İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/520 E. 2025/244 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/520
- Karar No
- 2025/244
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/520 Esas - 2025/244
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2023/520 KARAR NO : 2025/244
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 06/11/2023 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 Yazım Tarihi: 11/07/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının ... menşeli ürün ve hizmetlerle bağlantılı marka, tasarım, patent, coğrafi işaret, telif dahil fikri ve sınai hakların dünya çapında korunması amacıyla faaliyet gösterdiğini ve ...’nin yetkili devlet daireleri ile birlikte çalıştığını, bu faaliyetleri arasında ...’de üretilen ve ... menşeli olarak tanınan ürünler üzerinde “...” ve benzeri ibarelerin kullanımının düzenlenmesi, denetlenmesi, ... dışında üretilen, fakat ... ile özdeşleşmiş ürünler üzerinde tüketiciler nezdinde “...” ibaresinin kullanılması nedeniyle meydana gelebilecek yanlış izlenimleri ortadan kaldırmaya yönelik önlemler almak ve yasal yollara başvurmak, dünyaca ünlü ... ürünleriyle ilgili olarak coğrafi menşe, mahreç, isim ve işaretler açısından gerekli koruma tedbirlerini almak ve şeklindeki ... bayrağının ve şeklindeki ... armasının kimsenin tekeline verilmemesini sağlamak da olduğunu, dava konusu edilen markanın da “...” ibaresinden müteşekkil olması nedeniyle davalı şahıs adına tescilinin SMK m. 5/1 (a), (b), (c) ve (f) hükümlerine aykırı olduğunu, zira tüketici nezdinde ...’nin bugün hangi mal ve hizmet için olursa olsun adeta bir kalite sembolü haline geldiğini, "...” anlamına gelen markanın ise ...’ye doğrudan atıf, yani tanımlama yapmakta olduğunu, dava konusu edilen “...” markasını taşıyan “kozmetik taşıma çantaları”nı gören tüketicilerin, anılan ürünü ... menşeili ürünler olarak algılamasının kaçınılmaz olduğunu, zaten de ...’nin tanınmış olduğu sektörler arasında kozmetik ve çanta ürünlerinin de yer aldığını, zaten ... üzerinden yapılan dava konusu markanın seçilen ülkelerden ...’da yanıltıcı ve ayırt edicilikten yoksun olduğu gerekçesi ile reddedilmiş bulunduğunu, ...’in de geçmiş kararlarda “...” ibaresini taşıyan markaların 18. Sınıfa giren emtialarda tescilini halkı yanıltıcı bularak reddettiğini, dava konusu edilen ... kararının bu emsal kararlarla da çeliştiğini, dava konusu edilen markanın davalı şahıs adına tescilinin ayırt edicilikten yoksun, coğrafi kaynak belirten ve tanımlayıcı olan “...” ibaresinin davalının tekeline verilmesi anlamına geldiği için kamu düzenini de bozduğunu, bu durumda davalının, esas unsuru “...” ibaresi olan “...” markasına dayanarak içinde “...” kelimesi geçen benzer markalara karşı iltibas argümanına dayanarak itiraz edebileceğini ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 01.09.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı markanın tescil edilmiş olması halinde tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafça SMK 5/1- a-b-c ve f madde / bentlerine göre marka tanımına uymadığı, ayırt edici olmadığı, tanımlayıcı olduğu, yanıltıcılık vasfı taşıdığı iddialarına bağlı olarak yaptığı itirazın nihai olarak reddi konusunda verilen ...'nın ... sayılı ... kararının yerinde ve doğru olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 06/09/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 06/11/2023 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(a), (b), (c) ve (f) bentleri uyarınca başvuru kapsamında yer alan Sınıf Kodu 18 .... malları bakımından reddedilmesi talebiyle "..." tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Kurum kayıtlarında coğrafi işaret olarak tescilli bulunmamakla birlikte markada yer alan ve ilgili mallar bakımından sahip olduğu ün nedeniyle coğrafi kaynak belirten bazı yer adlarının, ilgili ürünler için tanımlayıcı olması ve/veya tüketiciyi ürünün kalitesi ve kökeni konusunda yanılgıya düşürebileceği durumlarda reddi gerekir. Yapılan inceleme sonucunda, başvuru ile tescili talep edilen "..." ibaresinin " ... "anlamına geldiği ve ...'ye doğrudan atıf yaptığı belirlenmişse de başvuruya konu Sınıf Kodu 18 .... malların ...'nin dünya çapında ün kazandığı da mallar ile ilgili ya da benzer olmadığı değerlendirimiş ve başvurunun tescili talep edilen mallar için coğrafi kaynak belirten ve yanıltıcı nitelikte bir ibare olmadığı kanaatine varılmış ve itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir" şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir",şeklinde marka tanımı yapıldığı 5.nci maddede ise " a) 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler. b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler. c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. f) Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler." (mutlak red sebebi) marka olarak tesçil edilemez. Buna göre; SMK 5/1-a maddesi yönünden; 4.ncü maddede sayılan ve marka tanımına uygun olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. SMK 5/1-b maddesi yönünden; Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-c yönünden ; Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz. Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır. SMK 5/1-f yönünden ; Buna göre ,başvuruya konu olan işaret kapsamı açısından Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltıyorsa yine marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası İtiraz mesnedi maddeler ... (...) SMK 5/1-a-b-c- ve f
24/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1) Marka olabilecek nitelikte soyut-somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, 2) Coğrafi kaynak bildirdiği, dolayısıyla tanımlayıcı/tasviri nitelikte olduğu, 3) Halkı yanıltabilecek bir niteliğinin bulunduğu, 4) Dava konusu edilen 01.09.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, (2) ve (3) nolu bentlerdeki değerlendirmeler ile çeliştiği/uyumlu olmadığı, 5) Davacının markanın hükümsüzlüğü talebinin (2) ve (3) nolu bentlerdeki değerlendirmeler ile uyumlu olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davalı kurum vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markası , ilgili birimden gelen yazılar, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; SMK 5/1-a yönünden değerlendirme; "... " ibareli başvuru markasının SMK 4.ncü maddesinde sayılan şekilde bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması mümkün olan bir işaret (yazı) olduğundan SMK 5/1-a mutlak red koşulu oluşmadığı; SMK 5/1-b yönünden değerlendirme; "... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan 18.nci sınıftaki " ...". TÜRKÇESİ: Makyaj malzemelerini, kozmetik ürünlerini ve makyaj ve kozmetik uygulama aplikatörlerini koymak için özel olarak tasarlanmış, boş olarak satılan katlanabilir kozmetik taşıma çantaları." açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu; Nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus " "... " görselli markanın gerek soyut olarak ayırt edici niteliği olmadığı ileri sürülebilecek bir işaretten oluşmadığı, gerekse emtia listesindeki 18. Sınıfa giren makyaj/kozmetik ürünleri taşıma çantaları ile spesifik bir ilişkisinin bulunmadığı, bu emtialardan fonksiyonel ve kavramsal açılardan bağımsız olduğu, “...” ibaresinin, tüketicinin algısında ilave bir irdeleme veya analize gerek olmadan, söz konusu emtialarla baskın/ön plana çıkan bir ilişkisinin doğrudan kurulamayacağı gerçekleri gözetildiğinde, dava konusu edilen marka başvurusunun “marka olabilecek nitelikte somut ve soyut ayırt ediciliği haiz bir işaret” olduğu kanaatine varılmıştır... " şeklinde de izah edildiği; SMK 5/1-c yönünden değerlendirme: "... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan mallar açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında Coğrafi kaynak bildirdiği, dolayısıyla tanımlayıcı/tasviri nitelikte olduğu ; Nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus "dava konusu edilen markanın bütünleşik olarak esas/tek unsuru olan ve “...” anlamı İngilizce’ye hâkim olmayan ortalama tüketici nezdinde dahi bilinebilecek “...” isim tamlaması, tüketicilerinin zihninde, ilave bir çaba olmaksızın doğrudan “İsviçreli bir bayan ile ilintili olma” anlamını çağrıştırmakta ve dolayısıyla da, üzerinde kullanıldığı emtiaların coğrafi kaynağına doğrudan bir atıf yapmaktadır. Diğer bir ifadeyle; bu markada geçen kelime öbeğinin ne anlama geldiğinin ilk bakışta kavranması ve tüketicide doğrudan bir algı uyandırması, bu algının da “...” ülkesi/coğrafi kaynağı ile ilgili olması ihtimali yüksektir. Bu anlama gelen bir kelime öbeğinin; ...’nin tanındığı veya tanınmadığı herhangi bir ürün/hizmette marka hüviyetinde kullanılması halinde bu emtiaları gören alıcıların zihninde doğrudan teşekkül eden bu yerleşik algı nedeniyle, markanın kapsamına alınmak istenilen ürünlerin coğrafi kaynağını doğrudan tanımlayıcı olacağı değerlendirilmiştir. Herkes tarafından bu şekilde algılanan, yaygın olarak kullanılan ve tanımlayıcı/coğrafi kaynak bildiren böyle bir tamlamanın, bir markanın esas/tek unsuru olarak kullanılarak, tek bir şahıs adına marka olarak himaye görmesi, yani kullanım hususunda bir şahsa tekel hakkı verilmesi, kavramsal olarak bu ürünlerin coğrafi kaynağını doğrudan çağrıştırdığı, yani ürünlerin “nerede üretildiği” ile ilintili olduğunu, yani ürünlerin coğrafi kaynağını tanımladığı gerçeği gözetildiğinde, mümkün görülmemektedir. Halbuki; "... " markası, esas/tek unsuru itibariyle, doğrudan, zihni bir çabaya gerek olmaksızın, herkes tarafından bilinen ve ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilecek olan bir anlamı zihinde uyandırmakta, böylelikle söz konusu işaret, kapsamına alınmak istenilen makyaj/kozmetik ürünlerinin taşıma çantalarının coğrafi kaynağını belirtmektedir. Sonuç olarak; dava konusu edilen "... " işaretinin, kapsamına alınmak istenilen emtiaların coğrafi kaynağını bildirdiği, dolayısıyla tanımlayıcı/tasviri olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde de izah edildiği; SMK 5/1-f yönünden değerlendirme; "... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan 18.nci sınıftaki " ...". TÜRKÇESİ: Makyaj malzemelerini, kozmetik ürünlerini ve makyaj ve kozmetik uygulama aplikatörlerini koymak için özel olarak tasarlanmış, boş olarak satılan katlanabilir kozmetik taşıma çantaları." açısından başvurunun markasal şekilde kullanılacak olmasından dolayı Halkı yanıltabileceği ; Nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus "Dava konusu edilen"... " markasının, yukarıda da değinildiği üzere, esas/tek unsuru, Türkçe’de “...” anlamına gelen ve bu anlamı herkes tarafından bilinebilecek İngilizce isim tamlamasıdır. Halbuki; ... ülkesi, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen makyaj malzemesi/kozmetik ürünleri taşımaya yarayan çantanın ilintili olduğu kozmetik ve çanta sektörleri dahil, farklı pek çok sektörde piyasaya arz ettiği ürün ve hizmetleri ile dünyada kalitenin ve titiz üretimin sembolü olmuş bir ülkedir ve bu ibarenin kullanımı için davacı kuruluş tarafından getirilmiş bir takım kriterler vardır. Bu kriterleri karşılayarak üretim yapan üreticilerinin yıllarca ortaya koyduğu uluslararası bir kalite ve tüketici güveni söz konusudur. “...” ibaresi bu yönü itibariyle, tüketicilerin alım tercihini doğrudan etkiler bir ibaredir. Bu yüzden de; “...” ibaresinin markasal hüviyette, tek başına veya bütünleşik bir kelime içerisinde kullanılması halinde, ortalama tüketicilerin, o marka altında sunulan ürünlerin, “... menşeli” olduğunu düşünmesi/algılaması, en azından böyle bir “ön yargı”ya kapılarak söz konusu ürüne/hizmete yönelmesi, bu marka dolayısıyla o ürünü/hizmeti tercih etmesi kuvvetle muhtemeldir. Davacının ürünlerinin “... menşeli” olmaması durumunda da, halkın yanılmış olacağı açıktır. Buna göre; Bu nedenlerle; dava konusu edilen "... " işaretinin, ... menşeli olmayan ürünler yönünden halkı yanıltıcı niteliği haiz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde de izah edildiği; Tüm bu sebeplerle davalı şahsın marka başvurusu hakkında SMK 5/1-c-f madde ve bentlerinde sayılan mutlak red sebebi oluştuğundan aksi yöndeki ... kararı hatalı ve yanlış olduğu değerlendirilerek dava kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... Kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu ... sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile bakiye 345,55 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 16.800,00 TL tercüme ücreti, 756,20 TL tebligat ücreti, 269,85 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 28.826,05 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.25/06/2025
Katip ... Hakim ... E-İmzalıdır E-İmzalıdır