İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/871 E. 2026/6 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/871
- Karar No
- 2026/6
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM :... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI : 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 3- ... DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ :... KARAR YAZIM TARİHİ : ... Mahkememize açılan tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin de içinde bulunduğu ... plakalı otomobile 22.04.2023 tarihinde davalılardan ...'e ait, sürücüsü ... olan ... plakalı aracın çarpması ile kaza meydana geldiğini, müvekkili ile birlikte araçta bulunanların da ağır yaralandığını, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, kaza sonucunda müvekkilinin omurgalarının kırıldığını, kaburga kemiklerinde kırıklar meydana geldiğini, geçirdiği ameliyat nedeniyle 130.000,00-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, durumunun kötüleştiğini ve 1 haftaya yakın yoğun bakımda kaldığını, maddi ve manevi olarak zor günler geçirdiğini ve yıprandığından bahisle fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle davalıların adına kayıtlı mal varlıklarını ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir konulmasına, hastane tedavi giderleri olarak şimdilik 130.000,00-TL'nin olay tarihi olan 22/04/2023 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 300.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen olay tarihi 22.04.2023 olan tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: kazaya karışan aracın müvekkili tarafından dava dışı şahsa kiraya verildiğini, ... isimli şahsın müvekkilinin bilgisi olmadan aracı kullandığını ve bu esnada trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin aracı diğer davalıya kiralamış olması ve kira süresi boyunca davalının kullanımında olması nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin hiç bir kusuru yokken ve davalının aracı müvekkilinin bilgisi dışında kullanmışken müvekkilinden tazminat talep edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mala zarar verme ve güveni kötüye kullanma suçlarından şikayette bulunulacağını, olayda müvekkilinin işleten sıfatı ve sorumluluğu bulunmadığını, davanın müvekkili yönünden husumetten reddinin gerektiğini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafça sigorta şirketine başvuru dava şartının yerine getirilmediğini, davacı tarafın maluliyet iddiasının sağlık kurulu raporu ile ispatlanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, bu nedenle kazada kusur oranlarının belirlenmesinin gerektiğini, davacının emniyet kemeri gibi koruyucu ekipmanlarının takılı olmadığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı taleplerinin teminat kapsamında olmadığını, davacıya SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiğini, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin müvekkilinin bu hususta sorumluluğu bulunmaması nedeniyle reddinin gerektiğini, öncelikle usuli itirazlar dikkate alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER : Sigorta poliçesi, hasar dosyası, kaza tespit tutanağı, hastane kayıtları, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası örneği, Melikgazi ilçe emniyet müdürlüğünün cevabi yazısı, Kayseri SGK İl Müdürlüğünün cevabi yazısı ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, adli tıp ve bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 23/01/2025 tarihli raporunda: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde; Mehmet Kıral'ın 22.04.2023 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen hemotoraks, subdural kanama, akciğer kontüzyonu, kemik (C2 vertebra çökme, T2 vertebra burst, T4 vetebra korpus, T9 vertebra çökme, çoklu kot) kırıkları ve torakal omurgada mevcut (kifoz, vakum fenomeni, schmorl nodülü, vertebra stabilizasyonu) patolojiler nedeniyle; dokuz (9) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 9 (dokuz) ay olduğu), tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %45 (yüzde kırkbeş) olduğu, iki (2) ay süreyle bakıcı ihtiyacının/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, yüz sınırları içerisinde yüzde sabit iz (estetik kusur) niteliğinde herhangi bir lezyon saptanmadığı, mevcut evrak içeriğine göre hesaplanan toplam 16.000,00 (onaltıbin) TL fatura bedelinin adı geçenin 22.04.2023 tarihli trafik kazasına bağlı tedavisi ile uyumlu olduğu ve SGK kapsamında olmadığı kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 14/10/2025 tarihli raporunda: davalı sürücü ...'ün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, sürücü...'n kusursuz olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. 11/11/2025 tarihli Adli Tıp Uzmanı bilirkişinin raporunda: mevcut tıbbi evrak ve raporun incelenmesinden elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgulara göre; ...l'ın 22/04/2024 tarihli trafik kazası sonucu SGK kapsamına girmeyen kaçınılmaz tedavi giderlerinin 2023 yılı rayiçlerine göre 35.436,00-TL olduğu, ayrıca fatura bulunmamakla birlikte Prof. Dr.... tarafından alındığı belirtilen 130.000,00-TL'nin de davacının geçirmiş olduğu trafik kazası ile ilgili alınabilecek miktar olduğu, bu nedenle toplam 165.436,00-TL'nin SGK kapsamında olmayan kaçınılmaz tedavi gideri olduğu yönünde görüş bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle tedavi giderleri zararı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 22/04/2023 günü davacının yolcu olarak bulunduğu... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Dosya kapsamındaki poliçenin incelenmesinde, ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu, kaza tespit tutanağına göre kaza sırasında araç sürücüsünün davalı ... olduğu, aracın ruhsatta davalı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı olduğundan davacının davalı sigorta şirketlerine başvurduğu ve burada hasar dosyasının açıldığı dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigortacıya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, Mahkememizce taraf tanıkları dinlenmiş, kaza anına ait görüntüleri içeren CD dosya arasına alınmış, Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı celp edilmiş ve adli tıp kurumundan kusur raporu alınmıştır. 22/04/2023 günü, saat 14:00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile 700.yıl sokağı takiben seyir halindeyken geldiği olay mahalli kavşakta seyrine hitap eden “DUR” trafik işaret levhasına rağmen Yeşilyurt sokak istikametine geçiş yaptığı esnada aracının ön kısımları ile; sağındaki kavşak kolundan Gesi mahallesi istikametine seyir halinde olan sürücü Hayriye KIRAL’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol yan kısımlarına çarpması neticesi çift taraflı maddi hasarlı-yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti olay mahalli kavşağa geldiğinde kavşağı kontrol etmesi ve geçiş için güvenli bir ortam oluştuğunda geçişini yapması gerekirken, yolu yeterince kontrol etmeden, “DUR” levhasına rağmen kavşaktan geçiş yaptığı esnada, gidiş istikametine göre sağındaki kavşak kolundan düz seyirle gelen, ilk geçiş hakkını bırakmadığı sürücünün idaresindeki otomobilin sol yan kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen kazada asli (%100 oranında) kusurludur. Sürücü Hayriye KIRAL sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskun mahal iki yönlü yol üzerinde seyri sırasında geldiği kavşakta düz geçişi esnasında solundaki kavşak kolundan seyirle gelen sürücünün idaresindeki araç ile otomobilinin sol yan kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen kazada kusursuzdur. Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 14/10/2025 tarihli kusur raporu, Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunulan 20/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ile de uyumludur. Ceza dosyasında yapılan tahkikat sonucu Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile ... tam kusurlu kabul edilerek taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle alınan rapor mahkememizce de hükme esas alınmıştır. Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacıların müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Dosya kapsamında bulunan delillerden ve kaza sırasında davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracı davacının eşi ...'ın kullandığı, ön yolcu koltuğunda ise davacının kızı...'ın bulunduğu, bu kişilerin mahkememiz huzurunda alınan beyanlarında davacının kaza sırasında arka koltukta oturduğunu, kazadan sonra araç içerisinde sıkıştığını, itfaiye ve sağlık ekiplerinin kendisini araçtan çıkardığını söyledikleri, bu nedenle davacının zararın artmasına neden olan bir eylemi bulunduğuna ilişkin her hangi bir delil dosya kapsamında bulunmadığından hesaplanan tedavi gideri tutarından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. -Maluliyet durumuna dair değerlendirmesinde; Davacının kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan rapor almıştır. Alınan 23/01/2025 tarihli rapora göre davacının 9 ay süreyle geçici iş göremez halde kalacağı, sürekli iş göremezlik oranının % 45 olduğu, 2 ay süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı belirtilmiştir. Düzenlenen bu rapor dosya kapsamı ile uyumlu olması ve bu rapor ile çelişen başka bir rapor bulunmaması nedeniyle mahkememizce de hükme esas alınmıştır. -Aktüerya hesabına ilişkin değerlendirmede; HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; davacının tedavi gideri talebi yönünden hesaplama yapılması hususunda adli tıp uzmanı bilirkişiden açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir. Dava dilekçesinde davacının ameliyatı için ...i'ne 130.000,00-TL ödendiği iddia edilmiştir. Dosyaya sunulan 25/04/2023 tarihli, Erciyes Hastanesi başlıklı, mudnolnene göre 130.000,00-TL Kemal Koç adına nakit olarak alındığına dair evrak mevcuttur. Düzenlenen bu evrak tanık beyanları ile de uyumlu olup davacının 130.000-TL ameliyat ücreti ödediği mahkememizce de kabul edilmiştir. Adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan 11/11/2025 tarihli raporun değerlendirilmesinde; 2023 yılı rayiçlerine göre 35.436,00-TL SGK kapsamına girmeyen kaçınılmaz tedavi gideri olduğu, ayrıca fatura bulunmamakla birlikte 130.000,00-TL ameliyat ücretinin de davacının geçirmiş olduğu trafik kazası ile ilgili alınabilecek miktar olduğu, davacının toplam tedavi gideri zararının 165.436,00-TL olduğu kabul edilmiştir. Dava tedavi gideri talebi yönünden 130.000,00-TL'lik kısmi dava olarak açılmış, davacı vekili ıslah talep etmediğinden bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. - Tedavi giderinin teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmede; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Bu halde tedavi giderleri tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda tedavi gideri talebi, ZMMS poliçesinin tedavi giderleri-şahıs başına kalemine dahil olup davalı sigorta şirketinin bu kalem zararlardan sorumluluk limiti 1.000.000,00-TL'dir. Dosya arasında davacı için 471.000,00-TL ödeme yapıldığına ilişkin Garanti Bankası 05/09/2023 tarihli dekontu mevcuttur. Dekont üzerinde bu ödemenin ne ödemesi olduğuna dair açıklama bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinde ödemenin tedavi gideri istemine ilişkin olduğu iddia edilmemiştir. Mahkememizce yargılama sırasında davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak bu ödemenin iş göremezlik ödemesi mi yoksa tedavi gideri ödemesi mi olduğu hususunda bilgi istenmiş, müzekkereye cevap verilmemiştir. Sunulan hasar dosyası içerisinde de bu tespite elverişli delil bulunmamaktadır. Davacının sigortaya başvuru dilekçesinde zarar kalemi belirtmeyip genel olarak maddi ve manevi tazminat istediği de dikkate alındığında yapılan bu ödemenin iş göremezlik ödemesi olduğu mahkememizce de kabul edilmiş ve mahkememizce hesaplanan tedavi giderinden poliçe kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. -Davalı ...'in sorumluluğuna dair değerlendirmede; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, davalı ... cevap dilekçesinde dava konusu aracı dava dışı şahsa kiraladığını, ...'ün de aracı kiralayan şahıstan alarak dava konusu kazaya sebebiyet verdiğini, bu nedenle işleten sıfatının bulunmadığını savunmuştur. Ancak bu yönde kira sözleşmesi yahut başkaca bir yazılı delil sunulmamıştır. Her ne kadar davalı tanığı ..., davalının arac... isimli kişiye verdiğini, sözleşmeye imza attığını beyan etmiş ise de sözleşme sunulmadığı için işleten sıfatının olmadığı hususunun ispatı için tanığın bu beyanı yeterli görülmemiş, davalı ... de işleten sıfatıyla maddi ve manevi tazimattan sorumlu tutulmuştur. -Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Anılan açıklamalar uyarınca davacı tarafça sigorta şirketine yapılan başvuru üzerinde davacıya 05/09/2023 tarihinde 471.000,00-TL kısmi ödeme yapıldığı anlaşılmakla davalı sigorta şirketinin bu tarihte temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Davalı sürücü ve işleten ise kaza tarihi olan 22/04/2023 tarihinde temerrüde düşmüştür. -Manevi tazminata dair değerlendirmede; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, davalı araç sürücüsünün tamamen kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının kazadan dolayı %45 malul kalması, 9 ay geçici iş göremezlik durumu, 2 ay süreyle bakıcı ihtiyacı duyması nedenleriyle çemiş olduğu acı ve ızdırap hali, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda dava dilekçesinde talep edilen 300.000,00-TL manevi tazminatın dosya kapsamı ile uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. -Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile, 1-130.000,00-TL tedavi gideri tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 05/09/2023 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 22/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-300.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Maddi tazminat yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 8.880,30-TL ilam harcından, tahsil edilen 1.468,67-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 7.411,63-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Manevi tazminat yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 20.493,00-TL ilam harcının ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafın yaptığı 269,85-TL başvurma harcı, 1.468,67-TL peşin harç, 444,60-TL ihtiyati haciz harcı, 6.100,00-TL adli tıp fatura ücreti, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 2.641,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 14.924,62-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin 4.512,09-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) tahsili ile davacıya verilmesine, 7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 8-Maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 9-Manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 48.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/01/2026
Katip ...
Hakim ...