İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1019 E. 2025/76 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1019
- Karar No
- 2025/76
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1019 Esas KARAR NO : 2025/76
DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 04/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirketin .... San. ve Tic. A.Ş. ile İstanbul İli ... İlçesi ... mahalllesi, 678 ada, 2 nolu parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki kayıtlı arsa üzerinde, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği inşaat yaptığını ve inşaatın tamamlandığını, villaların teslim edildiğini, iskanın alındığını, davalı şirket ile yapılan 29.07.2024 tarihli Kat Karşılığı Villa Teslim Tutanağı‘nda yazılı eksik hususların yerine getirilmesinin teminatı olarak taraflarına ... Bankası .... şubesi, ... çek nolu 30.11.2024 keşideli 300.000-TL bedelli çek teslim edildiğini, 29.07.2024 tarihli tutanakta belirtilen işlerin müvekkili şirketçe tamamlandığını, eksikliklerin tamamlanması nedeniyle teminat olarak verilen çeklerin iadesinin defalarca istenmesine rağmen geri iade edilmediğini, Büyükçekmece ... Noterliği 12.11.2024 tarih ... yevmiye nolu ihtarı ile çeklerin iadesinin talep edildiğini, davalı şirketin Silivri ... Noterliği 14.11.2024 tarih ... yevmiye nolu ihtara cevabı ile çeklerin teminaten alındığını kabul ettiğini, ancak çeklerin teminat olarak verilme sebepleri dışında, daha önce temerrüde düşürülmeyen ve teminata konu olmayan gerçeğe aykırı hususlara dayanarak çekleri teslim etmeyeceğini beyanla, protokole aykırı olarak çekleri iade etmediğini ikrar ettiğini, davalı şirketle yapılan 29.07.2024 tarihli Kat Karşılığı Villa Teslim tutanağında yazılı hususlar dışında , herhangi bir alacak ve yapımda eksikliğe ilişkin beyanda bulunulmadığını, bu tutanakta yazılı eksikliklerin davalının kontrol mimarının onayıyla yapılarak tamamlandığını ve eksiksiz olarak kontrol mimarın raporu ile teslim edildiğini, bu nedenle çeke konu borcun bulunmadığını, edimler yerine getirildiğinden, borç doğmadığından teminat olarak tarafa verilen , konusuz kalan çekin müvekkili şirkete teslimini, teslim etmeyip bankaya ibraz etmeleri halinde, karşılıksız yazılmasının şirkete vereceği zararı önlemek için, ödemek zorunda kalacaklarından bu ödemenin borç kabul anlamında olmadığını, ihtarın borcun kabul edilmediğine ilişkin ihtirazi kayıt yerine geçeceği hususlarının Büyükçekmece ....Noterliği ... yevmiye Nolu 21.11.2024 tarihli ihtarı ile davalı şirkete bildirildiğini, çekin teslim edilmemesi üzerine, arabulucuya başvurulduğunu, Arabuluculuk süreci devamı sırasında çekin günü geldiğini ve bankadan tahsil edildiğini, müvekkil Şirket tarafından borcu olmayan çek bedeli 300.000-TL'nin bankada ödenmesi nedeniyle, haksız tahsil edilen ödemenin ödeme tarihi 02.12.2024 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek faiziyle davalıdan alınarak taraflarına iadesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ünvanından da görüleceği üzere adi ortaklık yapısına haiz olduğunu, mevzuat gereğince adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmadığını, adi ortaklıkta, ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından salt adi ortaklık olarak taraf/husumet ehliyeti bulunmadığını, yine aynı şekilde adi ortaklıkta, ortaklardan sadece birinin dava açma hak ve yetkisi ya da birine karşı dava açılması da mümkün bulunmadığını, adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada, ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesi zorunlu olduğunu, ancak davacı tarafın işbu davayı adi ortaklık adına ikame ettiğini, bu sebeple davacının taraf ehliyetinin bulunmadığı göz önünde bulundurularak davanın reddi gerektiğini, adi ortaklıkların tüzel kişiliğinin taraf ve dava ehliyeti bulunmadığı gibi adi ortaklıkların ticari işletmeleri de tüzel kişiliği bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; haksız olarak tahsil ediliği iddia edilen çek bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya iadesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanun'un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örn: Hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir. Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. İki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın (...'nin) tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti de yoktur. Bu nedenle ortaklık adına açılacak davaların adi ortaklığı oluşturan ortaklardan herhangi biri tarafından açılması zorunludur. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen nazara alınır.(Yargıtay 12. HDnin 01/03/2018 tarih, 2016/29666 E- 2018/2161 K sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20 HD'nin 2022/1476 Esas, 2023/1624 Karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD'nin 2022/1445 Esas, 2023/1623 Karar sayılı ilamı, ) Dava dilekçesinde "..."nin davacı olarak gösterildiği, dava dilekçesi ekinde yer alan vekaletnamenin de ... adına düzenlendiği, ortakların da ayrı ayrı vekaletnamede yer almadığı görülmüştür. Bu durumda davacı adi ortaklığın işbu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığı anlaşılmakla açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 5.124,14-TL peşin harçtan mahsubu ile 4.508,74 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa İADESİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden karar verildi. 30/01/2025
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza