İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/3342 E. 2011/453 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/3342
Karar No
2011/453
Karar Tarihi

T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/730 Esas - 2025/122 T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/730 Esas KARAR NO : 2025/122 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2024 KARAR TARİHİ : 18/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 86072 No'lu Kömür Ruhsat Sahası Galeri Güzergahı (Kınık/İZMİR) hidrojeolojik yapısının matematiksel modellenmesi işi için 23.600,00 TL'ye anlaşma yapıldığını müvekkili şirketin modelleme işlemini tamamlayıp, davalı şirkete teslim ederek 17.03.2022 tarihli ve 0... .... .... No'lu faturayı düzenlemesine rağmen; davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığını, davacı tarafından davalıya karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketçe icra takibine itiraz edildiğini ve akabinde taraflarınca dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulmuşsa da arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, itirazın gerçeği yansıtmadığını ve icra takip işlemlerini geciktirme amacı taşıdığı beyanla ...5. Genel İcra Dairesi'nin 2024/7883 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle, huzurdaki davanın icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, takibe konu edilen fatura alacağının davalı tarafa ödendiğini, davalı taraf aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, takibe konu asıl alacak tutarını kabul anlamına gelmemekle birlikte icra takibinde temerrüt için gereken şartlar vuku bulmamışken takip öncesi faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine, davacı aleyhinde %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından 20/12/2024 tarihli tam ıslah talepli "dava dilekçesi" sunulmuş ve özetle; davada 07.03.2022 tarihli, 0022022000000014 No'lu ve 23.600,00 TL bedelli faturaya ilişkin yapılan icra takibine ilişkin itirazın iptali talep edilmiş ise de iş bu davaya konu faturanın sehven gönderildiği, davalı şirketten alacağı bulunan faturanın aslen 27.12.2022 tarihli, 0022022000000049 No'lu ve 17.700,00 TL bedelli fatura olduğu, davalı şirketin gerek itirazında gerekse de arabuluculuk sürecinde ödemeye ilişkin belge sunmamış olması sebebiyle sehven davaya konu faturaya yönelik açılan davada HMK m. 180 gereğince tam ıslah talebinde bulunma zarureti doğduğunu yeni dava dilekçesine konu 27/12/2022 tarihli, 0022022000000049 nolu ve 17.700,00 TL bakiyeye ilişkin faturayı dzüenlemesine rağmen davalı şirketçe ödeme yapılmadığını beyanla davada tam ıslah taleplerinin kabulü ile ıslaha ilişkin eksik harç varsa hesaplanmasına, ıslah talebi doğrultusunda sunulan iş bu yeni dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğine, tam ıslah yolu ile açılan davanın kabulü ile 17.700,00 tl alacağın ticari temerrüt faizi ile davalı şirketten tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Islah suretiyle sunulan yeni dava dilekçesine karşı, davalı vekili 13/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ikame edilen itirazın iptali davası nedeniyle yapılan dava şartı arabuluculuk görüşmelerinin işbu tam ıslah ile sunulan yeni dava dilekçesi açısından geçerliliğini kaybetmiş olduğunu, davacının tam ıslah talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacının tam ıslahına itirazlarını tekrarla müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Dava; faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılmış ancak henüz dilekçeler teatisinde davanın tamamen ıslahı suretiyle alacak davasına dönüştürülmüştür. Davacı vekili tarafından sunulan 20/12/2024 tarihli ıslah dilekçesi ele alındığında dilekçe kapsamında özetle; itirazın iptali davası olarak ikame edilen davanın dava türünün, davanın tamamen ıslahı suretiyle alacak davasına dönüştürülmesi ile 27/12/2022 Tarih 2022000...49 nolu 17.700,00 TL bedelli faturaya dayalı iş bedelinden kaynaklanan alacak isteminde bulunulduğu görülmüştür. Davalı taraf esasa ilişkin savunmaları yanında ayrıca arabuluculuk dava şartının yerine getririlmediğini ileri sürmüştür. Islah öncesi dava dilekçesine ve davaya konu ...5. Genel İcra Dairesi 2024/7883 Esas sayılı icra takibine bakıldığında; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 23.600,00 TL fatura asıl alacağı, 6.969,59 TL işlemiş faiz olmakla 30.569,59 TL toplam alacak üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız takip olarak başlatıldığı, takipte borcun sebebinin 0022022000000014 nolu, 17/03/2022 tarih ve 23.600,00TL tutarlı fatura alacağı 23.600,00 TL olarak gösterildiği görülmüştür. Borcun sebebi bakımından ıslah öncesi dava dilekçesinde de özetle; takip konusu faturanın taraflar arasındaki 86072 no'lu Kömür Ruhsat Sahası Galeri Güzergahı hidrojeolojik yapısının matematiksel modelleme işi çerçevesinde tanzim edildiği ve ödenmediğinden icra takibi yapıldığı yönünde anlatımda bulunulduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 20/12/2024 tarihli ıslah dilekçesinde ise özetle; davayı alacak davasına dönüştürdükleri ve takibe konu edilen faturadan farklı bir faturaya dayalı alacak isteminde bulundukları anlaşılmıştır. Davacı vekilinin ıslah hususundaki beyanının değerlendirilmesi bakımından bir kısım kavram ve yasal düzenlemelere değinmek gereklidir. Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir (6100 sayılı Kanun md. 176). Islah müessesesi, davayı değiştirme başka anlatımla iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkândır. Zira bu suretle aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık itiraza uğramaksızın yapılabilmektedir. Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı olduğundan yasal şartları yerine getirildiği takdirde karşı tarafın ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir. Islahın konusu tarafların yaptıkları kendi usul işlemleridir. Taraflar ıslahla, dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu ve talep sonucunu değiştirebilirler. Islahın amacı yargılama sürecinde şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün değildir. Davanın tamamen ıslahı mümkün olduğu gibi kısmen ıslahı da mümkündür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” şeklinde düzenleme mevcut iken kısmen ıslah 181. maddede kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir. Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K., 15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı İlâmları) Diğer yandan itirazın iptali davası ise İİK'nın 67. Maddesinde düzenlenmiş olup icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Bununla birlikte yukarıda değinilen yasal düzenlemeler uyarınca itirazın iptali davasının ıslah yoluyla alacak davasına çevrilmesi de mümkündür. Elbette buradaki ıslah işleminin HMK'nın 180. Maddesi anlamında davanın tamamen ıslahı olduğu açıktır, zira kısmen ıslah yoluyla davanın türü değiştirilemez. Anlatılanlar ışığında somut olayda dava türü ile birlikte dava sebebi ve istem konusu tümüyle değiştirildiğinden yapılan ıslah işleminin davanın tamamen ıslahı olduğu açıktır. Diğer yandan taraflar tacir olup uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği ve eldeki alacak davasının nispi ticari dava olduğu sabittir. Ticari davalar yönünden dava şartı arabuluculuk müessesesi, TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, anılı maddenin birinci fıkrasının, 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değiştirilmiş olup, özetle fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiş ve yine 7445 Sayılı Kanun'un geçici madde 1 düzenlemesiyle; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı düzenlenmiştir. Açıklandığı üzere eldeki dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nın "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinin birinci fıkrası "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindedir. Yine dava şartı arabuluculuğa ilişkin özel düzenleme getiren HUAK 18/A maddesinin ikinci fıkrasında; kanun koyucunun açık düzenleme yaparak arabuluculuğa ilişkin dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koyduğu kanaat edilmiştir. (Arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı yönünde; Y. 6 HD 2023/3342 E., 2023/2951 K., 26/09/2023; ...BAM 31. HD. 2023/654 E., 2023/996 K., Ank. BAM 23 HD. 2020/1757E., 2020/1466 K.) Eldeki davada ıslah öncesinde ikame edilen itirazın iptali davası için dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğu ve anlaşamama ile sonuçlandığı görülmektedir. Bu noktada taraflar arasında; davanın tamamen ıslahı ile ikame edilen alacak davası bakımından yeniden arabuluculuğa başvurulması gerekip gerekmediği irdelenmelidir. Huzurdaki davanın açılması öncesinde gerçekleştirilen arabuluculuk faaliyeti kapsamında arabuluculuk konusu uyuşmazlığın "...5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/7883 esas sayılı dsoyasına yapılan itirazın iptali ve icra dosyasına konu bedelin ödenmesi talebi" olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Öncelikle hemen belirtmek gerekir ki 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesinde dava şartı olarak kabul edilen arabuluculuk faaliyeti bakımından dava türü özelinde münferiden "itirazın iptali davaları" ile "alacak davaları" arasında fark gözetilmemektedir. Diğer bir anlatımla arabuluculuk faaliyeti kapsamında "itirazın iptali" olarak belirtilen uyuşmazlığın, yargı makamında "alacak davası" olarak ikame edilmesinde mahsur bulunmadığı, uyuşmazlık konusunun arabulucu huzurunda görüşülmüş olmasının yeterli bulunduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, önemle belirtmek gerekir ki; arabuluculuk faaliyeti kapsamında, taraflar arasında arabuluculuk sağlanması amaçlanan husus "uyuşmazlık konusu" olup; bu bakımdan uyuşmazlık konusu arabuluculuk faaliyetinin temel unsurlarındandır. Anlatılanlar ışığında denilebilir ki; uyuşmazlık konusu değiştirilmediği müddetçe arabuluculuk başvurusunun alacak veya itirazın iptali davası açılacağından bahisle yapılması yani ikame edileceği bahsedilen davanın dava türü bakımından bir fark bulunmamaktadır. Ancak arabuluculuk sürecine götürülen uyuşmazlık konusu ile daha sonra davaya konu edilen uyuşmazlık konusunun farklı olması halinde ise bu arabulucluk sürecinin konusu farklı olan bir dava için dava şartını sağladığı düşünülemez. Dolayısıyla taraflar arasında belirli bir konu için gerçekleştirilen arabuluculuk süreci akabinde farklı bir konuda dava açılması veya açılan davanın dava konusunun değiştirilmesi bakımından arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi için ikame edilmek istenen farklı uyuşmazlık konusu hakkında yeni bir arabuluculuk başvurusu yapılması gerektiği kanaat edilmiştir. Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay ele alındığında; taraflar arasında ikame edilen davadan önce gerçekleştirilen arabuluculuk sürecinde, açıkça derdest bir icra takibine konu edilen münferit bir faturaya dayalı alacağın uyuşmazlık konusu olarak belirtildiği, oysa açılan dava, davanın tam ıslahı suretiyle alacak davasına dönüştürülürken dava konusunun da değiştirildiği ve farklı bir faturaya dayalı alacağın uyuşmazlık konusu haline getirildiği görülmüştür. Hal böyle olunca daha önce ikame edilen davaya konu takibin dayanağı olan fatura alacağı için gerçekleştirilen arabuluculuk sürecinin ıslah sonrası talep edilen farklı bir fatura alacağını kapsamadığı ve bu itibarla ıslah ile ikame edilen eldeki alacak davası bakımından taraflar arasında usulüne uygun arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği kanaat edilerek ve arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi, 6325 Sayılı HUAK'nın 18/A-2. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2- Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik 187,8-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/02/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/3342, K. 2011/453, T. 15.06.2016, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-3342-e-2011-453-k-db9a328bb4e0