İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/787 E. 2025/1124 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/787
- Karar No
- 2025/1124
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/787 Esas KARAR NO : 2025/1124
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 10/08/2023 KARAR TARİHİ : 21/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 24.03.2022 tarihinde, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile yaya konumunda olan müvekkili ...'a çarparak müvekkilin BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kaza neticesinde müvekkilinin ambulans ile .... Hastanesine götürüldüğünü, müvekkilinin bacağında kırıklar oluştuğunun tespit edidiğini ve akabinde ameliyata alındığını, müvekkilinin tedavisinin halen daha devam ettiğini, müvekkilinin ayrıca kaza sebebi ile ... Hastanesinde de tedavi gördüğünü, .... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 28.04.2023 tarihinde ilgili yönetmeliklere göre alınan raporda " kişinin tüm vücut engel oranının %37 ve sürekli olduğu kişinin tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 4 ay olduğu, kişinin iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında %100 özürlü sayılması gerektiği" tespit edildiğini, bu kere fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybına ilişkin olarak şimdilik 20.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini, davanın HMK 107 gereğince belirsiz alacak davası olduğu dikkate alınarak tespit edilecek toplam alacağa kaza tarihi olan 24.03.2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesini beyan ederek davanın kabulüne, kazanın meydana geliş şekli, trafik kazası sonrasına ilişkin yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporu itibari ile de sabit olacağı üzere davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu sabit olmakla, müvekkilde meydana gelen cismani zararın ( TBK m. 54 uyarınca tüm alacak kalemlerinin) davalılardan müştereken ve mütelselsilen kaza tarihi olan 24.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tazminine, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmektedir. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden ve esastan reddini talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, 24/03/2022 tarihinde davacının yaya olarak seyir halinde iken davalıların kaza tarihi itibariyle sürücüsü, maliki, ZMMS kapsamında sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacıya çarparak bedeni hasara sebep olduğu ve işbu kazada ... plakalı aracın kusurlu olduğu iddiası ile sürekli, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderinden ibaret maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. -Gerçek kişi tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma yapılmış, araç tescil kayıtları, kaza tutanağı, davacının hastane kayıtları, SGK kayıtları ile tarafların dayandıkları tüm kayıtlar ilgili yerlerden celp edilerek dosya arasına alınmıştır. -Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. -818 sayılı Borçlar Kanunun haksız fiili düzenleyen 41. maddesi: "Gerek kasten ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.." şeklindedir. Bu maddenin karşılığı 6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. Maddesidir. Bu madde hükmü ise şu şekildedir. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür” Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Zararın türü maddi ve manevi olabilir. -6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanununun 54. maddesi ise bedensel zararların kapsamını şu şekilde tayin etmiştir. “Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." -Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleridir. Trafik kazasında mağdur olan kişinin kaza sırasında araç kullanıyor olması halinde aracında yada başka bir eşyasında kaza sebebi ile zarar meydana gelmişse bunlarda talep edebilecek tazminat kalemleri arasında sayılacaktır. -Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. -Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. -Sigortacının sorumluluğu, izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. -Mahkememiz dosyasının kusur durumunun incelenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'na gönderilmiş, düzenlenen 02/07/2025 tarihli raporda özetle; sürücü ..... 'nun, yönetimindeki "..." plaka sayılı araç ile gündüz vakti, yerleşim yeri içinde, 7 m genişliğinde, iki yönlü, düz, kuru yüzeyli, asfalt kaplama yolda, .... Sokak üzerinde, ... Caddesi yönünden seyirle olay yerine geldiğinde; seyir yönüne göre yolun solundan, park halindeki araçların arasından koşarak yola giren 2012 doğumlu yaya ...'a, olayın aniliği ve mesafenin kısa olması nedeniyle çarpmayı önleyemediği dava konusu kazada, kazanın oluşu üzerine etken hatalı herhangi tutum ve davranışı görülmediğinden atfı kabil kusur bulunmadığı, 2012 doğumlu yaya ...'ın, park halindeki araçların arasından, can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde, koşarak taşıt yoluna girmesi sonucu, sürücü ....... yönetimindeki "...." plaka sayılı aracın çarpmasına maruz kaldığı dava konusu kazadaki davranışları, kazanın oluşu üzerinde asli derecede etkili olduğu, davalı sürücü ...'nun kusursuz olduğu, 2012 doğumlu yaya ...'ın davranışlarının kazanın oluşu üzerinde %100 (yüzde yüz) oranında etken olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davacı tarafın beyan ve itirazları üzerine, dava konusu kazadaki kusur durumunun tespiti amacıyla, dosyanın Adli Tıp alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle; yaralanma ile neticelenen dava konusu trafik kazasında, ... plakalı otomobil sürücüsünün olay mahallinde tanzim edilen olay yeri basit kaza krokisinde ve sürücü beyanında hızının meskun mahal hız sınırları içerisinde bulunduğu, aşırı hızının olmadığı, ayrıca dosya içerisinde ... plakalı otomobil sürücüsünün beyanı dışında başka bir beyan ve tespit bulunmadığı, beyan doğrultusunda da olayın park halindeki araçların arasından aniden koşarak yola giren yayanın ... plakalı otomobile sürücüsünün görüş alanı dışında kalan bölümü çarpması sonucu olayın meydana geldiği tespit edilmiş olduğu, bu cihetle hazırlık aşamasında ve ATK Trafik İhtisas dairesi tarafından tanzim edilen ve ... plakalı otomobil sürücüsüne kusur izafe etmeyen kusur raporlarının olayın oluşumuna uygun düştüğü, ... plakalı davalı otomobil sürücüsü ...’nun mağdur yaya ...’ ın yaralanması ile neticelenen dava konusu trafik kazasında kusursuz olduğu, Olaya müdrik yaşta bulunmayan 2012 doğumlu mağdur yaya ...’ın kendi yaralanması ile neticelenen dava konusu trafik kazasında davranış faktörleri sonuç üzerinde % 100 (yüzde yüz ) oranında asli derecede etkenlik arz ettiği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bu haliyle her ne kadar davacı tarafça haksız fiil ve Karayolları Trafik Kanunu hükümleri çerçevesinde, bedeni zarara uğradığı iddiasıyla davalı araç maliki, sürücüsü ve sigorta şirketine karşı işbu davayı ikame etmiş ise ise de maddi vakıanın oluş şekli nazara alındığında davalı araç sürücüsünün iş bu kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığı sabittir. -Her ne kadar davacı tarafça davalının kullandığı aracın hız seviyesinin yeterince irdelenmediği, görüş mesafesinin açık olduğu iddia edilerek kusura ilişkin itirazlarda bulunulmuş ise de kazanın gerçekleştiğine ilişkin görgü tanığının bulunmadığı, taraf beyanları dışında bir delil ibraz edilmediği, davalı araç sürücüsünün aşırı hızlı olduğuna ilişkin bir delil ibraz edilmediği anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. -Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. -Buna göre davalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın gerçekleşmesinde, kusurunun, taksirinin veya ihmalinin bulunmadığı sabit olduğundan haksız fiil şartlarının gerçekleşmediği, bu nedenle davalı araç sürücüsü, araç maliki ile sigorta şirketinden iş bu kaza nedeniyle tazminat talep imkanının bulunmadığı, davacının maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.092,35-TL harcın davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ..... Sigorta Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ..... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/11/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır