İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/951 E. 2025/150 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/951
- Karar No
- 2025/150
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/951 Esas KARAR NO: 2025/150 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28/12/2023 KARAR TARİHİ: 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı Vekili Dava Dilekçesinde; Davacı şirket bir sigorta şirketi olup ---------- ile ----------- Kurulu'ndan aldığı ruhsat ve izinlerle faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, Huzurdaki uyuşmazlık da davacı tarafından davalı sigortalı için düzenlenen ----------- Sigorta poliçesinin prim borcunun davalı şirket tarafından ödenmemesinden kaynaklandığını, Davalı taraf her türlü ihtarımıza rağmen prim borcunu ödememiş ve huzurdaki davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, Davalı --------- Şirketi de davacı şirketten "--------- Sigorta poliçesi" talep eden şirketlerden biri olduğunu, Davalının bu talebine binaen kendisine ---------- nolu ----------- Sigorta poliçesi 26.01.2023 tarihinde tanzim edildiğini, Bahsi geçen poliçelerde toplam brüt prim borcu, 324.311,95 TL peşinat 31.03.2023 tarihinde, 972.933,00 TL'si 30.04.2023 tarihinde, 217.111,03 TL'si 31.07.2023 tarihinde muaccel olmuş, bakiye 651.330,00 TL'nin vadesi de 31.08.2023 tarihinde muaccel olduğunu, Peşinat ödemesinin ve takip eden taksitlerin ve toplam 2.165.685,98 toplam brüt prim vadesi geçmiş olmasına karşın poliçe primlerinin ödenmemesi üzerine davalıya 03.08.2023 tarihli bir ihtarname gönderildiğini, 03.08.2023 tarihli ihtarnamede TTK. M. 1430 ve 1431 hükümleri uyarınca prim borçlarının vadesinin geçmiş durumda olduğu ve ayrıca TTK m. 1431/1 hükmü uyarınca prim ödeme borcu bakımından temerrüde düşmüş olunduğu davalıya bildirildiğini, Davalının prim borçlarını ve taksitleri ödememesi üzerine bu defa davalıya 25.08.2023 tarihli ihtarname gönderilmiş ve ---------- numaralı yangın poliçesinin gün esaslı iptal edildiği ve poliçenin gün esaslı iptali sonrası kalan bakiye borç olan 1.092.178,89 TL bakiye borçlarının ödenmesi gerektiği ihtar edildiğini, Davalı tarafın prim borcunu ödememesi üzerine taraflarınca--------- İcra Dairesinde ---------- Esas Sayılı dosyasında İcra Takibine girişilmiş ve fakat davalı tarafça kötü niyetli bir şekilde bu takibe itiraz edildiğini, Bunun üzerine taraflarınca ticari dava şartı arabuluculuk süreci yürütülmesi için arabuluculuğa başvurulduğunu, Yapılan müzakere süreci sonunda taraflar arasında anlaşma sağlanamadığından arabuluculuk süreci anlaşamama neticesiyle sonlandırıldığını, Son olarak, Davalının icrayı inkar neticesinde davacının uğranmış olduğu zarar, ticari itibar kaybı, reasürans şirketi olan ilişkilerinin bozulması ile davalının kötüniyetli bir şekilde imza itirazına başvurması nedeniyle somut durumun mahiyeti gereği hükmolunacak icra inkar tazminatının asıl alacağın en az %50'si oranında davalıdan alınarakdavacıya verilmesini talep ettiklerini bildirmişlerdir. Davacı Vekili Cevaba Cevap Dilekçesinde; Davalı taraf, ----------Ş’nin bünyesinde, bu şirketler topluluğunun grup şirketlerinden biri olduğunu, Aynı şekilde söz konusu poliçelerin yapılmasına aracılık eden ---------- Şirketi de davalının grup şirketlerinden biri olduğunu, Nitekim ---------Ş’nin internet sitesinde de “Grubumuza ait bütün sigorta işlemleri ile yurtiçi ve yurtdışı sigortacılık faaliyetlerini yürütmek üzere ----------- Şirketi kurulmuştur.” şeklindeki beyanlarıyla, acentenin grup içindeki şirketlerinde ve elbette davalının sigorta sözleşmelerini yapmak üzere yetkilendirildiği ve özel olarak kurulduğu belirtildiğini Davalının bir önceki döneme ilişkin yangın sigortası poliçesi de davacı tarafından düzenlenmiş olup 2023-2024 dönemine ilişkin poliçenin yenilenmesi talebi bizzat davalının grup şirketlerinden olan acentesi tarafından taraflarına iletildiğini, Davalı acentesinin talebi üzerine poliçe 26.01.2023 tarihinde düzenlenmiş ve ilk prim ödemesi de 31.03.2023 olarak belirlendiğini, Daha sonra, davalı şirket, sigorta acentesi üzerinden davacı şirkete sigorta bedeli artırım talebinde bulunulduğunu, Bilindiği üzere sigorta bedeli sigorta sözleşmelerinde son derece önemli olup, sigorta bedelinin sigorta değerinin altında kaldığı durumlarda eksik sigorta gündeme gelmekte olup sigortalılar için elverişsiz durumlara sebebiyet verebildiğini, Bu itibarla sigortalı, eksik sigortaya sebebiyet vermemek amacıyla sigorta değerini arttırmak için bir değerleme raporu alarak bunu davacı şirketle paylaştığını, Bu değerleme raporuna binaen bir zeyilname düzenlenerek, sigorta bedeli davacı tarafından arttırılmış ve sigortalıya ek prim tahakkuk ettirildiğini, Zeyilnamenin düzenleme tarihi 08.05.2023 olduğunu, Görüleceği üzere bütün süreç davalı tarafın, aynı grup şirketlerinden olan ve münhasıran grup şirketlerinin sigorta işlemlerine aracılık etmek üzere kurduğu, yetkili sigorta acentesi üzerinden gerçekleştirildiğini, Dolayısıyla süreçten davalının haberi olmadığı yönündeki beyanlara itibar edilemeyeceğini, Davalı sürecin bu şekilde gerçekleşen işlemesine rağmen cevap dilekçesinde anlaşılmaz açıklamalarda bulunarak gerçekle bağdaşmayan, dürüstlük kuralına ve kanuna aykırı iddialara bulunduğunu, Davalı taraf dilekçesinde TTK m. 1434/2'de yer alan, “Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur.” düzenlemesinden bahisle, prim borcunu ödemediğini ikrar ederek sözleşmeden cayılmış sayıldığını iddia ettiğini, İlk olarak belirtmek isteriz ki davalı taraf dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek prim borcunu ödememek amacıyla açıkça bir hakkı kötüye kullanmaya çalıştığını, Hatta davalının kullanmaya çalıştığı hak esas itibariyle davacıya tanınmış bir hak olup, davalı taraf kendi sebep olduğu olaylardan davacıyı zarara uğratmaya çalıştığını, mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere, her ne kadar prim borcunu ödememiş ve bu durumu dilekçesinde de ikrar etmiş olsa da, sözleşmenin devam etmesine olan iradesini açık bir şekilde ortaya koyduğunu, Bu kapsamda davacıdan zeyilname ile bedel artışı talebinde bulunmuş ve bedel artışına temel teşkil edecek değerleme raporunu da davacı şirkete ilettiğini, Ayrıca prim borcunun ödenmesi için gönderilen maillere de ödemenin yapılacağı, davalının da içinde bulunduğu şirketler topluluğunun zor durumda olması nedeniyle süre talep edildiğini, Dolayısıyla davalı taraf açıkça sigorta sözleşmesinin geçerli olduğunu ve bu sözleşmeyle bağlı olduğu yönündeki iradesini davacı şirket nezdinde gösterdiğini, Hal böyleyken, davalının sigorta sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerekeceğini, TTK m. 1434/2 hükmündeki 3 aylık sürenin vadeden itibaren başlayacağı belirtildiğini, Huzurdaki sigorta sözleşmesinde de ilk prim taksitinin ödeneceği tarih 31.03.2023 olarak belirlendiğini, Dolayısıyla sözleşmenin geçersizliği bu tarihten 3 ay sonra gündeme gelebileceğini, Ancak öğretide de kabul edildiği üzere sigortacı, üç aylık süre içinde cayma hakkından vazgeçtiğini açıkladığı durumda, daha sonra dava veya takip yoluna gitmese dahi, caymış sayılmayacağını, Bi sonucunun meydana gelmesi haktan vazgeçme dolayısıyla artık mümkün y sigortacı, kendisine ait bir hak (sözleşmeden cayma hakkı) üzerindeki tasarruflarında serbest bırakıldığını, Davacı, davalı için zeyilname düzenleyerek cayma hakkını kullanmayacağını beyan ettiğini, Dolayısıyla artık somut olayda cayma sonucunun doğması mümkün olmayacağını, Ek olarak belirtilmelidir ki davacı tarafından düzenlenen zeyilname tarihi 08.05.2023 olduğunu, TTK m. 1434/2'deki 3 aylık sürenin de bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, Bunun yanında, davalının da içinde bulunduğu şirketler topluluğuna dahil olan ----------Ş, prim tahsil etme konusunda yetkilendirilmiş olup bu yetki çerçevesinde kendisiyle yapılan sözleşme uyarınca tahsil edilen primler ----------- ödenecek şekilde davacı şirkete aktarıldığını, Dolayısıyla muaccel hale gelen ve davalı tarafından ödenmesi gereken bedellerin davacı şirkete intikali için 2 aylık ek bir süre daha verilmiş olup, bu süreyle birlikte somut olayda 10. aya kadar primlerin davacı şirkete ödenmesi mümkün olduğunu, Bu denklemde de davalının sözleşmeden cayılmış sayıldığını belirtmesi hukuken de mümkün olmadığını, Zira ödeme için belirlenen sürelerde henüz geçmediğini, Dolayısıyla davacı sözleşme ilişkisini ayakta tutarak riski üzerinde taşımış ve sonrasında sözleşmeyi primlerin ödenmemesi nedeniyle feshederek prim borcunu tahsil etme yoluna gittiğini, Bu kısımda önemle belirtmek isteriz ki davalı taraf prim borcunu ödeyeceğini defaatle belirtmiş olup davacı da buna dayanarak sözleşmeden cayma yoluna gitmediğini, Cayma hakkı esasen sigortacıya tanınmış bir hak olup, sigortacı bu hakkını kullanmayabildiğini, Davacı da zeyilname düzenleyerek bu iradesini açıkça ortaya koyduğunu, Dolayısıyla mevcut durumda sözleşmeden cayılmış sayılması mümkün olmadığını, Ekte sunulan mail yazışmalarından da görüleceği üzere davalı şirketin de içinde bulunduğu şirketler topluluğuna dahil olan ------------ , prim ödemelerinin yapılacağını, grup olarak sıkışık piyasada şirketleri çalışır durumda tutmak için çalıştıklarını bu nedenle biraz daha zaman istedikleri belirttiğini, Bu irade açıklaması karşılığında davacı tarafından sigorta sözleşmesi ayakta tutularak riski üzerinde taşımaya devam edildiğini, Ancak gelinen noktada primlerin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından sigorta sözleşmesi feshedilmiş ve işlemiş günlere göre prim tahakkuk ettirildiğini, Zira davacı, sözleşmenin ifa edileceğine olan güvenle sözleşmeyi ayakta tutarak riski üzerinde taşımış, taşıdığı bu riske karşılık ayırmış ve riskin büyük olması nedeniyle bu riski reasüröre de devrederek reasürans primini de ödediğini, Riskin reasüröre devredildiği de karşı tarafın bilgisi dahilinde olup zeyilnamenin düzenlenmesi sırasında bu konu açıkça bilgilerine de sunulduğunu, Açıklanan nedenlerle, davalının gerek TMK m. 2/2 gerek TTK m. 1434/2'ye aykırı ileri sürdüğü iddiaları geçersiz olup davacının muaccel hale gelmiş prim borçlarının kendisine ödenmesi gerektiğini, Davalı taraf davacıya prim ödemediğini de ikrar etmiş olup, bu itibarla davacı tarafından tahakkuk ettirilen prim borcunun kendisine ödenmesi gerektiğini bildirmişlerdir.Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde; Açılan davayı kabul etmiyoruz. Kabul anlamına gelmemek kaydı ile; davacının iddia etmiş olduğu tüm alacak kalemleri zamanaşımına uğradığını, Husumet itirazları olduğunu, Alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile belirtmek isteriz ki; davalı iddia edilen iş bu borçtan sorumlu olmadığını, İlgili icra dosyası celbedildiğinde de görüleceği üzere iş bu davaya dayanak ilgili dosyada ödeme emrinde ve eklerinde olarak muhtelif belgelere ve poliçelere dayanılmış, yine, eldeki iş bu davada da aynı belgeler yinelendiğini, Belgeler den öte gidemeyen tek taraflı olarak hazırlanıp sunulan, imzası dahi belli olmayan yazılı delil olma niteliği şöyle dursun delil başlangıcı niteliğinde dahi olmayan belgeler olduğunu, Sunulan fotokopi niteliğindeki belgeleri ve içeriklerini kabul etmediklerini, Tek taraflı düzenlenen delil niteliği dahi taşımayan bu belgelerin yazılı delil niteliğinde olmadığı açıkken bunlara itibar edilerek davanın ve taleplerin kabulü hukuken mümkün olmadığını, Sunulan belgelerde atılı imza var ise bu imzaların geçerliliğinin de tetkikini talep ettiklerini, İddiaları kabul anlamına gelmemek kaydı ile belirtmek isteriz ki davacı ile davalı arasında iddia edilen türden bir sözleşme kurulmuş ise, burada sözleşme türünün ve uygulama usulünün dikkate alınması gerektiğini, Bilindiği gibi; Sigorta himayesi, sigorta priminin, taksite bölünmüş ise ilk taksitinin ifa edilmesiyle başladığını, Bunun öncesinde riziko gerçekleşse dahi sigortacının TTK m. 1427 uyarınca ödeme borcu doğmayacağını, TTK m. 1434/TI hükmü de sigorta himayesini başlatacak sigorta priminin ifasında temerrüdün sonuçlarını düzenlediğini, Hükme göre, primin ifasında temerrüde düşülmesi halinde, temerrüt tarihinden itibaren üç ay içinde sigortacı sözleşmeden dönebildiğini, İlgili düzenlemeye göre sigortacı temerrüt anından itibaren üç ay içinde cayma hakkına sahip olduğu gibi, bu üç aylık süre içinde cayma hakkını kullanmasa dahi üç ayın sonunda sözleşmeden cayılmış olur, yani sözleşme geçmişe etkili olarak kendiliğinden sona erdiğini, Dolayısıyla takipte ve davada iddia edildiği gibi prim ödenmemiş ve sigortacı da bu konuda sessiz kalmışsa sözleşme geçmişe etkili olarak sona ermiş olması gerektiğini, Şu halde; olmayan bir sözleşmenin bir borcu da olmayacağından, iş bu davanın reddi ile takibin iptali gerektiğini, Alacağın ve iddiaların varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte icraya konu alacağa uygulanan ve uygulanması talep edilen faizlere ilişkin itirazları da olduğunu, Usulüne uygun yapılmış bir temerrüt olmaksızın işlemiş faiz talep edemeyeceği açık olan davacı/alacaklı takip sonrası için ise en fazla (kabul anlamına gelmemek kaydı ile) yasal faiz talep edebileceğini bildirmişlerdir. Davalı Vekili İkinci Cevap Dilekçesinde; Devamla, davacı bu son dilekçesinde cevap dilekçelerinde borcun ödenmediği yönünde ikrarlarının olduğundan bahsetmiş ise de cevap dilekçeleri tetkik edildiğinde görülecektir ki; ikrara yönelik herhangi bir ifade bulunmadığını, Cevapları, davacının iddiaları üzerinden gidilen, kabul anlamına gelmemek kaydı ile sunulan hukuki beyanlardan ibaret olduğunu, Davacı dilekçesinde ilk prim ödemesine dair ek | de sunduğu belgeye göre ilk prim ödemesinin 31.03.2023 olduğunu ifade etmiş ise de ilgili belgelerin taraflarınca tetkikinden, ilk prim ödemesinin 31.03.2023 değil 26.01.2023 olarak kayıtlı olduğu anlaşıldığını, Karşı yanca dosyaya sunulan söz konusu poliçede sigortacının sorumluluğunun da düzenlenmiş olduğu görüldüğünü, Bu madde içeriğinde "taksitle ödenmesi kararlaştırıldığı takdirde sigorta ettiren ilk taksitin poliçenin teslim edildiği günün bitimine kadar veya vadeleri poliçe üzerinde belirtilen prim taksitlerinin herhangi birini, vade günü bitimine kadar ödemediği takdirde temerrüde düşürür. Temerrüt gününü takip eden 15 gün içerisinde prim borcu ödenmediği takdirde bu müddetin bitiminden itibaren 15 gün süre ile teminat durur. Bu sürenin sonuna kadar prim ödenmediği takdirde sigorta sözleşmesi herhangi bir ihtara gerek kalmadan feshedilmiş olur. hükmü de olduğunu, Bu maddenin olayda uygulanıp uygulanmadığı davacı yanca izah edilmediğini, Kaldı ki anlaşılan odur ki; poliçede tespit edilen dönem aralığında bir zarar da meydana gelmemiş, herhangi bir risk gerçekleşmemiş, bu bakımdan davacının teminat külfeti dahi oluşmadığını, Davacı yanca sunulan mail yazışmalarında genel geçer ibareler mevcut olup eldeki iş bu davadaki taraflara, belgelere yada miktarlara birebir uyan bir ibare /taraf yada miktara taraflarınca rastlanılmadığını, Maillerde kayıtlı isim adres bilgilerinin kim oldukları dahi belli olmadığını, Delil olarak dayanılan bu yazışmaların bu sebeple delil niteliği olmadığını, Davacı yanca sunulan sair hukuki beyan ve iddiaları ise hiç bir surette kabul etmediklerini, Yine kabul anlamına gelmemekle beraber; alacak iddiasının hukuki bir temele dayandırıldığı ihtimalinde, bu kez de talep edilen miktarın neye göre hesaplandığı hususu tartışılmalı olduğunu, Bu husus dahi yargılamaya muhtaç olduğunu, Bu nedenle, yine gerektiğini, Ticari defterlerin de incelenmesi ile görüleceği üzere davalının davacıya bir borcu olmadığını, Bir önceki cevap dilekçemizi de tekrarla davanın reddini talep ettiklerini, Yukarıda izah edilen durumların değerlendirmeye alınması ve ispatlanamamış davanın reddinin gerektiğini, Müvekkile ait ticari defterler davalı fabrika adresinde mevcut olup büyüklüğü ve yeri gözetildiğinde fiilen getirilme durumu da mevcut olmadığını, Bu sebeple talimatla ve yerinde inceleme talepleri olmadığını, Talebimizin kabulü ile defterlerinin yerinde incelenmesine karar verilmesi arz ve talep olunduğunu bildirmişlerdir.Davalı vekilinin bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesinde özetle: raporda açıkça cevap dilekçelerindeki hususların bir kısmı ortaya çıktığını ve ilk prim ödeme tarihleri tespit edildiğini, bu tarihlere göre cevap dilekçelerimizde de özellikle beyan etmiş olduğumuz gibi davacı bizzat kanundan doğan sorumluluklarını yerine getirmediği için iddia ettiği sonuca bizzat kendisi sebebiyet verdiğini, hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, müvekkil ----------ş nin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, husumet itirazımızı özellikle tekrar ettiklerini, davacı iddia ettiği alacağını alamadığını bunun muhattabının müvekkil olmadığını, tacirin tüm defterleri birbirini doğruluyorsa o defterlere kendi lehine olarak dayanılabilir; ancak karşı tarafın defterleri, lehe olarak dayanılan bu defterlere paralel kayıtlar içermiyorsa bu halde, iddia, ispat hukuku ilkeleri gereği, kanıtlanamamış sayılacağını, gelen bu raporda sadece müvekkil ticari defterlerinin incelenmiş olduğu değerlendirildiğini bu nedenle davacı ticari defterlerinin 3s sigorta kayıtları da dahil edilerek incelenmesini beyan ve talep etmiştir.Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde özetle: müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarında da alacaklı olduğumuz hususu net bir şekilde ortaya konulduğunu, bilirkişi heyeti devamındaki incelemelerini iki başlık altında toplandığını, davalı tarafın pasif husumet ehliyetinin olup olmadığının, davacı tarafın poliçeden kaynaklı bakiye borcu talep edip edemeyeceğinin irdelemesi detaylı bir şekilde yapıldığını, heyet davacı tarafın poliçeden kaynaklı bakiye borcu talep edip edemeyeceği yönünden yaptığı değerlendirmesinde de müvekkilimizin dava konusu ettiği alacağını talep etmekte haklı olduğunu tespit edildiğini, müvekkil tarafından sigorta sözleşmesinden cayılmadığı gibi kanuni cayma sonucunu doğuracak bir durum da ortaya çıkmadığını, bu nedenle bilirkişi raporlarıyla haklılığı bir kez daha ortaya çıkmış davamızın kabulünü davalı aleyhine ikame edilen ---------- icra dairesinde ----------- esas sayılı dosyasında icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamını, icra takibine itiraz edilip takip durmuş olduğundan ve alacağımız likit olduğundan alacağın %50’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacı şirket tarafından açılan sigorta prim bedeline dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez. Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. Poliçede temerrüt gününü takip eden 15 gün içerisinde prim borcu ödenmediği takdirde bu müddetin bitiminden itibaren 15 gün süre ile teminatın duracağı, bu sürenin sonuna kadar prim ödenmediği takdirde sigorta sözleşmesi herhangi bir ihtara gerek kalmadan feshedilmiş olacağının düzenlendiği, TTK'nın 1452.maddesinde temerrüdü düzenleyen 1434.maddesinin sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemeyeceğinin düzenlendiği, poliçedeki ilgili maddenin davalı şirketin aleyhine olduğu , davacı tarafın sözleşmeyi ayakta tutmak için cayma hakkından vazgeçtiği ve üç aylık süre içinde cayma hakkından vazgeçtiği ifayı talep talep edebileceği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış onayına sahip olmakla birlikte kapanış (İbraz) tasdikleri yönünden ise gerekli onaya sahip olduğu görülmektedir. Davalı yanın ticari defterlerinde, davacı yana kaydi olarak, borçlu göründüğü tespit edilmiştir. Dosyaya mübrez talimat bilirkişi raporunda davalı ticari defterlerinde dava konusu poliçenin kayıtlı olduğu ödeme kaydının bulunmadığı, davalının da ödeme iddiasında bulunmadığı anlaşılmaktadır.Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyet raporunda deliller değerlendirerek hesaplama yapmış, bilirkişinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatınına hükmetmek gerekmiştir.Dava dışı ----------- internet sitesinde davalı şirketin dava dışı ---------- iştiraki olduğu, dava dışı ---------Ş'nin de dava dışı ---------- “grubuna ait bütün sigorta işlemleri ile yurtiçi ve yurtdışı sigortacılık faaliyetlerini yürütmek üzere” kurulduğunun görüldüğü , 25.01.2022 tarihli --------- sayılı-----------davacı ------------Ş.'den acentelik yetkisi aldığının yayınlandığının anlaşıldığı, davalı şirketin dava dışı ----------- grup şirketlerinden biri olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafın poliçelerin tek taraflı düzenlendiğine ilişkin savunması bakımından dava dışı sigorta acentesinin davalı şirkete ait bütün sigorta işlemlerinin yürütülmesi için kurulduğu bu sebeple davalının pasif husumet ehliyetinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-A-Davanın KABULÜNE, davalının ---------İcra Müdürlüğü ---------- esas sayılı dosyasında itirazının iptali ile takibin devamına, b-Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 74.606,73 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 13.190,80 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 61.415,93 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 13.190,80 TL peşin harç, 269,85 başvuru harcı, 29.000,00 TL bilirkişi masrafı, 660,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam bakiye 43.120,65 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 164.905,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar Gider avansı tarifesi 5. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 19/02/2025