Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1279 E. 2024/1420 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1279
- Karar No
- 2024/1420
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1279
KARAR NO:2024/1420
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/03/2021
NUMARASI:2017/1150 E. - 2021/222 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete olan borcundan dolayı davalı aleyhine olarak...sayılı dosyasında takibe girişildiğini, davalının 17.2.2017 tarihinde haksız olarak takibe itiraz ettiğini, müvekkili şirketin davalıya yapmış olduğu hizmet/satmış olduğu mal karşılığında kesilen faturanın davalı tarafa teslim edildiğini, dolayısıyla alacağın faturaya dayandığını iddia ederek, takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı hakkında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı yanın alacak iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı defterlerinin incelenerek hazırlanan hükme ve denetime elverişli olan 29.08.2018 tarihli mali müşavir bilirkişisi raporunda, davalı tarafa ait 2016/2017 yılları yasal defter kayıtlarına göre davalı tarafın davacı tarafa 2015 yılından 2016 yılına devir eden 1.715,32TL borcunun olduğu,bunun yanında davacı taraftan 2016 yılında dava dosyasına dayanak olan icra takibine konu 18.05.2016 tarih ... seri numaralı fatura ile 113.956,38TL tutarında davalının alış yaptığı, davalının bu 2015 yılından 2016 yılına devir eden borcuna ve 2016 yılında aldığı fatura karşılığında davacıya herhangi bir ödeme yapmadığı, böylece davalının incelenen 2017 yılı ve 2017 yılı yasal defter kayıtlarına göre, davalının davacıya (1.715,32TL+113.956,38TL=115.671,70TL)115.671,70TLborcunun kaldığı kaydının olduğu belirtilmiş olup 12.09.2018 tarihli mali müşavir bşilirkişisinin hükme ve denetime elverişli olan raporunda davalı şirketin Mayıs 2016 ayına ait mal ve hizmet alımlarına ilişkin BA formunda davacı şirketten 1 adet belge ile 96.573,00TL alım yapıldığı beyan edildiğinin,bu beyandan da anlaşılacağı üzere davalı şirketin davacının icra takibine konu ettiği faturayı aldığı ve ticari defterlerine kayıt ettiği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 09.02.2017 icra takip tarihi itibariyle davalının 33.936,80 Euro( 114.326,29 TL) borcu bulunduğu belirtilmiştir.Davacı tarafça takip sebebi gösterilen davaya konu alacak için, davalı adına 18.05.2016 tarih ve seri A, sıra ... no'lu 33.936,80 Euro tuıtarında düzenlenen fatura, tarafların defterlerinde kayıtlı olup ,davalı şirketin Mayıs 2016 ayına ait mal ve hizmet alımlarına ilişkin BA formu incelendiğinde, davacı şirketten 1 adet belge ile 96.573,00TL alım yaptığı vergi dairesine davalı tarafça bildirilmesi karşısında, dava konusu edilen faturanın hiçbir ihtirazi kayıtta bulunmadan davalı şirketin ticari defterlerine kayıt edilmesi ve daha sonra bunu BA formunda davalı tarafça vergi dairesine bildirmesi nedeniyle dava konusu edilen fatura ile muhteviyatı mal ve hizmetlerin davalı şirkete teslim edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça fatura bedelinin ödendiğine ilişkin iddia ve ispat edici delil dosyada bulunmadığından ve taraf defterlerin de mali müşavir bilirkişilerince yapılan inceleme sonucunda davalının dava konusu yapılan alacak kadar borçlu olduğu anlaşılmakla ... " gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 33.936,80 Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca faiz işletilmesine, alacak likit olmakla hüküm altına alınan 33.936,80 Euro'nun takip tarihindeki TL karşılığı olan 135.709,87 TL'nin %20'si oranında inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için HMK 222.maddedeki hükme uygun olmalarının arandığını, alacaklının yabancı para alacağını aynen veya Türk Lirası üzerinden talep etme hakkının alacağın tahsilinin dava yolu ile talep edildiği hallerde geçerli olduğunu, alacaklının sözleşme konusu alacağa ilişkin açacağı alacak davasını Türk Lirası üzerinden açabileceği gibi alacağın yabancı para üzerinden tahsilini talep edebileceğini, ancak burada olduğu gibi alacağın öncelikle icra takibine konu edildiği durumlarda açılacak itirazın iptali davaları konusunda bir ayrıma gitmek gerektiğini, İİK 58 maddesinde yer alan düzenleme uyarınca alacağın Türk Lirası ile tutarı ve yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde belirtilmesi gerektiğini, itirazın iptali davalarında icra takibine konu edilen para birimi dışında bir para cinsinin konu edilmesinin mümkün olmadığını, bir başka deyişle yabancı para alacağının icra takibine Türk Lirasına çevrilmek suretiyle konu edilmişse artık itirazın iptali davasının yabancı para birimi üzerinden açılmasının olanaklı olmadığını, bu anlamda davacı tarafın ticari defterleri yönünden yasa nezdinde aranan şartların vuku bulmadığını, ispat yükünü yerine getirmediğini, davanın reddi gerektiğini, ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de kararın yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, yabancı para alacağına ilişkin takip şekli, buna yönelik açılan davanın ve dava neticesinde verilen kararın niteliği ile davacının iddiasını ispat edip edemediğine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 18.05.2016 tarihli faturanın düzenlenmiş olduğu, fatura alacağının tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalı hakkında ... sayılı dosyasında 09.02.2017 tarihinde 33.936,80 EURO (135.709,87 TL) alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı yetki itirazıyla birlikte borca itiraz ettiği, davacı şirketin ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Takip konusu 18.05.2016 tarihli fatura, ..Fuarı, ..., yapımı ve hizmetleri bedeli ile ... ek üretim bedeli için düzenlenmiş toplam 33.936,80 EURO tutarındaki faturadır.Mahkemece, tarafların delilleri dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi raporları alınmıştır. 29.08.2018 tarihli talimat bilirkişi raporunda; dava dosyasında davalı olan ... Şirketi'nin 2016 ve 2017 yıllarına ait yevmiye, kebir ve envanter defterlerini ibraz ettiği, davalının dava dosyasına yerinde ibraz ettiği bu yasal defterlerinden yevmiye ve kebir defterlerini e-defter olarak, envanter defterlerini basılı defter olarak tuttuğu, e-defter olarak tutluğu yevmiye ve kebir defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin yerine geçecek olan e-defter beratlarını zamanında ve usulüne uygun olarak sistemden aldığı ve basılı deliler olarak tuttuğu envanter defterlerinin açılış noter tasdiklerini zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırdığının tespit edildiği, dava dosyasında davalı olan ... Şirketi tarafından dava dosyasına yerinde ibraz edilen yukarıda açılış ve kapanış noter tasdikleri belirtilen 2016 ve 2017 yılları yasal defterlerin incelenmesi sonucu, dava dosyasında davalı olan ... Şirketi, dava dosyasında davacı olan ... Şirketi'yle 2016 ve 2017 yılları içerisinde yapmış olduğu ve kendi 2016 ve 2017 yılları yasal defterine intikal ettirdiği ticari münasebet kayıtlarının aşağıda belirtilen şekilde olduğunun tespit edildiği, davalı tarafa ail 2016 ve 2017 yılları yasal defterlerin ticari münasebet kayıtlarına göre, davalı tarafın davacı tarafa 2015 yılından 2016 yılına devir eden 1.715,32 TL borcunun olduğu, bunun yanında davacı taraftan 2016 yılında dava dosyasına dayanak olan icra takibine konu 18.05.2016 tarih ... seri numaralı fatura ile 113.956,38 TL tutarında alış yaptığı, davalının bu 2015 yılından 2016 yılına devir eden borcuna ve 2016 yılında aldığı fatura karşılığında davacıya herhangi bir ödeme yapmadığı, böylece davalının incelenen 2016 ve 2017 yılı yasal defter kayıtlarına göre, davalının davacıya (0.715,32 4 113.956,38) - 0,00) 5 115.671,70 TL borcunun kaydının olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. 12.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2017 yılına ait ticari defterlerin ve kayıtları şirkelin sigortalı çalışanı ... tarafından 09.10.2018 günü incelenmek üzere tarafına ibraz edildiği, davacı şirketin incelemeye ibraz edilen 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin Ticari Defterlerinin 6102 sayılı TTK. madde 64, 66 ve V.U.K. madde .. uyarınca Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter Defterleri süresi içinde noter açılış tasdiklerinin yapıldığı, T.T.K. ve V.U.K, hükümleri uyarınca tutulduğu, yapılan tespitlere göre davacının ticari defterlerinin HMK 222. md. göre kendi tehinc kesin delil teşkil edip etmediğini ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, dosya kapsamında dava konusuna ilişkin davacı ile davalı taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, davacının incelemeye ibraz edilen ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiye ait kayıtların davalı adına açılan .... Şti. hesabına kaydedilmiş olduğu, davacı tarafından davalı adına 18.05.2016 tarih ve seri A, sıra ... nolu 33.936,80 Buro (TL. karşılığı 114.326,29 TL.) tutarında fatura düzenlendiği, faturanın 18.05.2016 tarihli ... Kargo faturası ile davalı tarafa 20.05.2016 tarihinde teslim edildiği, davacı şirketin yukarıdaki ticari defter ve kayıtlarına göre 09.02.2017 icra takip tarihi itibariyle davalının 33.936.80 Euro borcu bulunduğu, davalı kayıtlarında mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde dosyaya mübrez 29.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının, davacıya 115.671,70 TL, borcu bulunduğu, bilirkişi tarafından yapılan bu tespitin davacının iddiasını teyit ettiği, davacı ve davalının tacir oldukları, dava dosya kapsamında davacı ila davalı arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, dosyaya mübrez Gazikent Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ilgi sayılı yazısında davalı şirketin Mayıs/2016 ayına ait mal ve hizmet alımlarına ilişkin BA Formunda: davacı şirketten 1 adet belge ile 96.573,00 TL. alım yapıldığı beyan edildiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Davacı vekili, rapora karşı beyan dilekçesinde; talimat sayılı dosyada yapılan inceleme sonucunda ve gerekse mahkemece yaptırılan inceleme sonucunda müvekkili şirketin davalı taraftan alacaklı olduğunun tespit edildiğini belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 11.05.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; takip dosyası incelendiğinde davacı tarafın asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %3 bankalarca mevduatlara fiilen uygulanan azami EURO faizi, icra harç ve giderleri ile avukat ücretini talep ettiği ,buna göre takip tarihi itibariyle alacak miktarının 33.936,80 EURO, TL karşılığının ise 135.509,64 TL olduğu, davacının talep edebileceği toplam alacağın ise asıl alacak faiz toplamı ile birlikte 157.481,13 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora karşı itirazda bulunarak, asıl alacak miktarlarının doğru şekilde tespit edildiğini ancak EURO cinsi alacağın Türk Lirasına çevrilirken döviz satış kuru üzerinden hesaplama yapıldığını oysa ki bu hesaplamanın döviz efektif satış kuru üzerinden yapılması gerektiğini, İİK 58/3. maddesinin emredici nitelikteki hükmü gereğince TL karşılığının gösterildiğini, bu sebeple hesaplamada fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsile ilişkin seçim haklarının dikkate alınarak hesaplama yapılmasını talep etmiştir. 19.02.2021 tarihli 2. Ek bilirkişi raporunda; asıl alacak tutarının 135.709,87 TL olduğu, 21.250,09 TL faiz alacağı ile dava ve takip giderinin 2.903,47 TL olmak üzere toplam 159.863,43 TL alacağın olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora beyan dilekçesinde; müvekkilinin davalı borçludan alacağının 33.936,80 EURO olduğunu, bu tutarında icra takibi ile fiili ödeme günündeki kur üzerinden talep edildiğinde şüphe olmadığını, ek bilirkişi raporunda geçtiği şekilde tesis edilecek kararın fiili ödeme günündeki kura yönelik taleplerine ve hukuka aykırı olacağını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.Davacı tarafça takibe konu edilen fatura alacağı döviz cinsi EURO şeklinde düzenlenmiştir. İİK 58. maddesinde, takip talebi üst başlığı altında takip talebi ve muhtevası düzenlenmiştir. İİK 58/1-3.bentte, talepte gösterilmesi gereken hususlar arasında, alacağın veya istenen teminatın Türk parası ile tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faiz belirtilmiştir. TBK'nın 99.maddesinde, ödeme üst başlığı ile ülke parası ile ödemenin düzenlendiği, madde düzenlenmesinde, konusu para olan borcun ülke parası ile ödeneceği, ülke parası dışında başka bir para birimi ile ödeme yapılması kararlaştırılmışsa sözleşmede aynen ödenen veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borcun ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebileceği, ülke parası dışında başka bir para birimi ile belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebileceği ifade edilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından döviz cinsi üzerinden fatura düzenlenmiştir. Fatura konusu alacağın takibi aşamasında takip talebinde İİK 58/3.fıkrada belirtildiği üzere alacağın TL karşılığı gösterilmiştir.Takip talebine konu alacağın döviz cinsinden tahsili istemine ilişkin başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında mahkemece kurulan hüküm TBK 99/3. fıkrası gereğince yerinde görülmüştür. Çünkü söz konusu fıkrada, alacağın aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesinin istenebileceği belirtilmiştir. Bu sebeplerle davalı vekilinin döviz cinsinden olan alacağa dair yapmış olduğu itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, her iki taraf tacir olup HMK 222. maddesi gereğince bilirkişi incelemeleri sonucunda tutmakla yükümlü oldukları ticari defter ve kayıtların usul ve yasaya uygun olduğu ve delil vasfını taşıdığı tespit edilmiştir. Gerek davacı, gerekse davalının ticari defter ve kayıtlarında takip konusu fatura ve fatura alacağı yer aldığı gibi davalı şirkete ait BA Formunda fatura konusu alacağın bildirilmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, davacının takibe konu etmiş olduğu faturadan dolayı alacak iddiasını usul ve yasaya uygun olan delillerle ispat ettiğinin kabulü neticesinde verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 7.757,06 TL istinaf harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.