işaretlerden olmadığı bir durumda, davalı markaları kapsamındaki hizmetler ile birebir aynı hizmetlerde dava konusu marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, işaretler arasında doğrudan yanılgı yaşama riskinin oldukça yüksek olacağı değerlendirilmiştir. Neticeten; dava konusu başvuru kapsamında yer alan hizmetler ile davalı yana ait redde gerekçe markalar kapsamındaki hizmetler arasındaki ilişki ile birlikte taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyinin, markaların birbirlerinin serisi, yeni bir versiyonu olarak algılanmaları ihtimalini ortaya çıkarmasının mümkün olduğu gibi işaretlerin doğrudan doğruya iktisadi kaynakları yönünden karıştırılmalarına da yol açabileceği, bu durumun ise tam olarak karıştırılma ihtimalinin bir karşılığı olduğu değerlendirilmiştir. Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/09/2024
Katip .... e-imzalıdır.
Hakim .... e-imzalıdır.