İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/392 E. 2026/74 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/392
- Karar No
- 2026/74
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/392 Esas KARAR NO : 2026/74
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 12/06/2023 KARAR TARİHİ : 28/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına göre, davacı kurum ile davalı şirketler arasında hizmet alımına ilişkin sözleşmelerin imzalandığı, bu sözleşmeler kapsamında çalıştırılan ve daha sonra işten ayrılan ... tarafından davacı kurum aleyhine işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açıldığı anlaşılmaktadır. Açılan dava sonucunda .... 17. İş Mahkemesi’nin ... E. sayılı kararı ile davacı kurumun asıl işveren, davalı şirketlerin ise alt işveren sıfatıyla işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Anılan mahkeme kararı doğrultusunda, ... vekili ... tarafından ... 7. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, bu takip kapsamında davacı kurum tarafından cebri icra yoluyla toplam 66.158,75 TL ödeme yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, davacı kurum ile davalı şirketler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri ve bu sözleşmelere ekli şartnamelerde, işçi alacak ve haklarından yüklenici sıfatıyla davalı şirketlerin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiği, bu nedenle davacı kurumun ödediği bedel yönünden davalı şirketlere rücu hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Davacı kurum tarafından yapılan ödemenin, işçinin daha önce çalıştığı davalı şirketlerin kendi sözleşme dönemlerine isabet eden tutarları oranında kendilerinden talep edildiği, ancak bu taleplere olumlu cevap verilmediği, ayrıca davalı şirketlerle yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığı, bu nedenle eldeki davanın açılmasının zorunlu hâle geldiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacı kurum tarafından ödenen toplam 66.158,75 TL tutarındaki rücu alacağının, davalı şirketlerin kendi sözleşme dönemlerine tekabül eden kısımlarından sorumlu olmak üzere, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilinin talep edildiği, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalılar üzerinde bırakılmasının istendiği görülmüştür. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına göre, davacı ... (...) tarafından, dava dışı işçi ...’a ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemiyle davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. aleyhine dava açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket tarafından, davanın görevli olmayan mahkemede açıldığı ileri sürülmüş; davacı kurumun kamu tüzel kişisi olduğu, rücuen tazminat taleplerinin Ticaret Mahkemesi’nin değil, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanına girdiği belirtilerek görev itirazında bulunulmuştur. Göreve ilişkin düzenlemelerin kamu düzenine dair olduğu, bu hususun yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerektiği savunulmuştur. Esasa ilişkin olarak, dava dışı işçi ...’ın 01.08.2009–31.12.2012 tarihleri arasında davalı şirket bünyesinde, ... tarafından ihale edilen iş kapsamında çalıştığı; bu süreçte davalı şirketin alt işveren, davacı ...’nin ise asıl işveren konumunda bulunduğu ifade edilmiştir. Yapılan işin kamu hizmeti niteliğinde olduğu, işçinin fiilen davacı kurumun emir ve talimatları doğrultusunda çalıştığı, dolayısıyla işin ve iş organizasyonunun sahibinin davacı kurum olduğu vurgulanmıştır. Dava dışı işçinin davalı şirkette çalıştığı dönemlere ilişkin tüm ücret ve haklarının eksiksiz ödendiği, iş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte herhangi bir alacağının kalmadığı savunulmuştur. Davalı şirket, davacı kurumun işçilik alacaklarının detayını somut biçimde ortaya koymadığını, hangi alacak kalemleri nedeniyle ve ne şekilde ödeme yapıldığının açıklanmadığını ileri sürmüştür. Asıl işveren sıfatını haiz davacı kurumun, İş Hukuku mevzuatı gereğince işçinin tüm hizmet süresine ilişkin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, alt işverenin ise yalnızca kendi çalıştırdığı dönem ve bu dönemdeki ücret seviyesiyle sınırlı sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, işçinin davalı şirket nezdindeki son brüt ücretinin 1.566,00 TL olduğu, yapılacak bir hesaplamada bu ücret ve çalışma süresinin esas alınması gerektiği savunulmuştur. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına atıfla, asıl işveren–alt işveren ilişkisinde rücu sorumluluğunun kural olarak yarı oranında olduğu, alt işverenin yalnızca kendi dönemine ve ücret seviyesine göre sorumlu tutulabileceği, işçinin son işvereni olmayan davalı şirketin tüm hizmet süresi üzerinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olacağı ifade edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesi uyarınca müteselsil sorumlular arasında iç ilişkide eşit paylaşım esasının benimsendiği, bu çerçevede davacı kurumun ödediği bedelin tamamının davalıya yükletilmesinin mümkün olmadığı savunulmuştur. Bu gerekçelerle, davalı şirketin işçilik alacakları yönünden sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmüş; mahkemenin aksi kanaate varması hâlinde ise, davalı şirketin yalnızca dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ve bu dönemdeki son ücreti esas alınarak ve %50 oranıyla sınırlı sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiş; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılması talep edilmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; Dosya kapsamına göre, davacı ... tarafından, dava dışı işçi ...’a ödenen 66.158,75 TL tutarındaki işçilik alacaklarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı .... A.Ş.’den rücuen tahsili talebiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket, davacının taleplerini somutlaştırmadığını, hangi alacak kalemlerinin hangi davalıdan talep edildiğinin açıklanmadığını ileri sürerek somutlaştırma eksikliğine dikkat çekmiştir. Yargıtay kararları uyarınca, somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde davacının taleplerinin eksik olduğu ve bunun tamamlanmaması hâlinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Davalı şirket, müvekkilinin resmi ihaleler kapsamında alt işveren olarak çalıştığını ve dava dışı işçinin işinin asıl işveren olan davacı kurumun yönetim ve tasarrufu altında yürütüldüğünü belirtmiştir. Dava dışı işçinin müvekkil şirketteki çalışmasının ihale süresinin sona ermesiyle tamamlandığı ve iş akdinin 30.07.2009 tarihinde sona erdiği, işçinin müvekkil şirketteki süresi ile ilgili tüm haklarının ödendiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi ve Yargıtay içtihatları uyarınca alt işverenin sorumluluğunun yalnızca devir tarihine kadar olan işçilik alacakları ile sınırlı olduğu, devir tarihinden sonra doğan alacaklardan sorumlu tutulamayacağı savunulmuştur. Zamanaşımı süresinin dolduğu, dolayısıyla davalı şirketin ödeme sorumluluğunun bulunmadığı da ileri sürülmüştür. Davalı şirket ayrıca, kıdem tazminatı hesabının yalnızca kendi dönemindeki çalışma süresi ve işçinin o dönemdeki ücreti dikkate alınarak yapılması gerektiğini, ihbar tazminatı ve kullanılmamış yıllık izin ücretlerinden sorumlu olmadığını belirtmiştir. Yargıtay kararları, alt işverenin yalnızca kendi dönemindeki işçilik alacaklarından sorumlu olduğunu, son işverenin ise tüm haklarıyla sorumlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Davalı şirket, davacı ile imzalanan hizmet alım sözleşmeleri ve sözleşme eklerinde, davalı şirketlerin tüm alacak kalemlerinden sorumlu olduğuna dair açık bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle sorumluluğun yalnızca işçinin çalıştığı süre ve ücret üzerinden sınırlı tutulması gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay kararları doğrultusunda, alt işverenin sorumluluğu, TBK m. 167 uyarınca tarafların yarı yarıya sorumluluğu esas alınarak ve açık hüküm bulunmadığı durumlarda sınırlandırılmalıdır. Tüm bu gerekçeler çerçevesinde, davalı müvekkil şirketin işçilik alacakları yönünden sorumluluğu bulunmadığı, en kötü ihtimalle kendi dönemine ilişkin kıdem tazminatı kapsamında sınırlı ve yarı oranında sorumlu tutulabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılması gerektiği savunulmuştur. Deliller arasında, dava dışı işçinin özlük dosyası, davacı kurum kayıtları, hizmet alım sözleşmeleri ve ekleri, banka ve SGK kayıtları, ihale sözleşmeleri, bilirkişi incelemesi, tanık beyanları ve yemin yer almaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının asıl işveren, davalıların alt işveren olduğu, davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen kıdem, ihbar, yıllık izin, UBGT ücretlerinin alt işverenlerden rücuen tazmini isteminde davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumlu iseler sorumlu oldukları miktarın tespitinden ibaret olduğu görüldü. DELİLLER; ... 17. İş Mahkemesine müzekkere yazılarak ...Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 20/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının İş Mahkemesi ilamı gereği yaptığı ödemeler, dava dışı işçinin çalışma dönemi olan 10.06.2003 - 31.12.2012 tarih aralığını kapsamaktadır. SGK kayıtlarına göre, davalı ... Ltd. Şti. ile davalı, iflas nedeniyle tasfiye halinde bulunan ... Tic. Ltd. Şti., söz konusu tarih aralığında dava dışı işçinin işvereni olarak görünmemektedir. Bu nedenle, söz konusu şirketler sorumluluk hesaplamasından dışlanmıştır. Buna ek olarak, 10.06.2003 - 31.12.2012 tarihleri arasında dava dışı işçinin işvereni olan bazı alt işverenler davalı olarak gösterilmemiştir. Ancak, sorumluluk miktarlarının doğru hesaplanabilmesi amacıyla, davalı olarak gösterilmeyen bu alt işverenler de hesaplamaya dahil edilmiştir. Davalıların sorumlu olabilecekleri miktarlar, raporda “Davalı İşverenlerin Sorumluluk Miktarları” başlığı altında yer alan tabloda gösterildiği şekilde tespit edildiği" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının, davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı, hizmet alım ihalesinin davalılar tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalılar yüklenicilerin çalıştırdığı işçinin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup kıdem tazminatının dava dışı işçiye ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli ... E. ...K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli ... E.... K., 11/05/2017 tarihli ... E. ...K. sayılı ilamları) Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli ...E... K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir. İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ... E. ...K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmelerinin 22.1 veya 23. Maddelerinde "Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personelle ilgili somlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür" düzenlemesinin yapıldığı, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 38. Maddesi ile çalışanların özlük haklarının düzenlendiği, ihale dökümanlarına göre sözleşme bedeline işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olduğu görülmüştür. Buna göre işçilik alacaklarından davacı işverenin sorumluluğuna dair bir hükme yer verilmediğinden, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları nedeniyle davalı şirketler işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden işçilik alacakları nedeniyle sorumludur. Dava dışı işçinin SGK kayıtlarına göre; 1-Dava dışı ... Şti'de 10/06/2003-31/05/2005 tarihleri arasında 722 gün, 2-Dava dışı ...A.Ş'de 01/06/2005-31/05/2006 ve 01/06/2007-29/07/2008 tarihleri arasında olmak üzere 790 gün, 3-Davalı ...A.Ş'de 01/06/2006-31/05/2007 ve 01/08/2008-30/07/2009 tarihleri arasında olmak üzere toplam 729 gün, 4-Davalı ...Tic. A.Ş'de 01/08/2009-31/12/2011 tarihleri arasında 883 gün, 5-Davalı ... Şti.'de 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasında 365 gün, 6-Davalı ...Ltd. Şti'de (İş Mahkemesi ilamı gereği ödenen işçilik alacaklarının ait olduğu dönemin dışında olmak üzere) 01/01/2013-31/12/2013 tarihleri arasında 7-Davalı İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti'de (İş Mahkemesi ilamı gereği ödenen işçilik alacaklarının ait olduğu dönemin dışında olmak üzere) 01/01/2015-15/09/2015 tarihleri arasında çalıştığı tespit edilmiştir. Davalı şirketlerin, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından sorumlu oldukları miktarların, işçinin son brüt ücreti üzerinden ve çalıştırdıkları süreyle sınırlı olarak hesap edilmesi gerekmektedir. Mahkememizce bilirkişi ...'dan alınan 20/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilkelere göre hesaplama yapılmış, düzenlenen rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak hükme esas alınmış, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından, davalı şirketlerin kendi çalıştırdıkları süre ile sınırlı olarak ancak son brüt ücret üzerinden sorumlu oldukları gözetilerek, iş mahkemesi dosyasında mahkememiz dosyası davalıları ...ve ... Şirketlerine davanın ihbarına ilişkin tebligatların yapılmadığı, bu davalıların mahkememizdeki davadan önce temerrüde düştüklerine ilişkin dosyada başka bir bilgi ve belge bulunmadığı görülmekle bu şirketler yönünden dava tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu gözetilmiş ve 6.927,12 TL'nin (taleple bağlı kalınarak) davalılardan ...Şirketi'nden 07/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 13.613,26 TL'nin davalılardan ... Şirketi'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 222,00 TL'lik kısım yönünden davanın reddine, 13.813,28 TL'nin (taleple bağlı kalınarak) davalılardan ...Ltd. Şti.'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davalılardan ... Ltd. Şti'ye yönelik (6.908,14TL) ve ...Tic. Ltd. Şti'ye yönelik (24.671,94TL)'lik davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1.Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -6.927,12 TL'nin (taleple bağlı kalınarak) davalılardan ...Şirketi'nden 07/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, -13.613,26 TL'nin davalılardan ... Şirketi'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 222,00 TL'lik kısım yönünden davanın reddine, -13.813,28 TL'nin (taleple bağlı kalınarak) davalılardan...Tic. Ltd. Şti.'den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, -Davalılardan ...Tic. Ltd. Şti'ye yönelik (6.908,14TL) ve ... Tic. Ltd. Şti'ye yönelik (24.671,94TL)'lik davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 2.346,69 TL nispi karar harcının, peşin alınan 1.129,83 TL harcın mahsubu ile geri kalan 1.216,86 TL harcın davalılardan (... Anonim Şirketi 245,37 TL'sinden, ... Şirketi 482,20 TL'sinden davalılardan ...Şti. 489,29 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 34.578,67 TL nispi vekalet ücretinin (davalılardan ...Şirketi 6.927,12 TL'sinden, ...Şirketi 13.613,26 TL'sinden davalılardan ... Şti. 13.813,28 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, 4-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 908,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ... Ticaret Limited Şirketi verilmesine, 5-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 24.671,94 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan Tasfiye Halinde ...Şirketi'ne verilmesine, 6-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 222,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ... Şirketi'ne verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 1.335,33 TL (179,90 TL BHV, 25,60TL VSH, 1.129,83 TL peşin harç) harcın davalılardan ... Şirketi, ...Şirketi, ... Ltd. Şti.'den alınarak, davacıya verilmesine, 8- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 5.013,00 TL (2.013,00 TL tebliğler ve posta, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.409,71 TL yargılama giderinin davalılardan (... Şirketi 485,89 TL'sinden, davalı ... Şirketi 954,89 TL'sinden, ...Şti. 968,93 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, 10-Arabuluculuk ücreti olan 3.280,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 1.565,67TL'sının davacıdan, 1.703,17 TL'sının davalılardan (... Şirketi 343,43 TL'sinden, davalı ...Şirketi 674,92 TL'sinden, ...Şti. 684,82 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, Davacı Vekilinin, Davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin yüzüne karşı, Davalı ... yönünden verilen karar hakkında gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf yolu açık, geri kalan davalılar yönünden miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/01/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır