İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/7826 E. 2016/7679 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/7826
Karar No
2016/7679
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/542 Esas KARAR NO : 2024/621 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/07/2023 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından fatura alacağına dayanan .... .... .... Esas sayılı dosyası kapsamında ödeme emrine karşı süresinde itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, tarafların aralarında ticari ilişki bulunduğunu, takip dayanağı olan faturadan görüleceği üzere davalının, davacı müvekkili şirketten 7 farklı tarihte faturalı mal almış olduğunu ancak ödemenin yapılmadığını, beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, arabuluculuk ücreti, harç ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamış aşamalarda davanın reddi savunulmuştur. DELİLLER -Ticari defter ve kayıtlar, -Tarafların ba/bs formları, -Faturalar, -Takip Dosyası, -Bilirkişi Raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; faturaya dayalı başlatılan (ilamsız) icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya konu .... .... .... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, takip borçlusunun davalı olduğu, takibin 9.383,68-TL asıl alacak, 342,50-TL faiz olmak üzere 9.726,18-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip olarak başlatıldığı, takip borçlusunun vekili aracılığıyla 21/03/2024 tarihli dilekçesi ile yetkiye borca ve faize itirazı üzerine takibin durdurulduğu, ödeme emrine süresinde itiraz edildiği ve eldeki davanın süresinde açıldığı görülmüştür. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 27/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Tarafların 2022 ve 2023 takvim yılları ticari defter kayıtlarının sahibi lehine değil, aleyhine delil olması gerektiği hususunda takdirin münhasıran Sayın Mahkemeye ait olduğu, takip konusu yedi (7) adet faturanın tarafların ticari defterlerine kaydedildiği, taraflara ait ba/bs formlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre,18/04/2023 takip, 31/07/2023 dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 9.383,68TL asıl alacağının bulunduğu, davalının ticari defter kayıtlarında davacıya borç görülmediği, taraf ticari defter kayıtları arasındaki farkın; davalı tarafça, davacıdan alınan mallara ait fatura bedellerinin tamamının nakit olarak ödendiği şeklinde ticari defterlere kaydedildiği, 12/10/2022 tarihinde gönderilen 2.750,00TL ve 19/11/2022 tarihinde gönderilen 2.000,00TL banka havalesi haricindeki ödemelerin belgeye dayanmadığı (fiktif olduğundan) kaynaklandığı, Dosya kapsamında davalı tarafça takibe dayanak fatura muhteviyatı malları teslim alınmadığına yönelik iddia beyanının bulunmadığı, fatura muhteviyatı malların teslimine ilişkin sevk irsaliyelerinin tamamında, teslim eden ve teslim alan kısımlarında imzalar bulunduğu, T.C. Ankara 2. İcra Dairesi 2023/7826 E. sayılı icra takibinin 9.383,68TL asıl alacak üzerinden açıldığı, İcra takibindeki asıl alacak tutarı ile davacının ticari defter kayıtlarında görülen alacak tutarının uyumlu olduğu,... " hususları belirtilmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davalı yanın davaya konu icra takibinde, icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiği görülmekle, öncelikle yetki hususu irdelenmiş, 6098 Sayılı TBK'nın 89. Maddesi uyarınca yetki itirazı yerinde görülmediğinden işin esası ele alınmıştır. Dava konusu takipte, borcun sebebi olarak " cari 9.383,68 TL" ifadesinin belirtildiği, yine takibin dayanağı belge olarak 14/04/2023 tarihli cari hesap ekstresi sunulduğu, sunulan ekstrenin incelenmesinde borcun 7 adet faturaya dayandırıldığı, dava dilekçesinde de aynı yönde ileri sürüşte bulunulduğu görülmüştür. İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21/2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun ticari defterlere yansıdığı, yine takibe konu hesap ekstresinde yer alan 7 adet faturanın tamamının davalı yan defterlerinde de kayıtlı olduğu, faturalara itiraz veya iade edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, aksine nakit ödendiğinin kaydedildiği görülmekle davacı yan tarafından akdi ilişkinin varlığı ve fatura içeriğinin teslim olgusunun ispatlandığı, buna karşın yukarıda açıklandığı üzere davalı yanın ticari defterlerinin kendi lehine delil teşkil etmediği de gözetilerek davalının faturaların ödendiğini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davacının fatura tutarları doğrultusunda takibe konu asıl alacak tutarında alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. İşlemiş faiz talebi bakımından ise; taraflar arasında yazılı veya sözlü olarak ödeme günü kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı bilinmediği gibi takibe konu faturaların ve fatura içeriği malların teslim tarihi belirsiz olduğundan 6102 Sayılı TTK'nın 1530/4. Maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmıştır, TBK'nın 117. ve TTK'nın 18/3. Maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede ise davalının takipten önce usulünce temerrüde düşürüldüğü ispat edilmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Yine alacağın likit olduğu gözetilerek icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... .... .... Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 9.383,68 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacağın (9.383,68-TL'nin), %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken toplam 641,00-TL karar ve ilam harcından daha önce peşin ödenen toplam 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 371,15-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/2. Maddesi nazara alınarak 9.383,68-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/2. Maddesi nazara alınarak 342,50-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 269,85-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 539,70TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 3.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 214,25-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.714,25-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.583,46-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 8- Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.120-TL'nin davanın kabul oranına göre 3.010,13-TL'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye 109,87‬-TL'sinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına, 9-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/7826, K. 2016/7679, T. 10.02.2016, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-7826-e-2016-7679-k-d4e95a23346e