İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/812 E. 2023/918 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/812
Karar No
2023/918
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/812 Esas KARAR NO : 2023/918

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 20/08/2023 KARAR TARİHİ : 11/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, İskenderun (Türkiye) çıkışlı Casablanca (Fas) varışlı, tahmini kalkış tarihi 07.02.2023 olarak belirlenmiş olan, aşağıda detayı bildirilen ticari emtiadan müteşekkil yükünün, 02.02.2023 tarihinde, ... numaralı belge ile kantara alınarak, ... numaralı konteynere yüklendiğini ve davalı şirket tarafından işletilen limana teslim edildiğini, .... no’lu konteynere yüklü malların; 280 gram 30.264 adet genel amaçlı silikon şeffaf, 280 gram 9.600 adet genel amaçlı silikon beyaz, 280 gram 3.600 adet genel amaçlı silikon siyah, 280 gram 480 adet genel amaçlı silikon kahve, 280 gram 1.200 adet genel amaçlı silikon gri olduğunu, müvekkili şirkete ait yukarıda detayı bildirilen yükün bulunduğu konteynerin, davalı şirket tarafından işletilen limanda beklemekte iken, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında limanda çıkan ufak çaplı yangına, davalı şirket tarafından makul süre içerisinde ve yeterli şekilde müdahale edilmemesi sonucunda, ayrıca söz konusu limana yeterli önlem olmadan tehlikeli ve yanıcı madde içeren IMO’lu konteynerlerin kabul edilmesi nedeniyle, yangının İMO'lu konteynerlere sıçraması ile birlikte büyümesi neticesinde, içinde bulunan tüm mallar ile birlikte tamamen yanarak zayi olduğunu, müvekkili şirketin yükünün, davalı şirket tarafından işletilen limanda çıkan yangın neticesinde yanarak zayi olması nedeniyle, müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle, yanarak zayi olan malların yeniden temini ve limana taşınması masrafı olmak üzere toplamda 42.893,60 Amerikan Doları zarara uğradığını, basına yansıyan haberlerden de anlaşıldığı üzere, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında limanda, bir kaç konteynerde ufak çaplı bir yangın çıkmış ise de, çıkan bu ufak çaplı yangına davalı şirket tarafından ilk 48 saatte hiçbir surette müdahalede bulunulmadığını, öte yandan yine basınına yansıyan haberlerden de anlaşıldığı üzere, limana yeterli önlem olmadan tehlikeli ve yanıcı madde içeren IMO’lu konteynerlerin kabul edilmesi nedeniyle, çıkan yangının boyutunun ve verdiği zararın da katlanarak arttığını, davalı tarafın yangının deprem nedeniyle çıktığını ve mücbir sebepten kaynaklandığı için doğan zarardan sorumlu olmadığını ileri sürmekte ise de, deprem sonrası bir kaç konteynerde çıkan ufak çaplı yangına, limana İMO'lu konteyner kabul eden davalı şirket tarafından, gerekli dikkat ve özen gösterilerek, makul süre içerisinde ve uygun tertibat ile derhal müdahale edilseydi, söz konusu yangının büyümeden kontrol altına alınabileceğini, ancak deprem sonrasında çıkan ufak çaplı yangının, davalı şirket tarafından 48 saat süresince müdahalede bulunulmaması nedeniyle, büyüyerek binlerce konteynere sıçradığını ve başlangıçta meydana gelen zararın katlanarak bir felaket boyutuna vardığını, bu felakete yangına makul süre içerisinde uygun tertibat ile müdahalede bulunmayan ve yeterli koruyucu önlemleri almadan limana İMO'lu konteyner kabul eden davalı şirketin kusuru ve ihmaller zincirinin neden olduğunu, uluslararası liman işletmeciliği yapan ve işlettiği limana tehlikeli ve yanıcı madde içeren IMO’lu konteynerler kabul eden davalı şirketin, çıkış sebebi her ne olursa olsun, muhtemel bir yangın riskine karşın, zararın doğmaması ya da doğan zararın boyutunun artmaması için her türlü koruyucu önlem ve tertibatı alması gerektiğini, müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın tazmin ve tahsili için davalı şirkete karşı Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatılmış ise de, davalı şirketin takibe itirazda bulunması üzerine takibin icra müdürlüğü tarafından durdurulduğunu, davalı şirketin itirazının iptali ile durdurulan icra takibinin devamı talebiyle yapmış oldukları dava şartı arabuluculuk görüşmesi neticesinde de anlaşma sağlanamadığından, huzurdaki itirazın iptali davasını ikame etme zarureti hasıl olduğunu, her ne kadar davalı şirket icra takibine yetki yönünden de itirazda bulunmuş ise de, HMK'nin 16.maddesi uyarınca, zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunu, müvekkili şirketin ticari yerleşim adresi itibarıyla Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ve Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunu iddia ederek; 02.02.2023 tarihinde .. numaralı belge ile kantara alınarak ... numaralı konteynere yüklenmiş ve davalı şirketin işlettiği limana teslim edilmiş olan emtianın, davalı şirketin yedinde ve uhdesinde iken zayi olması nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı 42.893,60 Amerikan Doları maddi zararın tahsil tarihi itibarıyla TCMB tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki satış kuru üzerinden tahsili talebi ile takip tarihindeki TCMB gösterge niteliğindeki satış kuru (1 USD: 19,2727 TL) üzerinden Türk Lirasına çevrilerek başlatılan Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takibine davalı şirketin yapmış olduğu itirazın şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmı için iptali ile takibin icra dosyası kapsamındaki takip talebinde belirttikleri surette ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faizi ile birlikte devamına, asıl alacak yönünden hesap edilecek %20 oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine, arabuluculuk giderlerinin ve arabuluculuk aşamasına dair AAÜT gereğince hesap edilecek vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, iş bu dava kapsamındaki yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın tüm iddia ve beyanlarının mesnetsiz olduğunu, davaya konu zararın mücbir sebep hali teşkil eden deprem hadisesi nedeniyle gerçekleştiğini, müvekkili şirketin deprem nedeniyle meydana gelen zararlardan hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davanın usul yönünden de hatalı ikame edildiğini ve davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından her ne kadar dava dilekçesinde, dava konusunun haksız fiilden kaynaklandığından bahisle haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiş ise de işbu davanın haksız fiilden kaynaklanmadığını, zira haksız fiilin unsurlarının hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı olduğunu, meydana gelen yangın olayında müvekkili firmanın hukuka aykırı bir fiilinin bulunmadığını, iş bu davada yetkili mahkemenin, davalı müvekkilinin yerleşim yeri olan İskenderun Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça başlatılan icra takibine de bu itibarla yetki itirazı yapıldığını, davacının işbu davayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100-USD üzerinden ikame etmiş olmakla birlikte davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu izah etmediğini, bu hususun davacı tarafa açıklattırılmasının ve davanın öncelikle bu usulü eksiklik sebebiyle reddi gerektiğini, davaya konu zararın deprem sebebiyle başlayan yangından kaynaklandığını, 06.02.2023 günü tarihin en büyük felaketlerinden birinin yaşandığını, on binlerce insan hayatını kaybettiğini, binlerce binanın yıkıldığını, 9 saat aralıkla meydana gelen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki çok büyük 2 depremden ... Limanının da ciddi şekilde etkilendiğini, konteynerlerin deprem sırasında bulundukları yerlerden sürüklenerek birbirinin üstüne yığıldığını, bu sırada konteynerlerin sürtünme ve devrilmeleri nedeniyle başlayan yangın ve yangın söndürme-soğutma çalışmaları sırasında su/is/köpük/dumandan etkilendiğini, müvekkili şirketin bu olağanüstü deprem felaketinden sorumlu tutulamayacağı gibi, depremin getirdiği olağanüstü sonuçlardan da sorumlu tutulamayacağını, mücbir sebep nedeniyle meydana gelen zararların zarar görenler üzerinde kalacağı hukuki bir gerçeklik olduğu için somut olayda da bu mücbir sebebin sonuçlarına zarar gören olarak davacının katlanması gerekeceğini, müvekkili şirketin sadakat ve özen yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, tarihin en büyük doğal felaketlerinden birinin yaşandığını ve bu felaketin en çok hissedildiği bölgelerden birinin de müvekkili şirketin de içerisinde bulunduğu bölge olduğunu, kıyı şeridinin tamamen çöktüğünü ve deniz seviyesinin altında kaldığını, aradan aylar geçmesine ve devletin bütün imkanlarının seferber edilmesine rağmen hâla sorunların giderilemediğini, müvekkili şirketin hizmet tarifesinde mücbir sebep halinde limanın sorumluluğunun bulunmadığının açıkça düzenlendiğini, ... Hizmet Tarifesi'nin "Değerli Eşyanın Bildirimi – Sigorta Yükümlülüğü" başlıklı 1.3.7. Maddesinde aynen; "Limanın kendi kontrolü dışında meydana gelen hallerde ve aşağıda gösterilen hallerde limanın sorumluluğu bulunmayacaktır. Mücbir sebep halleri, doğal afetler (sel, fırtına, deprem vb.), yangın, salgın, savaş, savaş benzeri durumlar, ayaklanma isyan veya sivil kargaşa veya düşmanca eylemler, grevler, grev ve işçilerle olan ihtilaflar, devlet düşmanlığı eylemleri, devlet kanunları, tüzük ve yönetmelikler veya Tesisler üzerinde yetkisi olan veya yetkisi olduğunu iddia eden resmi makamlar veya diğer grup, teşkilat veya gayri resmi birliklerin eylemleri gibi tarafların kontrolü dışında gerçekleşen olaylardır. Mücbir sebep hallerinin meydana gelmesi halinde mal sahibine ait nakliyat/kargo/eşya sigorta poliçesi üzerinden ilerlenecektir" şeklinde bir düzenleme bulunduğunu, bu düzenlemeden ve deprem felaketinin ardından yapılan resmi ölçümlerden de açıkça anlaşıldığı üzere meydana gelen depremin gerek şiddeti gerek yarattığı sonuçlar nedeniyle öngörülemez olduğunu ve depreme bağlı çıkan yangın nedeniyle doğan zararların mücbir sebep teşkil etmediğini, bu hallerde mal sahibine ait nakliye/kargo/eşya sigortası üzerinden ilerlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin deprem öncesinde, deprem anında ve deprem sonrasında her türlü önlemi aldığını ve üzerine düşen bütün yükümlülükleri yerine getirdiğini, deprem sonrasında sadece müvekkili şirketin değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün imkânlarının seferber edildiğini, en doğru ve hızlı müdahalelerin yapıldığını ancak, olay yerine anında intikal eden İskenderun İtfaiyesi tarafından düzenlenen tutanaktan da anlaşılacağı üzere “yangının devrilen konteynerlerin altında olması ve yarı devrilmiş olan konteynerlerin de halen artçı depremlerin devam etmesi nedeniyle can güvenliği açısından risk oluşturuyor olması” nedenleriyle yangın sahasına girilmesinin mümkün olmadığını, zira yangının 35.000 metrekarelik devasa bir alanda gerçekleştiğini, binlerce konteynerin yandığını, yanmayan konteynerlerin de binlercesinin devrildiğini, ayrıca liman sahasında da çok büyük zarar meydana geldiğini, yangın raporunda özetlendiği üzere deprem nedeniyle başlayan yangının öngörülemez ve önlenemez bir hızla büyüdüğünü, gerek yurt içinden gerekse yurt dışından ilgili tüm kurum ve kuruluşlarının seferber olduğunu, binlerce metreküp su ve kimyasal köpük ile yangının ancak 13.02.2023 tarihinde kontrol altına alınabildiğini, sekiz gün boyunca yangın devam ederken Liman yönetiminin oldukça profesyonel davrandığını, bir yandan yangın kontrol altına alınırken bir yandan da hasar almayan konteynerlerin yangın alanından uzaklaştırılarak soğutulduğunu, tüm dünyanın asrın felaketi olarak adlandırdığı bir olayda mümkün olduğunca serinkanlı davranılarak sistematik bir şekilde hareket edildiğini, mümkün olan tüm maddi imkânlar kullanılarak kurtarılabilecek tüm konteynerlerin kurtarıldığını ve soğutulduğunu, İskenderun ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkili şirketin kusurunun olmadığının tespit edildiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin kusurunu ispat etmek zorunda olduğunu savunarak; yaşanan felaketin boyutlarından ve limanda yaşanan seferberliğin maddi gerçekliğinden oldukça uzak ve yalnızca kusur atfetme amacı taşıyan davanın önce usul sonra esas yönünden reddi ve davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesiyle birlikte tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacıya ait emtianın davalı işletmesindeki limanda beklediği sırada meydana gelen yangın sonucu zayi olması nedeniyle oluşan zararın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Uyuşmazlığın; Davacı şirkete ait ve ... numaralı konteynere yüklenen emtianın davalı şirketin işlettiği limanda beklediği esnada 06/02/2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında çıkan yangın nedeniyle zayi olup olmadığı, davacının yangın nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar miktarı, zarardan davalının sorumlu olup olmadığı, yangının çıkması ve büyümesinde davalının kusurunun olup olmadığı, davacının zayi olan emtia nedeniyle uğradığı zarardan kaynaklı alacağa dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği; davalı savunması kapsamında takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı, davanın yetkili Mahkemede açılıp açılmadığı, kötü niyet tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 826.675,48-TL tazminatın tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 04/05/2023 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, davalı borçlu vekilinin 09/05/2023 tarihli dilekçesi ile icra dairesinin yetkisine, borca, faize, faiz oranına, vekâlet ücretine ve tüm fer’ilerine itiraz ettiği, davalı vekilinin itirazı üzerine aynı tarihte icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. İskenderun Ticaret Sicil Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. (Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-1520 Esas- 2014/524 Karar nolu ilamı) Davacıya ait ticari emtianın, 07/02/2023 tarihli İskenderun çıkışlı Casablanca (Fas) varışlı olarak planlanan taşıması nedeniyle davalı işletmesinde olan limana getirildiği ve ... numaralı konteynere yüklendiği, bu hali ile taraflar arasında TBK'nın 571 ve devamı maddelerinde düzenlenen ardiye sözleşmesinin kurulduğu anlaşılmaktadır. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki "yerleşim yeri" icra dairesidir. Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesinde ve mahkemesinde de açılabilir.(HMK 10. mad.) 6100 sayılı HMK'nun "Yetki itirazının ileri sürülmesi " başlıklı 19.maddesinde; "MADDE 19- (1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2)Yetkinin kesin olmadığı davalarda,yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." hükmüne yer verilmiş olup icra dairesindeki yetki yönünden de bu hüküm kıyasen uygulanacaktır. Davalı şirket takip tarihi itibariyle "... Mahallesi ... Caddesi .... Blok No:51aa İskenderun/Hatay" adresinde kayıtlı olup (İİK 50 ve HMK 6.md) icra takibinde ve davada davalının kayıtlı olduğu adresinin bulunduğu yer icra daireleri ve mahkemeleri genel yetkili olduğu gibi sözleşmenin ifa yeri adresinin "İskenderun/Hatay" olduğu, alacaklının bu hususta seçimlik hakkı bulunduğu, ancak eldeki takibin Küçükçekmece icra dairesinde başlatıldığı anlaşılmaktadır. Somut olay; yukarıda anlatılan tespit ve yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan icra takibine karşı davalı tarafından takibin yetkisiz icra dairesinde açıldığına ve yerleşim yeri olan İskenderun ilçesinin bağlı bulunduğu İskenderun icra dairesinin yetkili olduğuna dair yetki itirazında bulunduğu, İİK'nun 50 maddesi atfı ile HMK'nun 6 maddesi uyarınca genel yetkili icra dairesinin davalı/takip borçlusunun ikametgahı olan İskenderun ilçesinin bağlı olduğu İskenderun icra daireleri olduğu, sözleşmenin ifa yeri adresinin İskenderun/Hatay olduğu anlaşılmakta olup, takibin ise Küçükçekmece İcra Dairesi'nde başlatıldığı, itirazın iptali davalarında, usulüne uygun bir takibin mevcudiyeti, dolayısıyla takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel dava şartı olup, davalı/takip borçlusu tarafından yasal süre içerisinde sunulan borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz edildiğinden ve yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığı anlaşıldığından davanın yetkili icra dairesinde takip yapılmasına ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nun 114/2 ve 115/2. Maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın, 6100 sayılı HMK'nun 114/2 fıkrası gereğince icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle özel dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 fıkrası gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL harç peşin olarak alındığından, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e duruşma sistemi ile yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/10/2023

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/812, K. 2023/918, T. 11.10.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-812-e-2023-918-k-aa6e5c535908