İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/711 E. 2025/585 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/711
- Karar No
- 2025/585
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/711 Esas KARAR NO : 2025/585
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/08/2021 KARAR TARİHİ : 01/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda; TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil Şirket telekomünikasyon sektörünün öncü markalarından olup uzun yıllara dayanan sektör deneyimi, güçlü finansal yapısı, Türkiye'nin tüm bölgelerini kapsayan yaygın hizmet ağı ve profesyonel kadrosu ile hızlı ve güvenilir hizmetler sunmaktadır. Bu bağlamda Müvekkil Şirket ile Davalı/Borçlu Şirket arasında ''...'' ("Sözleşme") akdedilmiş olup Müvekkil Şirket tarafından, Davalı/Borçlu Şirket'in kullanımına kurumsal telefon aboneliği sunulmuştur. Müvekkil Şirket, Davalı/Borçlu Şirket'e Sözleşme kapsamında kurumsal telefon aboneliği hizmeti sağlamayı; Davalı/Borçlu Şirket ise aylık kullanım bedeli oranında kendisine tanzim edilen faturaların tutarını düzenli olarak ödemeyi taahhüt etmiştir. Müvekkil Şirket ile Davalı/Borçlu Şirket arasında akdedilmiş olan Sözleşme uyarınca; Müvekkil Şirket yüklendiği edimi gereği gibi ifa etmiş olup sunulan hizmette herhangi bir aksama olmamıştır. Ayrıca Müvekkil Şirket Sözleşme gereği verdiği hizmet bakımından fatura tahakkuk etmiştir. Buna rağmen Davalı/Borçlu Şirket tarafından aynı özen gösterilmemiş ve Sözleşme gereği ödeme yükümlülüğünde olan tutarlar ödenmemiştir. Müvekkil Şirket tarafından; Sözleşme'den doğan alacaklar için ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası tahtında Sözleşme kapsamında yer alan ve Davalı/Borçlu Şirket'e fatura edilmiş ve ödenmemiş 30.051,10.-TL (fatura) bedelinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Bunun akabinde Davalı/Borçlu Şirket tarafından Müvekkil Şirket'in başlattığı icra takibine haksız ve dayanaksız olarak itiraz dermeyan edilmiş olup işbu itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olmuştur. Davalı/Borçlu Şirket, aleyhine başlatılmış olan icra takibine haksız şekilde itiraz etmiş olup Davalı/Borçlu Şirket'in borçlu olmadığına ve sair tüm itirazlarının hukuki dayanağı bulunmamakla (birlikte bu itirazlar) haksız ve hukuki mesnetten yoksundur. İşbu itirazın iptali davasına konu taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklanan ihtilafların çözümünde istanbul mahkemeleri yetkilidir. taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. Müvekkil şirket ile davalı/borçlu şirket arasındaki uyuşmazlığın çözümü için dava şartı olan ticari arabuluculuğa başvurulmuştur. 21.05.2021 tarihinde gerçekleşen arabuluculuk toplantısı sonucunda taraflar anlaşmaya varamamışlardır. Müvekkil Şirket ile Davalı/Borçlu Şirket arasında akdedilmiş olan Sözleşme kapsamında Müvekkil Şirket tarafından Davalı/Borçlu Şirket'e tanzim edilen faturalar (Davalı/Borçlu Şirket tarafından) ödenmemiştir. Davalı/Borçlu Şirket, ... abone numarasıyla kurumsal iş telefonu iletişim hizmetlerini Müvekkil Şirket'ten, aralarında akdedilmiş olan Sözleşme çerçevesinde temin etmektedir. Ayrıca aynı abone numarasına ait 218 adet hat bulunduğu tespit edilmiş olup bu husus Davalı/Borçlu Şirket'e düzenlenmiş olan Hat Alım Formları ile de sabittir.Davalı/Borçlu Şirket ile Müvekkil Şirket arasında süregelen ticari ilişkiye istinaden Davalı/Borçlu Şirket'in Müvekkil Şirket nezdinde muaccel hale gelmiş ve fakat hala ödenmemiş toplam 30.051,10.-TL borcunun varlığı tespit edilmiştir. Müvekkil Şirket, Davalı/Borçlu Şirket'e söz konusu faturalara dayalı alacağını ödemesi için talepte bulunmuş olsa da Davalı/Borçlu Şirket işbu borçlarını ödememiştir. Müvekkil Şirket tarafından tahakkuk edilen faturalarda ''Gecikme faizi oranı 24 Eylül 2018 itibariyle aylık %2 öncesi %1,4'dür. Günlük gecikme faizi oranı 0,0666 olarak uygulanmıştır. '' ibaresi yer almaktadır. Müvekkil Şirket bildirim yükümlülüğüne uygun davranarak Davalı/Borçlu Şirket'in toplam borcunu ve gecikme faiz oranını tanzim ettiği faturalarda belirtmiş ve bütün bunlara rağmen Davalı/Borçlu Şirket söz konusu fatura içeriklerine itiraz etmemiştir. Fatura içeriğine itiraz etmeyen Davalı/Borçlu Şirket'in faturalar hakkında borcu olmadığına ilişkin ispat yükü kendisine aittir. Müvekkil Şirket ile Davalı/Borçlu Şirket arasında akdedilen Sözleşme 25.11.2015 tarihinde imzalanmış olup Davalı/Borçlu Şirket tarafından 20.09.2018 ve 21.11.2018 son ödeme tarihli 218 adet hattı kapsayan fatura borcu ödenmemiştir. Davalı/Borçlu Şirket, Müvekkil Şirket'e ödemeyi taahhüt ettiği borcunu ödememiştir. Bununla birlikte borcun kendisine aidiyetini bilmesine rağmen, borca itiraz etmiştir. Davalı/Borçlu Şirket'in bu tutumunun hukuken korunması mümkün değildir. Öte yandan Davalı/Borçlu Şirket takibe kasten, zaman kazanmak ve Müvekkil Şirket'i zarara uğratmak amacıyla itiraz etmiş olup asıl amacı Müvekkil Şirket'in alacağına kavuşmasını geciktirmektir. Ancak borcun miktarı belirli olup temerrüt de gerçekleşmiştir. Ayrıca borcun miktarı likit bir niteliğe sahip olduğundan gerek Yasa gerekse Yargıtay İçtihatlarından malum olduğu üzere haksız itirazların icra inkar tazminatını gerektirdiği tartışmasızdır. Davalı/Borçlu Şirket tarafından ödeme yapılmadığı gibi gerçeğe aykırı olarak ve dahası haksız ve hukuka aykırı suretle borcunun bulunmadığı yönündeki kötü niyetli itirazları karşısında, bu haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davaya konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminat ödemeye mahkum edilmesine yönelik hüküm tesis edilmesini Sayın Mahkeme'den talep etme zarureti hasıl olmuştur. Davanın kabulü ile Davalı/Borçlu'nun,... 1. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası tahtında yapmış olduğu haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazın iptaline, takibin tüm fer'ileri ile devamına, Takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin Davalı/Borçlu'ya yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı davasını 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açmamıştır. Her ne kadar davacı tarafından tebliğin usulsüz olduğundan söz edilmiş ise de, davacı itirazı öğrendiği halde 1 yıllık hak düşürücü süre de açmamış olup, alacaklının, icra takibine devam edebilmesi için, genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekli olup, dava borçlunun itirazının, alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerekir. Bu bir yıllık süre, hak düşürücü süre olup, mahkemece resen gözetilecektir. Her ne kadar davacı dava dilekçesinde Dolayısı ile huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Mahkemeleri’nin yetkili olduğu her türlü izahtan varestedir" iddiasında bulunmuş ise de, huzurdaki dava bakımından İstanbul Mahkemeleri yetkili olmayıp, İstanbul Anadolu Mahkemeleri yetkilidir. Çünkü müvekkilin yerleşim yeri adresi Anadolu yakasında olup, sözleşmenin ifa edileceği yer dahi Anadolu yakasıdır. Dava dilekçesinde davacı vekili "müvekkil Şirketi ile davalı şirket arasında akdedilmiş olan sözleşme kapsamında müvekkil şirketi tarafından tanzim edilen faturaların davalı tarafça ödenmediğini" iddia etmiş ise de, bu faturalar müvekkile tebliğ edilmemiştir. Yine davacının 30.051,10.-TL borcunun varlığının tespit edildiğini iddia etmiş ise de, buna ilişkin bir delil sunulmadığı gibi, davacı bu hizmeti verdiğini de ispat edememiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde "Müvekkil Şirket tarafından tahakkuk edilen faturalarda '' Gecikme faizi oranı 24 Eylül 2018 itibariyle aylık %2 öncesi %1,4'dür. Günlük gecikme faizi oranı 0,0666 olarak uygulanmıştır. '' ibaresi yer almaktadır. Davacı alacağının varlığını ve miktarını ispat eden bir delil sunamamış olup, alacak likid bir lacak olmayıp, bu alacak bakımından icra inkar tazminatı talebininde yasal dayanağı bulunmamaktadır. İş bu sebeplerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmek gereği doğmuştur. fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Öncelikle Haksız ve mesnetsiz davanın hak düşürücü süreden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine , davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin Davalı/Borçlu'ya yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, ...1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına vakii itirazın İİK.m.67 hükmü doğrultusunda iptali davasıdır. Mahkememizce verilen 20/10/2022 tarih ve ...E....K.sayılı kararı ile verilen kabul kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2023 tarih ve ...E....K.sayılı kararı ile bozulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2023 tarih ve ...E. ...K.sayılı kararında "Dava, İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosyanın tetkikinde; davacı tarafından davalı aleyhine 27.657,09 TL fatura tutarı + 1.954,43 Tl işlemiş faiz + 439,58 TL gecikme bedelinden ibaret toplam 30.051,10 TL alacağın tahsili talebiyle... 1. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden takibe giri- şildiği, borçlunun itirazı nedeniyle takip durduğundan eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı 25/02/2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde Ağustos 2018 dönemine ait 23.998,50 TL bedelli 20/09/2018 son ödeme tarihli, Eylül 2018 dönemine ait 2.952,50 TL bedelli 23/10/2018 son ödeme tarihli ve Ekim 2018 dönemine ait 1.145,67 TL bedelli 21/11/2/18 son ödeme tarihli fatu- raları ibraz etmiştir. Fatura detaylarındaki alacak aylık ücret, kullanım ücreti, diğer ücretlerden ibarettir. Diğer ücretler: "kullanım haricinde numara değişikliği, tarife değişikliği, gecikme bedeli, indirimler gibi ver- giye tabi olan diğer fatura giderleridir" şeklinde tanımlanmış olup 2018 yılı Ağustos faturasında vergiler dahil 19.881,61 TL, Eylül faturasında 224.77 TL ve Ekim faturasında 197,70 TL olarak fatura- landırılmıştır. Bilirkişi ek raporunda " dava konusu alacağın büyük bir kısmını oluşturan Taahhüt, Ceza, Data ve Telefon Bedellerinin neden uygulandığı tarife değişikliği, iptali, taahhütname ve abonelik iptali yapılıp yapılmadığına dair bilgi ve belge bulunmadığı "belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora ilişkin beyan dilekçesi ekinde dava konusu hatların GSM deği- şikliğine ilişkin bilgi ve belgeleri ibraz etmiş ise de ,mahkemece bu husus göz ardı edilmiştir. Buna göre; mahkemece davacıdan uygulanan ceza bedeline ilişkin hesaplama detayını içerir açıklamaların da talep edilmesi, sonrasında hat değişikliği ile ilgili bilgi ve belgeler gözetilerek tüm dosya içeriğine göre talep ve dava konusu alacağın tespitine yönelik ek rapor alınması hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-a-6 md gereğince tespit edilen eksiklikler yeniden yargılama gerektirdiğinden dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. " karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. Maddesinde; "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. Maddesinde; "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırtıldığı bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Takip konusu Ağustus-Eylül-Ekim 2018 dönemlerine ait 3 adet faturanın Davalı abone adına kayıtlı 102 adet hatta ait ücretlendirmeleri içerdiği ve bu faturaların ödenmedi Takip konusu bedelin önemli bölümünü oluşturan cayma/ceza bedelinin, 102 adet şeklinde çok sayıda hattı kapsadığı, BTK yönetmeliği doğrultusunda Davalı abone lehine olacak şekilde hesaplanacak cayma/ceza bedelinin uygulanabileceği, yapılan tahmini hesaplamada faturaya yansıtılan toplam ceza bedelinin kabul edilebilir ve uygulanabilir miktarda olduğu, Aynı tarifeye dahil olan hatların paket aşımları nedeniyle farklı ücretlendirmeler uygulandığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememizin 12/11/2024 tarihli celsesinde; "Dava konusu 102 adet hattın taahhüte aykırılıktan kaynaklanan cayma/ceza bedeli ile aylık kullanım ücretlendirmelerinin paket aşımı ve ek kullanımlarda dahil edilerek Türk Telekom ücretlendirme sistemi tarafından otomatik hesaplandığı, aylık tarife ve kullanım bedelleri ile taahhütname belgelerinin dosyada olmadığı ve bütün bu nedenlerden dolayı kalem kalem manuel olarak (elle) hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı;" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Akabinde mahkememizce 20/02/2025 tarihli ara karar ile; "1-Davacı şirkete müzekkere yazılarak dava konusu 102 adet hattın 2018 yılı içerisindeki aylık tarife ve kullanım bedelleri ile taahhütname belgelerinin bir suretinin gönderilmesinin istenilmesine, 2-Müzekkere cevabı geldikten sonra; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla; dosyanın Mali Müşavir ve Haberleşme Telekomünikasyon Bilirkişilerine tevdiine, Bilirkişilere 8.000,00'er TL olmak üzere toplam 16.000,00 TL ücret takdirine, davacı vekiline bilirkişi ücretini mahkememiz dosyasına depo etmesi için iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde yatırmaması halinde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtaratın iş bu ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına)" şeklinde karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti mahkememize depo edilmemiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; istinaf kaldırma ilamı sonrasına eksikliklerin giderilmesi amacıyla yazılan müzekkereler neticesinde elde edilen bilgi ve belgelere istinaden hesaplama yapılması amacıyla bilirkişi ek raporu aldırılmıştır. Ancak bilirkişiler tarafından sunulan ek raporda aylık tarife ve kullanım bedelleri ile taahhütname belgelerinin dosyada bulunmaması sebebiyle manuel hesaplama yapmanın mümkün olmadığından bahisle tahmine dayalı olarak hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere HMK 190 uyarınca iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf iddiasını ispat ile mükelleftir. Hukuk yargılamalarında istisna haller dışında tahmine dayalı olarak ya da yaklaşık ispat ile hüküm kurulması mümkün değildir. Somut olayda taraflar tacir olup aralarındaki sözleşmeye istinaden çıkan ihtilafın çözümü için aralarında tanzim edilen taahhütname belgeleri, tarife ve kullanım bedellerini davacı tarafın sunması zaruridir. Bu bağlamda davacı tarafından ilgili belgelerin sunulmaması nedeniyle bilirkişilerce somut verilere dayalı olarak hesaplama yapılamamış, akabinde davacı şirkete ilgili belgelerin temini için yazılan müzekkereye cevap verilmediği gibi dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı özellikle izah edilerek yeni alınacak bilirkişi raporu için mahkememizce takdir edilen bilirkişi ücreti de davacı tarafça yatırılmayarak celse talikine sebep olunmuştur. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 513,20 TL'nin mahsup edilerek bakiye 102,2 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL tebligat-posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 30.051,10 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/07/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır