İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/526 E. 2025/180 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/526
Karar No
2025/180
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/526 KARAR NO : 2025/180

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ....... DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli), Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.) DAVA TARİHİ : 02/11/2022 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli), Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.) istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin ... Başkanlığında görev yapmakta olduğunu, istatistiksel analiz konusunda görev yaptığı genel müdürlükte bilimsel çalışmalarla ilgili tanınan ve danışılan bir personel olduğunu, müvekkilinin çalışmakta olduğu makama gelerek müvekkilinden analizleri konusunda yardım istemiş, kendisi de akademik çalışmalar yapmakta olduğu için üniversiteye geçiş yaparken yayına ihtiyacı olan müvekkilinin amirinin kendisinden istediği görevi dışındaki bu konuda müvekkilini de 2. yazar olarak yayınına yazarsa bu çalışmayı yapabileceğini söylemesi üzerine davalı “Tamam” diyerek müvekkilinin talebine olumlu yanıt vermiş olduğunu, devamında müvekkilinin 09 Nisan 2020 tarihinde makale çalışmasının son halini davalı Uzm. Dr. ...’a mail olarak göndermiş olduğunu ve devamında davalı Uzm. Dr. ...’un Whatsapp yazışma kayıtlarında da bulunduğu üzere bahse konu yayını hemen çeviriye göndereceğini söylediğini, makaleyi her sorduğunda davalının oyaladığını, daha sonraki görüşmelerde müvekkilinin isminin son isim olacağının söylendiğini, böyle anlaşmadıklarını bunun nedenini merak ettiğini söylediğinde davalının müvekkiline "Bir doktor arkadaş var, onun ihtiyacı var" şeklinde bir cevap vermiş olduğunu, bunun üzerine onlarca zaman hileli davranışlarla kandırıldığını anlayan müvekkilinin kendisini oldukça kötü hissetmiş olduğunu ve ancak zaten emek verip hazırlamış olduğu makalede hiç değilse adının olacağını düşünerek çaresizlik içinde kendi kendisini avutmaya çalışmış olduğunu, daha sonra da müvekkilinin oyalandığını, müvekkiline olumlu veya olumsuz hiç bir geri dönüş sağlanmamış olduğunu, bu esnada güveni iyice yıkılan müvekkilinin aklına geldikçe internetten tarama yapıyorken yaklaşık bir yıl sonra 07 Ekim 2022 tarihinde yaptığı tarama esnasında makalenin Sakarya Medical Journal (Sakarya Tıp Dergisi) 2022 yılı 3. Sayısında (yaklaşık olarak tarama yapılan zamanlar Eylül-Ekim gibi) “...adıyla ve birinci yazar ismi olarak “...”, ikinci yazar ismi olarak da “...” şeklinde müvekkilinin adı olmaksızın sadece iki yazarlı olarak yayınlandığını tesadüfen gördüğünü, ...’un da aynı birimde Daire Başkanı olduğunu, davalıdan durumun düzeltilmesinin istenildiğini, davalının müvekkiline bu durumda yazarlar arasında puanın bölündüğünü, bunun müvekkile bir katkısının olmayacağını, müvekkilin adını başka bir yayına yazacağını söylediğini, müvekkilinin reddettiğini, daha sonra ise düzeltmenin mümkün olmadığını söylediğini, ilgili makaleyi bir üniversiteye Dr. Öğr. Üyesi olarak başvurmak istediğinde veya direkt olarak Doçentlik başvurusu yapacağı her dönemde dosyasına koyup diğer akademik çalışmalarımın yanında sunabilecek müvekkilinin bu süreçte çok ciddi bir zaman ve emek kaybına maruz bırakılmış, kurumuna ve idarecilerine karşı maddi ve manevi olarak ciddi zararlara uğratılarak iş yerinde güven problemi yaşamaya başladığını, dışarıdan bir istatistik danışmanına yaptırılabilecek ilgili analiz sürecinde günümüz piyasa koşullarında bahse konu hususların veri girişi ile analizlerinin yapılması ve sonuçların rapor edilmesi dikkate alındığında en az 10.000 tl gibi bir maliyeti sadece bahse konu yayında adının geçirilmesi koşuluyla kabul ederek ciddi maddi ve manevi külfete katlanan müvekkilinin hileli davranışları ile müvekkilin bahse konu yayına adını dahil etmeyerek bahse konu yayından puan alamaması ve bahse konu yayını akademik çalışmaları arasında gösterememesi noktasında telafisi mümkün olmayacak bir zarara uğratıldığını beyan ederk 10.000,00.-TL maddi ile 10.000,00.-TL manevi tazminatın 09.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili uyap sisteminden göndermiş olduğu ıslah dilekçesiyle 10.000,00.-TL olan maddi tazminat taleplerini 15.000,00.-TL 'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin Bakanlık bürokrasisindeki görevi yanı sıra akademik yayınlarına da devam ettiğini; müvekkilinin davacı ile yaptığı görüşmelerde, istatistik konularında genel müdürlük bünyesinde yardımcı olmak üzere görev aldığını, müvekkiline de yayınlarında yardımcı olabileceğini belirttiğini; müvekkilinin sorumlu yazar olmadığını, yardımcı yazar olarak katkı sağladığı bir yayında kendisine yardım edip etmeyeceğini sorduğunu, etmesi halinde de yazar olarak değerlendirilip yayında yer alması için girişimlerde bulunacağını beyan ettiğini; bu yayında sorumlu yazarın Uzm.Dr.... olduğunu; müvekkilinin defalarca ricada bulunmasına rağmen, söz konusu yayının uzmanlık dalı olan genel cerrahi alanında araştırma olması ve davacının tıp fakültesi kökenli olmaması ve uzmanlığı bulunmaması sebebiyle bu talebin uygun bulunmadığını; maddi bir menfaat bulunmadığı için zararın da söz konusu olmadığını; zira Bakanlık personelinin gelir getirici ek iş yapamayacağını, bunun etik kurallara ve yasalara aykırı olduğunu; davacının gönüllü yardımda bulunduğunu; zarardan söz edebilmek için taraflar arasında anlaşmaya dayalı bir sözleşme bulunması gerektiğini, ancak böyle bir sözleşmenin bulunmadığını, Bakanlık tarafından yürütülen soruşturma sonucunda, “Alınan ifadeler, gerçekleştirilen incelemeler ve tahlil edilen hususlar bilirkişi raporu da dikkate alınarak bütüncül anlamda değerlendirildiğinde, ....ve vekili tarafından hakkında şikayette bulunulan ... ve ....yazarlar arasına almamasının bilimsel kurallara göre uygun olduğu…” nun belirtildiğini, Soruşturma kapsamında ifadesi alınan ....’un, davacının sadece kaba istatistik yapmış olması ve bunun dışında hiçbir katkısının bulunmaması, yazının tıp alanında alması, yazının etik kurulda isminin bulunmaması, uluslararası kriterlere göre de yayında baştan sona kadar katkı sağlayamayacağının net olması sebebiyle yazıda bulunmasının etik açıdan uygun olmayacağı kanaatine vardığı cevabını verdiğini, müvekkilinin davacının herhangi bir maddi zararı var ise anlaşmaya hazır olduğunu, zarar talebinin haksız fiile dayandırılmasının doğru olmadığını, davacının manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ... ten kaynaklanan haklarının davalı tarafından ihlal edilip edilmediği, tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, tazminat şartları oluşmuş ise miktarının ne olabileceği noktalarında toplanmıştır. DEĞERLENDİRMELER; Eser Vasfına İlişkin Değerlendirme Dava konusu istem, 5846 sayılı .... hükümlerine dayanmaktadır. Bu bağlamda bu hususun dikkate alınabilmesi için öncelikle davaya konu kitabın eser vasfı, hak sahipliği vb. durumların değerlendirilmesi gerekmektedir. Fikir ve sanat eserleri hukukunun üzerine inşa edildiği temel kavram eser kavramıdır. Bir fikir ürünün ... kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle teknik anlamda “eser” niteliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim kanun koyucu da ... m. 1/B-a hükmünde eserin ne olduğunu tanımlamıştır. Buna göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulüdür. Görüleceği üzere bir fikri ürüne ... kapsamında eser vasfının addedilebilmesi ve bu bağlamda ...’in eser sahibine tanıdığı korumalardan yararlanılabilmesi için ürünün, sahibinin hususiyetini taşıması, sahibinin hususiyetini yansıtabilecek şekilde şekillenmiş olması, ...’te öngörülen eser türlerinden birinin içine girmesi ve fikri bir çabanın ürünü olması gerekmektedir Dolayısıyla ...’ te yapılan tanıma uygun bir eserden söz edilebilmesi için vazgeçilmez iki unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar ‘’sahibinin hususiyetini taşıması’’ ve ‘’...’ te sayılan eser türlerinden birine dahil olması’’ dır. Bu şartlardan ilkine sübjektif unsur ikincisine ise objektif unsur denilmektedir. Subjektif unsur; bir fikri ürünün eser olarak nitelendirilebilmesi için bu ürünün yaratıcısının hususiyetini taşıması gerektiğidir. Bu unsurun varlığının tespiti şu şekilde yapılmaktadır. Eser herkes tarafından meydana getirilebiliyorsa sahibinin hususiyetini taşıdığından söz edilemez. Eser ancak bir fikri çalışmanın ürünü olabilir yani yaratıcı vasfın bulunması gerekmektedir. Hususiyet unsurundan ne anlaşılması gerektiği hususunda Yargıtay kararları ile Tekinalp’in aşağıdaki paragrafta özetlenen görüşü ile Yargıtay kararları arasında paralellik bulunmaktadır. Bir eser üzerindeki hakkın, yani korumanın konusunu “fikir” değil, onun maddi bir araç üzerine tespit edilmekle bağımsız bir özellik kazanan ve şekillenen ifade edilişi oluşturur. Bu ifade tarzı ... 1/B maddesinde yer alan “sahibinin hususiyeti” yani anlatım biçimi “üslup” da kendisini gösterir. Bu nedenle bireyseldir. Her üslup sahibinin yaratıcılığını içerir. Yenilik gerektirmez ancak beğenilse de beğenilmese de sanatçının kişisel fikri çabasını yansıtır. Üslup bazen dizelerde, bazen bir olayın seçiliş ve hikaye edilişinde, kelimelerde; bazen biçimlendiriliş, desenlendirme ve renklendirme, bazen de yontuş ve yorumlayışta kendisini gösterir. Her eserin türüne göre değişik tarzda ortaya çıkabileceğinden, eser sahibinin hususiyeti eserin türü göz önünde tutularak belirlenir. Eserin başarılı veya berbat bulunması, onu 5846 sayılı ... anlamında eser sayılmaktan çıkarmaz. Eser “hukuken” eleştirel yargılara göre değil, düzeyli bir fikri faaliyet sonucu olup olmamasına göre tanımlanır. Objektif unsurdan kastedilen ise; bu hususiyet taşıyan fikri ürünün başkaları tarafından algılanabilir bir düzeye erişmiş olması gerektiğidir. Buna ek olarak ortaya çıkan bu somut neticenin belirli bir yapılanma şekline girmesi de gerekmektedir. Yani ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema alanlarından birine dâhil olması gerekmektedir. ... m. 2, m. 3, m. 4, m. 5 hükümlerinde fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri sayılmıştır. Bu bağlamda hukuki korumaya tabi olan eser türleri ‘’ilim ve edebiyat eserleri’’, ‘’musiki eserleri’’, ‘’güzel sanat eserleri’’ ve ‘’sinema eserleri’’ dir. ... m.6 hükmünde bu türlere ek olarak işleme ve derlemeler düzenlenmiştir. Bu türler tahdidi olarak belirlenmiştir. Bu kategoriden herhangi birisine girmeyen bir fikri ürün hususiyet taşısa dahi ... kapsamında eser olarak kabul edilmeyecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olay ve dava konusu makale üzerinde değerlendirme yapılacak olursa, dava konusu Mide Polipleri; 264 ... Retrospektif Analizi” adlı araştırma makalesinin ... m.2 hükmü kapsamında bir ilim ve edebiyat eseri olduğu, Eser Sahipliği Değerlendirmesi ...’in “Eser Sahibi” başlıklı ikinci bölümünde kimlerin eser sahibi olduğu düzenlenmiştir. ... m. 8 hükmüne göre bir eserin sahibi onu meydana getirendir. Birden çok kişinin yaratıcı fikri emeğinin hususiyetini taşıyan birlikte eser sahipliği, iki şekilde karşımıza çıkmaktadır; (1) birbirinden bağımsız olarak meydana getirilen eserler meydana getirilirken ya da tamamlandıktan sonra eser sahiplerinin iradesi ile tek ve yeni bir eser şeklinde birleştirilebilir ya da (2) baştan ayrılmaz bir bütün oluşturacak şekilde meydana getirilmiş olabilir. Birinci durumda “müşterek eser sahipliği (... m. 9)”, ikinci durumda ise “iştirak halinde eser sahipliği (... m. 10)” söz konusu olur. Somut olayda davaya konu makale davalı ve ... adıyla yayınlanmıştır. Davacı tarafça ilgili şahısların makale üzerindeki kendi hazırladıkları kısımları ile ilgili aksi bir iddiası bulunmamakta yine makale ilgili şahısların adıyla yayınlanmış olmakla aksi ispat edilene kadar ... 11. Madde kapsamında karineten de eser sahipliği mevcuttur. Uyuşmazlık konusunun davacının makale üzerindeki emek sarf ettiği çalışmasının eser sahipliği kazandıran bir boyuta ulaştırıp ulaştırmadığının olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamdaki değerlendirme de davacı tarafça sunulan deliller, özellikle gerek dosyada alınan daha önceki bilirkişi raporu gerekse de idari soruşturma aşamasındaki inceleme raporu ve beyan ve tespitler de göz önüne alınarak yapılacaktır. Dosyada alınmış daha önceki bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmede soruşturma aşamasında alınmış inceleme raporundaki değerlendirmenin baz alındığı anlaşılmaktadır. İlgili raporda “Çalışmanın dizayn edilmesi, bilimsel dil ile yazılması, çıkan istatistik verilerinin tıbbi yönden yorumlanması, dünya tıp literatürleri eşliğinde değerlendirilerek tartışma bölümünün yazılması, referanslarının dizayn edilmesi, bilimsel bir tıp dergisine gönderilmeden önceki son halinin verilmesi, uygun derginin seçilmesi, dergiye uygun dilde ve kurallarında yazılması, sisteme yüklendikten sonra gerekli yazışmaların yapılmasının tümünün” Uzm.Dr.... ve Uzm.Dr.... tarafından yapıldığını; davacı ...’ın ise sadece istatistik testlerini yaptığını ve çıkan sonuçları ...’a gönderdiğini; bu testlerin tıbbi analizi ve yorumlamasının, çıkan sonucun tıbbi açıdan ne türde bir öneme sahip olduğunun ve bilimsel literatürler eşliğinde yorumlanmasını yapmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu değerlendirme ile ilgili Retrospektif Vaka Kontrol çalışması olan ve Kategorik Veri Analizlerini içeren bu çalışmanın kendisi tarafından davalıya e-posta ile gönderilen Türkçe versiyonu ve yayınlanan İngilizce versiyonu dikkatle incelendiğinde çalışmanın yaklaşık olarak %85’inin istatistiksel analiz ve yine istatistiksel yorumlama içerdiği, davacının mesleğinin yani istatistik biliminin hususiyetini taşıdığını, davacının ilgili çalışmada yapılacak analizleri tasarlayarak yöntemini belirlemiş, verilerin girişini yapmış, analizleri yapmış ve istatistik biliminin gerektirdiği şekilde yorumlayarak araştırmanın yöntem ve bulgular gibi önemli bölümlerini yazdığını, kendisinin “yöntem” ve “bulgular” bölümünü tamamen yayınlanan makalede olduğu gibi Türkçesini hazırlayarak davalıya 06.04.2020 ve 09.04.2020 tarihlerinde e-posta yoluyla teslim etmiş olduğunu beyan etmiştir. Bu kapsamda tüm deliller üzerinde değerlendirme yapılarak şu sonuçlara ulaşmıştır. Dosya kapsamındaki yazılı beyanlar ve sunulan delil ekleri, soruşturma aşamasında sunulan 24 sayfalık ek ve diğer belgeler biyoistatistik uzmanlık alanı da baz alınarak değerlendirildiğinde makalede yapılan analizlerin ve yorumların hem istatistiki hem de tıbbi yorumlarının birbirini destekler durumda olması beklenmektedir. Bilindiği üzere istatistik veri toplama, verileri düzenleme, özetleme ve sunmanın yanı sıra; tahmin, modelleme gibi pek çok yöntemi bünyesinde barındıran ve çok yaygın kullanım alanına sahip bir bilim dalıdır. İstatistiki çalışmalarda etik olarak yapılması gereken budur. Detaylı tıbbi yorumların ve tartışmanın yapılması elbette ki araştırmacı hekimin görevidir. Bununla birlikte istatistik tüm bilimsel çalışmaların bel kemiği noktasındadır. Hareket planı ve sonuç analizi de bu istatistiki veriler de baz alınarak yapılmaktadır. Tıp alanında da uygulanan tedavi yöntemlerinin karşılaştırılması, hastaların tedavideki uygulamalara karşı gösterdiği tepkiler, bir uygulamanın değişik şartlarda aynı sonucu verip vermediği noktalarında yapılan çalışmalar da istatistik yöntemlerle belirlenmektedir. Laboratuvar çalışmalarında deneylerin planlanması ve analizi için yine istatistik yöntemlerden faydalanmak gerekmektedir. Tüm Ulusal ve Uluslararası çalışmalar özellikle sağlık alanında yapılan Disiplinler arası (Multidisipliner) çalışmayı gerektirir. Yayınların pek çoğu incelendiğinde istatistik/biyoistatistik uzmanı yazarlar arasında yer almaktadır. Bu bilimsel etiğe uygun bir davranıştır. Yapılan istatistiğin temel ve/veya ileri düzeyde olması önemli değildir. Konunun kapsamına ve içeriğine göre bu durum değişebilir. Ancak unutulmamalıdır ki istatistik uzmanı; zamanını, emeğini ve bilgi birikimini pek çok çalışma için kullanmaktadır. Tüm bu kapsamda davacı tarafça sunulan davalı tarafından kendisine gönderilen makalenin taslak hali ile davacı tarafça 09 Nisan 2020 tarihinde gönderilen makale çalışmasının son hali karşılaştırıldığında davacı tarafça salt tablo gönderimi yapılmasından ziyade verinin girişinden analizin yapılmasına daha sonra taslak tabloların hazırlanmasına ve yorumlanmasına kadar emeği yoğun bir süreç söz konusu olduğu, yine yapılan analizler incelediğinde de istatistiksel olarak doğru analizlerin yapıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla mevcut halde davacının katkısının teknik teferruata ilişkin bir katkıdan ziyade davacının hususiyetini kattığı ve birlikte eser sahipliği kazandıracak boyuta ulaştığı davacının da dava konusu makale üzerinde birlikte eser sahibi sayılabileceği, Hak İhlaline ve Tazminat Talebi; Bilindiği üzere eser sahibinin mali ve manevi hakları bulunmaktadır. Eser sahibinin manevi hakları ... m. 14, 15, 16 ve 17 hükümlerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre umuma arz salahiyeti (... m. 14), adın belirtilmesi salahiyeti (... m. 15), eserde değişiklik yapılmasını menetme salahiyeti ( ... m. 16) ve eser sahibinin zilyet ve malike karşı hakları ( ... m. 17 ) eser sahibinin manevi haklarıdır. Eser sahibinin ali haklar ise aynı ... m. 21, 22, 23, 24 ve 25 hükümlerinde düzenlenmiştir. Buna göre işleme hakkı(... m. 21), çoğaltma hakkı (... m. 22), yayma hakkı (... m. 23), temsil hakkı (... m. 24) ve işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı (... m. 25) eser sahibinin mali haklarıdır. ... m. 18/I hükmü gereğince mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Ancak mali hakların devri mümkün olup ... m. 52 hükmü gereğince mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Somut olay ile ilgili şu şekilde bir değerlendirme yapmak mümkündür. Bilindiği üzere “umuma arz salahiyeti” olarak adlandırılan manevi hak, ... 14. Maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre bir eserin umuma arz edilip edilmemesini, zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibi tayin eder. Yine ... 15. Maddeye göre ise Eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak, umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti munhasıran eser sahibine aittir. Mevcut durumda davacının eserin mevcut haliyle umuma arzı noktasında bir onayı görülmediği gibi, yine davalı tarafça da bu yönde bir kabul ve taahhüt de bulunmakla birlikte eser sahibinin isminin bildirilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının ... 14 ve 15. Maddeden kaynaklanan manevi haklarının ihlal edildiği değerlendirilmiştir. Yine davacının kişilik haklarının ihlal edildiği yönündeki değerlendirmelerinin ise hukuki değerlendirme kapsamında sayın mahkemeye ait olduğu, Davacının maddi tazminat talebi ile ilgili ise şu değerlendirmede bulunulması mümkündür. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme de bulunmamaktadır. Bu nedenle talep edilebilecek bedel talebinin ne şekilde tespit edileceğine ilişkin ... Sayılı kararında “Somut olayın özelliğine göre varsayımsal sözleşme bedeli tayin edilirken eser sahibinin bilimsel / sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi gibi sübjektif nitelikleri, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı gibi objektif kriterler dikkate alınarak eser sahibi izinsiz yayın yapanla sözleşme yapması halinde, bu sözleşme uyarınca isteyebileceği bedel, bunun faizi 68. madde uyarınca açılacak davada dikkate alınacaktır.” İfadeleriyle genel bir takım ilkeler belirlemiştir. Emsal telif oranı belirlenirken salt davacının sanatçı kişiliği ve eserlerinin niteliği baz alınmamaktadır. Değerlendirilmesi gereken bu hususların kullanılan mecra, kullanım yoğunluğu da ortaya konarak nihai ürün üzerindeki emsal payının ne olabileceğidir. Yani burada tespit edilmesi gerekli olan davacı ve davalı arasında bir sözleşme imzalansa idi davacının talep edebileceği miktardır. Tüm bu kapsamda davacının makaleye katkısı değerlendirildiğinde 15.000,00.-TL telif talebinde bulunabileceği, Netice itibariyle, Dava konusu ‘... isimli araştırma makalesinin ... m. 2 hükmü kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, Davacının, davalı ve dava dışı ... ile birlikte eser sahibi olduğu, Davacının telif alacağı talebinde bulunabileceği değerlendirilmekle, telif bedeli olarak ortalama 15.000,00.-TL telif alacağı talebinde bulunabileceği, Davacının ... 14 ve 15. Madde kapsamında manevi haklarının ihlal edildiği, dolayısıyla kişilik haklarının da ihlal edilmiş olduğu buna göre 10.000,00.-TL manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olacağı, hükmedilen tazminatlara 09.04.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, 15.000,00.-TL maddi tazminatın 09.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 10.000,00.-TL manevi tazminatın 09.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Alınması gereken 25.000,00.-TLx%068,31)=1.707,75.-TL harçtan, peşin alınan 426,94.-TL harcın mahsubu ile, eksik kalan (1.707,75-426,94)=1.280,81.-TL nispi bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat için hesap edilen takdiren 15.000,00-TL nispi, kabul edilen manevi tazminat için hesap edilen takdiren 10.000,00.-TL nispi olmak üzere iki ayrı vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 17.102,54.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30.04.2025

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 1.191,04.-TL Bilirkişi Ücreti :15.000,00.-TL P.P : 911,50.-TL TOPLAM :17.102,54.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/526, K. 2025/180, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-526-e-2025-180-k-b01182c4ce56