İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/756 E. 2025/976 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/756
- Karar No
- 2025/976
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/756 Esas KARAR NO : 2025/976
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/11/2023 KARAR TARİHİ : 11/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirketin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca ... 24. İcra Müdürlüğü...E. sayılı dosyası üzerinden ...Şirketi hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı. Davalı borçlunun, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu. İşbu itirazın sadece takibi bırakarak müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olduğu. Haksız ve mesnetsiz olduğu. 19.12.2018 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7155 sayılı kanun ile Türk Ticaret Kanunu'na S/A maddesi eklenmiş olup buna göre ticari davalarda, konusu belli bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmasının dava şartı haline getirildiği. Taraflarınca cari hesaptan doğan alacak için icra takibine karşı itirazın iptali amacıyla ... Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunulduğu ve ...büro dosya numaralı, ... arabuluculuk numaralı dosya ile arabuluculuk sürecinin taraflarınca işletildiği bu süreçte taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı ve bu hususun 15.11.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağında kayıt altına alındığı ve davacı yanın haksız ve mesnetsiz itirazının iptali amacıyla işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğu. İşbu davaya ve icra takibine konu alacak likit olup davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği. Edimini ifa etmeyen davalı borçlunun bilinçli olarak müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalışmakta ve ortada likit bir alacak mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz ettiği Her haklılığının ortaya çıkacağı. tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilin alacağının Davalı takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak suretiyle müvekkilin alacağına kavuşmasını engellediği. İşbu sebeplerle davalı borçlu aleyhine alacağın 9420'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği. Aşağıda sunacakları kararlarla da görüleceği üzere Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğu. İşbu Yargıtay içtihatları doğrultusunda davalı borçlu aleyhine 9620'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri. Sayın Mahkemece tensip zaptı ile davalı borçlunun 2020-2023 dönemlerine ait ba bs formlarının ilgili Şişli Vergi Dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesini ve işbu ara kararın yerine getirilmesinin akabinde ön inceleme duruşması beklenmeksizin celse arasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere inceleme günü verilmesini talep ettikleri. Davalı takip borçlusunun, taraflar arasındaki mal alım satım ilişkisi sebebiyle düzenlenen sevk irsaliyelerini, faturaları ve teslim tutanaklarını ticari defter ve kayıtlarına işlememe ve yargılama sırasında ticari defter ve kayıtlarını sayın mahkemeye ibrazdan kaçınma ihtimali bulunmakta olduğu. Bu durumda müvekkil şirketin haklı alacağına kavuşmasının daha da güçleşeceği ve neredeyse imkansız hale geleceği. Tüm bu sebeplerle öncelikle sayın mahkeme tarafından tensip zaptı ile birlikte davalı borçluya ait BA BS formlarının ilgili ... vergi dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesini ve işbu ara kararın yerine getirilmesi akabinde ön inceleme duruşma günü beklenmeksizin celse arasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için inceleme günü verilmesini talep ettikleri. (Delil 4- Davalı Borçluya Ait 2020-2023 Dönemlerine Ait BA BS formları) 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununda açıkça belirtildiği üzere; tacir tarafların ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari niteliğe haciz olacağından işbu davada görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olacağı. Taraflarınca yapılan araştırmalar sonucunda davalı borçlunun ... Ticaret Sicil Odasına kayıtlı bulunan gerçek kişi ve tacir olduğu. Bu durumda işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame edilmesi gerektiğinden Sayın Mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğu. Dosyaya sunmuş oldukları cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere icra takibinin 11.769,02 TL üzerinden başlatıldığı. Davalı yanın takip tarihinden sonra 7.953,75-TL den bakiyeyi kabul ettiği, 3.927,88-TL tutara kısmi olarak açıkça itiraz ettiği. Huzurdaki davanın kalan bakiye ana para alacağından açıldığı. Bu nedenle, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptal edilerek 3.927,88-TL üzerinden takibin takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve tüm ferileri ile birlikte takibin devamına karar verilmesi gerektiği Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının 3.927,88 tl üzerinden iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini ” talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı, davacıya olan tüm borçlarını ödediği ve bakiye borç kalmadığı. Dolayısıyla ikame edilen itirazın iptali davasının da hukuka aykırı olduğu. Davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde müvekkilin cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediğini iddia etmişse de işbu davanın tamamı ile haksız olduğu. Müvekkilin cari hesaptan kaynaklanan borçlarını karşı tarafa ödediği. ... 24. İcra Müdürlüğü ... E. Numaralı dosyasında ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ...D. İş sayılı dosyası ile 7.953,75-TL'lik ihtiyati haciz kararı alındığı, Her ne kadar müvekkil şirketin borcunun 5.000-TL miktarında görünse de, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, taraflarınca haciz tehdidi altında gerçek borç miktarının çok üstünde olacak şekilde, 7.953,75-TL olan ihtiyati haciz miktarı tüm faiz ve ferileri ile ödendiği. Ayrıca gerekli harçlar ve vekalet ücretinin de icra dairesi banka hesabına yatırıldığı. Müvekkil şirket tarafından tüm borçların muaccel olduğu anda ödendiği. Dolayısıyla müvekkilin hiçbir şekilde temerrüde düşmemiş olması nedeniyle takip öncesi işlemiş ve takip sonrası işeyecek faizin tamamına ve ayrıca ihtiyati haciz miktarını aşan 3.927,88-TL'lik miktara ve tüm ferilerine taraflarınca itiraz edildiği ve itiraz sonucunda da takibin durduğu. Haksız ve hukuka aykırı olarak ileri len söz konusu miktar sebebiyle, aslında var olmayan alacakların talep edilerek haksız kazanç elde edilmeye çalışıldığı. Oysa ki müvekkil şirket tarafından, haciz tehdidi altında, mevcut borç miktarını dahi aşacak şekilde ödeme yapıldığı. Ancak yine de huzurdaki dava ile fazlaya ilişkin talepler ileri sürüldüğü. Müvekkilin, kurduğu ticari ilişki çerçevesinde her zaman sorumluluklarını yerine getirdiği, basiretli bir tacir olarak hareket ettiği ve borçlarının hepsini ödemiş olduğu. Banka kayıtları, icra dosyası ve ticari defter-kayıtların incelenmesi ile de bu hususun sübuta ereceği. Bu nedenle ikame edilen haksız davanın reddi gerektiği, Davacı tarafından, davalı müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği. Ancak somut olayda likit ve muayyen bir alacaktan söz edilemeyeceğinden bu talebin reddi gerektiği. Faturadan kaynaklandığı iddia edilen alacak olsa bile, yukarıdaki gerekçelerle varlığının yargılamayı gerektirdiği, müvekkile, borçlu olamayacağı bir faturadan kaynaklı olarak icra takibi başlatılmış olduğu. Yargılamayı gerektiren bir husus mevcutken, müvekkilin borçlu olmadığını ve olmasının mümkün olamayacağını ileri sürdüğü bir husustan dolayı icra takibine yapılan itirazın yerinde olduğu. Borcun mevcut olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi karşısında davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ...E. ...K. Sayılı 20.2.2014 Tarihli kararında bu konuda hüküm olduğu. Karşı tarafın, haksız çıkar elde etmek amacıyla mevcut borç miktarını aşacak şekilde icra takibi başlattığı, ardından da işbu davayı ikame ettiği. Bu nedenle, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri. Kısacası: İkame edilen davanın oldukça kötü niyetli olduğu, davacı tarafın tüm talep ve iddialarında haksız olduğu. Davacının tek amacının mahkemeyi yanıltmak suretiyle haksız kazanç elde etmekte olduğu. Bu nedenle işbu dava ile talep edilen miktarın tamamı ile haksız olup davanın reddine karar verilmesi ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve sayın mahkemenizce re'sen nazara alınacak gerekçelerle; Haksız ikame edilen davanın reddine, Davacının kötü niyetli icra takibinde bulunması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsil edilmesine karar verilmesini ” talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava taraflar arasında devam eden ticari ilişki neticesinde davacının davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan kısmi itirazın iptali istemi olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz ara kararı gereği alalında uzman mali bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Raporum içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, Davacı ve Davalı yana ait 2023 yılına ait ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı ...Ltd.Şti'nin tarafından incelemeye sunulan 2023 yılına ait ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüştür. Davalı ... A.Ş.'nin tarafından incelemeye sunulan Ticari Defterler arasında Envanter Defterinin bulunmaması nedeniyle 2023 yılına ait ticari defterlerin TTK. İlgili imleri yönünden usulüne uygun tutulup tutulmadığı Takdirinin Sayın Mahkemede olduğu Davacı yanın incelenen Ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre davalı yandan 10.10.2023 tarihinde 11.769,02.-TL alacaklı iken 29.01.2024 tarihinde ödenene 7.000,00.-TL'lik ödeme ile cari hesabın 4.769,02.-TL'lik borç bakiyesi verdiği, Davalı yanın incelenen Ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre davacı yana 29.09.2023 tarihinde 5.000,00.-TL'lik alacaklı olduğu, 31.12.2023 tarihinde “dönem sonu işlemleri” açıklaması ile cari hesabın alacağına 13.831,32.-TL alacak rakamı yazılarak cari hesap bakiyesi 18.831,32.-TL 'ye yükseltilmiştir. Fakat bununla ilgili herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Davacı tarafça Davalı taraf adına düzenlenmiş 28.07.2023 tarih ... nolu 6.769,02.-TL'lik faturanın kayıtlı olduğu fakat Davalı Ticari Defterlerinde kayıtlı olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan mali bilirkişiden ek rapor alındığı ve mali bilirkişinin sunmuş olduğu ek raporda özetle: "Davalı taraf Vekili ve Muhasebe yetkilisinden tekrar 2023 yılına ait Envanter defter talep edildiği, aşağıdaki şekilde dönüş olduğu, Taraf vekilince sunulan flash belek tekrar incelenmiş fakat Envanter defteri ile ilgili herhangi bir belgeye rastlanmadığı, 2023 yılı Envanter defterinin dönem başında fiziki olarak noterden onaylatılması gereken bir defter türü olup, dijital ortamda tutulması mümkün olmadığı, Davalı yanın sunmuş olduğu cari hesap ekstresinde 31.12.2023 tarihinde “dönem sonu işlemleri” açıklaması ile cari hesabın alacağına 13.831,32.-TL alacak rakamı yazıldığı, bu tutar ile ilgili belge ve yevmiye defter kaydı tekrar istenmiş olup bu husus ile ilgili de herhangi bir belge sunulmamıştır. Davalı yanın incelenen Ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre 31.12.2023 tarihi itibariyle Davacı tarafa 18.831,32.-TL borcunun bulunduğu şeklinde muhasebe kaydının bulunduğu, Davacı yanın incelenen Ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre davalı yandan 10.10.2023 tarihinde 11.769,02.-TL alacaklı iken 29.01.2024 tarihinde ödenene 7.000,00.-TL'lik ödeme ile cari hesabın 4.769,02.-TL'lik alacaklı olduğu, Talebe bağlılık ilkesi uyarınca Davacı tarafın 4.769,02.-TL'lik alacaklı olabileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Mahkememizce 07/05/2024 tarihli taraf vekillerinin hazır bulunduğu celsede defter incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve inceleme günü tayin edilmiştir. Taraflarca inceleme gününde defter ve kayıtlar ibraz edilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede davalı tarafın envanter defterinin sunulmamış olması nedeniyle defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı değerlendirilememiş ve davalı yanın sunduğu cari hesap ekstresindeki 13.831,32 TL'lik işlemin kaynağı tespit edilememiştir. Bunun üzerine mahkememizce ek rapor alınmış olup ek rapor aşamasında da davalı tarafça envanter defterinin sunulmadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasında devam eden ticari ilişkinin bulunduğu davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 11.769,02 TL'lik alacağının bulunduğu, davalı tarafça 3.927,88-TL'lik tutar yönünden ise icra takibine itiraz edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından envanter defterinin sunulmamış olması nedeniyle HMK 222/3 uyarınca usulüne uygun tutulmuş bir defterden bahsedilemeyeceği, davacı tarafın defterinin usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle HMK 222/3 uyarınca lehine delil sayıldığı, davacı defterlerine göre davalının yapmış olduğu ödeme sonrasında 4.769,02 TL'lik alacağının kaldığı, aksinin defterleri usulüne uygun tutmaması nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmiş olduğu da gözetilerek davalı tarafça ispat edilemediği anlaşılmakla davalının 3.927,88 TL'lik kısmi itirazının iptaline, alacağın likit ve muayyen olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KABULÜNE, 1-Davalı tarafından ... 24. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 3.927,88 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA, 2-Alacağın % 20'si olan 785,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL'nin mahsup edilerek bakiye 345,55 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 539,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 3.927,88TL üzerinden hesaplanan 3.927,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 154,50 TL tebligat, posta gideri ile 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.154,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/11/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır