İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/713 E. 2026/220 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/713
Karar No
2026/220
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/713 Esas KARAR NO : 2026/220 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 10/10/2023 KARAR TARİHİ : 12/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 16.01.2023 tarihinde ---------- Başvuru Numarası ile tarafımızca ---------- Arabuluculuk Bürosuna başvurularak dava şartı yerine getirilmiş, ancak yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde davalı taraflarla anlaşmaya varılamadığını, Bu doğrultuda 07/03/2023 tarihli --------- Büro Dosya Numaralı ve ---------- Arabuluculuk Numaralı Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı düzenlendiğini, Taşınan emtianın alıcı firma tesislerindeki tahliyesi esnasında, araç dorsesi içerisinde, ruloların üzerinde bulunduğu paletlerde ve emtia rulolarının tamamında ıslaklık olduğu; ruloların içerisindeki kumaşlarda nemlenme olduğu ve kumaşların kullanım özelliklerini yitirdikleri tespit edildiğini, Taşıma sürecinde meydana gelen emtia hasarı, CMR belgesine şerh düşüldüğünü, Yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde hasar bedeli toplam 40.721,60 Euro olarak tespit edilmiş ve 03.11.2022 tarihinde müvekkil tarafından poliçe kapsamında sigortalıya aynı tutarda ödeme gerçekleştirildiğini, davacının hasar nedeniyle bu zarar bedeline ek olarak 26.071,01 TL tutarında eksper ücretine katlanmak mecburiyetinde kaldığını, Hal bu iken 4 no'lu davalı akdi taşıyıcı gerek kendisinin gerekse yetkilendirdiği tarafların kusur ve ihmallerinden aynı derecede sorumlu olduğunu, Diğer bir yandan 1 no'lu davalı ise, 4 no'lu davalının sorumluluk sigortacısı olması nedeniyle konu emtia hasarından doğan zararların tamamından "taşıyıcı sorumluluk sigortacısı" sıfatıyla, diğer tüm davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, izah edilen nedenlerle ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, Davalılar gönderilen ödeme emrine ve takibe konu borca itiraz ettiklerini, Davalıların bu itirazları haksız ve mesnetsiz olup, tamamen kötü niyetli olarak alacağımızı sürüncemede bırakmak amacını taşıdığını, ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalılar / borçlular tarafından yapılan haksız itirazların iptali ile takibin devamına, Haksız itirazları ile takibin durmasına sebebiyet veren davalılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine; Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalılar --------- Şirketi ve -------- Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle: Taşıyıcıya, Cmr Konvansiyonu'nun 30/1. maddesinde yer alan usulüne uygun hasar ihbarı yapılmamıştır. taşıyıcı malı hasarsız olarak teslim ettiğini, Davacı taraf sigortalısına emtia sigortası gereği ödeme yaptığını, Alıcı tarafından taşıma senedine sadece ambalajın nemli/ıslak olduğuna dair kayıt düşüldüğünü, malın bizatihi kendisinin ıslak olduğuna dair bir hasar şerhi düşülmediğini, Alıcının düştüğü şerh ambalaja ilişkin olduğunu, Alıcının bu durumda malda ıslaklık olduğunu en kısa sürede incelemesi ve ispat etmesi gerektiğini, zira alıcı malda ıslaklık olduğunu tespit etmediğini, Sadece taşıma senedine "ambalajda ıslaklık/nem var" şeklinde bir ihtirazi kayıt düştüğünü, Mal 18.01.2022 tarihinde alıcıya teslim edilmiş olup, alıcı malı CMR 30/1'de belirtilen süreler içerisinde reddetmediği gibi, kendisine teslim edilen kumaşların ıslak olduğuna dair bir ekspertiz raporu da hazırlatmadığını, hasar hesaplamasının kabul edilemez olduğunu, rücu meblağı CMR hükümlerine göre hesaplanmadığını, Ortada davacının bir alacağının olup olmadığı belli olmadığı gibi, iddia edilen alacak belirlenebilir ve likit de olmadığı, Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerektiğini, Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemeyeceğini, iç bir suretle alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu itiraza konu alacak likit olmamakla yargılamayı gerektirmekte, dolayısıyla davacı yanın haksız icra inkar tazminatını reddine karar verilmesi gerekmektedir. arz ve izah olunan nedenlerle; davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalılar ---------- Şti. Ve --------- Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle; taşımaya konu yükün ıslandığını ve bu suretle kullanılamaz duruma geldiğini kabul etmediklerini, Davacının; taşıma sırasında yükün hasar aldığını ve bu suretle de alacaklı olduğunu ispat etmesinin zorunlu olduğunu, Ancak dosyaya sunulan hiçbir bilgi ve belgede, taşımaya konu yükün ıslanmak suretiyle hasar aldığı konusunda bir tespit bulunmadığını, Yükün teslimi sırasında, dış ambalajında ıslaklık fark edildiği ifade edilmiş; ancak yükün kendisinin ıslandığı konusunda bir tespite yer verilmediğini, Alıcı malı teslim alırken hasar kaydı düşmemiş; ancak malın tesliminden çok uzun bir süre sonra malı kabul etmediğini beyan ettiğini, Malda meydana geldiği iddia edilen hasarın, malın depolanması sırasında da oluşabilmesi pek muhtemel olduğunu, Kaldı ki, hasar bildiriminin teslimden uzun bir süre sonra yapılmış olması da, malın sonradan zarar görmüş olabileceği konusundaki olasılığı güçlendirdiğini, Zira teslim anında mevcut olan hasarın, en geç teslim anında öğrenilmesi ve bu andan itibaren makul süre içinde hasar ihbarında bulunulması gerektiğini, Taşımaya konu malların hasarlı olduğu kabul edilse bile, süresinde hasar ihbarının yapılmaması neticesinde, söz konusu hasar nedeniyle alacak talep edilebilmesi mümkün olmadığını, CMR m.30/1 hükmü uyarınca davacının süresinde bildirilmeyen hasar nedeniyle ödeme yapmaması gerekli olduğunu, Ancak davacı sigorta şirketinin, sigortalısına yaptığı ve işbu dava ile müvekkillerden rücu edilmesini talep ettiği alacağı, basiretli bir tacir gibi hakaret ederek yapmaması, kendisine yönelen tazmin taleplerini reddetmesi gerekirken bunu yapmayarak kendi kusuru ile sigorta ödemesi yapması ile uğradığı zararı müvekkillerden talep etmesi mümkün olmadığını, Zira kimse kendi kusurlu eylemi nedeniyle doğan zararın tazmin edilmesini talep etmek hakkına sahip olmadığını, açıklanan nedenler ile; Yapılacak yargılama sonucunda davacı tarafından ikame olunan haksız ve hukuka aykırı işbu davanın reddini, dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere belirlenecek kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkilere verilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

GEREKÇE VE SONUÇ:Dava CMR sigortası kapsamında ödenen hasar kapsamında sigorta bedelinin rücuna dayalı olarak yürütülen icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. Dava 1 yıllık yasal süresinde açılmıştır.Uyuşmazlık; taşınan emtianın alıcı firma tesislerindeki tahliyesi esnasında, araç dorsesi içerisinde, ruloların üzerinde bulunduğu paletlerde ve emtia rulolarının tamamında ıslaklık olduğu; ruloların içerisindeki kumaşlarda nemlenme olduğu ve kumaşların kullanım özelliklerini yitirdikleri tespiti iddiasına dayalı taşıma sürecinde meydana gelen emtia hasarı, CMR belgesine şerh düşüldüğünden bahisle, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde hasar bedeli toplam 40.721,60 Euro olarak tespit edilmiş ve 03.11.2022 tarihinde davacı tarafından poliçe kapsamında sigortalıya aynı tutarda ödeme gerçekleştirildiğinden bahisle açılmıştır. Uyuşmazlık ödenen tutardan davalıların sorumlu olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan 07/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Emtianın teslim alındığı 20.01.2022, 24.01.2022 tarihlerinde paletlerde ıslaklık, rulolarda nemlenme olduğu, emtia üzerinde küflenme olduğu 18.03.2022-24.03.2022 tarihli test raporları ile tespit edildiğini, Numune alımına dek emtia yaklaşık 2 ay boyunca depoda paletler ıslak, emtia yüzeyi nemli vaziyette beklemiştir.“Taşımaya konu emtia teknik özellikleri” Spunbond kumaşlar, birim ağırlık başına üstün mukavemet, yüksek ısı ve basınç dayanımı, boyanabilirlik, yüksek çekme ve boyutlandırma dayanımı gibi özellikleriyle ihtiyaçları karşılayacak şekilde, liflerin ısı, mekanik veya kimyasal yollarla birleştirilmesiyle elde edilir olduğunu, Spunbond kumaşlar hidrofobik/su itici ve hidrofilik/su emici özelliklerle üretilebilir olduğunu, Spunbond non-woven kumaşlara UV katkı maddeleri eklenerek kumaşın güneş ışınlarına karşı çok daha dayanıklı hale getirilmesi sağlanabilir.” Emtia su itici ve su emici özelliklerde üretilebildiğini, Dava dışı alıcı firma emtiayı kan filireleme amacı için kullanacağını beyan etmiştir, dolayısı ile emtia su emici özellikte üretildiğini, Dava dışı firma emtiayı amacına uygun olmadığı gerekçesi ile reddettiğini, 18.03.2022 tarihinde küf kontaminasyon değeri 335 C.F.U/100 cm/2 tespit edildiğini, Alıcı beklenti değeri 200 C.F.U/em2 olduğunu, Dosya kapsamında emtianın tahliyesi sırasında kontaminasyon değerinin (200 CFU/cm2) beklentiyi karşılayıp karşılamadığı yönünde tespit mevcut olmadığını, 18.03.2022 tarihinde uygulanan test raporunda elde edilen sonuç ile emtia reddedildiğini, Bu bakımdan emtianın tahliye sırasında fiili durumunun, yüzeyin nemli vaziyette olduğu değerlendirilmiş, nemlenmenin emtianın teknik özelliği gereği olması nedeniyle, 24.01.2022 tarihinde kullanılıp kullanılmayacağı irdelendiğini, Spunbond kumaş kullanım alanları; “Spunbond kumaşlar anti-bakteriyeldir. ve fiyat açısından ekonomik bir kumaş olduğu, Tarımsal ürün örtüleri, çatı kaplama malzemesi, tıbbi, ev tekstili, tela, mobilya sektöründe iç döşeme, ambalaj, izolasyon malzemesi, otomotiv, hava filtresi, kan filtreleme, içecek filtreleme, havuz ve spa filtreleme, halı tabanı, elektrikli süpürge toz torbası, hava yastıkları, ıslak mendiller, vb...endüstriyel alanlarda kullanılmaktadır.” Bu durumda emtianın tahliyesi sırasında; eşya yüzeyinde ıslaklık barındırmadığı, nem ihtiva ettiği, ihtiva ettiği nem oranı tespit edilmemiş ise de eşyanın kullanımına engel teşkil etmeyeceği, eşyanın yapısı gereği nem alma kapasitesinin bulunduğu, bu bakımdan eşyaların, sterilizasyon gerektirmeyen diğer kullanım alanlarında kullanılabileceği, ticari değeri bulunduğu değerlendirildiğini, Emtianın tahliye sırasında yukarıda belirtilen kullanım alanları referans alınarak yapılan piyasa araştırması ile 60-100 gr/m2 spunbond kumaş birim fiyatları; Ocak/Ağustos 2022 döneminde ortalama 3,80 euro/kg (10,38 -14,00 TL/metre-tül (kur 18,3568) 3,5341 euro/kg — 3,84 - 4,03 euro/kg), Global pazarda ortalama FOB 2,50 euro/ka birim fiyatlar tespit edildiği, İİK Md.67/lI kapsamına giren taleplerin takdiri, her türlü hukuki tavsif ve nihai karar tamamıyla Yüce Mahkeme'ye ait olmak üzere, dava dosyasına intikal eden bilgi ve belgelere göre, Davaya konu pet spunbond kumaş cinsi emtianın; Dava dışı alıcı firma beyanı ile “kan filtreleme” malzemesi olarak kullanılacağı, 18.03.2022 tarihinde uygulanan test ile beklenti değerlerini karşılamaması nedeniyle kabul görmediği, Taşıma sırasında araç brandasının yetersizliği sebebiyle ambalajının ıslanmak suretiyle nemlenip, kullanım amacını yitirdiği, değer kaybına uğradığı, Dava konusu kumaş türü emtiamın tahliye tarihi 24.01.2022 itibarıyla, kullanım amacı harici, sterilizasyon gerektirmeyen alanlarda kullanım imkanı bulunduğu ve değerinin de 32.093,28 Euro'ya düştüğü, Bu durumda ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle, bedeli 40.721,60 Euro olan kumaş türü emtia değerinin 32.093,28 Euro'ya düşmesine bağlı (40.721,60-32.093,28-) “8.628,32 Euro'luk dolaylı zararla derdest davanın dayandığı takibe 26.071,01 TL. olarak konu edilen eksper ücreti vb. türdeki masrafların” tazmini bağlamında davalıların davacının dava dışı sigortalısı ve dolayısıyla da davacıya karşı mesuliyetlerinin doğmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. İddia, savunma, hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Hasara konu emtianın teslimi sırasında araç dorsesi içerisinde ve rulolar üzerinde ıslaklık bulunduğu, bu hususun CMR belgesine de şerh edildiği, ıslaklık olarak şerhin yazıldığı hasar olarak yazılmadığı, emtianın dış ambalajında ıslaklık mevcut olmakla birlikte iç kısımlarda emtianın teknik özelliği gereği nemlenme etkilerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Hükme ve denetime elevirşli bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere; spunbond kumaşın yapısı gereği nem alma özelliğinin bulunduğu, bu nedenle tespit edilen nemlenmenin tek başına hasar olarak değerlendirilemeyeceği, emtianın sterilizasyon gerektirmeyen alanlarda kullanılmasının mümkün olduğu ve ticari değerinin tamamen ortadan kalkmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, dosya kapsamına göre emtianın tahliyesi sonrasında yaklaşık iki ay süreyle depoda nemli şekilde bekletildiği, küf ve kontaminasyon değerlerinin bu süreç sonrasında yapılan testlerde tespit edildiği, dolayısıyla nihai zararın doğrudan taşıma anındaki durumdan kaynaklandığının kesin olarak ortaya konulamadığı belirlenmiştir. CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınması sürecinde meydana gelen kayıp ve hasardan kural olarak sorumlu ise de; zararın eşyanın kendi niteliğinden, gönderenin talimatından veya taşıyıcının önlemesine imkan bulunmayan durumlardan kaynaklandığının ispatı halinde sorumluluktan kurtulur. Somut olayda; emtianın nem alma özelliği, ambalajlama şeklinin uygunluğu, CMR belgesine hasara ilişkin değil yalnızca ıslanmaya dair şerh düşülmesi ve özellikle hasarın kesin olarak taşıma sürecinde ve taşıyıcının kusuruyla meydana geldiğinin ispat edilememiş olması karşısında, davalı taşıyıcıya atfedilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunduğu ispatlanamamıştır. Bu durumda, davacı sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı ödeme nedeniyle davalılara rücu edebilmesi için gerekli olan hukuki şartların oluşmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan 16.592,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 15.860,85 TL harcın kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı ----------- Şirketi tarafından yapılan 8,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ---------- Şirketi'ne ödenmesine, 5-Diğer davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına , 6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' since hesaplanan 188.252,11 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 7-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.200,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK 345 Maddesi gereğince ---------- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/713, K. 2026/220, T. 12.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-713-e-2026-220-k-cda6b078cf64