İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/453 E. 2024/893 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/453
Karar No
2024/893
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:*** Esas -*** KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : *** KATİP : ***

DAVACI : *** VEKİLİ : Av. DAVALI : *** DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** KARAR YAZIM TARİHİ : ***

Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin madenlerin işlenmesi ve satışıyla ilgili ticari faaliyette bulunduğunu, davalı firmanın 13/06/2022 tarihinde müvekkilinden mal sipariş ettiğini, müvekkili tarafından ürünlerin hazırlandığını ve davalıya irsaliyeli faturalar kesilerek gönderildiğini ancak söz konusu faturaların müvekkiline gününde ödenmediğini, davalının borcunu ödememesi üzerine alacakların tahsili amacı ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının yaptığı itirazın takibi uzatma maksadı taşıdığını, arabuluculuk görüşmelerinde olumlu sonuç alamadıklarından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı taraf dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, takibe konu fatura örnekleri, davacı tarafın ticari defter kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında alacaklının İşkar Mimarlık ... Ltd. Şti., borçlunun ... ... Ltd. Şti. olduğu, 138.013,19-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak olarak 50.663,30-TL ve 78.139,60-TL bedelli faturaların gösterildiği, toplamda 9.210,29-TL işlemiş faiz talebinin bulunduğu, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. 06/12/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflara uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ticari defterlerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, davacı taraf verilen kesin süre içerisinde defter ve kayıtlarını sunmuş, davalı sunmamış, ibrazdan kaçınmıştır. Dosyaya mübrez 16/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafın defter ibrazı ve adres bildirimi olmadığından inceleme yapılamadığı, davacının 2022 yılına ait yevmiye-kebir-envanter defterlerinin açılış tasdikinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdikine tabi 2022 yılı yevmiye defterinin süresinde kapanış tasdikinin yapıldığı, defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2. maddeye uygun olduğu, davacının takip ve davaya konu fatura ve içeriğini davalıya teslim ettiği, 31.12.2022 itibari ile defter kayıtlarında faturalara karşılık tahsilata rastlanmadığı, dosya kapsamında 31.12.2022'den takip tarihi 30.03.2023'e kadar faturalara karşılık yapılmış bir ödeme olmadığı hususları dikkate alındığında; davalının takip tarihi 30.03.2023 itibari ile 128.802,90-TL borçlu göründüğü, takip öncesi yazılı bir temerrüde rastlanmadığı, mahkeme takip talebinde belirtildiği üzere fatura tarihinden itibaren temerrüdün oluştuğunu kabul eder ise; takip talebindeki talep edilen işlemiş yasal faiz tutarının 9.210,29-TL olacağı ve takip talebi ile uyumlu olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir. Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir. TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır". 27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir. Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir. Somut olayda incelenen ticari defter kayıtları ile de sabit olduğu üzere takibe dayanak toplam 128.802,90-TL tutarındaki faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, vergi dairesine BS bildiriminin yapıldığı, davalı defterlerini ibrazdan kaçındığı için davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının asıl alacak talebi yönünden davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı TBKnun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması ile gerçekleşir. Somut olayda davacı tarafça icra takibinden önce borçluya gönderilen herhangi bir ihtar olmadığından davacının işlemiş faize ait istemi reddedilmiştir. İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın 128.802,90-TL asıl alacak tutarı yönünden İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, 9.210,29-TL işlemiş faiz talebi yönünden davanın REDDİNE, 2-Kabul edilen asıl alacak miktarının %20'si tutarında (25.760,58-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 8.798,53-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 1.666,86-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 7.131,67-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre; 208,21-TL'sinin davacıdan alınarak, 2.911,79-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 179,90-TL başvurma harcı, 1.666,86-TL peşin harç, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 71,25-TL posta ücreti olmak üzere toplam 3.418,01-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre; 3.189,91-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 20.608,46-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2024

Katip *** e-imzalı

Hakim *** e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/453, K. 2024/893, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-453-e-2024-893-k-96d25a4e5141