İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/752 E. 2025/1012 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/752
Karar No
2025/1012
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/752 Esas KARAR NO: 2025/1012 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ: 06/11/2023 KARAR TARİHİ: 18/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin sigortalısı dava dışı ------ isimli firmadan satın aldığı emtianın---- karayolu ile nakliyesinin davalı şirkete tarafından üstlenildiği, tahliye esnasında bir kısım emtianın içinde bulunduğu torbanın hasar gördüğü, sürücünün de katılımı ile düzenlenen tutanakla tespit edilmesi üzerine açılan hasar dosyasına aldırılan ekspertiz raporu sonrası, ---- hasar tazminatının sigortalıya ödenerek, elde edilen halefiyet ilkesi gereğince, davalıdan ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan takibe davalı/borçlunun itirazı ile takibin durduğunu beyan ederek, ----- sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın CMR Konvansiyonu gereğince zamanaşımı süresi, dolduktan sonra ikame edildiği, taşımayı aracın müvekkiline ait olmadığı, taşımayı yapmadığını, taşıyıcı sıfatı bulunmadığını, yükleme ve boşaltmanın davacının sigortalısı tarafından yapıldığı, fotoğraflara göre, hasrın nedeninin forklift bıçağında kaynaklandığı açık olduğunu, bu durumda taşıyıcının sorumlu olamayacağı, her halukarda sorumluluğunun sınırlı olacağı, hasar ihbar süresine uyulmadığı, müvekkili şirketin CMR sigortacısı----- hasar dosyası açıldığı, taleplerin sorumluluk sigortacısına yöneltilmesi gerektiği, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin ve talep edilen faiz oranın ve takip konusu alacak hesaplamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itiraz nedeni ile açılan itirazın iptali davası olduğu taşımadan kaynaklı zararın rücuen tazmin edip edemeyeceği noktalarında toplanmıştır.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosya defter incelemesi ve hesaplama yönünden bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişilerin ---- tarihli raporlarında özetle;--- unvanlı satıcının ---- unvanlı alıcıya --- sevk ettiği 20.160 kg net miktarlı ---- ürünlerin 878 torba ile taşındığı ancak taşınma sırasında 2 torba ürünün patladığı ve o haliyle alıcıya teslim edildiğinin ifade edilmekte olduğu görüldüğü, anılan ürün alıcı firmanın da faaliyet gösterdiği plastik kauçuk sektöründe kullanılan ayakkabı tabanı, elektrik kablosu, pencere profili, boru, conta gibi ürünlerin üretiminde kullanılabilen patentli bir kauçuk proses katkısıdır. Söz konusu ürünün standardının korunması, homojenliğinin bozulmaması ve başkaca bileşenler ile temasının olmaması ürünün yüksek mühendislik uygulamalarında kullanımı için zaruret taşımaktadır. Patlayan ya da zarar gören bigbag çuvallardan dışarı dökülen ya da dökülmeyip çuvallarda kalan ürünlerin dış etkileşime açık kaldığı bir gerçek olduğu, dış etkenlere bağlı olarak standardının ve homojenliğinin korunduğu şüpheli hale gelen ürünlerin kullanılması uygun görünmediği, dava konusu olayda, patlamış ------ürünün kullanılması mümkün bulunmamaktadır ve zayi olduğu, davacının tazminat ödemesine neden olan hasarın davalı akdi taşıyıcının sorumluluğu esnasında meydana geldiği, davalı akdi taşıyıcı -------- hükmü gereği meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davalı taşıyıcının sorumlu olduğu zarar tutarının, CMR Konvansiyonu 23’üncü maddesi hükümlerine göre 147,48 Euro olduğu, davacının ödeme günündeki TL cinsinden karşılığının 2.707,26 TL olduğu, davacının düzenlediği geçerli poliçe ve sigortalısına yapmış olduğu ödeme nedeniyle, halefiyetin şartlarının yerine geldiği, Davacının TTK 1472’nci maddesi gereği elde ettiği halefiyete dayanarak, ödemiş olduğu bedele kadar ancak davalı taşıyıcının sorumlu olacağı gerçek zarar tutarını davalıdan talep edebileceği, davacının başlatmış olduğu takibe vaki itirazın asıl alacak olarak 2.707,26 TL kısmına iptalini talep edebileceği, davacı lehine hüküm kurması halinde, davacının hükmolunacak takipteki asıl alacağına, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt faizine İlişkin Kanunun 2/2 maddesi gereğince, takip tarihinden itibaren, TCMB’nin reeskonta kabul edebileceği senetler karşılığı verdiği avanslar için uyguladığı avans faizi oranında faiz talep edebileceği mütala olunmuştur.Somut olayda mahkememizce alınan bilirkişi raporunda Davacının düzenlediği geçerli poliçe ve sigortalısına yapmış olduğu ödeme nedeniyle, halefiyetin şartlarının yerine geldiği, Davacının TTK 1472’nci maddesi gereği elde ettiği halefiyete dayanarak, ödemiş olduğu bedele kadar ancak davalı taşıyıcının sorumlu olacağı gerçek zarar tutarını davalıdan talep edebileceği, Davacının başlatmış olduğu takibe vaki itirazın asıl alacak olarak 2.707,26 TL kısmına iptalini talep edebileceğinin bildirildiği raporun usul ve yasaya dosya kapsamına uygun olması nedeniyle hükme esas alınarak, davalı akdi taşıyıcının sorumlu olması da dikkate alınarak davalının-----Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 2.707,26 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davalının----- Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 2.707,26 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 615,40 TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 345,55 harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 539,7 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 153,50 TL tebligat, müzekkere gideri ve 7.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.153,50 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 6.167,17 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 2.707,26 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 432,98 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 2.698,81 TL'nin davalıdan, 430,19 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar, miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/12/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/752, K. 2025/1012, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-752-e-2025-1012-k-044c4e290445