İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/926 E. 2025/536 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/926
- Karar No
- 2025/536
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/926 Esas KARAR NO : 2025/536 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2023 KARAR TARİHİ : 24/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı tarafından alacaklı olduğu iddiası ile ----------İcra Müdürlüğünün ------------ E. sayılı dosyasından takibe dayanak ---------Ş. bankasına ait ---------- seri no.lu 24.04.2021 keşide tarihli 75.000,00 TL bedelli ile ----------Ş. Bankasına ait ---------- seri nolu 29.05.2021 keşide tarihli 27.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı icra takibi başlatıldığını, süresi içinde İcra Hukuk Mahkemesine dava açılmadığını, takibin kesinleştiğini, davacı şirket yetkilisi ------------, davalı alacaklı şirket yetkilisi ---------- ile dava dışı şirket ---------- Şti. şirketinde aynı zamanda ortak olduklarını, çeklerin icra takibine konulduktan sonraki bir tarihte davalı alacaklı şirket yetkilisi---------- dava dışı şirketteki ortaklığından ve davalı alacaklı şirketteki ortaklığından ayrıldığını, takibe dayanak söz konusu çekler ve birçok başkaca çek dava dışı şirketteki ortaklığın verdiği güven duygusu ve yerel örf adet gereği davalı şirkete müvekkili tarafından verildiğini, çeklerin veriliş nedeni esasen bir nevi hatır çeki veya karşılığında mal alım için avans olduğunu, müvekkilinin devam eden ticari faaliyetler çerçevesinde çekleri davalıya keşide ederek teslim ettiğini ve keşide/ödeme tarihleri geldiğinde davalı tarafından çeklerin bedellerinin ödeneceğini veya çekler karşılığı araç, taşınmaz veya başkaca bir mal ile ödeneceği hususunda sözlü olarak mutabık kaldıklarını, müvekkili tarafından verilen toplam çek tutarı huzurdaki davada borçlu olmadığının tespiti istenen icra dosyasına dayanak yapılan çeklerin tutarından çok daha fazla olduğunu, dava dışı diğer çekler ile ilgili de ayrıca birçok icra takibi ya davalı tarafından ya da ciro yoluyla başkaca üçüncü kişiler tarafından takibe konulduğunu, esasen davalı şirkettin eski yetkilisi ----------- müvekkilini dolandırdığını, bu hususta suç duyurusunda bulunulacağını, tarafların ticari kayıtları ve belgeleri incelendiğinde söz konusu çeklerin dayanağı herhangi bir mal ve hizmet faturası veya mal ve hizmetin verildiğini gösterir dayanak belgenin olmadığı açıkça görüleceğini, dolayısıyla tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, menfi tespit davası açılmadan önce zorunlu Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalıya arabulucu tarafından ulaşılamadığını, toplantı gün ve saatini içerir davet mektubu tebliğ edilmiş ancak davalı toplantıya katılmadığını ve herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, tamamen kötü niyetli ve haksız olan davalı ile ilgili ayrıca suç duyurusunda bulunulacak olup, mahkemeniz dosyasına soruşturma numarası bildirileceğini, İ.İ.K. 72/3 gereği ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine karar verilmesi gerektiğini iddia ederek; davanın kabulünü, ----------İcra Müdürlüğünün ----------- E. sayılı dosyasından takibe konulan çeklerden dolayı vekil eden şirketin borçlu olmadığının tespitini, İ.K. Md.72/S gereği haksız ve kötü niyetli takipten dolayı alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının tazminat ödemeye mahkum edilmesine, HMK 209 veya İ.İ.K. 72/3 gereği ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekil ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı tarafa TK 35 uyarınca tebliğ edildiği, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
DELİLLER: --------- Asliye Ticaret Mahkemesi, ------------- İcra Dairesine müzekkere yazıldığı görüldü. Dosyaya 12/07/2024 tarihli bilirkişi raporunun sunulduğu görüldü. SMMM Bilirkişi ------------ tarafından düzenlenen 12/07/2024 tarihli rapordaTicari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacı ... LTD. ŞTİ.’ nin raporun 4.a.1. bölümünde incelenen ve fiziki ortamda tutulan 2021 yılına ilişkin Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin noter açılış/kapanış onaylarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacının kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı ---------- ŞTİ’ nin 05/07/2024 tarihinde Sayın Mahkeme kaleminde yapılan incelemeye katılmadığı, defter ve belgelerini ibraz etmediğinden ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı,Davacının Menfi Tespit Talebi Yönünden: Davacı aleyhine -----------Ş’ nin 24/04/2021 keşide tarihli ------------ seri no.lu 75.000,00 TL bedelli ve 29/05/2021 keşide tarihli ---------- seri no.lu 27.000,00 TL bedelli çeklere istinaden kambiyo senetlerine dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığı, işbu takipten kaynaklı borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin yapılan mali incelemede; davacı ... LTD. ŞTİ.’ nin 2021 yılına ilişkin ticari defter kayıtlarında; davalı ----------- şirketinin ----------- no.lu açık hesabından 31.12.2021 tarihi itibariyle 1.060.340,00 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, davacı şirketin kendi defter kayıtlarında huzurdaki davanın konusu ----------- seri no.lu 75.000,00 TL bedelli ve -------- seri no.lu 27.000,00 TL bedelli çeklerin davacı şirketin kendi ticari defterlerinde davalı aleyhine borç kaydedildiği, davacı şirketin raporun 4.b.1. bölümünde irdelenen defter kayıt hareketlerinde davalı aleyhine borç kaydedilen toplamda 1.063.340,00 TL tutarındaki kayıt hareketlerinin “Çek keşide” işlemlerinden ibaret olduğu, karşılığında herhangi bir mal/hizmet alımına ilişkin fatura vb. vesikaya dayalı bir kaydın bulunmadığı,tespitlerinin yapıldığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, davacının davalıya ---------- İcra Dairesi'nin---------- Esas sayılı takibine konu ----------Ş. Bankasına ait ---------- seri nolu 24.04.2021 keşide tarihli 75.000,00-TL bedelli çek ve ----------Ş. Bankasına ait ------------ seri nolu 29.05.2021 keşide tarihli 27.000,00-TL bedelli çekin hatır çeki veya karşılığında mal alım için avans olarak verilmiş çek (bedelsiz çek) olarak verilmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine dair menfi tespit davasıdır. Davacı tarafça takibe dayanak söz konusu çeklerin ve bir çok başkaca çekin dava dışı şirketteki ortaklığın verdiği güven duygusu ve yerel örf adet gereği davalı şirkete verildiği, çeklerin veriliş nedeninin esasen bir nevi hatır çeki veya karşılığında mal alım için avans olarak verildiği, devam eden ticari faaliyetler çerçevesinde çeklerin davalıya keşide edilerek teslim edildiğini ve keşide/ödeme tarihleri geldiğinde davalı tarafından çeklerin bedellerinin ödeneceğini veya çekler karşılığı araç, taşınmaz veya başkaca bir mal ile ödeneceği hususunda sözlü olarak mutabık kaldıklarını, çek karşılığında bir şey alınmadığını ileri sürmüştür.------------ sayılı ilamında aşağıdaki şekilde içtihat geliştirilmiştir: (...) 18. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.19. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.20. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.21. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır . Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. 22. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. 23. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. 24. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar. Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır . Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.25. Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.26. Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir.27. Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.28. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar----------sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir.29. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın, davacının davalıya ----------- İcra Dairesi'nin------------ Esas sayılı takibine konu -----------Ş. Bankasına ait ----------- seri nolu 24.04.2021 keşide tarihli 75.000,00-TL bedelli çek ve ----------Ş. Bankasına ait ------------ seri nolu 29.05.2021 keşide tarihli 27.000,00-TL bedelli çekin hatır çeki veya karşılığında mal alım için avans olarak verilmiş çek (bedelsiz çek) olarak verilmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine dair menfi tespit davası olduğu, davacı tarafça takibe dayanak söz konusu çeklerin ve bir çok başkaca çekin dava dışı şirketteki ortaklığın verdiği güven duygusu ve yerel örf adet gereği davalı şirkete verildiği, çeklerin veriliş nedeninin esasen bir nevi hatır çeki veya karşılığında mal alım için avans olarak verildiği, devam eden ticari faaliyetler çerçevesinde çeklerin davalıya keşide edilerek teslim edildiği ve keşide/ödeme tarihleri geldiğinde davalı tarafından çeklerin bedellerinin ödeneceğini veya çekler karşılığı araç, taşınmaz veya başkaca bir mal ile ödeneceği hususunda sözlü olarak mutabık kaldıkları, çek karşılığında bir şey alınmadığı hususlarının ileri sürüldüğü, yani davacı tarafça dava konusu çeklerin hatır çeki olduğu ve bedelsiz olduğu ileri sürüldüğü, yukarıda atıf yapılan Yargıtay HGK kararında da ayrıntılı şekilde ortaya konulduğu üzere ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının ticari defterleri incelediğinde davacının dava konusu çekleri davalı aleyhine borç olarak kaydetmiş olduğu, ticari defterlerin dava konusu senetlerin hatır çeki olduğu hususunu ispatlamaya yeterli olmadığı, yine uyuşmazlığın miktarı itibariyle tanık dinlenmesinin de mümkün olmadığı, bu sebeple davacı tarafça dava konusu çeklerin hatır çeki olduğu ve bedelsiz olduğu hususunun ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmüştür. Davacıya yemin delili hatırlatılmış, davacı yemin teklif etmiştir. Dava konusu çeklerin davalı şirketin temsilci ----------- zamanında keşide edildiği, ancak davalı şirketin halihazırdaki yetkilisinin ... (TCKN: ...) olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirket yetkilisi ...'nın (TCKN: ...) yemini eda edilmek üzere---------- Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne talimat yazılmıştır. ---------- Talimat sayılı dosyasında davalı şirket yetkilisi ...'nın (TCKN: ...) yemini usulünce eda edilmiştir. ... "---------- şu anda resmi olarak bizim şirket ortağımızdır, ayrıca --------- şirketinde %20 hissesi vardır. Bizimle ortaklığı 2020 yılında başladı. Merhum ----------- parasal finansman desteğini kendisi sağlıyordu. Bana okumuş olduğunuz 2 adet çekin dışında 8-10 yaprak çek vardır. Bu çeklerin hatır ile bir ilgisi yoktur, zaten pandemi dönemiydi. O dönemde biz ----------- 2 tane daire verdik, kesilen çeklerin bir kısmını ödedi ancak yemin metninde geçen 2 adet çeki ödemedi. Çeklerin karşılığı olarak o tarihte fatura düzenlenip düzenlenmediğini bilmiyorum. Daireleri ----------- resmi olarak kendi üzerine aldı. Tekrar söylüyorum bana okumuş olduğunuz çekler hatır çeki değildir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yemin delili ile de davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 1.633,64 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.018,24 TL’nin hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 5-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/06/2025