İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/619 E. 2025/464 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/619
Karar No
2025/464
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/619 KARAR NO : 2025/464

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/09/2023 KARAR TARİHİ : 20/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirket 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 26. maddesinin "Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir." hükmü uyarınca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddelerine göre kurulduğunu, ...'nin iştirak şirketi olduğunu, müvekkili şirket ... ve bazı kamu kurumlarındaki aldığı ihale işlerinin bir kısmını işbu uyuşmazlığa konu rücu davasındaki işçinin de çalıştığı hizmet alımı dahil olmak üzere, davalılara ihale ettiğini, bu ihalelere ve çalıştırılan işçiye ilişkin sözleşmeler ve özlük dosyası dilekçe ekinde CD ile sunulduğunu, bu kapsamda olmak üzere davalılar nezdinde çalışması bulunan işçi ... , şoför cenaze hizmetleri işi 1.08.2008 31.12.2013 tarihinde 41.368,98 TL, 5.06.2021 tarihinde 41.054,99 TL müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkili şirket işbu ödemeleri son işveren olarak yapmak zorunda kaldığını, işçinin çalıştığı şirketlerin sıralı olarak dilekçede ayrıntılı olarak belirtildiğini, ödeme yapılan işçiye ilişkin bilgiler ve çalışma süresi ve miktarı tablonun da ekte sunulduğunu, davalılar işbu ödemelerden, işçiyi çalıştırdıkları dönemler nedeniyle, işçiye ödenen tazminat ve alacaklardan sorumlu olduklarını, işçiye yapılan bu ödemeler nedeniyle müvekkilinin şirketin sözleşmeye ve yasaya bağlı olarak, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faiziyle birlikte, davalılara rücu hakkı bulunduğunu, Yasa ve Yargıtay kararları gereğince müvekkili şirket işbu dava ile bu haklarını ileri sürdüğünü, müvekkili şirket kayıt ve belgeleri, banka kayıtları, ödeme evrakları, SGK hizmet dökümleri gereğince, bilirkişi incelemesi yaptırılarak, işçinin geçmiş dönemde çalıştığı davalı/davalıların sorumlu oldukları ödemeler tutarının tespiti ile tespit edilecek olan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faizi ile birlikte müvekkili şirket ödenmesine karar verilmesi istemli işbu davanın açılması gerekli ve zorunlu olduğunu, yukarda sunulan ve yargılama sırasında resen nazara alınacak nedenlerle, fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirket tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalı/davalılardan, sözleşme ve yasa gereği yasal sorumluluk tutarları gereğince bilirkişi raporu ile tespit edilerek, bulunacak tutarların davalılardan ayrı ayrı, ödeme tarihinden itibaren yasal ticari faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacı yana ödenmesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalılara tespit edilecek sorumluluk oranların gereğince ayrı ayrı yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (2) Davalı Tarafların Savunmalarının Özeti: Davalı Müflis ...Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müflis şirketin ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından 22.06.2016 günü saat 16:57'den itibaren iflasına karar verildiğini, iflas işlemleri ... 3.icra ve İflas Müdürlüğü'nün ... iflas dosyası ile devam ettiğini, Mahkemede görülmekte olan, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının iflas kararından sonra 25/09/2023 tarihinde açıldığını, davacı yanın öncelikle, iddia ettiği alacağını iflas masasına kaydettirmesi, kaydedilmemesi halinde, Nöbetçi İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açması gerektiğini, davanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, müvekkili şirketin iflas kararından önceki son adresinin ... olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, davacı vekili tarafından müvekkil şirket aleyhine açılan söz konusu dava haksız ve mesnetsiz olduğu reddinin gerektiğini, alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte davacı yanın dava dilekçesinde talep ettiği tüm talepleri yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, alacakların varlığını kabul etmemekle birlikte dava dilekçesinde talep edilen tüm talepler için zamanaşımı süresi dolduğunu, asıl işveren davacı şirket olduğunu, işçilerin çalışma şartları, işe alınıp çıkarılmaları ve denetim gözetimin davacı firma tarafından yapılıyor oluşu, taşeron firmalar değişse de işçilerin çalışmaya devam etmesi nedeniyle işçilik haklarından sorumluluk davacı firmada olduğunu, dava dışı 3. kişilerin işten çıkarılmasında müvekkili şirketin yetkisi ve kusurunun olmadığını, müvekkili şirketin kusuru ve yetkisi olmadığı için müvekkili şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini, ihale şartnamesinde teklif fiyata dahil olan giderler başlığı altında işçilerin sadece aylık ücretleri, yol ve yemek ücretlerinin, K.İ.K. payı, vergilerin teklif fiyatın içerisinde olduğunu, teklif fiyatın içerisinde işçilere ödenecek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai alacağının yer almadığını, Teklif fiyatın içerisinde yer almayan bir bedelin müvekkili şirketten rücu yolu ile istenmesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, Mahkeme aksi kanaatte olsa dahi, müflis şirketin sorumluluğu Borçlar Kanunu 169 uyarınca yalnızca dava dışı işçilerin kendi bünyesinde çalıştığı dönemin yarısı ile sınırlı olacağını, müflis şirketin kıdem tazminatı ve diğer alacaklarından sorumluluğu yalnızca kendi dönemi ile sınırlı olmak üzere yarı-yarıya sorumluluk şeklinde olabileceğini, yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile tüm talepler yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, hukuki mesnetten yoksun, haksız davanın tüm talepler yönünden reddi ile, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket dava dışı .... isimli işçinin, kendi bünyelerinde çalıştığını, 41.054,99.-TL kıdem tazminatını alarak işten ayrıldığını, işçinin davalı şirketler nezdinde çalışması olduğunu, bu sebeple kıdem tazminatından davalıların sorumlu olduğunu iddia ettiğini, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği müvekkili şirkete rücu edebileceği hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, davacı şirketin (gerçekte ...) kısa süreli ihale alıcısı olduğunu, bu ve benzeri ihaleler kapsamında ihaleyi kazanan şirketler farklı olsalar da hizmet aynı işçilerce yerine getirildiğini, bu işçilerin, işverenleri sözleşme süresinin bitiminde aynı ihaleyi alamasalar bile ihaleyi alan müteakip firmaların yanında ve gerçek işvereni olan kamu kurumu bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, dolayısıyla davacı gerçekte kesintisiz olarak- ... (...) işçisi olduğunu, davacının tüm çalışmasını ve mesaisini müvekkili şirkete değil, gerçekte işçisi olduğu ...'e tahsis ettiğini, tüm emir ve talimatları da... 'den aldığını, bu durumda da feshe bağlı hak ve alacaklardan da ... tek başına sorumlu olacağını, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, bu durumun iş mevzuatı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, dava dışı işçinin iş akdinin feshi hususunda da müvekkili şirketin hiçbir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığını, iş akdinin feshi hususundaki tüm irade, yetki ve sorumluluk, dava dışı işçi ve onun gerçek işvereni olan ...'e ait olduğunu, bu sebeple de tüm alacak kalemlerinden davacının gerçek işvereni olan kamu kurumu ... sorumlu olduğunu, işçilik maliyetlerinin nasıl hesaplanacağı, teklif fiyata dahil edilecek ve edilmeyecek kalemler, Kamu İhale Kanunu ve Tebliğlerinde, Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde ve ilgili kamu kurumuyla ... yapılan hizmet alım sözleşmelerinde açık olarak düzenlendiğini, ancak belirtilen yasal düzenlemelerin ve sözleşmelerin hiçbirisinde kıdem tazminatının teklif fiyata dahil edilecek kalemler arasında belirtilmediğini, müvekkili şirketin, ihale mevzuatında, ihale sözleşmesi ve şartnamesinde olmayan ihale makamı tarafından da ödenmeyen herhangi bir ücreti işçiye ödemesi hukuken ve hakkaniyet açısından mümkün olmadığını, Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin 10. maddesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde teklif fiyata dahil olan giderlerin nelerden ibaret olacağının sayıldığını, Danıştay Kararında da belirtildiği üzere, kıdem tazminatından yalnızca asıl işveren olan idarenin sorumlu olduğunu, İş Kanunu madde 112'de kıdem tazminatının kamu kurumu tarafından ödenmesi gerektiği belirtilmiş, bu husustaki sorumluluğun ilgili kamu kurumunda olduğunun işaret edildiğini, dava dışı ... isimli işçinin, ...Ltd. Şti. bünyesinde 01.02.2012- 31.12.2012 tarihleri arasında (10 ay) çalıştığını, dava dışı işçinin müvekkil şirket nezdindeki çalışmasının 1 yılın altında olduğunu, bu yönüyle dahi müvekkil şirket açısından kıdem tazminatı şartları oluşmadığını, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin güncel içtihadın da haklılıklarını ortaya koyduğunu, dava dışı işçinin, ... Ltd. Şti. bünyesinde 01.02.2012- 31.12.2012 tarihleri arasında (10 ay) brüt 950,59 TL ücretle çalıştığını, müvekkili şirketlerin sorumlu olduğu kanaatine varılacak olması halinde, bu sorumluluğun müvekkillerin dava dışı tarihli işçiyi çalıştırdıkları dönem ve o dönemde işçinin aldığı ücret ile sınırlı olması gerektiğini, bu durumun yasal mevzuat ve içtihatlarla da sabit olduğunu, Yargıtay kararlarından da açıkça anlaşıldığı üzere, davacının haklı çıkması halinde, öncelikle her bir davalının sorumlu olduğu dönem ve ücret belirlenecek, akabinde bu rakamın yarısına hükmedileceğini, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının, müvekkili şirket yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü. (II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelen ...'a ait hizmet dökümü, işyeri unvan listesi, işten çıkış bildirgesi, işe giriş bildirgesi ve tescil ekran görüntüsü, 2-... Genel Müdürlüğünden gelen ...'a ait maaş ödemesi gelen hesabının ödemeleri gösterir hesap hareketleri, 3-... Bankası A.Ş.'den gelen ...'a ait maaş ödemesi gelen hesabının 05/06/2021 - 18/02/2025 tarihleri arasındaki ödemeleri gösterir hesap hareketleri, 4-Bilirkişi kök ve ek raporu, 5-Tüm dosya kapsamı. (III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER: Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının, davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı, hizmet alım ihalesinin davalılar tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçinin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup kıdem tazminatının dava dışı işçiye ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir. Tarafların delilleri toplanmış ve uyuşmazlığa ilişkin bir hesap bilirkişisinden rapor alınmıştır. Dosyaya ibraz edilen 10.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacı ... Şirketi’nin dava dışı işçi ... T.C. Kimlik numaralı ...’un hem davacı Kurum hem de davalı alt işverenler nezdinde geçen tüm hizmet süresi için 05.06.2021 tarihinde toplam 41.054,99.-TL ödediğine dair dosya içeriğinde banka dekontunun görülemediği, ...’a Kıdem tazminatı olarak ödendiği beyan edilen net 41.054,99.-TL’nin tahakkukunun yapıldığı,05.06.2021 tarihinde tahakkuka bağlı ödemenin Mahkememizce kabul edilmesi halinde; Alt işverenler ...İhracat Limited Şirketi, ... Şirketi (Eski Unvan: ... Şirketi ) & ... Şirketi Adi Ortaklığı, ... Şirketi, ...Şirketi, ...Tic. Ltd. Şti. (...) ...A. Ş., ... Ltd. Şti., ...Şti., (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ...Şirketi, ...Şirket’inde 01.08.2008-31.12.2013 tarihleri arası çalışma süresine isabet eden kıdem tazminatı tutarı olarak net 41.054,99.-TL Dava ... Tic. A.Ş. ve Davacı ...Şirketi’nde 01.01.2014-24.05.2021 tarihleri arası çalışma süresine isabet eden kıdem tazminatı tutarı olarak brüt 41.368,98.-TL olmak üzere toplam net 41.054,99.-TL net kıdem için eldeki davanın açıldığı, eldeki davaya konu edilen ve 01.08.2008-31.12.2013 dönemi için davalı alt işverenlere rücu edilebilecek kıdem tazminatı miktarının 41.054,99.-TL Net olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Davacı vekilinin talebi doğrultusunda dava dışı işçinin maaş hesabına ait hesap hareketlerini içerir kayıt ve belgeler ilgili bankalardan celp edilmiş ve uyuşmazlığa ilişkin ek rapor alınmıştır. Dosyaya ibraz edilen 05.05.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, dosya içinde mevcut belgeler içinde davacı tarafından dava dışı işçiye kıdem tazminatı ödendiğine dair bir belge ve kayda rastlanmadığı bildirilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından tanzim edilen tahakkuk belgesi dosyada mevcut ise de, işbu belge ödeme yapıldığı ispata yeter olmadığından Mahkememizce ödeme belgesi olarak kabul edilmemiştir. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre somut olayda davacının dava dışı işçiye ödediği işçilik alacağını davalılar ile imzalamış olduğu sözleşme kapsamında davalılardan rücuen tahsil talebinde bulunabilmesi için öncelikle dava dışı işçiye ödeme yaptığını ispatlaması gerektiği, davacı tarafından verilen kesin ve makul süre içinde dava dışı işçiye iddia edilen ödemenin yapıldığına dair dosyaya bir dekont sunulmadığı gibi ödeme ilişkin banka hesap hareketlerini gösterir kayıt ve belgelerden de ödeme bilgilerine rastlanmadığı, bu haliyle davacının iddiasının sübut bulmadığı kabul edilerek davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 701,12 TL harçtan mahsubu ile bakiye 85,72 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, Davalı ... Şirketi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Şirketi'ne verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/06/2025

KATİP ¸e-imzalıdır

HAKİM ¸e-imzalıdır

Harç/ Masraf Dökümü Peşin Harç : 701,12 TL Karar Harcı : 615,40 TL Bakiye Harç : 85,72 TL

Davacı Gider Avansı Yatırılan Avans : 11.980,00 TL

Davalılar Gider Avansı Yatırılan Avans : 00,00 TL

Yargılama Gideri Detayları Bilirkişi Ücreti : 6.500,00 TL Posta Giderleri : 5.210,50 TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/619, K. 2025/464, T. 20.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-619-e-2025-464-k-74ba110792e1