İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/576 E. 2025/20 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/576
- Karar No
- 2025/20
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/576 Esas - 2025/20
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2023/576 KARAR NO : 2025/20
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 18/12/2023 KARAR TARİHİ : 27/01/2025 Yazıldığı Tarih : 10/02/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı tarafın 30. sınıftaki emtialar için yapılmış olan ... sayılı “... ...” marka başvurusuna, davacının "..." esas unsurlu markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediği, tüketici kitlesi tarafından markaların birbirine karıştırılması, markalar arasında idari ekonomik ve işletmesel bağ olduğu zannına sebep olacağı ve davalı şirketin müvekkil markaları ve işletmesi ile iltibas yaratarak müvekkil işletmesi ve markaları üzerinden haksız kazanç elde etme gayesi içerisinde olacağı gerekçesiyle yaptıkları itirazın ... tarafından reddedilmesi üzerine, ... nezdinde yayına itirazın yeniden incelenmesi talebinde bulunulduğunu, ancak ... ...’nun itirazın reddine karar verdiğini, kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin, ... nezdinde “...” ibareli birçok tescilli markası olduğunu, söz konusu markalarını belli bir düzeye getirmek için yıllardır emek ve para harcayarak tüketiciler nezdinde tanınan markalar haline getirmek için uğraş sarf ettiğini, müvekkilin ... ... ibareli markası ... no. ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini, ... nezdinde ... ülkelerinde tescilli olduğunu ve uzun yıllardır kullanılmakla tanınmışlık kazandığını, birçok farklı ülkeyi kapsar şekilde “...” markasını tescil ettirerek “...” ibaresini kendisine bağladığını ve bu markaya ... bir koruma sağlamaya çalıştığını, davalı şirketin marka başvurusunun müvekkili şirket markalarına görsel, işitsel, kavramsal ve ... açıdan ayniyet derecesinde benzerlik gösterdiğini, “... ...” markasının müvekkiline ait ... markasının ardışık markası veya ürün serisine ait yeni bir ürün izlenimi verdiğini, “...” markasına ilişkin olarak davacı lehine verilmiş birçok yargı kararı bulunduğunu, emsal Mahkeme ve Yargıtay kararları ışığında davaya konu marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile son derece benzer olduğunun açık olduğunu, ... kararının hatalı olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı malların, müvekkili markalarının kapsadığı mallar ile birebir aynı olduğunu, halk arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığı nedeniyle, davalı tarafça haksız yarar sağlanacağını ve müvekkiline ait markanın ayırt edici gücünün zayıflayacağını, davalı şirketin, tamamen kötü niyetli bir şekilde, müvekkili şirkete ait “...” markalarına, ayırt ediciliği bulunmayan "..." ibaresini ekleyerek kendi adına tescil ettirmeye çalıştığını ve bu sayede müvekkil şirket markalarının tüketiciler nezdinde yarattığı güven ve haklı ünden faydalanma kastı ile hareket ettiğini, beyanla ... kararının iptaline, markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların bütün olarak dikkate alınması gerektiğini, davaya konu başvuru ile davacı markasının kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu, davaya konu başvuruda kullanılan tüm harflerin aynı renkte, aynı yazı stiliyle ve aynı puntoda kaleme alındığını, bu haliyle ön plana çıkarılan bir kısmın olmadığını, vurgunun ibarenin tamamına yapıldığını, davalı markasını oluşturan “... ...” ibaresi ile davacı markalarını oluşturan ibareler farklı olduğunu, davalı markasının “... ...” şeklinde olduğunu ve davacı markalarında kelime olarak yer almadığını, okumanın soldan sağa doğru yapıldığını ve bu nedenle vurgunun markanın ilk okunan baş kısmında olacağını, “...” ibaresi ile başlayan başvuruda tüketicilerin dikkatinin bu ibare üzerine yoğunlaşacağını, “...” ibaresinin, gıda sektöründe herkesin kullanabileceği türden ve ayrım gücü zayıf bir ibare olduğunu, ayırt edici ek/sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını, bu ibarenin bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, söz konusu iki marka örneği, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, iki markanın karıştırılma olasılıkları olmadığını, ortalama tüketici kitlesinin davacı markalarını taşıyan ürünleri satın almak isterken davalı markasına yönelmeyeceklerini, Sınai Mülkiyet Kanunu 6/5 hükmü kapsamında tanınmış marka nedeniyle ret koşullarının oluşmadığını, davaya konu başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilinin başvuru markası ile davacının itiraza mesnet markaları arasında görsel işitsel ve bütünsel açıdan hiçbir benzerlik bulunmadığını, işaretin ayırt edici niteliğinin kuvvetinin kullanılacağı mal veya hizmetlerin vasıfları ile yakından ilişkili olduğunu, işaretin kullanılacağı mal veya hizmetlere olan uzaklığı ne kadar fazla ise o oranda güçlü bir ayırt edici niteliğe sahip olacağını, davacıya ait markalar ile dava konusu başvuru markasının yeterince görsel farklılık içinde olduğu açıkken davacının “...” ibaresinin ortaklığından yola çıkarak karıştırılma ihtimalinin doğacağını iddia etmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, ...'nda “işaretlerin başlangıç kısmının önemine binaen işaretlerin başlangıçlarının aynı olması işaretlerin benzer olarak değerlendirilmesine katkı sağlıyorken, karşılaştırma konusu kelime markalarında işaretlerin başlangıç kısımlarının farklı olması ise işaretlerin benzer olmaması/farklılaşması yönünde katkıda bulunur” hususunun vurgulandığını, markaların özellikle başlangıç kısımlarının tüketiciler üzerinde daha çok etki doğuracağı ve akıllarında daha çok kalacağı yönünde yerleşik Yargıtay içtihatları bulunduğunu, Marka hukukunun en temel ilkelerinden biri olan “bütünsellik“ gereği, markaların bütün unsurlarıyla birlikte anlam ihtiva ettiğini, markaların tüketici kitlede bırakacağı etkinin niteliği hakkında, yalnızca ortak ibareler üzerinden değerlendirmeler yaparak karar verilemeyeceğini, 2015 yılı Marka İnceleme Kılavuzunda “Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, markaların ayırt edici nitelik taşımayan ya da herkesin kullanımına açık tali, tanımlayıcı unsurları arka planda bırakılarak değerlendirme yapılacaktır. İnceleme konusu markaların ayırt edici unsurları esas alınarak karşılaştırma yapılacaktır” denildiğini, 2021 yılında yayımlanan Marka İnceleme Kılavuzunda da bu hususun yinelendiğini, "..." ibaresinin çikolatalı ıslak kek anlamına geldiğini, gıda sektöründe herkesin kullanabileceği türden ve ayrım gücü zayıf bir ibare olduğunu, bu yönüyle özellikle ayırt edici ek/ sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını, tüketici bu ibareye sürekli maruz kaldığından bu ibareyi her duyduğunda veya gördüğünde belirli bir firma ile ilişkilendirme yoluna gitmeyeceğini, "..." ibaresinin tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun olması nedeniyle esas unsur olamayacağını ve ilgili markalar arasında benzerliğe veya iltibas ihtimaline delalet edemeyeceğini, tüketicilere doğrudan "çikolata soslu ıslak kek" kavramlarını çağrıştıran ve bu anlamlara gelen bir ibarenin, yine işbu malları içeren 30. Sınıf yönünden tek bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, Başvuru markasında belirtilen mal/hizmetlerin tüketicilerinin davacı ve davalı markalarının aynı ticari kaynağa veya ticari-ekonomik yönden birbiriyle bağlı firmalara ait olduğunu düşünmeyecek kadar makul düzeyde bilgili, dikkatli, gözlemci ve özenli olduğunu, davacının kötüniyete ilişkin iddiasının, gerek müvekkilin gıda sektöründeki tanınırlığı gerek itiraza mesnet ibarenin genel, tanımlayıcı, ayırt ediciliği haiz olmayan ".../..." ibaresinden müteşekkil olması ve gerekse markaların hiçbir şekilde benzer olmaması nedeniyle kabul edilebilir olmadığını, Sınai Mülkiyet Kanunu 6/5 hükmü kapsamında tanınmış marka nedeniyle ret koşullarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının da tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 23/10/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 18/12/2023 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “…marka örneğinde yer alan "..." ibaresinin bir kek türünün adı olarak ilgili sektörde herkes tarafından yaygın olarak kullanılan, tanımlayıcı ve ayırt edici niteliği olmayan bir ibare olduğu” denilmek suretiyle kendi içerisinde çeliştiği düşünülmektedir. Davaya konu başvuruda yer alan “...” ibaresi “...” ibaresini farklılaştırmaya ve başvuru kapsamında yer alan: “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler” için de ilana çıkarmaya yeterli bulunmamış olmasına rağmen, aynı ibarenin bu kez başvuruyu davacı markalarından farklılaştırdığını kabul etmenin çelişki oluşturduğu, kararın bu yönüyle de yerinde olmadığı" ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ... ... ... ... ... ... ... (... ibareli diğer markaları) 26.11.2024 tarihli Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; "1- Davacıya ait 30.sınıfta tescilli “...”, “...” ibarelerini esas unsur olarak içeren markalar ile davalı başvurusunun SMK 6/1 kapsamında benzer olduğu, aynı/benzer mal/hizmetleri kapsadığı ve halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, 2- ... kararının yerinde olmadığı, 3- Davacının “... ...” ibareli markalarının SMK 6/4 maddesi kapsamında “kek” ürünleri için tanınmış olduğu, bu nedenle davaya konu başvuruda yer alan diğer mallar için tanınmışlığa bağlı itirazında haklı olduğu, ancak davacının tanınmışlık itirazının -mal/hizmetlerin aynı olması nedeniyle- sonuca etkili olmayacağı, SMK 6/5 kapsamında tanınmışlık -iddiasının mal/hizmet sınıflarının aynı olması nedeniyle- değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmadığı, 4- Davaya konu başvurunun kötüniyetle yapıldığı hususunun, dosyaya sunulan somut bilgilerle ispatlanamadığı, 5- Hükümsüzlüğü talep edilen marka başvurusunun tescile bağlanmamış olması nedeniyle hükümsüzlük istemi hakkında değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı," şeklinde ifade edilmiştir. Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; diğer yönden taraf markaları arasında bilirkişi raporunda sayfa 4-9 daki tablo ile emtia benzerliği de oluştuğu; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "... ... " ibareli başvuru markalı malları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu "... ... " ibareli işaret ile davacının "... " ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar var olan iltibası ortadan kaldırmadığından bilirkişi heyet raporu da benimsenerek aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... kararının iptaline, 3-Dava konusu ... sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40TL maktu karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile bakiye 345,55 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 185,00 TL tebligat ücreti, 269,85 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 7.954,85 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 27/01/2025
Katip ... E-imza
Hakim ... E-imza