İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/851 E. 2024/764 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/851
Karar No
2024/764
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/851 Esas KARAR NO : 2024/764

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2023 KARAR TARİHİ : 03/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05.09.2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili tekstil işleri yapan bir firma olduğunu, müvekkili, aralarındaki ticari ilişki sebebiyle davalıya mal verdiğini, iş yaptığını ve bu ticari ilişki sebebiyle faturalar tanzim edildiğini, söz konusu faturalar davalıya tebliğ edildiğini, ticari defterlere de işlendiğini, davalı, söz konusu faturaya dayalı bakiye carisi hesap alacağı 24.006,25 EUR bedellerini müvekkiline ödemediğini, davalının itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin alacağı faturaya dayalı cari hesap alacağına dayanmakta olduğunu, davalı faturaların bedellerini ödemediğini, özellikle ticari davalarda itiraz edilerek ödemeye ilişkin süreçleri uzatmak amaçlandığından müvekkili davacı zarar gördüğünü, kötü niyetli yapılan itirazın ivedi yapılacak incelemeler sonucu reddi ve davalının icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesi gerektiğini, işbu nedenle mahkemeye başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve davalının yüzde %20’den aşağı kalmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, izah edilen nedenlerle, kısmi alacak davası olması dikkate alınarak, yapılacak yargılama neticesinde, asıl alacak miktarları bilirkişi incelemesi ile kesin olarak belirlendiğinde fazlaya ilişin bedel arttırma ve talep hakkı başta olmak üzere her türlü yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalı tarafından Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına; takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı aleyhine asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen 03/05/2024 tarihli raporda: "Dosya kapsamına göre taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığı anlaşmakla birlikte tarafların ticari defter kayıtlarına göre 2022 yılı öncesinde başlayan ve 2023 yılının 4. ayında sona eren açık hesap şeklinde yürütülmüş olan ticari bir ilişki bulunduğu,Davacının usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarına göre takip ve dava tarihinde davalıya cari hesaplardan kaynaklı olarak 368.812.61 TL tutarında borçlu gözüktüğü tespit edilmiş olmakla birlikte bu durumun dava tarihinden sonra yapılan düzeltme kaydıyla giderilen ve bizzat davalı kayıtlarından da gerçek olmadığı / hatalı olduğu anlaşılan 07/04/2023 tarihli gelen havale açıklamalı 908.703.31 TL tutarlı tahsilat kaydından kaynaklandığı belirlendiğinden davacının takip ve dava tarihi itibariyle gerçekte (dayanak belgelere göre) davalıdan defterlerinde en son gözüktüğü şekilde 539.890.70 TL tutarında ALACAKLI bulunduğu, Davalının usulüne uygun olarak ticari defter kayıtlarına göre takip ve dava tarihi itibariyle davacıya cari hesaplardan dolayı 530.472,99 TL BORÇLU gözüktüğü, Tarafların ticari defterlerinde cari hesaplardan kaynaklı olarak gözüken alacağın / borcun davacının takip ve davada alacağını dayandırdığı 12/04/2023 tarihli 43.194000 EURO (908.892.47 TL karşılığı) bedelli ihraç kayıtlı mal satış faturasından kaynaklanmakta olduğu, Tarafların ticari defter kayıtları arasındaki (539.890,70 — 530.472,99) 9.417,71 TL miktarındaki borç/alacak farkının davalının 2022 yılı kayıtlarında yer alan 30/06/2022 tarihli kur farkı kaydından kaynaklandığı, bu kaydın kur farkı miktarının doğru hesaplandığını ispata yarar dayanaklarının sunulmaması nedeniyle ispata muhtaç olduğu, netice olarak tarafların usulüne uygun olarak tutulmuş olan ticari defter kayıtlarına göre davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 539.,890,70 TL tutarında alacaklı olduğunun belirlendiği, Diğer yandan, davacının dava konusu icra takibinde alacağını yabancı para cinsinden talep ettiği görülmekte olduğu, davacının davalıya düzenlemiş olduğu tüm faturaları keza takip ve davaya konu ettiği ihraç kayıtlı faturayı da yabancı para cinsinden düzenlendiği gözetilerek taraflar arasındaki borç / alacak durumunun yabancı para cinsinden belirlenmesi gerektiğinin düşünüldüğü. davacının dosyaya sunduğu ve ticari defter kayıtları ile uyumlu olduğu belirlenen yabancı para cinsinden düzenlenmiş cari hesap ekstrelerine göre takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 12/04/2023 tarihli 43.194.00 EURO bedelli faturadan kaynaklı cari hesap bakiyesinden dolayı 24.006.25 EURO alacaklı olduğunun belirlendiği, Davacının dava konusu icra takibinde asıl alacak yanında işlemiş faiz talebinde de bulunduğu görülmekle birlikte dosya kapsamına göre taraflar arasında ödeme vadesi konusunda yazılı herhangi bir anlaşma bulunmadığı, davacı tarafından davalıya yazılı bir temerrüt ihtarı gönderilmediği yani temerrüt şartları oluşmadığı anlaşıldığından davacının işlemiş faiz talebinin ise mümkün gözükmediği," sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 05.06.2023 tarihli takip talebi ile 24.091,26 Euro cari hesap - fatura alacağının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsiline ilişkin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında, usulüne uygun bir takibin mevcudiyeti itirazın iptali davalarında özel dava şartı niteliğindedir. Bu bağlamda davacı tarafından icra dairesine sunulan elektronik imzalı 05.06.2023 tarihli takip talebinde takibe konu döviz alacağının TL karşılığının gösterilmediği sabittir. Nitekim İcra dairesince düzenlenen 06.06.2023 tarihli elektronik imzalı ödeme emrinde de takibe konu döviz alacağının TL karşılığının gösterilmediği sabittir. Buna karşılık davalı tarafından sonrasında 23.06.2023 tarihinde yeni bir takip talebi sunulmuş ve icra dairesince 23.06.2023 tarihli yeni bir ödeme emri düzenlenmiştir. Ancak 05.06.2023 tarihli elektronik imzalı ilk takip talebi ve 06.06.2023 tarihli ilk ödeme emrinin iptal edilmediği, dosyada söz konusu ödeme emirlerinin iptal edildiğine dair herhangi bir Mahkeme kararının bulunmadığı da açıktır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK.nun 12/05/1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K.sayılı kararı). Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: " Somut olayda, hem takip talebinde hem de ödeme emrinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği anlaşılmaktadır. O halde ilk derece mahkemesince, takip talebi ve ödeme emrinde 25.764,38-USD yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken şikayetin kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." Takip dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı vekili tarafından elektronik imzalı ilk takip talebinden sonra yeni bir takip talebi ve ödeme emri sunulmuş ise de takip dosyasındaki elektronik imzalı ilk kayıtlı takip talebi ve ödeme emrinin esas alınması gerektiği, takip talebi ve ödeme emrinin sonradan değiştirilmesinin mümkün olmadığı, nitekim ilk takip talebi ve ödeme emrinin geçersiz olduğu ve iptal edildiğine dair bir Mahkeme kararının da bulunmadığı anlaşılmakla elektronik imzalı ilk takip talebi ve ödeme emrindeki eksikliğin bu şekilde tamamlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim takip dosyasında iki ayrı takip talebi ve ödeme emrinin bulunmasının mümkün olmadığı yönünde Yargıtay .... Hukuk Dairesi .... E., ...K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut uyuşmazlıkta; takip tarihi 11.10.2022 olup, UYAP sisteminde kayıtlı olan aynı tarihli takip talebinde 1.000.000,00 USD alacağın tahsili istenilmekle birlikte yabancı para alacağının TL karşılığı gösterilmediği gibi, harca esas değerinin de Türk Lirası olarak yazılı olmadığı görülmüştür. Her ne kadar, 17.10.2022 tarihinde yine UYAP sistemine yüklenen takip talebinde harca esas değerin 18.619.400 TL olarak elle yazıldığı ve alacaklı vekilince de imzalandığı görülmüş ise de; takip tarihindeki bu eksikliğin sonradan tamamlanması sonuca etkili olmayıp, UYAP sisteminde iki ayrı takip talebinin bulunmasının da usule uygun olmadığının kabulü gerekir. O halde, İlk Derece Mahkemesince, UYAP sisteminde kayıtlı ilk takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Diğer taraftan, HMK'nın 445. maddesi ile HMK'nın uygulanmasına ilişkin yönetmeliğe göre elektronik ortamda saklanan Uyap kayıtları asıldır. Somut olayda, Uyapta kayıtlı olan takip talebi ve ödeme emrinin ikişer tane (21.02.2021 tarihli takip talebi ve ödeme emri- 24/04/2021 tarihli takip talebi ve ödeme emri) olduğunun görüldüğü, Uyapta kayıtlı ve önceki tarihli takip talebi ve ödeme emrinin içeriğinde yabancı para alacağının TL karşılığı gösterilmediği gibi, harca esas değerinin de Türk Lirası olarak yazılı olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, Uyapta kayıtlı ve daha önceki tarihli takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir." Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2004 tarih ve ... Esas sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma yasağı ilkesi nazara alınamaz. Somut olayda, UYAP’a kayıtlı ilk (14.11.2022-13:27 tarih ve saatli) takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmediği nitekim alacaklı vekili tarafından takip dosyasına sunulan 14.11.2022 tarihli dilekçe ile de işbu maddi vakanın kabul edildiği anlaşılmaktadır. O halde İlk Derece Mahkemesince, UYAP’a kayıtlı ilk takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediği gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında itirazın iptaline konu Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına davacı tarafından sunulan 05.06.2023 tarihli ilk takip talebinde ve icra dairesince düzenlenen 06.06.2023 tarihli ilk ödeme emrinde takibe konu döviz alacağının TL karşılığının gösterilmediği, bu durumun kamu düzenine ilişkin olduğu, ilk takip talebi ve ilk ödeme emrinin iptaline dair herhangi bir Mahkeme kararının bulunmadığı, takip dosyasında herhangi bir Mahkeme kararı olmaksızın tarafların talebi ya da icra dairesince yeni bir takip talebi ve ödeme emri düzenlenemeyeceği, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğu Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin de yukarıda yer verilen içtihatlarında aynı durumu esas alarak takibin usul ve yasaya uygun olmadığına karar verdiği anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda davacı tarafından başlatılmış usulüne uygun bir takibin mevcut olmadığı ve itirazın iptali davalarında usulüne uygun başlatılmış bir takibin bulunmasının özel dava şartlarından olduğu anlaşılmakla davanın özel dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nun 114/2 ve 115/2. Maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, 6100 sayılı HMK'nun 114/2 fıkrası gereğince özel dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 fıkrası gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 6.622,72-TL peşin harçtan mahsubu ile 6.195,12-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE,

3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalı tarafa VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı şirket müdürünün yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/09/2024 Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/851, K. 2024/764, T. 03.09.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-851-e-2024-764-k-9f6837ef4c7e