İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/56 E. 2025/276 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/56
- Karar No
- 2025/276
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/56 Esas KARAR NO : 2025/276
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 29/05/2015 KARAR TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkilleri aleyhine ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo takiplerine mahsus yolla icra takibi yapıldığını, takibe konu senedin bedelsiz ve hükümsüz kaldığını, müvekkili ... 'ın 09/01/2014 tarihinde ...adresinde mukim ... otelin bünyesinde yer alan spa ve fitness merkezini işletmek amacı ile davalıdan işletme sözleşmesi ile kiraladığını, müvekkiline anahtar tesliminin 23/10/2014 tarihinde yapılabildiğini, davalı şirket yetkilileri tarafından 2014 yılı Mart ayı içerisinde şantiye ofislerinde satışa başlanabileceğinin söylendiğini ancak tesisin gezdirilecek duruma gelmemesi sebebi ile ancak Haziran 2014 tarihinde ofis sağlanabildiğini, bu zamana kadar oluşan maaş ve SGK ödemelerinin müvekkili tarafından yapıldığını, Ekim 2014 tarihine kadar spa ve fitness merkezinde onarım ve bakım çalışmaları sürdüğünü, müzik ve ışık sistemi ile ilgili arızaların ancak 08/11/2014 tarihinde giderilebildiğini, müvekkilinin ilgili yönetime bu durumu bildirdiğini, resmi açılışın hangi gün olacağı belirtilmeden 15/09/2014 tarihinde kira faturası kesildiğini, Eylül ve Ekim kira bedellerinin müvekkiline fatura edildiğini, sözleşmeye göre yurt dışından gelecek terapistlerin izin işlemlerinin otel yönetimi tarafından şirket adına gerçekleştirileceğini ancak ilgili izin işlemlerinin Aralık 2014 sonuna kadar bekletildiğini, bu durumla alakalı yönetime sözlü ve yazılı şikayetlerin yapıldığını, tesisteki eksikliklerden dolayı üye kaydında azalma ve kayıplar yaşandığının şirket yönetimine bildirildiğini, müvekkilinin inşaat döneminde yaptığı masrafların otelin %100 donanımla çalışmaması nedeni ile zarar etmeye başladığını, şirket yönetim kurulunda yetkili ve genel müdürün yerine fiili görev icra eden ... tarafından müvekkiline sözlü taciz ve tedhitlerde bulunulduğunu, müvekkilinin uğradığı baskı neticesinde korku ve zorluk altında 12/01/2015 tarihli fesih protokolünü imzaladığını, müvekkilinin hakem olarak seçilen Faruk Marangozoğlu tarafından oyalandığı süreç içerisinde 100.000,00-TL'lik teminat mektubunun nakte çevrildiğini ve bedelsiz ve hükümsüz kalan 400.000,00-TL'lik teminat senedinin de ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, gelişen süreçte müvekkilinin iş ve aile hayatının olumsuz etkilendiğini, henüz yeni gelir elde etmeye başlayan işletmesini göstermelik bir fesih protokolü ile davalı şrkete teslim etmek zorunda kaldığını, davalı şirket yetkilileri hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ....soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunduklarını, sözleşme kapsamında müvekkili tarafından davalı tarafa verilen tüm teminatların geçersiz kaldığını belirterek müvekkillerinin davalıya hiçbir şekilde borcunun olmadığının tespitine, müvekkilleri aleyhine ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile hükümsüz kalmış teminat senedine dayalı olarak yapılan takibin iptaline, bilahare senedin iptaline, davalı şirketin kötü niyetli olması nedeni ile %40'dan az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacılar aleyhine başlatılan icra takibine dayanak senedin teminat senedi olmadığını, bu sebeple bedelsiz ve hükümsüz kalmasının söz konusu olamayacağını, senedin ve fesih protokolünün zorla imzalatıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacıya şantiye ofislerinde satışa başlanabileceği yönünde herhangi bir söz söylenmediğini, davacı tarafça müvekkil şirket yetkililerine gelinerek bir an önce satışa başlamak için izin istendiğini, davacının kirasını ödemediğini, sözleşmedeki yükümlülüklerini ısrarla yerine getirmediğini, fesih protokolünün korkuyla, tehditle ve zorla imzalatıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, kiralama sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından haklı nedenlerle bu tarihten önce tek taraflı olarak feshedilmiş olduğunu, hakemin müvekkili şirket tarafından tayin edildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, hakemin davacının talebi üzerine müvekkili şirketin kabulü ile tayin edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E.K. sayılı birleştirme kararı ile birleşen davanın davacısı ...Tic. A.Ş vekili tarafından davalı... ile ... aleyhine açılan davanın dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından müvekkili şirket aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası ile 100.000,00TL si asıl alacak, 2.367,12-TL'si asıl alacak faizi olmak üzere toplam 102,367,12TL takip çıkış tutarı ile takip başlattığını, alacağa dayanak olarak ise ... 10. Noterliğinin 04/03/2015 tarihli ihtarnamesinde talep edilen ve müvekkil şirket tarafından nakde çevrilen davalı ...'a ait 100.000,00TL lik teminat mektubu bedelinin iadesi talebini gösterdiğini, söz konusu takip dosyasından TK'nun 35. maddesine göre tebligat yapılarak ttakibin 04/08/2015 tarihinde takibin şeklen kesinleşmesi üzerine 07/09/2015 tarihinde takip dosyasından olan alacağın tamamının ivasız olarak ... Noterliğinden düzenlenen 07/09/2015 tarihli temlikname ile diğer davalı...'a devrettiğini, alacağın tamamının ...tarafından temlik alındıktan sonra da davalı ...'ın avukatının bu kez de temlik alan ...'ın avukatlığını yapmaya devam ettiğini, davalı ... ile akdedilen 09 Ocak 2014 tarihli İşletme Sözleşmesi kapsamında kozmetik ürün, satış ve bakım, hamam, masaj terapileri vb. konulu satış ve uygulama işlerinin yürütülmesi amacıyla oteldeki bağımsız bölümün işletme hakkının davalı ...'a devredildiğini, ancak bir çok müşterinin şikayeti nedeniyle sözleşmeye aykırı uygulamalara son verilmesi amacıyla davalı ... aleyhine ihtarname keşide edildiğini, yapılan yazılı ihtara rağmen sözleşmeye aykırılıkların devam ettiğini ve valilik tarafından havuzda yapılan denetim sonucunda mevzuata aykırı birçok eksikliklerin tespit edildiğini, bunun üzerine yapılan yazılı ve sözlü uyarılara rağmen işletmenin kalitesinin istenilen seviyeye ulaşmadığını ve bu durumun müvekkil şirketin imajını ciddi şekilde zedelediğini ve telafisi güç zarara yol açtığını, bunların yanında işletme kiralarının da gününde ödenmediğini, davalı ...'ın spa ve fitness işletmesini işlettiği dönemde, il Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin geldiğini ve spa merkezinin hijyen açısından sakıncalı bulunduğunu, davalı ...'ın ... şirketine kesmiş olduğu kuponlar karşılığı hizmet vermediğini ve tahsil ettiği ücreti de iade etmediğini, bütün bunların dünyaca tanınmış ... markasının ticari itibarını zedeleyerek müvekkil şirketi zarara uğrattığından bahisle ... 2. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davanın davalıları cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... 'ın davacı şirketin bünyesinde yer alan Spa ve Fitness merkezini işletmek amacıyla şirketten "İşletme Sözleşmesi" ile kiraladığını, sözleşmenin teminatı olarak müvekkil tarafından davacı şirkete 400.000TL lik teminat senedi ile birlikte takibe konu 100.000TL lik ... Bankasına ait banka teminat mektubu verildiğini, müvekkiline anahtar tesliminin 23 Ekim 2014 tarihinde yapıldığını, ayrıca Ekim 2014 sonuna kadar Spa ve Fitness merkezinde onarım ve bakım çalışmalarının devam ettiğini, eksikliklerin ancak 8 Kasım 2014 tarihinde giderilebildiğini, müvekkilinin yönetime, söz konusu nedenlerden tesise üye kabul edemediğini sözlü ve yazılı olarak defalarca bildirdiğini ve resmi açılışın hangi gün olacağı belirtilmeden 15 Eylül 2014 kira faturası kesildiğini, bu tarihte tesis hazır olmadığı halde Eylül ve Ekim kira bedellerinin müvekkile fatura edildiğini, spayı çalıştırmak üzere yurtdışından gelecek terapistlerin izin işlemlerinin bekletildiğini bu durumla ilgili yönetime sözlü ve yazılı şikayetlerin yapıldığını, spa ekibinin tam olmadığı için ciro sağlanamadığını, tesisteki eksik aletlerden ötürü üye kaydedilişinde azalma ve kayıplar yaşandığını ve müvekkilinin zarar etmeye başladığını, davacı şirket yönetiminin baskıcı bir tutum alarak "mahkemeye veririz" şeklinde tehditlere başladığını, bunun üzerine müvekkilinin istemeden de olsa işletmede kar edebileceği dönemde zorla ve tehditle 12/01/2015 tarihinde Fesih Protokolünü imzaladığını, fesih protokolü ile bedelsiz ve hükümsüz kalan takibe konu 100.000,00 TL lik teminat mektubunun nakde çevrildiğini, 400.000TL lik teminat senedinin de ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, nakde çevrilen 100.000TL lik teminat mektubunun iadesi için ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile davacı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, iş bu takibe ilişkin ödeme emrinin usulüne uygun bir şekilde borçlu şirkete tebliğ edilerek takibin kesinleştirildiğini, müvekkil ... 'ın kendi iradesi ile takibe konu alacağını müvekkili ...'a usul ve yasaya uygun bir şekilde temlik ettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, bonoya dayalı, birleşen dava icra takibine dayalı menfi tespit davasıdır. Mahkememizce, taraflarca delil olarak gösterilen ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..., ... soruşturma sayılı dosya suretleri getirtilmiş, taraflarca delil olarak sunulan 09/01/2014 tarihli işletme sözleşmesi, 12/01/2015 tarihli fesih protokolü, ihtarname vs. tüm deliller incelenmiştir. Mahkememizce ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlular ... ile ... aleyhine 400.000,00-TL bedelli 25/11/2014 düzenleme 19/02/2015 ödeme tarihli bono hakkında 400.000,00-TL asıl alacak, 115,07-TL işlemiş faiz olmak üzere 400.115,07-TL'nin tahsili talebi ile 20/02/2015 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkememizce ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine ... 10. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde talep edilen ve borçlu şirket tarafından nakte çevrilen 100.000,00-TL'lik teminat mektubu bedelinin iadesi talebi ile 100.000,00-TL asıl alacak 2.367,12-TL işlemiş faiz olmak üzere 102.367,12-TL'nin faizi ile birlikte tahsili talebi ile ilâmsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür. İcra dosyasında mevcut ... 8. Noterliği'nce düzenlenmiş ... tarih ... yevmiye numaralı "Alacağın Devri" başlıklı belgeden icra dosya alacağı olan 102.367,12-TL alacağın tamamının bütün fer'ileri ile birlikte ... tarafından ... isimli kişiye devir edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkememizce verilen ... E.K. sayılı 04/07/2019 tarihli karar ile "...A)Asıl davada; davanın kabulüne, ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ....esas sayılı takip dosyasına konu keşidecisi (borçlu) ... , kefil ..., lehdar ... A.Ş. olan 400.000,00-TL bedelli 25/11/2014 düzenleme tarihli 19/02/2015 ödeme tarihli senet nedeni ile davacılar ... ile ...'ın davalı ... A.Ş.'ye borçlu olmadığının tespitine, Yasal koşulları oluşmadığından davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine...B)Birleşen davada; davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, Davalı ...aleyhine açılan davanın reddine, Yasal koşulları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine..." karar verilmiş, kararın istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin.. E.K. sayılı 06/10/2022 tarihli ilamıyla "...Somut olayda, Davacı ... ile davalı arasında düzenlenen İşletme sözleşmesinin 10.4 Maddesinde "işletmeci sözleşmenin imzalanmasını takiben toplam değeri 500.000 TL olan iki adet teminat mektubu verecektir. Teminatın 250.000 TL tutarındaki kısmını otelin açılışına bir ay kalıncaya kadar kiralayana teslim edecektir. Diğer teminat mektubu olan 250.000 TL tutarındaki teminat mektubunun 31.12.2014 tarihine kadar teslimi yapılmadığı takdirde ihbara gerek kalmaksızın sözleşme kendiliğinden fesih edilmiş sayılacaktır." düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmede 2 adet teminat mektubunun davalıya verileceği düzenlenmiş, eldeki davaya konu 400.000,00TL bedelli bono senedinden bahsedilmemiştir. Taraflar arasında yazılı olarak düzenlenen sözleşmenin bu maddesinin değiştirildiğine, davalı tarafa iki adet teminat mektubu yerine dava konusu 400.000 TL'lik bono ile birleşen davaya konu 100.000 TL lik teminat mektubunun verildiğine dair yazılı bir belge davacı tarafça sunulmuş değildir. Yine taraflar arasında düzenlenen fesih protokolünde de teminat senedine ve teminat mektubuma ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda davaya konu bononun taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak verildiğine dair davacı iddiasının ispatlandığının kabulü mümkün değilidir. Davalı tarafça dava konusu bononun taraflar arasındaki sözleşmenin tasfiyesi ve fesih protokolü çerçevesinde ortaya çıkan davacıya ait borcun ifası için verildiği 20 kasım 2018 tarihli beyan dilekçesi ve istinaf dilekçesinde belirtilmiştir. Bu durumda dava konusu bononun teminat bonosu olduğu ve bono ile teminat altına alınan borcun bulunmadığını ispatlamakla yükümlü davacının iddiasını ispat edilmediği anlaşılmakla mahkemece asıl davada bu husus göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Birleşen dava; davalı ... 'ın diğer davalıya temlik ettiği davacı aleyhine başlatılan takip dayanağı olarak "davacı tarafından nakde çevrilen davalı ...'a ait 100.000,00TL'lik teminat mektubu bedelinin iadesi" gösterilen ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığın tespiti istemine ilişkindir. Takip alacaklısı davalı ... icra takibine konu alacağını diğer davalıya temlik etmiş olup, dava tarihi itibariyle icra takip alacaklısına yönelik menfi tespit davası yürütülmesi gerektiğinden icra takibi ve eldeki dava yönünden taraf sıfatı bulunmamaktadır. Buna göre ilk derece mahkemesince alacağını temlik eden davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenen fesih sözleşmesi ile hakem tayini cihetine gidildiği hakem tarafından taraflar arasındaki ilişkinin tasfiyesi sonucu davacının davalıya fatura kesilmemiş olmakla KDV'siz 341.917,17TL borcu olduğu şeklinde rapor verildiği görülmektedir. Dosyaya itiraz üzerine alınan 17/10/2019 tarihinde uyap üzerinden gönderilen 3. kişilik heyetten alınan bilirkişi raporunda, davacının işlemin yapıldığı 2014 yılında işletme defteri tuttuğu, bu defterlerin bu kayıtların tutulmasına imkan vermediği, davalı ticari defterlerine göre ise 100.000TL'nin banka teminat mektubundan 18/02/2015 tarihinde tahsil edilmesinden sonra takip tarihi itibarıyla hesabın 39.723,17TL borç bakiyesi verdiği, daha sonra 01/10/2015 tarihinde davacı hesabına 341.917,17TL borç kaydı ile aynı tarihte 2.000TL alacak kaydı yapıldığı, buna göre davalının kendi defterlerine göre davacıdan 379.640,34TL alacaklı olduğu, inceleme aşamasında davacı hesabına borç, dava dışı yeni işletici hesabına alacak kaydedilen 341.917,17TL işleme dayanak belgelerin istenildiği, bu işleme dayanak muhasebe fişi altında davalı yanca hakem olarak atanana ... tarafından düzenlendiği ifade edilen belge sunulduğu, bu belgenin 3. Sayfasında kümülatif kiralayan alacağının 341.917,17 TL rakamına ulaşıldığı, bu rakamın davacı hesabına borç kaydedildiği görüldüğü tespiti bulunmaktadır. Davacı tarafça hakem ...'nun yaptığı hesaplama kabul edilmemektedir. Bilirkişi raporunda da hakemin belirlediği borç miktarının denetimine ilişkin bir veriye ulaşılamamaktadır. Ancak taraflar arasındaki sözleşmede aylık 80.000,00TL, yıllık 960.000,00TL asgari ödeme yapılacağı kararlaştırılmış, tasfiyenin hakem tarafından yapılacağı düzenlenmiş, buna göre bilirkişi heyetine sektör uzmanı bir bilirkişi de eklenerek sözleşme hükümleri gözetilerek hakemin yaptığı hesaplamanın denetlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yaplan incelem soncunda asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile asıl ve birleşen davaya yönelik ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA..." karar verilmiş, yargılamaya 2023/56 esas sırası üzerinden devam edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 06/10/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı uyarınca bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi eklenmek suretiyle ek rapor alınmış olup 29.11.2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında "...Takibe konulan bono alacağı 400.000 TL için ... 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyası “bonoya dayalı olarak kambiyo takibi başlatılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı” kararının Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ... E., ... K. Sayılı ve 21/12/2015 tarihinde onandığı, tashihi Karar talebi ise Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ... E.,... K, Sayılı ve 15/03/2016 tarihinde reddedildiği ve kararın kesinleştiği, Sözleşme sona erdiğinde davalının davacıdan olan ciro payı veya kira alacağının bulunmadığına, Davacı ile davalın arasında yapılan Fesih Protokolü'nün geçerli olduğuna, ...'nun Hakem Raporu'nun geçerli olduğunun kabulü halinde, davalı defterleri esas alındığında; a. İkinci bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; Davalının davacıdan 379.640,34 TL. alacaklı olduğuna, b. Birleşen davaya konu edilen 100,000.-TL'lık Teminat Mektubu'nun davalının davacıdan olan alacağının varlığının kabul edilmesi halinde paraya çevrilmesinin mümkün olabileceğine, c. ...'nun hakemliğinin geçerli kabul edilmesi halinde davalının davacıdan alacaklı olduğunun kabulü gerekeceğinden davalının davacıdan olan alacaklarının varlığına istinaden teminat senedinin iade edilmeyerek takibe geçilmesinin mümkün olabileceğine, ancak takibe konuları bono alacağı 400.000 TL olup, alacak 379,640,34 TL olarak kabul edildiğinde takibe konu alacağın alacak miktarından fazla olduğuna..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Asıl dava yönünden her ne kadar mahkememizce menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmiş ise de yukarıda alıntılandığı üzere, istinaf mahkemesi tarafından mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından uyuşmazlığa konu 400.000 TL tutarındaki bono yönünden borçsuzluğun tespiti talebinde bulunulmuş ise de ""davalı tarafa iki adet teminat mektubu yerine dava konusu 400.000 TL'lik bono ile birleşen davaya konu 100.000 TL lik teminat mektubunun verildiğine dair yazılı bir belge davacı tarafça sunulmuş değildir. Yine taraflar arasında düzenlenen fesih protokolünde de teminat senedine ve teminat mektubuma ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda davaya konu bononun taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak verildiğine dair davacı iddiasının ispatlandığının kabulü mümkün değilidir." şeklindeki istinaf ilamında belirtilen gerekçeden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, davacının dava konusu bononun teminat bonosu olduğu ve bono ile teminat altına alınan borcun bulunmadığını ispatlamakla yükümlü olduğu nazara alındığında iddiasını yazılı delille ispat edemediği anlaşıldığından asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden, ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası bakımından davalılar ...ve ... aleyhine menfi tespit davası açıldığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Birleşen davada dava konusu olayda davacı taraf, davalının icra takibinden sonra menfi tespit davası açmıştır. Yukarıda yazılı olduğu üzere dava tarihinden önce ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında icra takibi başlatılmıştır. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasının takip alacaklısına yöneltilmesi gerekmektedir. Somut olayda birleşen davada dava tarihi olan 06/11/2015 tarihi itibari ile icra takip alacaklısı davalı ...'dır. Bu nedenle davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Nitekim istinaf ilamında da bu husus değerlendirilmiş ve mahkememizin önceki kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan, her ne kadar davalı ... yönünden de mahkememizce davanın esastan reddine karar verilmiş ise de yukarıda yer verilen istinaf ilamında belirtildiği üzere, davacı tarafça hakem Faruk Marangozoğlu'nun yaptığı hesaplama kabul edilmediği, bilirkişi raporunda da hakemin belirlediği borç miktarının denetimine ilişkin bir veriye ulaşılamadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle, bilirkişi heyetine sektör uzmanı bir bilirkişi de eklenerek sözleşme hükümleri gözetilerek hakemin yaptığı hesaplamanın denetlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kabulü doğrultusunda bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi ...atanmış ve ek rapor alınmıştır. Tarafların ticari kayıtlarında tüm verilerin işlenmemiş olması ve taraflar arasında hesap mutabakatı bulunmaması nedneiyle Hakem ...'nun yaptığı hesaplamanın mutlak tespitinin mümkün olamayacağı, nitekim buna ilişkin dayanak belgelerin mevcut olmadığı ve hakem raporunun eksik olduğu bilirkişi ek raporunda yer alan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bu durumda, ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davacı tarafından menfi tespit isteminde bulunulmasının yerinde olmadığı, mahkememizin önceki gerekçeli kararından ayrılmayı gerektiren yeni bir durum ortaya konulmadığı değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Asıl davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-₺ maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 6.899,31-₺ harçtan mahsubu ile bakiye 6.283,91-₺ harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili lehine takdir olunan 64.017,26-₺ vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, B)1-Birleşen dava yönünden; Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalı ... aleyhine açılan davanın esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-₺ maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.748,18-₺ harçtan mahsubu ile bakiye 1.132,78-₺ harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Birleşen davanın davacısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin birleşen davanın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Birleşen davanın davalısı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalılar vekili lehine hesaplanan 30.000,00-₺ vekalet ücretinin birleşen davanın davacısından alınarak davalılara erilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2025
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza