İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/123 E. 2026/153 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/123
- Karar No
- 2026/153
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/123 Esas - 2026/153 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/123 Esas KARAR NO : 2026/153
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/02/2024 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın iddiaları: Davalı ... tarafından 20.01.2014 tarihinde yapılan .. ili için alternatif içmesuyu kaynağı (baraj) ve hidroelektrik santralı inşaatı işi ihalesini davacıların oluşturduğu ... + ...nın kazanarak taraflar arasında sözleşme imzalandığını, işin yapımı sırasında taraflar arasında "ihalenin gerçekleştirildiği Ocak 2014 ayının temel endeks olarak alınması gerekirken, Aralık 2013 ayının temel endeks alınması sonucu; dört ayrı ödeme emriyle toplam 745,292.58- TL fazla ödeme yapıldığı" yönündeki idare iddiasıyla fiyat farkı uygulaması sebebiyle uyuşmazlık doğduğunu, bu kapsamda davalının 9 nolu hakediş ile 802.560,14 TL (KDV Dahil 947.020,96- TL) bedel kesintisi tahakkuk ettirdiğini, davacı tarafın 9 nolu hakedişi "ihtirazi kayıtla" imzaladığını ve itiraz ettiğini, davalının 31.07.2015 tarihinde kesinti yoluyla bu rakamı tahsil ettiğini, Sakarya 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1162 Esas sayılı dosyasında bu kesintinin istirdatı talebiyle dava açtıklarını ve yargılama neticesinde Sakarya 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2018 tarih 2015/1162 E 2018/264 K sayılı kararın ile 947.020,96 TL nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, bu kararın istinaf ve temyiz süreçlerinden geçerek kesinleştiğini, icra takibi yapılarak bu alacağın 01.06.2022 tarihinde tahsil edildiğini, davalı idarenin yargılama konusu olan 9 nolu hakedişten sonraki hakedişlerde de fiyat farkını, daha önce mahkemece hatalı bulunan usulle (2003-=100 Tablosu uyarınca Ocak 2014 aynı temel indeks almak suretiyle) hesaplamayı sürdürdüğünü, davacı tarafın sonraki hakedişleri de ihtirazi kayıt ile imzaladığını, 06.07.2018 tarihinde geçici kabulü yapılan işin kesin kabulünün 09.07.2021 tarihinde gerçekleştiğini ve Kesin Kabul Tutanağının 14.07.2021 tarihinde ihale onay makamı tarafından onaylandığını, yukarıda bahsedilen ve geri alınan fiyat farkı dışında kalan 768.239,19 TL fiyat farkı alacakları için faiz taleplerini de kapsar şekilde Sakarya 3 İcra Dairesinin 2022/7093 E sayılı dosyası üzerinden 20.05.2022 tarihinde ilamsız takip başlattıklarını, bu takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali için Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/819.E sayılı dosyasında 750.000.TL anapara ve 10.000.TL işlemiş faiz yönü ile kısmi itirazının iptali davası açtıklarını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini ıslah ettiklerini, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.12.2023 tarihinde verdiği karar ile Sakarya 3. İcra Müdürlüğü 2022/7093.E sayılı dosyaya yapılan itirazın kısmen iptaline icra takibinin 750.000,00 TL asıl alacak 10.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 760.000,00 TL üzerinden devamı ile bu alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faiz oranının işletilmesine karar verdiğini, ıslah ile ileri sürülen fazlaya ilişkin istemin ( 18.239,19 TL asıl alacak ve 585.322,64-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 603.561,83 TL ) ise itirazın iptali davasında öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması sebebiyle usulden reddedildiğini, usulden red edilen bu alacak kalemleri için eldeki bu davayı açtıklarını, dava öncesinde yaptıkları arabuluculuk başvurusunun anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek itirazın iptali davasında usulden reddedilen 18.239,19.TL anapara ve 585.322,64.TL işlemiş faiz alacağının anapara alacağına temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf; Dava konusu alacak taleplerinin Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2022/7093 Esas sayılı ilamsız icra takibine ve itirazın iptali davasına konu olduğunu, bu itirazın iptali davasının henüz kesinleşmediğini, derdestlik bulunduğunu, dayanak ihale sözleşmesi kapsamında kesin hesabın yapıldığı tarih nazara alındığında eser sözleşmelerindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiğini, hakedişlerin sözleşme hükümlerine ve mevzuata uygun yapıldığını, “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların” yürürlük tarihinden sonra akdedilecek sözleşmelere uygulanmak üzere 31.08.2013 tarih ve 28751 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlandığını ve Yeni fiyat farkı esaslarının yürürlük tarihinin 29.11.2013 olarak belirlendiğini, aynı Esasların “Geçiş hükümleri” başlıklı maddesinde; “İlanı veya duyurusu, bu Esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan ihalelerde fiyat farkı, 24/12/2002 tarihli ve …. sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan …. Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar’ a göre hesaplanır” hükmü yer aldığını, dava konusu ihalenin ilan tarihinin 17.12.2013 olduğunu, bu hüküm uyarınca yeni fiyat farkı esaslarının uygulanmasının gerektiğini, tip sözleşmede fiyat farkı hesaplamasında kullanılacak baz tablonun belirtildiğini ancak hesaplama yöntemine ilişkin usullerin sözleşmede yer almadığını, bu sebeple hesaplama yönteminde zorunlu olarak uygulanacak usulün yürürlükte olan kararname ile belirlendiğini, dava konusu bakımından yürürlükte olan 2013/5217 sayılı kararnamenin idareleri bağlayıcı nitelikte olduğunu, fiyat farkının yeni esaslarda öngörülen yöntem ve esaslara göre belirlenmesinin zorunlu olduğunu, Hesaplamada baz alınan tablonun sözleşme gereği (1994=100) olduğunu, Sayıştay incelemesi sonucunda fiyat farkı hesaplama şeklinden dolayı kamu zararı oluştuğunun tespit edildiğini ve bu doğrultuda yürürlükteki uygulama esaslarına göre hesaplama yapıldığını, hakedişlerin yüklenici tarafından imzalandığını, hesaplamada hata bulunmadığını, sözleşme ve mevzuat gereği hesaplama usulünün baz alınan tabloya göre değil, uygulanması zorunlu olan fiyat farkı hesabında uygulanacak esaslara göre yapıldığını, idarenin taktir yetkisinin bulunmadığını, ticari faiz talep edilemeyeceğini, temerrüt koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Mahkememizin 20.12.2023 tarihli 2022/819.E 2023/664 karar sayılı ilamı ile -itirazın iptali davasında öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle- usulden reddedilen ( Sakarya 3. İcra Müdürlüğü 2022/7093.E sayılı dosyasında icra takibine konu yapılmış olan) 18.239,19.TL fiyat farkı anapara ve 585.322,64.TL fiyat farkı işlemiş faiz alacağının bulunup bulunmadığı, anapara alacağı yönünden ayrıca reeskont faizi talep edilip edilemeyeceği hususlarındadır. Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davalı İdarece 17/12/2013 tarihinde ilan edilen ve 20/01/2014 tarihinde 4734 sayılı Kanunun 19. Maddesine göre açık ihale usulü ile gerçekleştirilen 2013/187296 İhale Kayıt Numaralı "... ve ...' yapım işi için ihalesinde en avantajlı teklifi sunan davacı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı ile İdare arasında 60.822.198,00 TL bedelli 03/04/2014 tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi imzalanmış olup, davacılar yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında anılan işe ilişkin olarak 30 hakediş düzenlendiği, fiyat farkı uygulaması kapsamında ödemeler yapıldığı, ilk 6 hakedişte yapılan fiyat farkı ödemesinin 802.560,14-TL fazla olduğundan bahisle fiyat farkı KDV Dahil 947.020,96- TL olarak 9 nolu hakedişten 31.07.2015 tarihinde kesinti yoluyla tahsil edildiği, davacının ilk 6 hakedişe ait bu kesintinin iadesi talebiyle açtığı ilk davanın Sakarya 3. Asliye Hukuk (Ticaret mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2015/1162 Esas 2018/264 Karar sayılı dosyasına konu edildiği ve davacının talebinin mahkemece kabul edilerek kesintinin faiziyle iadesine hükmedildiği, bu kararın istinaf ve temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Sakarya 3. Asliye Hukuk (Ticaret mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2015/1162 Esas, 2018/264 Karar sayılı kararının gerekçesinde 8 nolu hakedişten kaynaklı kesintinin de dava konusuna dahil olduğu belirtilmiş ise de bu ifadenin gerekçedeki hatadan kaynaklandığı, 8 nolu hakedişe ait fiyat farkına ilişkin bir hüküm bulunmadığı değerlendirilmiştir. Davacı diğer 23 hakedişe (7,8,10,11, ... 30 sayılı hakedişlere) ilişkin eksik ödenen fiyat farkı alacağını Sakarya 3.İcra Müdürlüğünün 2022/7093 Esas nolu takibine konu etmiş, bu takibe yapılan kısmi itirazın iptali davası mahkememizin 2022/819 esas sayılı dosyasında görülmüştür. Davacı 750.000,00 TL asıl alacak ve 10.000 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamını talep etmiştir. Davacı itirazın iptali davasını kısmen açtığından ilerleyen aşamalarda bilirkişi raporu sonrasında davacı itirazın iptali talebini ıslah etmiş ve takibin 768,239.19-TL asıl alacak 595.322,64.Tişlemiş faiz üzerinden devamını istemiştir. Yargılama neticesinde ıslahla arttırılan kısım (18.239,19. 18 TL asıl alacak ile 585.322,64 TL işlemiş faiz talebi) itirazın iptali davasında aranan 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi sebebiyle usulden reddedilmiş, taleple bağlı kalınarak 750.000,00 TL asıl alacak ve 10.000 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Bu karar davalı ... tarafından istinaf edilmiş, davacının usulden red kararına karşı istinaf başvurusunun olmadığı görülmüştür. Davalı ... istinaf başvurusu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 17/07/2024 tarihli kararı ile reddedilmiş, Davalı ... 'nin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 10.09.2025 tarihli : 2024/2589 Esas 2025/2837 Karar sayılı ilamı ile istinaf dairesinin kararı onanmıştır. Davacı eldeki bu davada itirazın iptali istemi açısından hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması sebebiyle reddedilen kısma (18.239,19. 18 TL asıl alacak ile 585.322,64 TL işlemiş faiz toplamı 603.561,83 TL) yönelik alacak istemli dava açmıştır. Davalı itirazın iptali davasının henüz kesinleşmediğini dolayısıyla derdestlik bulunduğunu ileri sürmüş ise de; itirazın iptali davasında ıslahla arttırılan kısmın hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddi kararına karşı kanun yoluna başvurulmadığından bu hüküm kesinleşmiş olup eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle derdestlik bulunmamaktadır. Davalı zamanaşımı definde bulunmuştur. Kamu İhale sözleşmeleri Kanununa göre yapılan sözleşmelerde zamanaşımı, kesin kabulün onay tarihi ile kesin hesabın onay tarihinden hangisi sonra ise o tarihten başlar ve 5 yıldır. Kesin Kabulün 09/07/2021 tarihinde yapıldığı ve 14.07.2021 tarihinde ihale onay makamı tarafından onaylandığı anlaşılmaktadır. (davalının cevap dilekçesi ilk sıradaki ekinde 58. Sayfa ) Dava 26/02/2024 tarihinde açılmış olmakla 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Mahkememizin 2022/891 esas sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi ve alınan 09/08/2023 tarihli rapor ve 19/11/2023 tarihli ek rapor talep açısından hüküm kurmaya yeterli ve elverişli bulunmuş, bu raporun aynı taraflar arasındaki itirazın iptali davası kapsamında alınmış olması itibariyle usul ekonomisi de dikkate alınarak tekrar rapor alınması lüzum görülmemiştir. Bu raporlarda temerrüt tarihinden itibaren Sakarya 3.İcra Müdürlüğünün 2022/7093 Esas nolu takip tarihine 20/05/2022 kadar faiz hesaplaması yapılmıştır. Yapılan faiz hesaplaması temerrüt tarihi ve faiz türü olarak uygundur. Davacının eldeki bu davada önceki bilirkişi raporu ile belirlenen faiz miktarından daha fazla bir faiz talebi bulunmamaktadır. Davacının talebine dayanak oluşturan icra takibindeki alacak kalemleri bilirkişi raporunda ayrı ayrı belirtilen alacak kalemlerini aşmamaktadır. Dolayısıyla talepten fazlaya karar verilmesi sözkonusu değildir. Temel uyuşmazlık davacının sözleşme gereği hakettiği fiyat farklarının hesaplanmasında 29/11/2013 tarihinde yürürlüğe giren 2013/5217 sayılı fiyat farkı kararnamesinin mi yoksa öncesinde yürürlükte olan 24.12.2002 tarihli ve 2002/5039 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan fiyat farkı esaslarının mı uygulanacağı, 29/11/2013 tarihinde yürürlüğe giren 2013/5217 sayılı kararnamenin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini bertaraf edip etmeyeceği hususunda toplanmaktadır. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık gerek Sakarya 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2018 tarihli 2015/1162 Esas 2018/264 Karar sayılı kesinleşen kararında ve gerekse mahkememizin 20/12/2023 tarihli 2022/819 Esas 2023/664 Karar sayılı kesinleşen kararında çözüme kavuşturulmuştur. Bu kararlarda da belirtildiği üzere; Fiyat farkı; Sözleşme kapsamında yapılan imalatın ihale tarihi ile iş programına göre uygulamasının yapılacağı ay arasındaki fiyat değişimini ifade eder. Fiyat farkı kararnamelerinde belirtilen esaslara göre gerçekleştirilecek hesap sonucunda bulunan tutar, endekslerdeki artış ve azalış oranına göre hakedişe ek olarak ödenir veya kesilir. 4734 sayılı kamu ihale kanununa göre ihale edilen yapım işlerinde uygulanacak fiyat farkına ilişkin esaslar 31.08.2013 tarihinde yayınlanmış olup 29.11.2013 Tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemenin Geçici 1. maddesinde ilanı veya duyurusu, bu esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan ihalelerde fiyat farkı, 24/12/2002 tarihli ve 2002/5039 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Yapım İşlerine İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar”a göre hesaplanır. hükmüne yer verilmiştir. "... ve ... " ihalesi ilk olarak 27/03/2013 tarihinde ilan edilmiş ve bu ihale iptal edilmiş, aynı iş ikinci olarak 14/10/2013 tarihinde ilan edilmiş ancak bu ihale de iptal edilerek üçüncü kez 17/12/2013 tarihinde ihale ilanı yapılarak 20/01/2014 tarihinde ihale davacılar tarafından kazanılmıştır. İhale öncesinde ihale isteklilerine ilan edilen idari şartnamenin 45.3.1 maddesinde de " Fiyat farkı hesaplanacaktır. Fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak ... tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo-2: Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun Genel satırındaki sayı esas alınacaktır" denilmiş ve ihaleye katılacaklara bu husus açıkça bildirilmiştir. İhale sonrasında taraflar arasında düzenlenen 03/04/2014 tarihli sözleşmenin 14.2 maddesinde "Fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak ... tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo-2: Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun Genel satırındaki sayı esas alınacaktır" hükmüne yer verilmiş ve devamında 14.3 maddede "Sözleşmede yeralan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz" denilmiştir. Böylelikle ihale öncesinde ilan edilen fiyat farkı şartları sözleşmeye dercedilerek taraflar arasında uygulanması gereken bir hüküm haline getirilmiştir. 31/12/2002 tarihli 3. Mükerrer Resmi Gazetede yayınlanarak 01/01/2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Yapım İşlerine İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar” ın fiyat farkı hesabı başlıklı 6. maddesinin son iki fıkrasında "Yukarıdaki indekslerden birinin veya birkaçının sözleşmenin uygulanması sırasında Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından değiştirilmesi halinde, değiştirilen indekse eşdeğer yeni bir indeks belirlenir ise bu indeks; yeni bir indeks belirlenmez ise, Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo- 2 : Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun “Genel” satırındaki sayı, esas alınarak fiyat farkı hesaplanır. Ancak, idari şartname ve sözleşmede bu Esaslara göre fiyat farkı verileceği belirtilmesine rağmen, ihaleyi yapan idare tarafından ihale dokümanında işin niteliğine ve gereklerine göre a, b1, b2, b3, b4, b5 ve c sabit katsayıları için toplamları bire (1.00) eşit olacak şekilde herhangi bir ağırlık oranı temsil katsayısı belirlenmemiş ise, fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak yukarıdaki indeksler yerine, ... tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo- 2 : Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun “Genel” satırındaki sayı esas alınır." denilmiştir. Davalının uygulanmasının gerektiğini savunduğu ve 29.11.2013 tarihinde yürürlüğe giren 4734 sayılı kamu ihale kanununa göre ihale edilen yapım işlerinde uygulanacak fiyat farkına ilişkin esaslarda ise yukarıdaki ifadeye yer verilmemiş, 5. maddenin son fıkrasında "Yukarıdaki endekslerden birinin veya birkaçının sözleşmenin uygulanması sırasında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından değiştirilmesi halinde, değiştirilen endekse eşdeğer yeni bir endeks belirlenir ise bu endeks; yeni bir endeks belirlenmez ise, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık yayımlanan 2003=100 Temel Yıllı Üretici Fiyatları Alt Sektörlere Göre Endeks Sonuçları Tablosunun “ÜFE Genel” sütunundaki sayı, esas alınarak fiyat farkı hesaplanır." denilmiştir. Görüldüğü üzere taraflar arasında düzenlenen ve tarafları bağlayan sözleşmede ve davacıyı ihaleye sevkeden ihale ilanında yeralan şartnamede fiyat farkı hesaplanması başlıklı hükümlerinde; 24/12/2002 tarihli ve 2002/5039 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan önceki Fiyat Farkı Esaslarındaki "fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak yukarıdaki indeksler yerine, ... tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo- 2 : Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun “Genel” satırındaki sayı esas alınır." ifadesine aynen yer verilmekle fiyat farkının hesaplanmasında 24/12/2002 tarihli ve 2002/5039 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Yapım İşlerine İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar”ın uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5 Hukuk Dairesinin 2024/609 Esas 2024/1128 Karar sayılı 17/07/2024 tarihli kararında; "4734 sayılı Kanun kapsamında gerçekleşen ihalelerde şartname itiraz süresi öngörülmüş olup, bu süre içerisinde itiraz edilmeyen şartname hükmü kesinleştiğinden sözleşmenin uygulanmasına esas hüküm niteliği taşımaktadır. Uyuşmazlığa konu olayda şartname süresi 4734 sayılı Kanunun 54, 55 ve 56 maddelerinde 10 gün olarak belirlenmiş olup, bu süre içerisinde değiştirilemeyen veya itiraz edilmeyen şartname ve sözleşme hükümleri kesinleştiğinden, sözleşmenin uygulanmasının kesinleşmiş ve imzalanmış sözleşme hükümleri çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 18/09/2007 tarih ve 2006/4345 Esas, 2007/5425 Karar sayılı kararında “Türk Hukuk Siteminde akit serbestisi (=sözleşme özgürlüğü) asıldır. Bu kural dayanağını Anayasanın 13 ve 48. maddelerinden alır. Kişinin temel haklarından olan sözleşme özgürlüğü ile kastedilen ise, tarafların yapacakları sözleşmelerinde içerik ve koşulları diledikleri biçimde saptamada serbest olmalarıdır. Kuşku yok ki; bu özgürlük de yasaların gösterdiği sınırlar içinde kullanılabilir. Eğer sözleşmede işin bedeli için bir fiyat şekli kararlaştırılmış ve bu fiyata başkaca fark verilemeyeceği hükme bağlanmışsa, yüklenici eseri bu fiyatla yapmak zorundadır. Aksi taktirde, sözleşmeden beklenen yarar dengesi bir taraf lehine bozulur. Sözleşmede böyle bir hüküm varken de tek taraflı fiyat farkı istemek sözleşme özgürlüğü prensibine uygun düşmez ve Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüst davranma kavramıyla bağdaşmaz.” ifadelerine yer verilmiştir. Sayıştay’ın rolü, Anayasamızın 160’ncı maddesine göre; “Mahalli idarelerin hesap ve işlemlerini denetlemek ve kesin hükme bağlamak ve sorumlukların hesap işlemlerini kesin hükme bağlamak”tır. Keza; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun, 29/06/2011 tarihli, 2011/4-206 Esas, 2011/461 Karar sayıl kararında, Sayıştay’ın yüksek mahkeme sayılamayacağı, bu nedenle kararlarının, yargısal anlamda kesin hüküm mahiyetinde olmayacağı görüşü benimsenmiştir ve bu içtihat halen geçerlidir." denilmiştir. Kamu ihale kanununa tabi bir sözleşmenin idare ile imzalanması anından itibaren taraflar arasındaki ilişki özel hukuk hükümlerine tabi olmaktadır. Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (... -...) ve sözleşme serbestliği ilkeleri benimsenmiştir. Bu ilkeler çerçevesinde, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir sonucudur. Davalı idare; ihale ilanı ve sözleşme tarihinde yürürlükte olan yeni fiyat farkı esasları yerine önceki fiyat farkı esaslarının uygulanacağını bizzat kendisi tarafından hazırlanan sözleşme metnine yazdıktan sonra hata yapıldığı gerekçesi ile tek taraflı olarak sözleşme hükmünü değiştiremez. Sayıştayın bu konuda vermiş olduğu hüküm idarenin görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin olup davacıların taraf olduğu sözleşmeyi bertaraf edecek özellikte değildir. Aksini kabul, genel hukuk kuralları olan sözleşmeye bağlılığın ve hukuki güvenliğin ve dürüstlük kuralının açık ve ağır bir ihlali olacaktır. Ayrıca taraflar tacir olup, sözleşmenin hazırlığında kurulmasında ve edimlerin ifasında basiretli davranmak zorundadırlar. Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 2016/18150 Esas 2017/3963 Karar sayılı ilamı bu uyuşmazlık yönünden emsal mahiyetindedir. Açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne, asıl alacağa dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kabulüne, 18.239,19-TL asıl alacak ve 585.322,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 603.561,83 TL nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 18.239,19-TL asıl alacağa dava tarihi 26/02/2024'den tarihinden itibaren ticari reeskont faizinin işletilmesine, 2-Alınması gereken 41.229,30 -TL nispi karar harcından peşin alınan 10.307,33 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 30.921,97 TL nispi karar harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen değer üzerinden AAÜT uyarınca belirlenen 96.534,15 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan; 427,60 TL başvuru harcı, 10.307,33 TL peşin karar harcı, 107,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 10.841,93-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5- Arabuluculuk dosyasından yapılan ve Bakanlık bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Kararın HMK 321/2 maddesi gereği talep aranmaksızın taraf vekillerine tebliğine, 7-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, karar verildi. 11/03/2026
Katip ... e-imzalıdır
Başkan ... e-imzalıdır